Fetva Meclisi
Soru
Ben Gaziantep merkezde oturup Gaziantep'in ilçesi olan İslahiye'ye çalışıyorum. İşim gereği (112) 3 günde bir 24 saat çalışıp evime geri dönüyorum. Bu çalıştığım 24 saat içerisinde ise Gaziantep merkeze yani evimin bulunduğu bölgeye 2-3 defa hasta götürüyoruz. Namaz için seferi mi sayılıyorum yoksa sadece yolda mı seferi oluyorum cevabı bulamadım yardımcı olursanız sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Eviniz ve iş yerinizin bulunduğu yerde normal namaz kılacaksınız. Yol esnasında namaz kılacak olursanız dört rekât namazları iki rekât olarak kılarsınız.
Evinizden doksan km. uzakta iken seferi olarak kılmanız gerekir. Tam kılsanız da namazınız tamamdır ama seferi olarak kılın. Sadece evinize döndüğünüzde tam kılarsınız. Ömrünüzün sonuna kadar o şekilde kılmanız ne namazınızı ne de sevabınız açısından bir eksiklik oluşturmaz. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Adıyaman, evinizin bulunduğu bir yer ise orada seferi olmazsınız. Şanlıurfa sınırından Adıyaman sınırına kadar namaz kılmanız hâlinde ise seferi olarak kılın. Namaz vakti geçmiyorsa ve evinize ulaşacaksanız evde tam kılmanızda bir sakınca olmaz.
Yayladaki eviniz size ait ise sizin yaylada bulunduğunuz süre ORALI gibi kabul edilir. Aile olarak orada bulunduğunuz sürece namazları tam olarak kılarsınız. Oraya giderken YOL ESNASINDA ise seferi sayılırsınız. Yaylada sizi ziyarete gelen birisi için ise bu geçerli değildir.
Bu meseleye şöyle başlayın: Siz orayı hâlâ kendi ocağınız olarak görüyor musunuz, görmüyor musunuz? Eğer orayı eskiden babanızın yaşadığı bir yer olarak görüyorsanız, seferi olarak kılmanız gerekirdi. Eğer orayı eski ve her an denebileceğiniz bir yeriniz olarak görüyorsanız sadece yol boyunca seferi sayılacaktınız. Eksik kalan namaz varsa bu hesaba göre eksikleri kaza ediniz.
Kapıdan kapıya mesafe doksan iki km ise seferisiniz. Türkiye'de yerleşik bir eviniz yoksa yani İsviçre'de oralı biri olarak yaşıyorsanız, Türkiye'ye de turist gibi geliyorsanız seferisiniz. Hayır, kendinizi hâlâ Türkiye'de de yeri olan ve oraya dönebilecek biri olarak görüyorsanız sadece yolculuk esnasında seferi olursunuz.
namaz konusundaki diğer fetvalar
Teheccüd ibadeti en az iki rekâttır. Normali de sekiz rekâttır. Daha fazlasında sınır yoktur.
1- Bedenin, 2- Elbisenin, 3- Namazda üzerine temas edilen zeminin necasetten temiz olması kastedilmektedir. Necaset dinen pis kabul edilen şeylerdir. İnsan ve hayvan pisliği gibi...
Sandalyede namaz ile alakalı olarak şu kuralları zikredebiliriz: a- Ayakta namaz kılabilenin oturarak veya sandalyede namaz kılması caiz değildir. Buradaki ‘kılabiliyor’ olmak, kıldığı zaman katlanılmaz bir acı çekmemek, muhtemel bir arızaya sebep olmamak diye anlayabiliriz. ‘Muhtemel bir arıza’ hayali olmamalıdır. Mesela burun ameliyatı olmuş birisinin eğilmemesini tavsiye etmiş ise doktor bu muhtemel bir arızadır. Belindeki bir ağrıdan ötürü daha sonra acı çekecek birininki muhtemeldir. b- Ayakta kılamayan ise kılabildiği gibi kılar. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ‘Ayakta kıl. Kılamazsan oturarak kıl. Ona da gücün yetmezse yaslanarak kıl.’ Yalnız şu da bilinmelidir: Oturarak kılacak olan, oturması ne kadar gerekiyorsa o kadar için ruhsatlı sayılır. Mesela iftitah tekbirini ayakta yapabiliyorsa onu yapmalıdır. Ruku yapabiliyorsa onu yapmalıdır. c- Bu kurallar farzlar için böyledir. Nafile namazlarda ise biraz daha rahat kılınabilir. d- Namazı oturarak kılmak durumunda olan yani bu hususta ruhsatlı kabul edilen, nasıl oturabiliyorsa öyle oturur. Buna sandalye de dahildir. e- Sandalyede kılan, ruku ve secdeye gidemiyorsa ruku için başını eğer, secde için ise biraz daha fazla eğer. Buna ima ile kılma deriz. Yalnız secde etmek için mesela bir minderi dizine koyarak secde etmesi caiz olmaz. f- Camilerde sandalyede namaz kılanlar safı bozmamaya dikkat etmelidirler. Omuzu yandakinin omuzuna gelecek şekilde sandalye koymalı ve o şekilde saf olmalıdırlar.
Bu soruyu ‘namazı seccadede kılsak olur mu?’ Diye sorsa idiniz daha gerçekçi bir soru olurdu. Namazı ilk kılan nesil ashabı kiram toprak ve çakıl üzerinde namaz kıldılar. Halı ve seccade bilmediler. Allah onlardan razı olsun. Yani namazın aslı çıplak zemin üzerinde kılınmasıdır. İlk nesil öyle kılmıştır. Seccade üzerinde kılınması ise fukahanın sakıncalı görmediği bir iştir. Temiz olmak kaydı ile seccade veya benzeri başka bir şey üzerinde kılınabilir. Şunu da tavsiye edebiliriz: Seccadeler ne kadar sade olursa namazda dikkati değıtmaması bakımından o kadar iyi olur. Bunu da böyle bilmiş olalım.
Öyle bir namaz hadisle sabittir. Dolayısıyla tevbe namazı diye bir namaz vardır. Farz vacip değildir. Sünnet namazlardandır. - Herhangi bir günahtan sonra tevbe etme sürecinde, - Nafile namaz kılınabilen her zamanda, - İki rekat normal namaz gibi kılınır. - Namazdan sonra dua ve tevbe edilir. - Tevbe namazından sonra sadaka vermek de tevbenin kabulünü kolaylaştırır biiznillah.
Hanefi mezhebi üzere iseniz sabah namazının farzından sonra sünnet kılmamalısınız. Diğer mezheplerden biri üzere iseniz farzdan sonra sabahın sünnetini kılabilirsiniz.