Fetva Meclisi
Soru
Ehli sünnet velcemaat olduğunu belirten bazı kişiler ölünün arkasında dua okumanın gereksiz olduğunu, duanın ancak yaşayanlar için okunabileceğini söylediler; Yasin vb. okunmazmış. Bu konu hakkında doğru bilgi nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Tam istediğini bulmadan ölebilirsin; bulduğunu iyi hâle getirerek yaşamaya çalış.
Aleykümselam. İbadetlerden her biri, mü'min olarak öldüğünü bildiklerimiz için eda edilip sevaplarından istifade etmeleri umulabilir. Genel olarak ulemanın görüşü bu şekildedir. Burada dikkat edilmesi gereken hususlar ise şöyledir: - Mü'min olarak ölen birine arkadan gönderilecek hasenatın faydası olur. - Bu gönderme bir ticarete dönüştüğünde hiçbir değer taşımaz. Zira ibadetler Allah için yapıldığında değerlidirler. Allah için yapılan işte de ticaret olmaz. - Bu bir umuttur. Umut ise kati değildir. Kati olan şeyleri yapmak daha evladır. Mesela ölmüş insanın evladının iyilik olarak yaptığı şeyler daha değerlidir. - Kur'an'da bir ibadet olarak, ölmüş mü'min için okunduğunda elbette sevap kaynağıdır. Ne kadar ticaret, ne kadar gösteriş, ne kadar adet ve ne kadar da ihlaslı bir ibadet olarak yapıldığı ise ancak Allah Teâlâ'nın bilebileceği bir iştir. Evde, mezarda, camide farkı yoktur. İhlaslı veya ihlassız farkı olabilir.
Selamünaleyküm. Bu husus insanların ölmüşlerine karşı tatmin oldukları bir durumu yansıtmaktadır. Din adına geçinenler de bundan kazanç elde ettikleri için bunu yaşatmaktadırlar. Kimsenin bunu kaldırmaya gücü yetmez bu nedenle. Biz, tebliğimizi yapar gerisini karıştırmayız.
Ashab-ı Kirâm'ın hayatında 'Ölüye mevlüt okutmak' şeklinde bir uygulama yoktur. Ölünün arkasından yapılan ihlaslı ve ücretsiz ibadetlerin ona hediye edilmesinde ise sevap umulur. Bu konuda itiraza yer yoktur. Ücretli ve riya için yapılanlar hakkında ise size doğru söylemiştir.
Ashab-ı Kiramdan itibaren bu ümmetin büyüklerinin, ulemasının inandığı şudur: a- Cennet iman ile ölenlere, cehennem küfür üzere ölenlere ebedî olarak tahsis edilecektir. b- Kâfir olarak ölenler için ayrıntı yoktur, direkt cehenneme girecek ve ebedî olarak orada kalacaklardır. c- Mümin olarak ölenlerden günahı olmayanlar ebedî olarak kalmak üzere cennete gireceklerdir. d- Mümin olarak ölen ama günahları olanlar ise Allah Teâlâ’nın dilemesine kalmışlardır; direkt affedip cennete koyabileceği gibi belli bir süre cehennemde cezalandırıp cennete de koyabilir. Allah Teâlâ’nın muradının nasıl tecelli edeceği hakkında rakamlı, ölçülü bir görüş beyan etmek mümkün değildir. Mesela, bu dünyada yaşarken günahkâr olan ama şu veya bu sıkıntılara sabır ve imanla dayanabilen ve imtihanı kazananlar o çektikleri sebebiyle direkt cennete girebilecekleri bir af görebilirler. Böyle bir beklentinin elimizde kati ve rakamsal bir ölçüsü yoktur. Ayetler ve hadislerde umut eksenli ifadelerden genel olarak anlaşılan bir sonuçtur bu. e- Bu kural ulemanın genel olarak çizdiği çizgiyi yansıtır. Şaz denebilecek tek tük tahminler, mantık oyununa dayalı beyanlar da varsa bile ilmî bir değeri yoktur.
Taziye evinde, ÖLÜ İÇİN YEMEK sünnete aykırıdır. Cenaze sahiplerinin meşguliyetine karşı onlara yardım olsun diye yapılan veya getirilen yemek ise sünnettir. Evde veya özel mekanda toplanıp ölü için yemek yedirme ise anlamsız bir şeydir. Yemek aç insanlara sadaka niyeti ile yedirilir, o da sevap olur. Ölen ölmüş ve mezara girmiş, ağır bir akıbet onu bulmuş. Geride kalanlar ise toprağın üstünde ziyafetteler. Onlar doydukça da alttaki huzur buluyor. Buna kim güler kim ağlar bilemiyorum. Ahiret alemini bu kadar hafif görmemeli idik. Ölüm ve kabir bir ziyafetle geçiştirilebilecek bir olay olmasa gerek. Tavsiyemiz o sofralara caiz olsa bile sırf kabir aleminin ağırlığını gözümüzde hafiflettiği için oturmamaktır. İnsanlar ne der ne demez onu bilemem; nekir münker ne diyecek onu biliyorum.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Zemzem suyunun ne zikrettiğiniz şekilde bir vakıf olduğunu ne de alenen satıldığını bilmiyorum. Suyu değil de onu bidona dolduranın bidon parası olabilecek bir şey talep etmesi caiz olur. Allah’a emanet olun.
Hanefi mezhebine bağlı biri ise annenizin bu umreyi yapması doğru değildir.
Meselemiz TOKİ veya başka bir müteahhit meselesi değildir. Mesele faize bulaşmak veya bulaşmamak meselesidir. Buna bakarak karar verebilirsiniz. Allah'a emanet olunuz.
Müslüman, iman ettikten sonra dininden istediğini alıp istemediğini bırakma hakkına sahip olmaz. Din, olduğu gibi yaşanır; buna da dindarlık denir. Ancak mü’min, yaşadığı hayatın, elindeki imkânların zorlaması ile dininden bazı emirleri veya yeri gelir hiçbirini yerine getiremez. Kalbi, onları yapmak için hareketlenirken bedeni buna fırsat bulamaz. Böyle durumlarda mü’min, dininden taviz vermiş olmaz. Çünkü Allah, neyi neden yapmadığımızı görmektedir. Eli kolu bağlı bir Müslüman, yapamadıkları için vebale girmez. Mesele budur.
Aynı yerin birkaç kere okunması caizdir. Ancak Vitir'de son rekâtta İhlas suresinin bir kere okunması Sünnet'te vardır. Tekrarını bilmiyorum. Allah'a emanet olun.
Şeriatımızda evlatlık almak yoktur. Siz, yengenizin hiçbir şeyi değilsiniz. Eğer malını size vermek istiyorsa bunu sağlığında yapmalıdır. Vasiyetle ancak üçte birini bırakabilir. Allah'a emanet olun.