Fetva Meclisi
Soru
Hocam, mesela öğle namazının ilk sünnetini kılıyoruz, sehiv secdesi yapmamızı gerektirecek bir durum oldu; sehiv secdesini ilk sünnetin sonunda mı yapıyoruz yoksa en sonda yani son sünnetin sonunda mı yaparız? İlk sünnette hata yapıldığı için ilk sünnetin sonunda mı yapılması gerekir? Yani, sünnette yapılan hatada sünnetin sonunda farzda yapılan hatada farzın sonunda mı sehiv secdesi yapılır? İkinci olarak ikindi ve yatsı namazlarının ilk sünnetlerinde 3. rekatta kıyamda Fatiha'dan önce Sübhaneke'yi unutmak sehiv secdesi gerektirir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Sizin yaptığınızın sonucu şudur: Farz olan üçüncü rekâtı geciktirdiniz. Bu geciktirme bir salavat okuyacak kadar olunca da sehiv secdesi gerekir. Sehiv secdesi ile namaz tamam olur. Unutulup yapılmasa da namaz biiznillah tamamdır.
Selamünaleyküm. Sehiv secdesi yapmanız gerekmez. İkişer ikişer de kılabilirsiniz.
Aleykümselam. Sehiv secdesini unutmanın namaza zararı yoktur. Başınız döneceğini anlayınca oturabilirsiniz.
Aleykümselam. Sehiv secdesini unutmanın namaza zararı yoktur. Başınız döneceğini anlayınca oturabilirsiniz.
Namazın nafile veya farz olması sehiv secdesi açısından aynıdır. Namazın içindeki sünnet olan amellerden birinin terki için sehvi secdesi gerekmez.
İkindi ve yatsı namazlarının farzdan önce kılınan sünnetleri gayrı müekked sünnetlerdendir. Yani farzdan önce kılınamaması halinde tekrarı yoktur. Terk edilmesinde de öğlen namazının sünnetlerindeki kadar bir kayıp yoktur. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Meri hukuka göre hile sayılabilecek bir yola tevessül edilmedikçe ihaleye girip mal almak caizdir. Allah'a emanet olunuz.
İdrar konusunu ciddi tutmamız şarttır. Kabir azabına bile neden olacak bir konunun hafife alınması doğru olmaz. Ancak ciddiye almakla vesvese konusu yapmak arasında da bir denge çizgisi tutturmalıyız. Hedefimiz, bilerek tek bir damlanın bile çamaşırımıza damlamamasını sağlamaktır. Bunun için, tuvalette iken elle sıvazlayarak son damlamanın da kesildiğine kani olup öyle çıkılmalıdır. (Eğer iki namaz arasında kesilmeyecek kadar damlama gözle izlenecek şekilde devam ediyorsa zaten özürlü durumuna düşüldüğü için yeni bir durum söz konusu olacaktır.) Namaz kılmadan önce veya namaz esnasında bir damlama görülürse abdestin yeniden alınması gerekmektedir. Bu konuda vesveseye düşecek durumda olanlar, pamuk ve benzeri bir şey tıkamayı deneyebilirler. Ama bunun tıbben sakıncalı olması da muhtemeldir. Tıp kadar vesveseye kapı açması bakımından da doğru olmayabilir. İleri yaşlarda olmayanlar için idrar sızması çok yaygın bir durum değildir. Mesele ciddi tutulduğu sürece biiznillah bir sakınca olmayacaktır. Özellikle bu tür konuları, dinin bütünü gibi telakki eden anlayış neticede vesveseye götürmektedir. Dikkatli olalım. Allah'a emanet olun.
Tarım ürününün zekâtı için bir yıl beklemek gerekmiyor. Mahsul elde edilince zekât da gerekir. İki türlü hesap yapılacaktır. Birincisi: Hiçbir masraf yapmadan elde ettiğimiz ürün; bu üründen 1/10 oranında zekât verilir. İkincisi de az da olsa, gübreleme, sulama, işçi çalıştırma gibi masraf yaptığımız ürün; bu üründen ise 1/20 oranında zekât veririz. Allah kabul etsin.
Bir şeyin en iyisini ister, onu yapmaya çalışırız. Mü'min olmamız bunu gerektirir. Ama en iyiye ulaşmamız mümkün olmuyorsa, tehlikeye girmemek için en iyiden iyiye, iyiden biraz iyiye doğru tavizler vererek hedefe doğru yürümeye çalışırız. Mesela saliha bir kadın ararken zinayla karşılaşmaktansa saliha olmayan bir kadınla evlenmeye razı oluruz. Bir de özellikle evlilik konusu için şunu belirtmek gerekmektedir: İyiliği ve kaliteyi sadece karşıda aramak yerine kendimizi de iyilik ehli yapmaya gayret etmeliyiz ki, Allah'ın yardımını hak edelim. Allah'a emanet olun.
Sizin ve bizim gibilerin bir mezhep seçmesi veya beğenmesi diye bir şey yoktur. İlim erbabı kimselerin mezhebi olur. Biz, kendilerinden din öğrendiğimiz ulemanın peşinden gideriz. Onlar hangi mezhepten ise biz de o mezhepten sayılırız. Eğer siz mesela Siirt’ten İstanbul’a taşındı iseniz, Şafii ulemanın bulunduğu bir yerden Hanefi ulemanın bulunduğu bir yere intikal etmiş olursunuz ki, bulunduğunuz yerde Hanefi ulemasından yararlanmak daha kolay olur. Siz de Hanefi gibi hareket edersiniz. Bunun hiçbir sakıncası olmaz. Ama manavdan meyve seçer gibi, ulemanın fetvalarından fetva seçmek pek makul değildir. Allah, rızası yolunda olmaya bizi muvaffak kılsın.
Benzer bir soruyu Peygamber aleyhisselam efendimize soracak olsaydınız size diyeceği şu olurdu: Ne diye Müslüman oldun ki? Müslümanlık bu mücadeleyi yapmanın adıdır. Her Müslüman böyle bir gel git içinde hayatını geçirir. Sonunda mağlup olmayanlar kazanarak giderler, bir yerde yığılıp kalanlar da helak olurlar. Bunu siz şöyle de anlayabilirsiniz: Bir minderde güreş yapıyorsunuz; elbette düşüp kalktığınız olacaktır. Düştüğünüz zaman ağlamaya başlarsanız rakibiniz sırtınıza oturur ve siz mağlup olursunuz. Vazifemiz belki düşmemektir ama o çok zordur, biz nebi değiliz. Düşeceğiz ama düştüğümüz yerde kalmayacak dikileceğiz. Biiznillah da kazanan olacağız. Size tavsiyem, kesinlikle bir ders halkasını izleyin. Allah’tan korkanlardan oluşmuş bir arkadaş grubunuz bulunsun. İlmihal bilginizi de sık sık tazeleyin. Kâfirlerin ağırlıkta olduğu ortamlardan, yayınlardan uzak durun. Cemaatle namazı ihmal etmeyin. Az da olsa sürekli Kur’an okumaya çalışın. Göreceksiniz kazanan olacaksınız inşaallah. Allah yardımcınız olsun.