İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Es-Selamünaleyküm.Hocam; Tekfir konusunu açıklar mısınız. Tekfirde ifrad tefrit itidal var mıdır? Varsa ifradı nedir, tefriti nedir, itidali nedir?

Cevap

Selamünaleyküm. Tekfir etmek, bir Mü'minin Mü'min olmadığını beyan etmektir. Buna kâfir olduğunu söylemek de diyebiliriz. Dünya hayatında verilebilecek en ağır kararlardan biri budur. Bir insanın Mü'min olmadığını söylemek, onun ebediyyen cehennemde kalacağını söylemektir ki, ebedi cehennem kararı kadar ağır bir karar düşünülemez bile. Eğer bir insan kendisi dinden çıktığını veya esasen Mü'min olmadığını söylüyorsa onun için kâfir dememizde bir sakınca yoktur. Dinen sabit bir hususu inkâr ettiğini alenen söylüyorsa onun için de kâfir denebilir. Ancak tevil ederek yani şu şöyle demektir gibi bir yorumla bunu yapıyorsa tekfir kapısı daralır. Dinde tartışmalı olan konulardaki bir inkâr için de tekfir etmek mümkün değildir. Tekfiri tehlikeli görmek en güzelidir. Allah yardımcımız olsun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

TEKFİR dini bir kavram olarak vardır, dışarıdan ithal kavramlardan değildir. Tekfir, bir insanın mü'min olmadığını söylemek anlamına kullanılmaktadır. Bu o kişinin hiç mü'min olmamışliğinı da ifade edebilir, mü'min iken sonradan dinden çıkmışlığı için de kullanılabilir. Ne yazık ki, mü'min iken bile dininden çıkabilme riski insan için vardır. Bu kavram da ona işaret etmektedir. Tekfir yani bir insanın mü'min olmadığına dair iddia ağızdan çıkabilecek en ağır sozlörden biridir. Kesinlikle kişinin itirafına, tartışmasız belgelere ve fetvaya ehil bir heyete dayalı olarak ortaya konabilir. İnsanların birbirlerini tekfir etmeleri mü'min toplum adına riski ağır bir erezyon başlangıcı olabilir. Çok açık bir şekilde bilinmelidir ki tekfir, Allah adına hüküm vermektir. ‘Allah böyle diyor’ demek kadar ağır ve sorumluluk gerektiren bir söz olabilir mi? Tekfir beraberinde tekfir edilen için öldürülmeyi hak etme, miras alıp vermesine engel, nikâhının düşmesi gibi çok ağır sonuçlar getirir. Bu nedenle de ümmetimizin orta çizgisi olan ehlisünnet anlayışı tekfiri kullanmayı zor şartlarla sınırlamıştır. Bu ümmetin ulemasının konuşabileceği böyle ağır bir konunun halk düzeyine indirgenmesi olsa olsa kıyametin yaklaştığını gösteren bir işaret olabilir. Allah’a sığınılması gereken bir durum olarak görürüz bu durumu.

Hocam, İslâm'da tekfir kavramı var mıdır? Var ise hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Siz de belirttiniz; tekfir yani bir mü'minin imanını yok sayma bir hastalıktır. Kanaatimiz odur ki, o hastalığa takılıp kalmak da karşı bir hastalıktır. Özellikle meşgul olunmamasını tavsiye ederiz. Bugüne kadar görülmüştür ki, bu meselelerle yoğunlaşanlar bir itirazı kabul etmeye yanaşmamışlardır. Tekfir boyutlu düşüncelerin esasında norm dışı kalmak vardır. Bu da onların bir söz dinlemeleri durumunda yok olmaları yani norma dönmeleri demek olacağından kolay kolay ikaz kabul edemezler. Vakit zayiatına dalmaktan ise gençlerin o hastalığa yakalanmamalarına çalışmak daha yararlıdır.

Selamünaleyküm. Kur'anımızda, Allah'ın hükümleriyle hükmetmeyenler durumuna; kaf
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tekfir, Müslüman olduğu bilinen bir kimsenin kâfir olduğuna hükmetmektir. Kur’ân ve Hz. Peygamber (s.a.s.), bireylere Müslüman olduğu bilinen hiç kimseyi tekfir etme yetkisi vermemiştir. Nitekim âyet-i kerîmede “Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selâm verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek 'Sen mümin değilsin' demeyin…” (en-Nisâ, 4/94) buyrulmaktadır. Ayrıca bir hadis-i şerifte Kelime-i Tevhid’i söyleyenlerin ve kıbleye yönelip namaz kılanların Müslüman kabul edileceği, Allah (c.c.) ve Resûlü’nün (s.a.s.) koruması altında olacağı ifade edilmektedir. (Buhârî, Salât, 28 [391]) İslâm tarihinde tekfir söylemiyle ilk defa ortaya çıkan fırka, Hâricîlerdir. Nitekim bu grup, Hz. Ali (r.a.) başta olmak üzere pek çok sahabiyi kâfir olmakla itham etmişlerdir. (Eş’arî, el-İbâne, 2/337) Günümüzde de bazı kişi ve gruplar, kendilerine muhalif olarak gördükleri herkesi ve zümreyi tekfir eden bir tutuma sahiptirler. Tekfir konusunda İslâm’ın temel yaklaşımı, kendisini Müslüman olarak tanımlayan bir kişiyi küfre nispet etmemektir. Nitekim Kur’ân ve Sünnet’i anlama ve uygulama bakımından Hz. Peygamber (s.a.s.) ve sahabenin yolundan yürüyen, İslâm’ın ana bünyesi olan Ehl-i sünnete göre Ehl-i Kıble tekfir edilemez. Bir kimseye Müslüman isminin verilmesi, onun Ehl-i Kıble oluşu ve Kelime-i Tevhid’i tasdik etmesiyle ilgilidir. Yani “Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullah” düsturunu benimseyen ve dile getiren herkes mümindir. Bu kimse, dinin emir ve yasakları konusunda ihmalkâr davransa da İslâm dışında görülemez ve küfürle itham edilemez. Tekfir meselesinde öncelikle dikkate alınması gereken esaslardan biri şudur: Bir fiil veya sözün “küfür” kapsamına girmesiyle, bu tür fiilleri işleyen veya sözleri söyleyen kimse hakkında “kâfir” hükmü verilmesi aynı şey değildir. Bu bağlamda bazı kaynaklarda yer alan “şu fiil/söz küfrü gerektirir” gibi ifadeler, belli bir şahsı nitelemek için değil, yapılan fiili vasfetmek ve bundan sakındırmak içindir. Dolayısıyla kişinin, dinin zorunlu olarak bilinen esaslarından birisini veya birkaçını inkâr ettiğini kendi irâde ve rızasıyla açıkça beyan etmedikçe kâfir olduğuna hükmedilemez. Zira küfre götüren söz ya da davranışların bir kimsede hata ve cehalet gibi sebeplerle görülmesi, söz konusu kişiyi dinden çıkarmaz. Tekfirle ilgili dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de tevil konusudur. Kur’ân âyetlerine getirilen yorum ve tevil, tüm eksikliklerden münezzeh olan Allah’tan başka bir ilahın varlığını kabul etme, Allah’ın bazı insanların şahsına hulul ettiğine inanma, Hz. Muhammed’in (s.a.s.) peygamberliğini inkâr etme; katî delillerle sabit olan haramları helal sayma ya da şer‘î yükümlülükleri kaldırma gibi dinin zorunlu olarak bilinen hüküm ve esaslarının dışına çıkmadığı veya bunları alay konusu etmediği sürece tekfir sebebi olarak görülemez. Bu itibarla İslâm âlimleri bu hususu, “tenzilin inkârı küfürdür, tevili değil” şeklinde bir ilke hâline getirmişlerdir. Öte yandan tekfirin dinî ve hukukî pek çok ciddi sonuçları olduğundan dolayı bu konuda hüküm vermek bireylerin yetki ve sorumluluğuna bırakılmamıştır.

Müslüman olduğu bilinen bir kimseyi tekfir etmenin hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. 'Yüzde yüz Müslüman'a', 'yüzde yüz kâfir' demenin küfür olacağı doğrudur. Fakat bu 'yüzde yüz' rakamını her iki cephe için de oluşturmanın kolay olmayacağını hesaba katınca 'kâfir diyene kâfir demenin' de bir risk taşıdığı görülür. Allah'a emanet olun.

Selamunaleyküm hocam, bugüne kadar bir müslümana kâfir demenin yani tekfir etmen
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kardeşim, ateşle oynamak hiçbir zaman kazançlı değildir. İnsanların cehenneme mi cennete mi girecekleri gibi bir konuyu diyelim kararlaştırmak gerekiyor; böyle bir kararı sen ve ben mi vereceğiz yoksa müçtehit imamlar ya da onların vekilleri durumundaki alimler mi verecekler? Sen mesela Kur'an hafızı mısın? Beş bin hadis biliyor musun? Bir fıkıh ilmi icazetin var mı? Kur'an Arapçasını biliyor musun? Sen mesela neye göre kimin mü'min kimin kâfir olduğunu belirleyeceksin. Tamam diyelim bunun bilinmesi lazım, bunu sen hangi yetki ile yapacaksın? Ya yanılırsan ne edersin kıyamet günü. Güzel kardeşim, sana bir tavsiyede bulunayım: Kıyamet günü kabahatin kimseye kâfir dememek olsun, bundan korkma. Mü'min olduğu hâlde birine kâfir dersen ne edersin, ne edersin Allah'ın huzurunda. Teheccüde kalkmak dahil her fazileti kazandın da bu mu kaldı? Allah'tan kork ve kendine gel. Nefsinle ilgilen, ahiret işlerini bilgisayar oyunu gibi basit zannetme. Maazallah ateşle oynamak hep tehlikedir. Güzel kardeşim, ebedî cennetlerin hayali ile geçirmemiz gereken şu fani dünya hayatını mü'minler arası sürtüşmelerle geçirmemiz için planlar yapan şeytana alet olmayalım. Sana dualar ederim.

Hocam, tekfir meselesi hakkında doğruyu öğrenmek, fitneye kapılmamak istiyorum.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam.Bu hadis sahih bir hadistir. Buharî ve Müslim'in rivayet ettiği bir hadistir. Dolayısıyla varlığı açısından bir sıkıntı yoktur. Delalet ettiği mana açısından ise şunu anlamamız gerekir: Bir insanın iman dairesi dışında olduğunu iddia etmek yani onu tekfir etmek bir belge ister. Bu belge de o kişinin imandan çıktığını belgeleyecek KESİN ve AÇIK bir belge olmalıdır. Bu yokken küfürle itham eden, kendisinin düşeceği bir kuyuyu kazmış olabilir. Anlatılan budur.

Selamünaleyküm. Peygamber Efendimiz aleyhisselamın: 'Kişi karşısındaki bir Müslü

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Fıkıh ilmi, en iyinin araştırıldığı ilmin adıdır. Bu en iyiye ulaşırken de temel kaynak Kur'an ve Sünnet'tir. Kur'an ve Sünnet, bir yandan bize ulaşması açısından araştırılırken bir yandan da en açık nasıl anlaşılır şeklinde de araştırılmaktadır. Böylesi daha yakın duruyor tersindeki idraklerden de mezhep farklılıkları çıkmıştır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yaptığı işlerle ilgili iki hususu kaydetmeliyiz. Birincisi, o ne yaptı ise bizim için onun yegâne ölçü olduğudur. Bunu tartışmayız. İkincisi de, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin farklı zamanlarda farklı işler yaptığı gerçeğidir. Onu sorgulayamayacağımıza göre, ne yaptı ise onunla amel edeceğiz. İki türlü bilgi varsa ikisini de yapmamız mümkün olmadığı durumlarda, hangisi daha öne çıkanı tarzında bir inceleme yaparız. Mezhep imamlarının yaptığı da budur. Ellerin kaldırılması meselesini buna kıyas edebilirsiniz. Bir yanlışlık yok, yapılmaması gerekip de yapılan yoktur. Allah'a emanet olun.

Bir hadiste Efendimizin (s.a.v) rükuya giderken ellerini kaldırdığı diğer bir ha
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu şekilde düşünmenizin bir dayanağı yoktur. Size verilen maaşla size takdir edilen görev arasında denge kurabiliyorsanız, o maaş size helaldir. Bunun ilerisine geçerek, bulunduğunuz noktayı dine hizmete çevirirseniz, bulunduğunuz makamın da hakkını verecek bir düzeye gelmiş olursunuz. Bu da Allah'ın rızasını kazanmak demektir. İmamlık kurumu ne yazık ki basit bir memurluk seviyesine düşürüldü. Madem ki bu denli ince düşünüyorsunuz, kalın orada da bir camide daha Allah'tan hayâ ederek namaz kıldıran bir imamımız bulunsun. Kendinizi fıkıh bilgisi açısından yetiştirin. Kur'an okumanızı ilerletin. Halkla ilişkilerde vakur durun. Siz büyük bir ribat görevindesiniz. Allah işinizi kolay etsin.

Es-Selamünaleyküm hocam. Ben genç bir diyanet personeliyim imam hatibim. Benim s
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. İmam Hatip Lisesine vermeniz en ideal olur zannederim.

Selamünaleyküm hocam.. Ben size daha önce bir konu hakkında danışmıştım.. Oğlumu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. En azından bu bir kerahet barındırmaktadır ama durum kadınların durumu gibi değildir.

Selamünaleyküm Hocam; Erkeklerin vücutlarının rengini değil ama hatlarını belli
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kendinizi yoğun tutmanız gerekir. Ev işleri bir insanın dolu olmasına yetmez. Okuyun, sohbet halkalarına katılın. Özel yeteneklerinizi geliştirin. Böylece ilave sıkıntılardan kurtulursunuz. Krediyi en kısa zamanda bitirmek için uğraşın, elbette tevbe de etmelisiniz. Sözünü ettiğiniz kurumlarla zaruret durumunda iş yapılabilir.

Selamünaleyküm... Hocam 4 aylık evliyim. Çok şükür rabbime mutluyum ve memnunum
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu, bir zevk tatmini nedeniyle oluyorsa ibadetlerde hoş olmaz. İlmi bir nedenle yapıyorsanız yani neyin neden yapıldığını idrak ederek yapıyorsanız zaten siz tercih yapacak durumdasınız.

Ben hanefi birisi olarak evde tek başıma namaz kılarken İmam Şafiiye göre yani ş

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.