Fetva Meclisi
Soru
Hocam, yeminli tercümanlık için notere başvuracağım inşallah. Noter huzurunda belli cümlelerle edilmesi gereken bir yemin var. Bahsedilen yemin şu şekilde: “Yapacağım tercümeleri; konuşulanlara, bilgi ve açıklamalara, ibraz edilen belgelere ve taleplere uygun şekilde yapacağıma, öğrendiğim veya öğreneceğim sırları açıklamayacağıma, başkalarının ısrar ve telkinleri ile hareket etmeyeceğime namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine noter huzurunda yemin ederim.” Bu yemini yapmam caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Yemin dil ile söylenerek olur. Belirttiğiniz ifade de yemin değildir.
Bunu yemin değil bir söz kabul etmelisiniz. Ortada yemini gerektirecek bir durum da yoktur.
O memurluk yemini hakkında öyle düşünmekte aşırılık yapmış olabilirsin. Niyeti olmayan ve şer'i lafızlarla olmayan bir yemin için o çapta düşünme.
Kur'an’ımızda bizzat Allah Teâlâ’nın yemin ettiği vardır. Bu yeminler, Kur'an’ın kendi dil yapısı içinde bir anlam bütünlüğü oluşturmaktadır. Meselenin tercüme ile alakası yoktur.
Gereksiz yere yemin etmek ve çok yemin etmeyi alışkanlık hâline getirmek doğru değildir. Kur’ân-ı Kerîm’de, çok yemin etmenin Yüce Allah’ın hoşuna gitmeyen işlerden biri olduğuna işaret edilerek, “Yemin edip duran kimseye boyun eğme!” (el-Kalem, 68/10) buyrulmuştur. Dil alışkanlığıyla söylenen, başka bir deyişle, herhangi bir işin yapılması veya yapılmaması yönünde bir içeriğe sahip olmayan “vallahi”, “billahi” şeklindeki sözler hükümsüz (lağv) yemin sayıldığı gibi yalan söyleme kastı olmaksızın, geçmiş veya şimdiki zamandaki bir husus üzerine doğru olduğunu zannederek yapılan yemin de "lağv yemini" sayılır. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden (lağv yemininden) dolayı sizi sorumlu tutmaz.” (el-Mâide, 5/89) buyrularak bu tür yeminden dolayı keffâret gerekmediği bildirilmiştir. Ancak ağız alışkanlığıyla ikide bir yemin edenlerin bu kötü âdeti en kısa sürede bırakmaları gerekir. Hiçbir kasıt olmasa bile gelecekteki bir iş hakkındaki her türlü yemin, mün’akid yemin kapsamındadır ve yeminin gereği yerine getirilmediğinde keffâret gerekir. Yani bu tür yeminler kasıtsız söylense bile yemin-i lağv sayılmaz. (Merğînânî, el-Hidâye, 2/317)
Yemin bozan bir Müslüman olma. Çevresini kullanarak anneni ikna et ve öyle yap yapacaksan.
Fıkıh konusundaki diğer fetvalar
Fukaha namaz kılarken parmak çıtlatmayı mekruh görmüştür. Bir işin namazda mekruh olması namazı bozmadığını ama sevabını azaltabileceğini gösterir.
Hayvanların bu tür kalıntıları veya atıkları insan gıdası, hayvan yemi gibi farklı alanlarda kullanılabilmektedir. Yakılmış hâliyle kemikten hayvan kömürü üretilebilmektedir. Kıldan çok farklı ürünler geliştirilebilmektedir. Gübre yapılmaktadır. Jelatin, sabun, boya, fırça gibi farklı ürünler çıkarılabilmektedir. Bunlarla ilgili fıkhî hükümleri şöyle derleyebiliriz: • Hayvan canlı iken ondan koparılan kanın hareket ettiği noktalar yani o organın canlılığını kanın sağladığı noktalar necistir. Sadece saç (kıl), yün, kanat bu kuralın dışında kalır. Bunlar hayvandan canlı iken de alınsa necis değildir. • Kesilmeden ölmüş hayvanın tabaklanmış derisi hariç tamamı necistir. • Besmele ile kesilmiş bir hayvanın dış atıklarında temiz olmak açısından bir sorun yoktur, her bir parçası işe yaradığı kadarı ile kullanılabilir. Düne kadar insanlık mesela tırnakları yiyecek olarak kullanamıyordu da bugün bir şekilde kullanıyorsa bunda fıkıh olarak sorun olmaz. • Hayvan kemiğinin kömürleştirilmiş şekli de sonuç olarak tam bir dönüşüm gördüğü için yeni şekliyle kullanılabilir durumdadır. • Hayvanlardan artan şeylerden gübre yapılması durumunda insan sağlığı açısından uzun vadede bile bir sakınca oluşmuyorsa o tür bir kullanımın da sakıncası yoktur. • Bu tür atıklardan hayvan yemi yapılması durumunda da tıbben sakınca olup olmadığını bilmemiz gerekir, sakıncası olmayan yemler kullanılabilir. • Hayvan yemlerine gıda katkısı olarak karıştırılan kan necis olduğu için yemi de necis duruma geçirir.
Bir fıkıh kuralı olarak “haramdır” demeye kaynak bulamıyorum ama insanlara karşı bir saygısızlık olacağını, bunu da mü'min insanın yapmaması gerekeceğini düşünüyorum.
Bulunduğunuz yerde ve devam ettiğiniz kurumda dininiz ve ahlakınız açısından bir risk oluşmuyorsa bu yaptığınızda fıkha aykırı bir durum yoktur. Zira yasak olan, bayanın seferîlik mesafesinden uzun bir yere tek başına mahremi yanında olmadan gitmesidir. Şehirde mahremi yanında olmadan yaşaması bu yasağa dâhil değildir.
Okumak için evde bulundurulan kitapları kastediyorsanız onların zekâtı yoktur. Satış için bulundurulanları kastediyorsanız normal ticari malların zekâtı gibi % 2,5 zekâtı verilir.
Bu saydıkların bir hoca ile okunmadıkça bilgi birikimi bile oluşturmayabilir kaldı ki yan etkisi de söz konusu olur. Tefsir olarak size Mahmut Toptaş hocanın ŞİFA TEFSİRİ yeterli olur. Allah yardımcınız olsun.