Fetva Meclisi
Soru
Bir insanın içinde masumiyet olmadan doğmuş olması mümkün müdür? Küçüklüğümden beri yaptığım bazı ahlaksız olaylar oldu, dindar ve ahlaklı bir ailede yetiştirilmiş olmama rağmen daha iyiyle kötüyü bile ayırt edemediğim yaşlarda çirkin şeyler yaptım. Çok tövbe ettim ama kalbimin karanlıktan kurtulduğuna bir türlü inanamıyorum, düşündüğüm tek şey ise içimde masumiyet olmadan doğmuş olmak.
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, bunun temelinde nefis ve şeytan var. Nefis ve şeytan için de en temel gerekçe senin boşlukta bulunmandır. Boşta bulunanı şeytan daha kolay çeker kendine. Geri dönüş için de kendini ciddi bir yoğunluğun içine koyman gerekir. Tam anlamıyla KAPASİTENİN İKİ KATI yoğunlaşman gerekir. İbadetini yoğunlaştır. Kur'an okumanı yoğunlaştır. Ders çalışmanı yoğunlaştır. Anne babanla ilgini yoğunlaştır. Okumayı yoğunlaştır. Yazmayı dene; şiir yaz, makale yaz. Netice olarak mevcut yoğunluğunu en az ikiye katla. Tabii, duayı unutma!
Sen kendine gel ve bugün doğmuş gibi yaşamaya bak, gerisini Allah affedebilir... Sen ciddi ol yeter.
Hiçbir şeyin aşırılığı iyi değildir. Çok yememek iyidir, az konuşmak iyidir ama aşırıya kaçtığında mesela haftada beş kilo eriyecek kadar yememek bir aşırılıktır ve doğru değildir. Zayıf düşerek şeytana daha iyi bir lokma hâline gelmektense, dengeyi koruyup çok ibadet ederek kalmak daha iyidir. Normal yiyin için. İnsanlardan kopmayın, onların içinde eriyerek de yok olmayın. Geçmiş hatanızla uğraşacak yerde daha güzel işler yaparak 'kötülüğü iyilikle temizleme' siyaseti güdün. Allah kolaylıklar versin.
Bu durum sizin zayıf noktanızdır, şeytan da bu noktadan sizi yıpratmaya çalışıyor. Bir psikolog desteği alarak bundan kurtulabilirsiniz biiznillah. Vakit kaybetmeden psikolog desteği alın.
Eğer tevbe etti iseniz ki ettiğinizi söylüyorsunuz: Bu olayı hafızanızdan silin. Asla hiç kimseye ama asla söylemeyin. Hatta hatırlamayın bile. Ne evliliğinizin ne de dindarlığınızın bundan etkilenmesi diye bir şey yoktur. Kendinizi hiç böyle bir şeye bulaşmamış gibi kabul etmeniz gerekir. Şeytan sizi oyalayıp, Allah'ın affettiği bir günah üzerinden sömürmek istemektedir. Şeytana alet olmayın. Hayatınızı yaşayın. Dininize sarılın.
İki arada bir derede kaldığınızı tarif ettiğiniz bu durumda ikinci bir ihtimal olarak gözüken “eve geri dönme” seçeneğinin sizi tatmin etmeyeceğinin gayet farkında olarak sormuşsunuz sorunuzu. İçinizdeki gel-git diye tarif edebileceğimiz sıkıntı durumu gayet anlaşılabilir. Hem iş hem de hayatın diğer alanlarında duygusal ve manevi açıdan boşlukta kalmadan devam ettirmeye çalışmak zorlayıcı bir durum. Elbette ki bu içinizde bir çatışmaya veya belirsizliğe sebep oluyor. Bu hususta size hatırlatabileceğim birkaç madde olabilir. Bunları göz önünde bulundurarak durumunuzu tekrardan düşünebilirsiniz: -İş hayatında kadınların görev yapması doğru olsa da her işin kadın için uygun olup olmadığını kendi iç huzurunuzu dikkate alarak değerlendirmek önemlidir. -Mesleğinizin getirdiği şartlar bünyenizle çatışıyorsa veya size huzur vermiyorsa, bu konuda kendinizi zorlamamanız çok kıymetlidir. -Düzenli bir şekilde devam ettirdiğiniz rutininize yeni bir şeyler eklemeye çalışın. Yeni bir hobi, yeni bir uğraş, hayatınızda heyecan yaratacak ve var olan dinamiği değiştirebilecek işler eklemek gibi. -Ailenizin beklentilerini karşılamaya çalışırken, kendi kalbiniz ve iç sesiniz huzursuz oluyorsa, bu duyguları göz ardı etmemelisiniz. Ailenizin rızasını kazanmak, umutlarını boşa çıkarmamak kıymetli olsa da sonunda yaşamı şekillendirecek olan sizsiniz. -Allah’ın her zaman sizin için en hayırlı yolu açacağına inanmalısınız. Yalnızca nefsinize ve çevrenizin baskılarına göre karar vermek yerine, bu konuda Allah’a tevekkül etmek ve dua etmek büyük bir huzur kaynağı olacaktır. Rabbim yar ve yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
O zaman gidin yetim çocukları bulun, onları çocuğunuz gibi büyütün! Ne garipsiniz doğrusu!
Dinin içten çökmesi böyle başlar, devam eder. Önceki ümmetler böyle yaptılar da ellerindeki kitap yok gibi oldu. Size tavsiyemiz şudur: Uzak durun bu sözlerin sahiplerinden. Yavaş yavaş ölenle aniden ölen arasında ölmek bakımından fark yoktur. Ölümden korktuğunuz gibi dininizi öldürmekten korkun.
Tıraşında sakınca olan sakaldır. Sakalın dışındakiler fıtrata müdahale niteliği taşımadığı sürece alınabilir. Sadece kaşların inceltilmesine karşı dikkat etmek gerekiyor, bu konuda hadis vardır.
O kitabı size tavsiye etmem. Daha anlaşılır ve üzerinde tartışma olmayan kitapları okuyunuz. Allah yardımcınız olsun.
Bu sürecin nasıl başladığını izah etmen gerekmiyor ama süreci ahlaka uygun, şeriata göre sürdürmen gerekiyor. Şeriat hassasiyetini koru, hayır ve bereket umarak yola devam et.
'Ölümsüz' değil 'henüz ölmemiş' dememiz daha doğrudur. Bu konuda kati bir bilgi elimizde yoktur. Bu nedenle de âlimler arasında farklı görüşler olmuştur. Tartışılmasında fayda olmayan konulardan biri olarak görürüz bunu. Biz ibret alır, üzerimize düşeni yapar gerisini de irdelemeyiz. Böylesi daha rahat ve daha faydalı. Allah yardımcımız olsun.