Fetva Meclisi
Soru
Hocam, yaptığım bir hata sebebiyle kendime adeta yememe cezası verdim. Bu yüzden çok az yiyip içiyorum ve ciddi şekilde kilo kaybettim. Bu durum çevremdeki insanlardan da tepki almama sebep oluyor. Tabii kimse içimde neler yaşandığını bilmiyor. Elimden geldiğince yalnız kalıp kendi hâlimde Rabbime dua etmeye çalışıyorum. Acaba bu şekilde yemeyip içmemekle ve insanlardan uzak durmakla yanlış mı yapıyorum hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu bir savaştır. Siz Allah'ın rızasına yönelmek istedikçe şeytan sizi kendine çekmek istemektedir. Bunu böyle anlamalısınız. Ölünceye kadar da bu savaş devam edecek. Mağlup bitirmemek için çalışın. Yaptığınız bir hatadan sonra hemen iyilik yapın. İyiliğiniz hatanızı örtsün. Meselâ o gece Kur'an okuyup yatın.
Siz ahlakınızdan taviz vermeyin. İnsanlarla iyi geçinin. Ama insanları zorlamayın. Farz denecek konularda ve haramlar konusunda bu titizliğinizi koruyun ama diğer ayrıntı konularda abartıya kaçmayın ve insanların sizin gibi olmasını beklemeyin. Yoksa onları kendinizden soğutursunuz. Allah hepinize afiyet versin.
Yaptığınız iş tıp kurallarına göre gerekli bir iş ise ve helal bir şekilde yapıyorsanız sakıncası yoktur. Allah’ın nimetlerini israf etmeden helal bir şekilde kullanmamızda, elimizdeki nimetin gerektiğinde zekâtını veriyorsak sakınca yoktur.
1- İnsan olarak hataya müsait yaratıldık. Bütün insanlar hata edebilirler, etmektedirler de. Sadece Allah Teala'nın nebileri bundan korunmuşlardır. Bu durumda biz hata işlemekten ötürü değil de hata işlemeye karşı laubalilikten ötürü sıkıntıya girebiliriz. Kul olarak, hangi çeşidi olursa olsun hatadan sakınmalıyız, tekrarlamamaya gayret etmeliyiz. Ama işlenen bir hata kesinlikle işimizin bittiğini, artık rahmet kapılarının bize kapandığını göstermez. Bilakis işlenen her hata rahmete daha çok muhtaç olduğumuzu gösterir. Bir yandan hata ederken bir yandan da vazifelerimizi yapmaya çalışıyorsak işte tam anlamıyla insanız demektir; yapacak bir şey yoktur, yola devam edeceğiz. Hedefimiz, iyiliklerle kötülüklerin mizana konduğu gün iyiliklerin çok gelmesi için çalışmaktır. Unutmayalım ki, bir tek iyiliğin fazla gelmesi kazanmamız, cennete girmemiz demektir. Hedef belli, sorun belli, çare bellidir. 2- Tevbeden bıkmak, tevbeyi sulandırmak diye bir şey yoktur. Bin kere, milyon kere de olsa başka bir yol yoktur. Nefes alır verir gibi tevbe yolunu kullanırız. 3- Günahlar konusunda dikkat edilmesi gereken hassas noktalardan biri çevre meselesidir. İnsan tek başına yaşayamadığına göre kendisine iyi bir çevre oluşturmalıdır. İyiyi bulamayan ise en az kötü olanı aramalıdır. Eğer bir günahta ısrar ediliyorsa bu, o günaha teşvik eden çevrenin etkisinin giderilmediğini gösterir. Önce çevre temizliği için çalışmak şarttır. Salih kullarla oturup kalkmak, gıdadan göz temizliğine kadar her alanda helale yönelmek zorundayız. Allah'a emanet olunuz.
Hayat, zorluk ve kolaylık gel-gitlerinin yaşandığı bir yerdir. Devamlı sıkıntı veya devamlı rahatlığın olduğu bir dünya yok. Dolayısıyla her ikisine de hazır bir halde yaşamımızı sürdürmeliyiz. Kişide bazen motivasyon düşüklüğünün verdiği sürçmeler olur. Önemli olan kişi tekrar esas değerlerine dönüş yapmasıdır. Dualarımızda hem dünyada hem de ahirette iyilik/hayr istemek zorundayız. Bu dengeyi kurarak yaşamak ölçümüz olmalıdır. Çevrende Müslümanlık derdini paylaştığın ve kaynaştığın dostların olsun. Aile bağlarının güçlü olmasına özen göster. Günlük bir sayfa da olsa Kur'an okumayı önemsemelisin.
Bir kere bu dönüşümün seni bir nebze sarsmasını normal görmelisin. Hayatını öncesine göre aksi bir yöne çevirdiğine göre bir alışma dönemin olmalıdır. Bunun geçici olduğunu bil. İkinci olarak da aşırı gitmen doğru olmaz. Mesela namaza başla ama beşe beş katmayı uzun bir zamana yay. Haramlardan uzak dur ama titizliği uzun bir zamana yay. Sabırlı ol. Sebat et. Anne babanın duasını almaya ihmal etme. Bir yere kilitlenip kalma. Geniş bir çevre edinmeye çalış. İstersen bir de psikoloğa görünüp sana bir tavsiyesinin olup olmadığını öğren. Ve dua ederek yoluna devam et. Allah yardımcın olsun.
aşırılık konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Maalesef bu aşırılığı benimseyen kardeşlerimiz vardır. Onlarla tartışmamayı ilke edinmeliyiz. Zira tartıştıkça onları kökleştirmiş oluruz. Biz de ya zihnimizi bulandırırız ya da moralimizi kırarız, ikisi de bizim için zarardır. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Aşırılığın hiçbir çeşidi doğru değildir. Bunun yerine gerekli oldukça çıkma prensibini uygulayın, daha yararlı olanı yapmış olursunuz.
Selamünaleyküm. Sizin bu bakışınızla huzur bulmanız çok zor. Yapacağınız en güzel şey ya da tek çareniz, eşinizin de kabul edeceği bir ismin hakemliğine müracaat etmektir. Evet, eşinizin yaptıklarında sizin anlattığınıza göre bir aşırılık vardır ama bu aşırılık art niyetli değildir, biraz azaltılsa da sizin için yine ağır olabilir. Bir hakeme gidin.
Selamünaleyküm. En güzeli iki tarafın da ortak barış noktasını sizin oluşturmanızdır. İki tarafı da tatmin edin tartışma bitsin. Bunu başarınca dinen de bir sorun kalmaz.
Tasavvufun içinde atılması gereken yanlışlar olabilir ama tasavvufu reddetmenin anlamı yoktur.
Haramlar bellidir. Farzlar da bellidir. Mesela alkol haramdır. Müslüman meyve suyuna da alkol gibi muamele yaparsa aşırı gitmiş olur. Başka bir örnek de şudur: Öğlen namazı mesela dört rekâttır ve şartları kılınışı bellidir. Bir ilmihal kitabında bunlar yazılıdır. Bir Müslüman kalkar da ilmihal kitabında olmayan şeyleri de namazın şartı gibi algılarsa aşırı gitmiş olur. Bir örnek daha: Yemek, uyku, muhabbet mübah ve ihtiyaç olan işlerdendir. Bunları daha iyi Müslümanlık adına kısıp bedenine zarar verirse aşırı gitmiş olur. Siz bunların tamamına “kaş yaparken göz çıkarmak” diyebilirsiniz.