Fetva Meclisi
Soru
Hocam Türklerle ilgili söylenen hadislerin doğruluğu var mıdır yani sahih midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, böyle sahih bir hadis vardır. Buradaki Türk kelimesi ise Türkiye'de yaşayanlarla ilgili değildir. Tarif edilenlerin bir dönem İslam toprağını kana bulayan Moğol ve Tatar kökenlilere daha yakın olduğu anlaşılmaktadır. Hadisteki ifadenin hangi hikmete dayalı olduğunu bilemiyoruz. Bildiğimiz şu ki, yarın Müslüman olması muhtemel bir kitleyi karşınıza almayın denebilecek bir rahmet mesajı verilmektedir.
Bu zamanda kimin ne söylediğini önemsememize gerek yoktur. Bu ümmet, asırlar süren büyük bir çalışma ile dinini korumuştur. Din olarak koruduğu şeylerden biri de hadislerdir. Hadisler hakkında şu ilkeleri zikredebiliriz: a- Yüzde yüz doğru bilgiye bizim literatürümüzde TEVATÜR/MÜTEVATİR denmektedir. b- Tek mütevatir bilgi Kur'an'ımızdır. c- Hadisler de dahil olmak üzere hiçbir bilgi mütevatir değildir. d- Hadislerin içinde mütevatir olmaya en yakın hadisler SAHİH/HASEN hadisler olarak tespit edilmiştir. e- Sahih hadislerin sahihlik oranı da farklı olabilir. Daha sahih olan, sahih olan denebilir. Ancak sahih hadislerin sahihlik oranı hakkında net bir rakam vermek mesela % 60 demek abes bir iddia olur. Mütevatir değil ama mesela 60 da değildir. Bizim için mühim olan şudur: Bizden önceki dinimizi bize aktaran ilim adamlarının itibarı bizi bağlamalıdır. f- Hadislerle bu irdeleyici mantık üzerinden ilgilenmeyi bir fitne görürüz. Evet, her irdeleyenin kalbinde fitne bulunduğunu söylemeyiz ama irdeleyicilerin önemli bir bölümünün Peygamber aleyhisselamı kaldırıp yerine kendi zevk ve menfaatlerini yerleştirmeyi istediklerini söylememizde sakınca yoktur.
Böyle bir hadis çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Ama SAHİH hadisler arasında böyle bir hadis yoktur. Zayıf denebilecek rivayetleri de çok azdır. Bu nedenle, ashabın faziletini beyan bakımından kullanılabilir bir söz olmakla beraber dini bir belge olarak kullanılamaz.
Bu sözün sahih bir rivayetini bulamadım. Genel olarak mevzu ağırlıklı yorumlarla anılmaktadır.
Bu hadis çok farklı sözlerle rivayet edilmiş bir hadistir. Bunların hiç biri SAHİH HADİS değildir. Önemli bir bölümü de asılsız rivayetlerdir. Ancak hadisin, mantığı nefisle mücadeleyi önemseme üzerine kuruludur ki bu mana zaten genel hatları ile bütün hadislerde vardır. Bir hadisin zayıf da olsa bazı rivayetleri bulunduğu için kökten 'yok' dememeyi tercih ederiz. Fakat bu söz ile Kur'an'ımızın bir numara tuttuğu Allah yolunda cihad küçümsenmek isteniyorsa elbette abes bir talep peşinde bulunuluyor demektir. Muasırımız isimler ve kurumlar hakkında beyanda bulunmamaya dikkat ediyoruz. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Ahlaken sormadan yapmanız uygun olmaz.
hadis konusundaki diğer fetvalar
İnternet iyi ve kötü her şeyin dolaştığı bir dünyaya benziyor. Bu bir hadistir. ( İbni Mace, 3925; Beyhaki (Kübra) 6530; Şerhu Müşkililasar, 2309) Hadisin özü de şudur: İki Müslümandan biri şehit olmuştur ve şehitlik makamına kavuşmuştur. İkincisi ise şehitlik arzusu içinde olduğu hâlde şehit olamamıştır. Şehit olan arkadaşından bir yıl sonra vefat etmiştir. Bu bir yıl içinde de bir Ramazan yaşamıştır. Ramazan ayının getirdikleri ile kazandığı ecirler şehit olanın kazanamadığı ecirlerdir. Şehit olan şehitlikle geldiği makama rağmen sevap birikimi itibariyle arkadaşından geride gibidir. Sonradan ölen arkadaşı bu sevap birikimi ve içindeki şehit olma arzusu ile birikim olarak şehit olandan daha ileride gibi durmaktadır. Zira ciddi bir şehitlik arzusu da şehitlik ecri kazandıran değerlerdendir.
Kadının boyunu daha büyük gösterecek şekilde yukarı doğru yapılan topuz hadislerle yasaklanmıştır ama bu yasak namazla alakalı değildir. Topuzla kılınan namazın sahih olmayacağını duymadım, bilmiyorum.
Kadının boyunu daha büyük gösterecek şekilde yukarı doğru yapılan topuz hadislerle yasaklanmıştır ama bu yasak namazla alakalı değildir. Topuzla kılınan namazın sahih olmayacağını duymadım, bilmiyorum.
İsabetli olan yüzmeyi öğrenmenin ve yüzmenin mubah olmasıdır. Sünnet olması bir nevi emir olduğu için elimizde bunu emreden sahih bir nas olması gerekir, o da yoktur. Fakat zayıf olsa da yüzmeyi tavsiye eden hadis vardır. Haramlardan bir harama yol açmadığı sürece yüzme öğrenmek faziletli bir iş olabilir.
Gece uykusu dışındaki uykularla ilgili hadisleri şöyle özetleyebiliriz: Sabah namazını kıldıktan sonra biraz daha uyumanın sakıncalı olduğunu bildiren sahih bir hadis yoktur. Selefimizin büyükleri o saat bereket açısından rızık temini için daha hayırlı olduğundan dolayı uyumayı uygun bulmamışlardır. Buna göre de o saatte uyumamayı bir fazilet olarak görebiliriz ama dinen yasak gibi görmemiz isabetli olmaz. Kişiye ve zamana göre değişebilir bir durumdur. Bunun gibi bir yasak ihtimali de ikindiden sonra uyumakla ilgilidir. Bu konuda da sahih bir hadis yoktur. Yatsı namazından önce uyumayı kerih gören/gösteren hadisler vardır. Bunları da âlimler yatsı namazını kaçırmaya sebep olur diye kerih görülmüştür şeklinde yorumlamışlardır. Yatsı namazını kaçırmak gibi bir riske neden olmayacaksa yine kerahet olmaz.
Karın üzerine veya yüzüstü yatmanın doğru olmadığı konusunda hadisler vardır. Bu hadislere dayanarak da ulemamız yüzüstü yatmanın mekruh olacağını söylemişlerdir. Böyle bilinip tatbik edilmesi evla olandır. Ancak bu konudaki hadisler net ve sahih hadisler değildir. Bu sebeple yüzüstü yatmayı haram gibi görmek yerine evla olmayan bir iş olarak görmek de mümkündür. Bildiğimiz kadarı ile tıbben de tavsiye edilmeyen bir tarzdır.