Fetva Meclisi
Soru
Fiziksel olarak bekareti kaybeden bir insan (zina ile değil) evlenmeden önce bunu söylemeli mi? Eğer söylemezse erkek zinadan şüphelenebilir diye korkuyorum. Söylersem de zinadan şüphelenebilir. Doktora gidip rapor vs almak gibi şeyler de evlilik güvenini benim açımdan zedeler. Bu konuda dinimizin hükmü nedir? Evlenmeden önce nelerin konuşulması gerekir.
Cevap
Benzer fetvalar
Zina büyük bir kusurdur. Evlenmeye ehil insan olmaya bile manidir. Ama fıkıh kuralı olarak zikredecek olursak, daha öncesinde zina etmiş olmak nikâha mani değildir. Zina edenle evlenilebilir. Gizlemeye gelince bu bir vicdan meselesidir. Zina eden biri, muhteşem bir tevbe ile o hatayı örtmemişse onun yüzünden okunur yaptığı iş. Ama ilke olarak, Allah'ın affettiklerini gizlemek esastır. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Zina gibi bir durum yoksa ya da bekaretine dokunulmamış ise ayrıntıyı söylemesi şart değildir.
Selamünaleyküm. Tevbe ettiğiniz günahlarınızı söylemeniz gerekmez.
Selamünaleyküm. Hayatınızı gün gün soran birine o ayrıntılarla cevap verin elbette ama sizden genel durumunuzu soran birine arkadaşlarınız olduğunu söylemeniz yeterlidir. Bu fasit geçmiş için iyi tevbe edin, Allah'a sığının.
Evlenecek kadın eğer geçmişinde öyle bir hata işlemiş ise öncelikle o hatadan dolayı ciddi ve kalıcı bir tevbe yapmalıdır. Geçmişindeki o hatayı da evleneceği kişiye açıklaması gerekmez. Bakire olduğunu da söyleyerek yalan söylemez. Ya geçmişi irdelemeyen biri ile evlenir ya da “geçmişim cahillik yılları idi...” gibi genel bir ifade kullanır. Böylesi aile içi huzur ve kadının onuru bakımından daha isabetli olur diye düşünürüz.
Zina etmiş bir kadınla evlenmenin fıkhi hükmünü soruyorsanız, evlenilebilir. Ancak, şimdi ona acıyorken ileride siz acınacak hale gelebilirsiniz. Dikkat edin, duygusal olmayın. Evet, tevbesi mümkündür, etmiştir de. Ama siz bunu ne kadar ölçtünüz, ya da o tevbesinde ne kadar direnebilecek? İyi düşünün, acınacak hale gelmeyin. Allah'a emanet olun.
bekaret konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bekâretinizi geri getirebilseniz de yüzünüzdeki izler sizi bir gün ele verir. Doğruluktan şaşmamalısınız. Durumunuz ince ayrıntılarına kadar izah etmeniz gerekmez. Evlilik geçirdiğinizi, dul kaldığınızı söyleyin yeter. Eğer samimi bir tevbe ile o günahlardan arındı iseniz Allah Teala da sizi örtmüştür. O’nun örttüğünü açmanız gerekmiyor. Gayret edin, eskiye dönmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Ne günlere kaldık! Siz de onun gibi bir süreç yaşadı iseniz denksiniz fırsatı kaçırmayın. Bu tür merhametler kuru bir edebiyattır, akıllı ve basiretli davranın.
Selamünaleyküm. Bekâretle ilgili bir soruya yalan cevap vermek başka şey, sorulmadan geçmişi kurcalamak başka şeydir. Bu iki farklı açıdan bakın çözersiniz.
Selamünaleyküm. Benim tecrübeme değil sizin kendi aklınıza ihtiyacınız olmalı.
Evlenecek erkek/kadın birinin eş adayının geçmişini inceleme hakkı vardır. Bu incelemede iki ölçüye dikkat edilmelidir: a. Kendi seviyesinin çok üstünde hayali bir eş adayı arayışını getiren inceleme anlamı düşük bir iş olur. b. Allah Teâlâ’nın örttüklerini açmak ve teşhir etmek mü'mince bir iş değildir. Bunun ötesinde bir inceleme yapılmalı elbette ama bu inceleme mesela bekâret sorgulaması düzeyine gelmemelidir. Neden? Bu sorgulama o kadar uç bir noktayı karıştırmaktır ki, öyle bir sıkıntı ihtimali bulunan kapıda zaten mü'minin işi olmamalıdır. Mü'minler olarak birbirimizi bilecek bir konumda bulunmaya mecburuz. Kim nasıldır acaba sorunu yüzeysel olarak tahmin edebiliriz. Ve özellikle evlilikler bir referans üzerinden yapılmaktadır genelde. O referansların niteliği de bizim için önemli olmaktadır. Bir genç kıza ‘bekâretin var mı?’ sorusu yöneltildikten sonra cevap ne olursa olsun sorunlu ilişkiler dönemi de başlatılmış olabilir. Evet, bir afet dönemine girdik. Erkeği ile kızı ile iffetin itibarsızlaştırıldığı dönemde yaşıyoruz. Bu doğrudur ama mü'minler olarak birbirimize bu kadar ağır ve hakir bir soruyu sormayı yıpratıcı buluyorum. Bu uç noktanın haricindeki sorgulamalar yapılabilir. Öyle veya böyle gerçek bir tevbenin gücünü unutmayacağız elbette!
İnsan geçmişini karıştırmamalı, karıştırılmasına da izin vermemelidir. Erkeğin sorabileceği en tabii haklarından biri bekâret meselesidir. Zira o husustaki yanıltmanın bedeli çok ağır oluyor. Bunun dışında sorunu olanlar şöyle bir beyanda bulunmalı ama ayrıntıya girmemelidirler: “Ben takvalı bir hayatta değildim.” Bunu yeterli bulmayan biri ile zaten evlilik yürümeyeceği bellidir zannederiz. Bekâret düzeyinde bir geçmiş varsa o gizlenmemeli ama onu kovuşturanla da nasıl bir evlilik yapılabileceği iyi düşünülmelidir. Kanaatimiz böyledir.