Fetva Meclisi
Soru
Etrafımızda açıktan zina yapan, namaz kılmayan, kredi alan vs. dini hassasiyeti en alt seviyelerde olan insanlarla oturup kalkmamızda, sıcak ilişkiler kurmamızda, evlerine gitmemizde, yemeklerini yememizde sakınca var mıdır, tavrımız nasıl olmalı?
Cevap
Benzer fetvalar
Peygamberler de bununla karşılaştı. İnsanların bir veya iki nasihatle akıllanacaklarını nasıl düşünürüz? Bu bir. İkincisi de şudur: Bizim vazifemiz hak bildiğimizi izah etmektir, kalpler Allah’ın elindedir. Kimsenin hidayetinden sorumlu değiliz biz, vazifemizi yaparız gerisini de dinin sahibine bırakırız. Öyle her tepkinin önünde eriyecek olsak varlığımızı tüketiriz bilmeden. Bu açıdan tekrar düşünmeye çalışın.
Tam bir fitne zamanında yaşıyoruz. İmanın fitneye kapılma ihtimali yüksek olan bir zamandır bu zaman. Buna göre de bir mü'min olarak ilk ve öncelikli vazifemiz, imanımızı korumak olmaktır. Başkaları ile ilgilenirken biz eriyor olabiliriz. İmanımızı, salih amellerimizi, mü'min çevremizi, cihat heyecanımızı, ahiret endişemizi eskitmeden korumakla başlayan bir görevimiz vardır. Bu bölümü teminat altına almalıyız. İkinci olarak da şunu bileceğiz: Biz kuluz. İnsanlar da bizim gibi kuldurlar. Kalplerimiz Allah Teâlâ'nın elindedir. Hidayet etmek onun işidir. Biz ses çıkarırız, yol alırız; neticeyi Allah Teâlâ verir. Sanki her sözümüz bir kişiyi hidayete erdirecek gibi bir beklenti içinde olamayız. Görevimizi iyi belirleyelim. Bizim görevimiz hidayete erdirmek değil hidayete davet etmektir. Bunu becerebilirsek gerisini Allah Teâlâ kolaylaştırır. Üçüncü olarak da şunu bileceğiz: İnsanlar sözlerden çok örneklerden etkilenirler. Biz iman iddiası olan mü'minler olarak iyi mü'min olma gayretinde olacağız. 'Bütün dünya fesada boğulsa ben tek başıma son iyi mü'min örneği olarak kalacağım' şuuru bize hakim olmalıdır. Başarı burada gizlidir. Anlatan, anlattığını kendi üzerinde örneklendiremeyen mü'min başarılı olamaz. Resmi görevli, memur mantıklı hocalık başarısızlık bir numaralı örneğidir. Bir başka temel husus da şudur: İnsanların kul olmaları ile alakalı derdi olanlar insanlarla mal ilişkisine girmeyecekler. Mal alıp verme ile sürdürülen ilişkilerin üzerine imani etki geliştirmek zordur. Ve özellikle Allah Teâlâ'nın bizi başarılı kılması için samimi dualar yapmaya mecburuz. Duamız kadarız biz, duamız! Rabbim muvaffak kılsın.
Kelimenin tam anlamı ile bir fitne zamanında yaşıyoruz. Kadın için de erkek için de zaman fitne zamanıdır. İmanımızı ve iffetimizi korumak asıl cihadımız olmuştur. Ne yazık ki asıl vazifemizi unutmuş gibi bir hayat yaşamaktayız. Bu nedenle İstanbul veya başka bir şehirde ya da köyde yaşayan mü'min insan bu hassasiyeti koruyarak yaşamak zorunda olduğunu bilecektir. Bunun için: Gereksiz yere gezmeyi, çarşı pazarda dolaşmayı risk almak olarak göreceğiz ama Allah’ın nimetlerinden kendimizi mahrum etmemizin de gereği yoktur. Kıyafetimizi ve diğer bize görev olarak düşen tedbirleri alacağız. Mesela kadın, sadece tesettürlü olmayı yeterli bulmayacak, aynı zamanda ilgi çekici olmamayı da önemseyecek. Her türlü tedbiri aldıktan sonra dışarı çıkacağız. Kendimize göre alacağımız tedbirler muhakkak vardır: Sokakta sakız çiğnemeyebiliriz. Dış alanda dondurma yalama rehaveti göstermeyebiliriz. Fotoğraf çekme bahanesi ile gevşemeyebiliriz. Kahkaha ile gülmekten vazgeçebiliriz. Arkadaşlarımızla el şakası yapmayabiliriz. Bindiğimiz vasıtalara dikkat edebiliriz… Yaşadığımız ülkede yasal haklarımızı ve yasal zorunlulukları iyi bilecek ve basiretli mü'min olacağız. Eti yenmeyen kuşlardan olmamız gerekiyor. Tek kalmamaya, bir mü'min arkadaş çevresi ile bulunmaya dikkat edeceğiz. Tek kalmanın şeytana yem olmaya daha yakın durduğunu bileceğiz. İbadetlerimizi ihmal etmeyeceğiz. Planlamalarımız mesela namaza göre olacak. Günlük Kur'an tilaveti ve zikir gibi takviyeleri alacağız. Bu bizim, bir nevi antibiyotik kullanmamız gibidir. Her şeye rağmen Rabbimizin açtığı tevbe ve istiğfar kapısından geri kalmayacağız.
Hepimiz mü'mince yaşamaya mecburuz. Mü'mince yaşamanın en temel ilkelerinden biri de mü'minleştirilmiş bir ortam oluşturup yaşamaktır. Mü'mince yaşadığını zannedip çevresini ihmal edenler kendilerinin de düşebileceği bir kuyunun kazıldığını anlamamaktadırlar. Elbette çevrenizle ilgileneceksiniz. Elbette arkadaşlarınız adına endişe edeceksiniz ama iki hususu unutmadan: a- Allah Teâlâ kimseye kaldıramayacağını yüklememiştir. Bu konuda da sorumluyuz ama takatımız kadar sorumluyuz. b- Hiçbir sorumluluk kendi özel sorumluluğumuz kadar değildir. Önce kendi kulluğumuzu düşünüp planlamalıyız. Sonra da dışımızdakileri planlayacağız. Allah yardımcımız olsun.
İşte bu bir imtihandır; mü'min olduğu söylenen toplumun ortasında kâfirlerden beklenecek söz ve tavırlarla karşılaşmak! Bu bir imtihandır, biz de o imtihanı kazanmak zorundayız. Mü'min kimliğimizle var olup o kimliğin hakkını verme heyecan ve aşkı ile yaşayacağız. Her türlü şeytan darbesine karşı uyanık olacağız. Bu darbe mü'min olmayanlardan, mü'min olduğunu zannedip yanıldıklarımızdan hatta gaflete düşmüş mü'minlerden gelebilir. Biz yıkılmamak için hazır bulunacağız. Günlük ve sıradan cedelleşmelerin dinimize bir faydası olmadığı gibi bizim dindarlığımızı eritmeye sebebiyeti vardır. Soru soranın sorusuna cevap veririz ama cevabımızı tartışarak kendimizi ve heyecanımızı eritmeyiz. Temel mantığımız bu olacak. Bizim beraberimizde ve çevremizde melekler ve şeytanlar bulunuyor. Tavırlarımız ve sözlerimizden meleklerin sevinmesine yönelik tercihimizi hiç kaybetmeyeceğiz. Ve bileceğiz ki, bu mantığımızın karşılığında Allah’tan ecir bulacağız biiznillah. Sizlere dualar ederim, sizden de dua beklerim.
Böyle bir sıkıntı hissetmeniz, aktif bir iman sahibi olmanızdandır Allah’ın izni ile. Demek ki, insanlık ve din sizi ilgilendiriyor. Ne mutlu size. Bu günler de yarınlar da Allah’ındır. Dünya da onundur Samanyolu da. Biz de kullarıyız. O dilediğini yapıyor ve bizi sınıyor. Evet, bin bir komplonun içinde yaşıyoruz bu hayatı ama umudumuz bütün komplolardan daha büyük olmalıdır. Kırk kere ölsek de kırk birinciye imanla yaşama heyecanı taşıyacağımız gibi gözümüzün önünde cereyan eden bu olayları da kırk katı olsa bile zihnimizi teslim etmeyeceğimiz bir basiretle izleyeceğiz. İman ederek yaşamak bunu gerektirir. İnsanlık ve ümmet için yapılacak en büyük iş, tek kalmaya hazır bir mümin olmaktır. Mümin kadın profilini kaybolmaktan kurtarabilir bir örnek olarak kalmanız büyük bir nimettir sizin için ve yapmanız gereken en önemli görevdir. Erimeyen çekirdek, kaybolmayan Âsiye örneği olarak kalın. Siz Kur'an okurken sesinizi dinleyen melekler sizi o Rabbi ile konuşur gibi Kur'an okuyan kadın sesi olarak göklere taşısın. Siz daha istersiniz, daha ne yapacaktınız? Namaz öyle, sadaka öyle, iffetinizi korumanız öyle, yuvanız öyle... Siz umutsunuz varlığınızla, gerisi ayrıntıdır. Allah’a emanet olunuz.
arkadaşlık konusundaki diğer fetvalar
Bizim imanımız şu şekildedir: 1- Yeryüzünde iki kitle vardır. Biri Allah'a ve peygambere, imanın diğer esaslarına iman ederek MÜ'MİN olanlar. Diğeri de bir nedenle iman etmeyerek diğer kitleyi oluşturanlar. 2- Bu iki kitle birbirinden ayrıdırlar. Ancak bu ayrılık imanda ve yaşam tarzındadır. Mü'min olanla olmayan aynı dünyada, aynı ortamda aynı sosyal zeminde yaşarlar. İman farkı düşmanlığı gerektirmez. Aynı hayat standartlarını aynı devletin çatısı altında yaşayabilirler. Mü'min olmayanlar, mü'min olanlara karşı bir kin ve savaş içinde olmadıkları sürece onlara karşı bir kötü niyet beslememiz gerekmez, caiz de olmaz. 3- Cihadımız yani dinimizi savunmamız, dinimizi yok sayan ve kaldırmaya çalışanlara karşıdır. 4- İman etmeyerek ikinci cepheyi oluşturanlara karşı sosyal gerçekler nedeniyle sessiz kalmamız kötülük yapmama, iyi geçinme düzeyindedir. Peygamberimi ve kitabımı sevmeyene gönlümde yer açamam. Hakkına hukukuna dikkat ederim, hakkımı ezdirmem o kadar. Allah'a emanet olunuz.
Ateşle oynamayın. Kesinlikle bitirin veya kesinlikle birbirinize helal olun. Bu da ailelerinizin bileceği bir nikâhtan başkasıyla olmaz.
Selamünaleyküm. Bir kere muhabbet olmaz. Arkadaşlık olmaz. En kritik meselelerde bile gayet sınırlı ve bakmadan konuşulabilir ki bu da bir iki kelimeyi geçmemelidir. Şeytan saniyeleri bile iyi hesap eder ve bizi ateşe sevk eder, dikkatli olmalıyız.
Selamünaleyküm. Mesafeli ve seviyeli bir tavır içinde olmanız gerekiyor. Onlardan etkilenmeden yaşamanız neredeyse mümkün değildir. Madem, kendinizi kapalılardan sayıyorsunuz, sizin gibi olmayanlarla mesafeli durun, kendinizi koruyun.
Selamünaleyküm. Sakın bunu sağa sola yaymayın, sizde yerleşik duruma gelir. Doktora gidip hormon kontrolü yaptırmalısınız. Tedavinizde sonuç çıkmazsa ya da her şeyiniz normal denirse tekrar yazabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Aşırı gitmemek, Maddi beklenti içinde olmamak, İkinci şahısların da (meselâ eşlerin) dostluğa katılmasını beklememek, Çok dua etmek, Sabırlı olmak, Fedakârlığa hazır olmak en önemli yardımcı sebeplerdir.