Fetva Meclisi
Soru
Ben iki ay önce doğum yaptım. Kızımın el ve ayağında sorun varmış, doğduktan sonra öğrendik. Doğum sonrası bu süreç benim için biraz zor geçti, çok üzüldüm bir anne olarak. Ama kesinlikle isyan etmedim. Rabbim her şeyi bizden daha iyi bilir. Bu zor süreçte eşimin ailesinden hiçbir destek görmedim. Aksine kayınvalidem ortada bir şey yokken küstü bana, telefonla bile arayıp sormadılar. Ben de artık görüşmek istemiyorum onlarla. Eşimle bu konuyu hiç konuşmadık. Ne tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, ne yaparsan yap hamilelik sürecinde rahat edemezsin diyebilirim. Hamilelik bir imtihan dönemidir. Sabredeceksin. Bozma düzeyini. Bunu da yatırımın kabul et. Sana dualar ederiz.
Selamünaleyküm. Çok normaldir, iyidir de; neden merak ediyorsunuz, Rabbiniz var ve siz O'nun kulusunuz. Salın kendinizi O'na. Ondan sonra bastığınız toprak bile kurusun, endişelenmeyin. Kaç günlük dünya ki bu dünya? Yarın, cennetlerde bu sıkıntılarınızın sizi mutlu edeceğini bilin. Salın kendinizi Allah'ın rahmetine, gam etmeyin gerisini. Dertlere alışarak yaşayın. Dertlerden daha üstün olmayı bilin. Bakışınız böyle olsun rahat edersiniz. Yavrunuza sahip çıkın. Allah'a emanet olun. Allah kalbinize huzur, işinize bereket versin. Yavrularınız salihlerden olsun.
Selamünaleyküm. Allah eşinize rahmet etsin. Size de sabırlar versin. Mevcut durum sürekli olmaz. Böyle ağır bir değişiklik çocukta sarsıntı yapabilir, sabredin kısa bir zaman sonra geçer biiznillah. Bu arada gayret edin, çocuğun gözünde yıpranacak tavırlar göstermeyin. Sizi annelikten silmesin. Bir de akrabalarınız ve komşularınız yetim diye alaka gösterirken çocuğu şımartmasınlar. Onları bu hususta gerekiyorsa ikaz edin. Çok sabırlı olun, tam bir sevap okyanusunun kenarındasınız. Dulluk ve bir çocuk büyütmek büyük bir iş, Allah yardımcınız olsun.
Bu durumu tek başınıza çözemeyebilirsiniz. Bir aile danışmanına gidin. Onun değerlendirmesine göre gelecek planlaması yapın. Ama unutmayın ki, sabretmek yegâne kaynağınızdır, onu iyi değerlendirin.
Allah yardımcınız olsun, işinizi kolay etsin. Çocukların yirmi beş yaşlarına kadar çıkarabilecekleri sorunlardan biridir bu sorun. Önünüzde iki seçenek var: Ya çocuğunuzu tavizsiz, bildiğiniz doğrunun gereği üzere namazla buluşturacaksanız ya da siz esneterek ve bu durumu görmüyor gibi yaparak sonunda namaz ehli olması için uğraşacaksınız. Birincisinin sonucunu zikretmek bile istemem; çocuğu temelden kaybedebilirsiniz. Ne namaz kalır ne kendisi, maazallah. İkinci yöntemi muhakkak uygulayın: - Sık sık olmamak kaydıyla namazı hatırlatın. Kılmadığında üzerine gitmeyin. - Sadece namaz konuşan bir anne baba asla olmayın. Konular renklenip dursun; en az boya çeşitleri kadar... - Her şeye ve her sonuca rağmen asla cezalandırmaya gitmeyin. Yüzüne yüzüne kınamayın onu. Kardeşi veya kuzeni ile sakın kıyaslama yapmayın. - Yaptığı diğer güzel işleri övün, ödüllendirin. (Bu nokta çok mühim, bunu unutmayasınız.) - Çocuğunuzun namazlı emsalleri ile buluşmasını sağlayın. Haftada bir bile olsa ona yakın yaşlardaki arkadaşları ile namazlı ortamlarda buluşsun. Bunun etkisi sizin nasihatinizden fazla olur. - Tabii ki duanın ne kadar önemli olduğunu söylemiyorum bile... - Eşinizle nöbetleşe yürütün bu projeyi. Mesela bir hafta siz, iki hafta eşiniz şeklinde olsun. Biiznillah sonunda namaz ehli bir çocuk göreceksiniz. Ama yirmi beş yaşı uç sınırdır bunu unutmayasınız.
Bu, sizin değil eşinizin sorunudur. Kaynananızın ahirete inancı olsun veya olmasın siz insanlık yapmak zorundasınız. İnsanlığı hak etmiyorsa veya dayanılmaz bir duruma geldiyse yine de nezaketle tepki gösterin. Tepki gösterin ama tartışma yapmayın. Cevap vermeyin. Siz karşılığını Allah'tan bekleyerek yapın yapacağınızı. Tekrar size gelmek isterse kabul edin, mesafeli davranın bu sefer, fazla yüz göz olmayın, hakaret de etmeyin. Sabredin ve kazanın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Evet, bayan görevli bulsa idiniz daha iyi olurdu. Neticede bu bir tıbbi müdahale idi. Biiznillah dinen bir sakınca yoktur. Bundan sonra daha dikkatli olmaya azmedin. Geçmiş olsun.
Depodaki yakınınız ya böle bir işi yapmaya yetkilidir ya da yetkisi olmayan bir işi yapmaktadır. Genel bir yetkiye sahip ise size verdiği helaldir. Yetkisi olmayan bir işi yapıyorsa siz bile bile helal olmayan bir şeyi almış olursunuz ki bu caiz olmaz.
Bu anlatılana bakılarak karar verilecekse böyle bir evlilik yapılmamalıdır. Yapılmasının dinen bir sakıncası yoktur ama başarı açısından düşünülmelidir.
Sizin iki büyük hatanız var. Birinci hatanız, o saydığınız şeylerdir. İkinci hatanız da, şimdi şeytanın sizi onlarla meşgul etmesine izin vermenizdir. Zannederim siz, ikinci hatayı sürdürmekle ağırı daha ağır duruma getiriyorsunuz. Size şunu tavsiye ederiz: a- Müthiş bir tevbe ile o geçmişe tevbe edin. Bu tevbeniz adeta yeniden doğmak gibi olsun. b- Ebediyyen o hatalara bir daha dönmeyin. Tevbe de budur zaten. c- Eşiniz dahil kimseye o geçmişten bahsetmeyin! Hatta kendinize bile bahsetmeyin. Kendinize bile! d- Kendinizi ibadete verin, namaza sarılın. Kur'an okuyun. Zikirler yapın. e- Tevbenizi koruduğunuz sürece eskinin sizi ezmeyeceğini göreceksiniz. Böyle bir tevbe yapmazsanız, yapamazsanız o zaman siz halinizden memnunsunuz da sahte gözyaşı akıtıyorsunuz demektir.
Sizin de hissettiğiniz gibi mü'min bir insanın kalbini rahatsız eden durum var ortada. Kazancınızın haram olacağını söyleyemeyiz ama bu sıkıntı orada çalıştığınız sürece kalbinizi sıkıştıracaktır. Allah yardımcınız olsun.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi hatırlatan her şey bizim için değerlidir, önemlidir. Bilhassa sakal gibi aynı zamanda bizim için de Sünnet olan bir değer nasıl önemli olmaz? Yalnız şu iki hususu da gözden kaçırmamalıyız: a- Şu anda elimizde O'nun sakalından olduğuna dair bize gösterilen sakal parçalarının O'na ait olduğuna dair elle tutulur ciddi bir belge yoktur. Bir umut ve temenni ile bakılıyor konuya. b- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin fiili Sünnetleri mesela sakal Sünnet'i tatbik edildiğinde o ziyaretten ölçülemeyecek kadar daha değerli bir iş yapılmış olur. Bu iki çizgi arasında kendimize bir yer bulabiliriz.