Fetva Meclisi
Soru
Ailem yüzde yüz helal gıda tüketimine dikkat etmiyor. Helal dairesini daha geniş tutuyorlar. Benim ailemle birlikte aynı fırın, tava, tabak vs. kullanmam da sakınca var mı? Malzemeleri temiz tutmaya çalışıyorum lakin yine de şüphe duyuyorum ve bir zaman sonra vesvese olur diye korkuyorum. Ben helal olmama ihtimali olan ürünleri yemek ve yakınlarıma ikram etmek istemiyorum. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu sorun sadece sizin sorununuz değildir. Bütün mü'minlerin helal gıda diye bir sorunu vardır. Ne yazık ki pek çok aile buna yeterli alakayı gösterememektedir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Size tavsiyemiz şudur: Sizinle bu konuda tartışacak, aranızda gerginlik çıkaracak ortamlar ve kişilerden uzak duracaksınız. Haram olanlar ve şüpheli olanlar diye iki liste çıkarmalısınız. Haram olanlardan kesinlikle uzak duracaksınız. Şüphelileri ise yer yer esnetebilirsiniz ve esnetin de. Kendiniz için taviz vermez belirttiğiniz ortamlar gibi ortamlarda ise biraz daha tavizli olursunuz şüphelilerde. Sorunun bir tür vesveseye ve farklılık göstermeye yarayan bağnazlığa kaymamasına dikkat ediniz. Neticede dinimiz için bir iş yapıyoruz ama kaş yaparken göz çıkarmayı da kabul edemeyiz. Allah yardımcımız olsun.
Haramları, bu sorunu çözmeye yardımcı olması bakımından şu şekilde tasnif etmemiz mümkündür: a- Haram olduğu kesin ve belli olanlar. Domuz ürünleri, alkol ve haksız bir şekilde elde edilen yiyecekler böyledir. Bunların yenmesi, içilmesi hiçbir şekilde caiz olmaz. Bu konuda da bir tereddüt yoktur zaten. b- Haram oluşu hakkında elimizde kesin bilgi bulunmayan ama şüphe ettiğimiz yiyecekler, içecekler... Bunları tüketmemeyi tercih etmeliyiz. Genel tavrımız tüketmemek yönünde olmalıdır. Aile fertlerini de bu yönde eğitmeliyiz. Yalnız elimizde haram olduğu konusunda net bilgi bulunmayan yiyecek ve içecekleri, haramlığı kesin olan bir domuz ürünü gibi kabul etmemiz de mümkün değildir. Ortada bir şüphe varken kesin tavır koyamayız. Bugün ekmekten peynire pek çok gıda maddesi için geçerlidir bu. Çok inceleyecek olsak ekmekte bile zorlanabiliriz. Takva üzere olma adına vesveseye yol açmak da doğru değildir. Keyfilik ile titizlik arasında izlenebilir bir yöntem kullanmak gerekmektedir.
Müslüman, kırıcı ve itici olmamalıdır. Bunun yanında haram yiyecek kadar gafil de olmamalıdır. Bu iki hususun ortasında dengeli bir tutum içinde olmak gerekir. Öncelikle bulunduğunuz evin, sizi hassasiyetlerinizin taşındığı bir ev olduğunu biliyorsanız elbette hiçbir şey sormayacaksınız. Şüpheniz varsa şu ve şu maddeleri kullanmadığınızı nazik bir dille izah edeceksiniz.
HELAL damgasının gerekliliği tartışılmayacak önemli bir konudur. Ne yazık ki HELAL damgası konusunda her damgaya itimat edemeyeceğimiz bir karışıklık vardır ortada. Devletin böyle bir konuya el atması ve özellikle resmi bir kurumun helal belgesi vermesi gerçekleşene kadar da hassasiyetimiz devam etmelidir. Özellikle firma seçmeye dikkat edelim. Firmaların hassasiyetlerini takip edelim. Tüketilecek gıdanın kendisini irdeleyelim. Bunları yapalım ama işi vesveseye götürecek işler yapmayalım.
Böyle hassas bir konuda vesvese ile yaşayamayız. Açık bir bilgi varsa onu izleriz. Dedikodu ile helalleri harama dönüştürmemiz caiz olmaz.
Aleykümselam. Helal belli haram bellidir.Kesin haram olan bir şeyi hiç tereddüt etmeden terk ederiz.Haram olduğu hakkında kisin bir bilgimiz olmayan şey ise bizim için şüpheli şeydir.Şüpheli olan şeyi ise terk etmek takvaya uygun olandır. Şüpheli olan şeyi helal gibi görmediğimiz gibi haram gibi görmemiz de doğru olmaz.Bu kuralı da dini yaşamanın bir imtihanı olarak anlamamız gerekiyor. Sabır da budur, cihat da budur.
aile konusundaki diğer fetvalar
‘Sevmiyorum’ sözü boşamak için kullanılan bir söz değildir. Nefret ve gazap belirtisi için kullanılır. Özellikle ‘seni boşuyorum’ kastı ile söylendiğinde nikâha zarar verebilir. Öyle bir kasıt yoksa boşama değildir.
Selamünaleyküm. Peçe nedeniyle bir ailenin dağılmasının dini duygularla olacağını söyleyemeyiz yani annenizin bu tavrı yanlıştır. Aile huzuru peçeden önemli tutulmalıdır. Korkarım, asıl mesele peçe değildir de bahane o yapılmıştır.
Asıl sorumlu olanların ona vekalet vermesi ile onların zekâtını vermesinde bir sakınca yoktur. Sorumluluk sahiplerinin buna niyet etmesi gerekir. Onlar niyet ederse olur.
Selamünaleyküm. Allah'ın emri olan namazı men edebilecek bir kul veya makam yoktur. Yaşadığımız dünyada hiçbir beşeri sistem de böyle bir yasaklamadan yana tavır koyamamaktadır. Kişisel hakların putlaştırıldığı bir zamanda ailen sana karşı zulmetmektedir. Tek ihtimal senin namazı öne çıkararak ders çalışmamak, evdeki vazifelerini ihmal etmek gibi hatalar işliyor olabilmendir. Bunun dışında zulme razı olma. Farz olduğu gibi kıl namazını, taviz verme. En azından şimdilik farzları kıl. Dosdoğru kıl hemde!
Selamünaleyküm. Birinci gerçek: Allah’ın emri olan bir işi yaparken insanların ne diyeceğini önemsemeyiz. Kim olursa olsunlar. İkinci gerçek: Onlar tepki gösterseler de sana yapabilecekleri bir şey yoktur neticede. Bir ara alevlenseler de sönmek zorundadırlar. Sen mükellef bir insansın, çocuk değilsin. Üçüncü gerçek: Sen diklenmeden, birden parlamadan adım adım konuyu açabilirsin. Mesela gitmeden önce onlara başını örtmeyi düşündüğünü hafiften anlatarak giriş yapabilirsin. Sonra da örttüğünü söylersin. En fazla bir iki saat sana köpürebilirler. Sen alttan alan, narin biri olduğun sürece sana yapabilecekleri bir şey yoktur. Namaz konusunda ise zaten seni nefes nefes takip etmeleri mümkün değlidir. Dördüncü gerçek: Senin bu durumun, yaptıklarının Allah katında çok daha sevaplı olması anlamına gelmektedir. Zira Allah Teâlâ senin çileni görmektedir, bilmektedir.
Reşit bir insanın evlenmesi kendi sorumluluğunda olur. Evlenmek bir hak veya ihtiyaç, her nasıl görülüyorsa neticede evlenmekten çok daha büyük hak/ihtiyaç olan şeyler kişinin kendi sorumluluğunda olmaktadır. Evet, mü'min bir baba çocuğunun evlenmesini kendisi için bir vicdani vazife veya ihmali durumunda sorumluluk alabileceği bir destek olarak görmelidir ama hukuki bağlayıcılık niteliğinde bir sorumluluğu olmaz. Özellikle de fakru zaruretten ötürü evlenemeyen ve harama girme riski taşıyan çocuğuna karşı bu sorumluluk biraz daha derinleşebilir ama ‘baba sorumludur’ diye bir kural yoktur. Gençlerin evlenme konusunda babalarına dayanmaları, kendileri sağlık açısından bir sıkıntı yaşamadıkları hâlde, arkadaşları ile gezerken babalarının onları evlendirmek için çalışmasını beklemeleri makul değildir. Öğrenci olmak da babaya dayanma nedeni olmamalıdır. Elbette babalar evlatlarını ihmal etmeyeceklerdir ama reşit bir insan kendi evlilik masraflarını üretmelidir. Onurlu bir evlilik açısından böylesi daha basiretli ve hayırlı tutum olur.