Fetva Meclisi
Soru
Babamın bazı ahlâk sorunları ile yaşadığından şüpheleniyordum. İşimi bırakıp onu izledim bir zaman ama yakalayamadım hatasını. Yine de şüphe ediyorum gidişatından. Bunu ona söylemeli miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Babanıza ait bir hususu araştırmamanız daha iyi olurdu. Onun Rabbi ile olan işine siz müdahale etmeyecektiniz. Bundan sonra da meseleyi unutmaya çalışın, içinizden sevip hürmet etmeseniz de günlük ilişkilerinizde görevinizi yerine getiren biri olun. O hatası ile kalsın siz evlatlığınızla.
Selamünaleyküm. Allah'a samimi bir tevbe edin. Babanız için dualar edin, hayırlar yapın. Anneniz yaşıyorsa onun kıymetini bilin.
Asla aralarında savcı veya hakem olma, asla! Sen ikisine karşı da evlat rolünde ol. Onları düzeltmek, geliştirmek gibi tavırların olmasın. Onlara dua et. Aralarında sorun olduğunda sen başka bir konu ile onların gerginliğini dağıtmaya çalış.
Gizlemeyi esas alın. Yayılması durumunda onu helake daha yakın tutarsınız, sizin de üzüntünüz artar. Gizli kalmasını sağlarken de elinizden gelen tedbirleri alın. Bir noktadan sonra da bu durumu onunla paylaşın. Evlat olarak babası için çırpınan biri olduğunuzu, gizlediğinizi söyleyin. Babanız için çok dua edin. Sabırlı olun. Kaşıtma değil ıslah etme meyilli işler yapın.
Baba muhtaç ve oğlu da verebilecek imkâna sahip olduğu hâlde vermezse oğlu vebale girer. Babanın yaptığı dua da yerini bulur. Baba muhtaç olmadığı hâlde birinci dereceden zorunlu olmayan bir şeyi oğlundan ister de oğlu da onu yapmazsa ve özellikle de sizde olduğu gibi imkânı olmadığı için yapamazsa babanın bir hakkı olmaz, yaptığı bedduası da biiznillah tutmaz. Siz babanızın hizmetinde olmaya elinizden geldiği kadar devam edin. Bu kırgınlığı unutmaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Anlattığınız bu baba yanlış yapmaktadır. Bu gerçek ortada zaten. İkinci bir gerçek de şudur: Sizin babanızı düzeltmeniz mümkün değildir. Bir baba evladından nasihat dinlemez genelde. Bu sebeple siz babanıza başkalarının ağzından söyleyin söyleyeceğinizi. Ve mümkün olduğu kadar da onunla tartışmalı bir alana yaklaşmayın. Allah yardımcınız olsun.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
O kadar çok vardır ki! Peygamber aleyhisselam efendimizin vefatı en baştaki alamet değil midir? Dinde, siyasette, hayatın içinde ve özellikle de aile içinde kıyamet zili çalan o kadar konu vardır ki, Allah Teâlâ görmeyi ve ibret almayı hepimize kolay kılsın. • İşlerin ehli olmayana yaptırılması, • Değer ölçülerinin alt üst olması, • İnsanlar arasında güven unsurunun erimesi, ahlâkın yok gibi kabul edilmesi, • Seri ve yoğun ölümler, ölümlerin önemsizleşmesi, • Ardı arkası kesilmeyen çeşit çeşit fitnelerin çoğalması, • Haram malın helal gibi çoğalması, • Yüksek yapılar etrafında şehirlerin kurulması, • Tabii afetlerin sıklaşması, • Bütün insanlığın önünde devletlere varıncaya kadar her yerde zalimlerin çoğalması… gibi işaretler, alametler gözümüzün önündedir de kim görür, kim ibret alır, o daha sonra belli olacak.
Meselenin insanlık boyutunu yazmamıza gerek yoktur. Babanıza eşlik etmiş birisine sizin insani destek vermeniz yüksek bir ahlâk eseridir. Fıkhi boyutuna gelince: Babanızın hanımının sizinle babanız ekseninden dolaylı bir bağı bulunuyordu. Babanız ölünce de bu bağ bitmiş olur. Babanızın ona bakma yükümlülüğü size intikal etmez. Babanızdan kalan maldan payını alınca hakkını almış olur.
Şüphesiz Allah’tan korkan bir arkadaşla oda paylaşman öyle biri ile paylaşmandan daha iyidir. Ama bu nedenle haram işlemiş olmazsın. • Sana ahlâk zafiyeti bulaştırmasına dikkat et. • Kardeşçe ve tatlı dille onu ikaz et. • Hiçbir hatasına destek olma. • Seni rahatsız etmesine izin verme. • Buna rağmen daha iyi bir arkadaşla değiştirme imkânın olursa onu değerlendir. • Sana olumsuz etki ettiğini anladığında da hiç durma ve onun yanından ayrıl.
Önce şunu iyi bilmeliyiz: Şeytan işinde mahirdir. Herkese kafa numarasına göre bir külah uydurur. Mesela sizi o üyeliğe mahkûm ederken makul görülebilecek bir mantığa da ikna etmiş olabilir. Ateşin etrafında dönmenin akıllıca bir yanı yoktur. Uzak durmaktan başka her yol çıkmazdır.
Bir hastalık yaşayınca hayatı terk ediyor muyuz? Elbette hayır. O hastalıktan iyileşmeye çalışıyor, yaşama gayretimizi de sürdürüyoruz. Şeytanın bir dönemi kazanması hayatın tamamını ona vermemizi gerektirmez. Yaşadığımız sıkıntıyı düzeltmeye çalışırken yeni bilgiler, ibadetler, heyecanlar elde etmeye de çalışacağız. Doğrusu böyledir. Yılıp yıkılan mü'min şeytana teslim olan mü'min sayılır. Şeytanı sevindirmek hiçbir zaman doğru değildir. Bin kere yıkılsak bile bin birinci kalkışımız ve Rabbimize doğru yürüyüşümüz zorunludur. İbadet de böyledir. İlim de böyledir. Ahlâk da böyledir. Sosyal ilişkiler de böyledir. Hayata bakışımız böyledir.
Şu andaki Batı kültüründe bin bir rezilliğe rağmen kimi ahlâk denebilecek değer kalıntılarının bulunmasına benzer bir durum o zamanki Arap toplumlarında da bulunuyordu. Doğru konuşma, misafire ikram, sözde durma, komşuluğa saygı, şecaat, sabır… vardı denebilir.