Fetva Meclisi
Soru
Ben üniversite kız yurdunda kalıyorum. Aynı odada bir kız arkadaşım var. Arkadaşım erkeklerle çok rahat konuşuyor, resimler gönderiyor, hiçbir ciddiyeti yok. Benim onunla aynı odada kalmam günah olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Üniversite veya başka bir yer değişmez; Müslüman için her yer ve her zaman dinine göre yaşayacağı yer ve zamandır. Belirttiğiniz ortamda kız erkek karma olma durumu sizin için bir risk oluşturmaktadır. Evet, zaruret olarak bir arada bulunulabilir ama bu zarureti gevşetmeniz durumunda şeytanın sizi günaha sevk edebileceğini unutmayın. Size şunu söylemem gerekir: Melekler sizi bir an bile bırakmadan izliyorlar. Her şeyi yazıyorlar. Yarın Allah'ın huzurunda mahcup olacağınız işleri yapmamalısınız. İbadetlerinizi ihmal edebileceğiniz, ahlakınızdan taviz verebileceğiniz her iş ve ortam sizin için sakıncalıdır. Böyle bilin.
Biz sadece kendimizi kötülük yapmaktan alıkoymakla iyi Müslüman olamayız. Kötülük yapanlara tepki göstermek ve onlarla aramıza mesafe koymak, bu uğurda arkadaşlıklara çizgi çekebilmek de Müslüman olmamızın gereklerindendir.
Aleykümselam. Şeytan, iyi şeyleri önünüze koyarak sizi tuzağa çekiyor. Hemen uzak kalın. Cici sözlere inanmayın. Hiçbir şey sizin, iffetli kalmanız kadar önemli değildir. Önce kendinizi düşünün.
Selamünaleyküm. Ateşle oynama, kendini oyalama!
Selamünaleyküm. Siz bu meselede kendinizi Allah'ın imtihanı karşısında şeytanın tuzakları ile başbaşa kalınca ne yapacağınız konusunda değerlendirin. Öyle durumlarda günah olduğunu bildiğiniz bir işten geri duramıyorsanız ne zaman ve nerede duracaksınız? Mü'min, fren sistemi olmayan bir araca binmez. Kedinizi toparlayıp mü'mince düşünmeye gayret etmelisiniz. Allah yardımcınız olsun.
Hiçbir gerekçe harama özür olamaz. Sizin sessizliğinizin ilk geri dönüşümü de maazallah sizin de harama bulaşmanız olabilir. Tavrınızı koyun ama ilişkinizi kesmeyin. Hasta biri gibi kabul edin, hasta olduğu için ilgileneceksiniz ama size mikrop bulaşmaması için de dikkat edeceksiniz. Bunu da öyle değerlendirin.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Önce şunu iyi bilmeliyiz: Şeytan işinde mahirdir. Herkese kafa numarasına göre bir külah uydurur. Mesela sizi o üyeliğe mahkûm ederken makul görülebilecek bir mantığa da ikna etmiş olabilir. Ateşin etrafında dönmenin akıllıca bir yanı yoktur. Uzak durmaktan başka her yol çıkmazdır.
Meselenin insanlık boyutunu yazmamıza gerek yoktur. Babanıza eşlik etmiş birisine sizin insani destek vermeniz yüksek bir ahlâk eseridir. Fıkhi boyutuna gelince: Babanızın hanımının sizinle babanız ekseninden dolaylı bir bağı bulunuyordu. Babanız ölünce de bu bağ bitmiş olur. Babanızın ona bakma yükümlülüğü size intikal etmez. Babanızdan kalan maldan payını alınca hakkını almış olur.
Bir hastalık yaşayınca hayatı terk ediyor muyuz? Elbette hayır. O hastalıktan iyileşmeye çalışıyor, yaşama gayretimizi de sürdürüyoruz. Şeytanın bir dönemi kazanması hayatın tamamını ona vermemizi gerektirmez. Yaşadığımız sıkıntıyı düzeltmeye çalışırken yeni bilgiler, ibadetler, heyecanlar elde etmeye de çalışacağız. Doğrusu böyledir. Yılıp yıkılan mü'min şeytana teslim olan mü'min sayılır. Şeytanı sevindirmek hiçbir zaman doğru değildir. Bin kere yıkılsak bile bin birinci kalkışımız ve Rabbimize doğru yürüyüşümüz zorunludur. İbadet de böyledir. İlim de böyledir. Ahlâk da böyledir. Sosyal ilişkiler de böyledir. Hayata bakışımız böyledir.
Baban başka hiç kimse değildir. Babana karşı casusluk yapamazsın. Evet, onun hatası onun için vebaldir ama senin babana karşı sıradan bir insan gibi casusluk yapman caiz olmaz. Onun için dua et. Dolaylı yollarla ona nasihat et/ettir. Asla onu rencide edecek tavırlar içinde olma.
Şu andaki Batı kültüründe bin bir rezilliğe rağmen kimi ahlâk denebilecek değer kalıntılarının bulunmasına benzer bir durum o zamanki Arap toplumlarında da bulunuyordu. Doğru konuşma, misafire ikram, sözde durma, komşuluğa saygı, şecaat, sabır… vardı denebilir.
O kadar çok vardır ki! Peygamber aleyhisselam efendimizin vefatı en baştaki alamet değil midir? Dinde, siyasette, hayatın içinde ve özellikle de aile içinde kıyamet zili çalan o kadar konu vardır ki, Allah Teâlâ görmeyi ve ibret almayı hepimize kolay kılsın. • İşlerin ehli olmayana yaptırılması, • Değer ölçülerinin alt üst olması, • İnsanlar arasında güven unsurunun erimesi, ahlâkın yok gibi kabul edilmesi, • Seri ve yoğun ölümler, ölümlerin önemsizleşmesi, • Ardı arkası kesilmeyen çeşit çeşit fitnelerin çoğalması, • Haram malın helal gibi çoğalması, • Yüksek yapılar etrafında şehirlerin kurulması, • Tabii afetlerin sıklaşması, • Bütün insanlığın önünde devletlere varıncaya kadar her yerde zalimlerin çoğalması… gibi işaretler, alametler gözümüzün önündedir de kim görür, kim ibret alır, o daha sonra belli olacak.