Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz 5 arkadaş evvel zamanda, yabancı güdümlü kuruluş olan “Netflix’ten” üyelik satın almıştık. Sizin de malumunuz olacaktır ki bu dizi ve film yayınlayıcısı son zamanlarda eşcinsel içerikler üretmeye ve paylaşmaya başladı. Bunun yanı sıra yayınladığı içeriklerde insanları yozlaştıracak düzeyde kendi fikirlerini dayatıyor. Durum böyle olunca pek çok insan üyeliklerini iptal etti ve diğer insanlara da bu yayın kuruluşuna para yedirmenin çok veballi bir iş olduğunu söylüyorlar. Biz ise yalnızca dizi/film izleme niyetiyle değil, onların nasıl çalıştığını, onlardan neler öğrenebileceğimizi göz önünde bulundurarak “Netflix’i” kullanıyoruz. Sizce üyeliğimizi iptal etmeli miyiz? Gerçekten söylendiği gibi vebali büyük bir hata mı yapıyoruz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kalbinizde bir reklam uru oluşmadıkça bunlara takılmayın. Başka türlü bir şey toplayamazsınız.
Selamünaleyküm. Telif hakkına saygılı olunması temel prensibimiz olmalıdır. Sahibinin kanunen gerekli olan koruma tedbirini almamış olması, örfen kullanıma belli ölçüde izin veriliyor sayılması gibi nedenlerle sözünü ettiğiniz ürünler kullanılabilir. Muhtevasında haramlık bulunan bu tür ürünler için korunmuşluk fıkhen söz konusu olmaz. Bunu da bilelim.
Bizim bu sitedeki hizmetimiz bir devlet hizmeti değildir. Allah rızası için bilebildiğimizi, becerebildiğimizi kardeşlerimize aktarıyoruz. Her şeye cevap yetiştirmek görevimiz olmadığı gibi takatimiz da yoktur böyle bir işe. Becerebildiğimiz kadarını yapıyoruz. Eksiğimizi ve hatamızı kabul ederiz, daha iyisini yapmak için uğraşırız ama haddimizi bilmek zorundayız. Dua edin Rabbim daha iyisine muvaffak etsin.
Bunu bir borç verme işlemi olarak görebiliriz. Toplanan para katılımcılardan birine verildiğinde: Ondan bir fazlalık istemeden geri getiriyorsa, Mubah bir işte parayı kullanıyorsa işlemde bir sakınca yoktur. Güzel bir borç uygulaması yapmış olursunuz, biiznillah bundan sevap da kazanırsınız. Yalnız size şunu tavsiye etmeliyiz: Bu ve benzeri yolları deneyenlerin pek çoğu sırf bu yüzden dostlarını kaybettiler. Paranın girdiği yerde şeytanın fitnesi de büyür ve daha kışkırtıcı olur. Konuşurken ve kararlaştırırken kolay ve güzel gibi görülür bu işler ama pratiğe geçildiğinde öyle olmayabilir. Çok dikkat edin. Katılımcıları mümkün olduğu kadar az tutun. Aranızdaki iman kardeşliği ve muhabbetiniz zarar gördükten sonra yaptığınız işten kazanacağınız bir ecir de kalmayabilir maazallah.
Selamünaleyküm. Öncelikle size, bu işi yaparken ehil birini danışman tutmanızı tavsiye ederim. Bu işi yapanlar daha sonra kardeşliklerini, arkadaşlıklarını mahkeme salonlarında tükettiler. Şeytan için iyi bir yatırım olabilirsiniz. Aman çok dikkat ediniz. Şirketinizi bir şahıs gibi kabul etmeniz de mümkündür, şirkette herkesin hesabını kendisinin tutacağı bir yol da izleyebilirsiniz. İkisinde de yapacağınız şeyin sonucu aynıdır. İsterseniz, şirketin üzerinden hesap yapın ama bu kimin yakınına verilecek gibi bir tartışmaya neden olabilir aranızdaki samimiyete zarar verebilir. Paranızı işletecek birine yetki verin, kuralları koyun, o yürütsün. Allah işinize bereket versin.
Okuduğunuz bölüm, bu tür risklerden hiçbir zaman emin olamayacağınız bir bölümdür. Bugün değilse yarın benzeri bir risk sizi bulacaktır. Belki de zamanla bunları risk dahi görmeyebilirsiniz. Kalbinizin huzursuz olduğu alanı, zamanı, ortamı terk etmekten başka çareniz de yoktur. Şimdi böyle rahatsız oluyorsunuz, maazallah rahatsız olmayacağınız bir zaman gelirse...
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Şüphesiz Allah’tan korkan bir arkadaşla oda paylaşman öyle biri ile paylaşmandan daha iyidir. Ama bu nedenle haram işlemiş olmazsın. • Sana ahlâk zafiyeti bulaştırmasına dikkat et. • Kardeşçe ve tatlı dille onu ikaz et. • Hiçbir hatasına destek olma. • Seni rahatsız etmesine izin verme. • Buna rağmen daha iyi bir arkadaşla değiştirme imkânın olursa onu değerlendir. • Sana olumsuz etki ettiğini anladığında da hiç durma ve onun yanından ayrıl.
Bir hastalık yaşayınca hayatı terk ediyor muyuz? Elbette hayır. O hastalıktan iyileşmeye çalışıyor, yaşama gayretimizi de sürdürüyoruz. Şeytanın bir dönemi kazanması hayatın tamamını ona vermemizi gerektirmez. Yaşadığımız sıkıntıyı düzeltmeye çalışırken yeni bilgiler, ibadetler, heyecanlar elde etmeye de çalışacağız. Doğrusu böyledir. Yılıp yıkılan mü'min şeytana teslim olan mü'min sayılır. Şeytanı sevindirmek hiçbir zaman doğru değildir. Bin kere yıkılsak bile bin birinci kalkışımız ve Rabbimize doğru yürüyüşümüz zorunludur. İbadet de böyledir. İlim de böyledir. Ahlâk da böyledir. Sosyal ilişkiler de böyledir. Hayata bakışımız böyledir.
Meselenin insanlık boyutunu yazmamıza gerek yoktur. Babanıza eşlik etmiş birisine sizin insani destek vermeniz yüksek bir ahlâk eseridir. Fıkhi boyutuna gelince: Babanızın hanımının sizinle babanız ekseninden dolaylı bir bağı bulunuyordu. Babanız ölünce de bu bağ bitmiş olur. Babanızın ona bakma yükümlülüğü size intikal etmez. Babanızdan kalan maldan payını alınca hakkını almış olur.
Şu andaki Batı kültüründe bin bir rezilliğe rağmen kimi ahlâk denebilecek değer kalıntılarının bulunmasına benzer bir durum o zamanki Arap toplumlarında da bulunuyordu. Doğru konuşma, misafire ikram, sözde durma, komşuluğa saygı, şecaat, sabır… vardı denebilir.
Baban başka hiç kimse değildir. Babana karşı casusluk yapamazsın. Evet, onun hatası onun için vebaldir ama senin babana karşı sıradan bir insan gibi casusluk yapman caiz olmaz. Onun için dua et. Dolaylı yollarla ona nasihat et/ettir. Asla onu rencide edecek tavırlar içinde olma.
O kadar çok vardır ki! Peygamber aleyhisselam efendimizin vefatı en baştaki alamet değil midir? Dinde, siyasette, hayatın içinde ve özellikle de aile içinde kıyamet zili çalan o kadar konu vardır ki, Allah Teâlâ görmeyi ve ibret almayı hepimize kolay kılsın. • İşlerin ehli olmayana yaptırılması, • Değer ölçülerinin alt üst olması, • İnsanlar arasında güven unsurunun erimesi, ahlâkın yok gibi kabul edilmesi, • Seri ve yoğun ölümler, ölümlerin önemsizleşmesi, • Ardı arkası kesilmeyen çeşit çeşit fitnelerin çoğalması, • Haram malın helal gibi çoğalması, • Yüksek yapılar etrafında şehirlerin kurulması, • Tabii afetlerin sıklaşması, • Bütün insanlığın önünde devletlere varıncaya kadar her yerde zalimlerin çoğalması… gibi işaretler, alametler gözümüzün önündedir de kim görür, kim ibret alır, o daha sonra belli olacak.