Fetva Meclisi
Soru
İslam öncesi Araplarda ahlâktan söz ediliyor, bu doğru mudur? Hem müşrikler hem ahlâk vardı denmesi ne kadar yerine oturuyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Ashabı kiram için 'Allah hepsinden razı olsun/makamları cennet olsun' demek kadar yerinde bir söz olur mu?
Selamünaleyküm. Sokak kıyafetiyle olmadıkça dört kişi bir arada olmanız doğru değildir. Bizim ahlâk anlayışımız bunu kabul etmez.
İman ve ahlâk sıkıntısı yaşayanlarla insan olarak ilişki içinde olabiliriz/olmalıyız da. Şunu da unutmamak zorundayız: Biz de insanız, onların etkilendiği gibi biz de etkilenebilir ve onlar gibi olabiliriz. Bu nedenle ‘insanî ilişki’ düzeyinde ve seviyeli bir beraberliğimiz olmalıdır. Onları ıslah etme gayretimiz bile bir risktir. Bugün onları kınadığımız şeyleri yarın biz yapıyor olabiliriz. Neticede bir mikrop her şeyi bitirebiliyor.
Eğer bu din sadece Arapların dini ise Müslümanlık Araplık demek ise tespitiniz doğrudur.
Selamünaleyküm. Zikrettiğiniz mesele hakkında bir bilgiye ulaşmış değiliz. Kelam, ashabın döneminde bilinen bir ilim değildi.
Mushafı öpmek şeklinde bir ibadet yoktur. Mushafa saygı olarak yapılmasında ise bir sakınca yoktur. Bu bir saygı olarak yapıldığında inşaallah saygıdır, bir ibadet olarak mesela bir sureyi okumak gibi icra edildiğinde ise bir kaynağı yoktur.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Bir hastalık yaşayınca hayatı terk ediyor muyuz? Elbette hayır. O hastalıktan iyileşmeye çalışıyor, yaşama gayretimizi de sürdürüyoruz. Şeytanın bir dönemi kazanması hayatın tamamını ona vermemizi gerektirmez. Yaşadığımız sıkıntıyı düzeltmeye çalışırken yeni bilgiler, ibadetler, heyecanlar elde etmeye de çalışacağız. Doğrusu böyledir. Yılıp yıkılan mü'min şeytana teslim olan mü'min sayılır. Şeytanı sevindirmek hiçbir zaman doğru değildir. Bin kere yıkılsak bile bin birinci kalkışımız ve Rabbimize doğru yürüyüşümüz zorunludur. İbadet de böyledir. İlim de böyledir. Ahlâk da böyledir. Sosyal ilişkiler de böyledir. Hayata bakışımız böyledir.
Önce şunu iyi bilmeliyiz: Şeytan işinde mahirdir. Herkese kafa numarasına göre bir külah uydurur. Mesela sizi o üyeliğe mahkûm ederken makul görülebilecek bir mantığa da ikna etmiş olabilir. Ateşin etrafında dönmenin akıllıca bir yanı yoktur. Uzak durmaktan başka her yol çıkmazdır.
Şüphesiz Allah’tan korkan bir arkadaşla oda paylaşman öyle biri ile paylaşmandan daha iyidir. Ama bu nedenle haram işlemiş olmazsın. • Sana ahlâk zafiyeti bulaştırmasına dikkat et. • Kardeşçe ve tatlı dille onu ikaz et. • Hiçbir hatasına destek olma. • Seni rahatsız etmesine izin verme. • Buna rağmen daha iyi bir arkadaşla değiştirme imkânın olursa onu değerlendir. • Sana olumsuz etki ettiğini anladığında da hiç durma ve onun yanından ayrıl.
Meselenin insanlık boyutunu yazmamıza gerek yoktur. Babanıza eşlik etmiş birisine sizin insani destek vermeniz yüksek bir ahlâk eseridir. Fıkhi boyutuna gelince: Babanızın hanımının sizinle babanız ekseninden dolaylı bir bağı bulunuyordu. Babanız ölünce de bu bağ bitmiş olur. Babanızın ona bakma yükümlülüğü size intikal etmez. Babanızdan kalan maldan payını alınca hakkını almış olur.
Baban başka hiç kimse değildir. Babana karşı casusluk yapamazsın. Evet, onun hatası onun için vebaldir ama senin babana karşı sıradan bir insan gibi casusluk yapman caiz olmaz. Onun için dua et. Dolaylı yollarla ona nasihat et/ettir. Asla onu rencide edecek tavırlar içinde olma.
O kadar çok vardır ki! Peygamber aleyhisselam efendimizin vefatı en baştaki alamet değil midir? Dinde, siyasette, hayatın içinde ve özellikle de aile içinde kıyamet zili çalan o kadar konu vardır ki, Allah Teâlâ görmeyi ve ibret almayı hepimize kolay kılsın. • İşlerin ehli olmayana yaptırılması, • Değer ölçülerinin alt üst olması, • İnsanlar arasında güven unsurunun erimesi, ahlâkın yok gibi kabul edilmesi, • Seri ve yoğun ölümler, ölümlerin önemsizleşmesi, • Ardı arkası kesilmeyen çeşit çeşit fitnelerin çoğalması, • Haram malın helal gibi çoğalması, • Yüksek yapılar etrafında şehirlerin kurulması, • Tabii afetlerin sıklaşması, • Bütün insanlığın önünde devletlere varıncaya kadar her yerde zalimlerin çoğalması… gibi işaretler, alametler gözümüzün önündedir de kim görür, kim ibret alır, o daha sonra belli olacak.