Fetva Meclisi
Soru
Babamın ölümünden sonra benim annem olmayan eşine bakmakla yükümlü müyüm?
Cevap
Benzer fetvalar
Babanızın ölümünden sonra devletin babanızla bağlantılı bir nedenden ötürü takdir ettiği maaş, kimin adına bankaya yatırıloyorsa o maaş onundur. Eğer devlet mesela ‘eşine’ veya ‘şu yaştaki çocuğuna’ diye bir kayıt koydu ise onun dışındakilerin o maaşta sadece onun çocuklarıdır diye bir hakları olmaz.
Aleykümselam. Babanız yani mal sahibi yaşıyorsa sizin bir hakkınız yoktur. Babanız öldü ve malı miras olarak kaldı ise ve bu şekilde bir kullanım söz konusu ise size düşen hakkınızı istemenizde hiçbir sakınca yoktur. Ne ayıptır ne de günah! Hakkınızı talep edin.
Varis olacak kimsesi olmayan biri ise teyzeniz, zaten malını babanız kanalı ile size bırakmış. Kardeşlerinizin arasında adil bir şekilde dağıtmanız sizin için daha hayırlı olur. Küçük bir malı aranızda fitne konusu yapmayın.
Eşin haklı değilse de şeytan onu ele alıp kışkırtmadan sen dengeyi kur. Annen de sabah gel yeter dediğine göre bu kıvılcım ateş olmadan söndür onu.
Aleykümselam. Vefat eden insanın ardından ilk yapılması gereken iş cenazesinin defnedilmesidir. Ondan sonraki ikinci iş ise borçlarının ödenmesidir. Eğer borçlarını karşılayacak veya daha fazla malı varsa borçları ödenir, ardından malı varisler arasında taksim edilir. Mal bırakmadı ise onun borçları kimseye kalmaz. Babanıza ondan mal kaldı ise babanız ödemeli idi. Kalmadı ise babanız da mesul değildi zaten. Aynı durum sizin için de geçerlidir. Allah Teâlâ her ikisini de mağfiret buyursun.
Bakarsanız, bakabilirseniz büyük sevap kazanırsınız. Bakamazsanız sorumlu olmazsınız. Kocanız ona bir bakıcı tutmak zorundadır.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Şüphesiz Allah’tan korkan bir arkadaşla oda paylaşman öyle biri ile paylaşmandan daha iyidir. Ama bu nedenle haram işlemiş olmazsın. • Sana ahlâk zafiyeti bulaştırmasına dikkat et. • Kardeşçe ve tatlı dille onu ikaz et. • Hiçbir hatasına destek olma. • Seni rahatsız etmesine izin verme. • Buna rağmen daha iyi bir arkadaşla değiştirme imkânın olursa onu değerlendir. • Sana olumsuz etki ettiğini anladığında da hiç durma ve onun yanından ayrıl.
Baban başka hiç kimse değildir. Babana karşı casusluk yapamazsın. Evet, onun hatası onun için vebaldir ama senin babana karşı sıradan bir insan gibi casusluk yapman caiz olmaz. Onun için dua et. Dolaylı yollarla ona nasihat et/ettir. Asla onu rencide edecek tavırlar içinde olma.
Önce şunu iyi bilmeliyiz: Şeytan işinde mahirdir. Herkese kafa numarasına göre bir külah uydurur. Mesela sizi o üyeliğe mahkûm ederken makul görülebilecek bir mantığa da ikna etmiş olabilir. Ateşin etrafında dönmenin akıllıca bir yanı yoktur. Uzak durmaktan başka her yol çıkmazdır.
O kadar çok vardır ki! Peygamber aleyhisselam efendimizin vefatı en baştaki alamet değil midir? Dinde, siyasette, hayatın içinde ve özellikle de aile içinde kıyamet zili çalan o kadar konu vardır ki, Allah Teâlâ görmeyi ve ibret almayı hepimize kolay kılsın. • İşlerin ehli olmayana yaptırılması, • Değer ölçülerinin alt üst olması, • İnsanlar arasında güven unsurunun erimesi, ahlâkın yok gibi kabul edilmesi, • Seri ve yoğun ölümler, ölümlerin önemsizleşmesi, • Ardı arkası kesilmeyen çeşit çeşit fitnelerin çoğalması, • Haram malın helal gibi çoğalması, • Yüksek yapılar etrafında şehirlerin kurulması, • Tabii afetlerin sıklaşması, • Bütün insanlığın önünde devletlere varıncaya kadar her yerde zalimlerin çoğalması… gibi işaretler, alametler gözümüzün önündedir de kim görür, kim ibret alır, o daha sonra belli olacak.
Bir hastalık yaşayınca hayatı terk ediyor muyuz? Elbette hayır. O hastalıktan iyileşmeye çalışıyor, yaşama gayretimizi de sürdürüyoruz. Şeytanın bir dönemi kazanması hayatın tamamını ona vermemizi gerektirmez. Yaşadığımız sıkıntıyı düzeltmeye çalışırken yeni bilgiler, ibadetler, heyecanlar elde etmeye de çalışacağız. Doğrusu böyledir. Yılıp yıkılan mü'min şeytana teslim olan mü'min sayılır. Şeytanı sevindirmek hiçbir zaman doğru değildir. Bin kere yıkılsak bile bin birinci kalkışımız ve Rabbimize doğru yürüyüşümüz zorunludur. İbadet de böyledir. İlim de böyledir. Ahlâk da böyledir. Sosyal ilişkiler de böyledir. Hayata bakışımız böyledir.
Şu andaki Batı kültüründe bin bir rezilliğe rağmen kimi ahlâk denebilecek değer kalıntılarının bulunmasına benzer bir durum o zamanki Arap toplumlarında da bulunuyordu. Doğru konuşma, misafire ikram, sözde durma, komşuluğa saygı, şecaat, sabır… vardı denebilir.