Fetva Meclisi
Soru
Elektronik oyunlara nasıl bakmalıyız? Özellikle gençler ve çocukların bu oyunlardan kurtulmaları neredeyse mümkün olmuyor. Bu oyunlar kumar sayılır mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu çağın önümüze getirdiği elektronik oyunların hayatımızda ciddi bir yer işgal ettiği açıkça görülmektedir. Küçük bebeklerden aile reisi insanlara kadar bir hastalık boyutunda toplumu etkisi altına alan salgına dönmüştür ne yazık ki. Uzun zaman geçmeden eşler arasında ayrılma nedenlerinde ilk sıralara bile taşınabilir diye endişelerimiz yok değildir. Bu tür oyunlar için söylenecek ilk söz mübah olmasıdır. Mübah, farz değil haram değil demektir. Yani serbest bir konudur. Bu temel kuraldan sonra ayrıntılara göre bu oyunların hükmü de değişebilir: • Zarar ve fesat kavramı devreye girdiğinde bu oyunlar için sakınca da devreye girer. Söz konusu “zarar”, ekonomik, dini, ahlâki veya sağlıkla ilgili olabilir. Hangisi olursa olsun zarar veren giderilir. Kural böyledir. • Bu konuda karar verileceği zaman genel duruma bakılır. Mesela genel olarak sakıncasız ama bir iki kişinin oynamasında bir sakınca var diye, umumi bir yasak olmaz. Aynı şekilde, genelde zararlı ama bir iki genç o oyunları yararlı işlerde değerlendiriyor diye de müspet bir karar verilemez. Karar yoğunluğa göre verilir. • Söz konusu oyunlar akidemiz açısından zarar veriyorsa mesela kâfirlerin sempatik olmalarını sağlıyorsa, onların dinlerinin veya sistemlerinin reklamını yapıyorsa, haramlardan bir haramı göz önüne çıkarıyorsa; ahlâk erimesine neden oluyorsa; avret teşhiri, kadın erkek avreti hassasiyetini yıpratmaya neden oluyorsa; öğrencilerin derslerini, iş sahiplerinin işlerini etkiliyorsa; sağlık açısından sakıncalar oluşturuyorsa, insanların akıllarını donduruyorsa; mal israfı nedeni oluyorsa; aile düzeni açısından risk oluşturuyorsa… Bu oyunların oynanmasına haram bile diyebiliriz. Bunun dışında genel hüküm mübah olmalarıdır.
İki veya daha çok kişinin bir bedel koyup karşılığında kazanma ihtimali için oynanan oyun olduktan sonra kumar kumardır. Köyde çakıl taşları ile oynanması ile özel makinelerle oynanması arasında fark yoktur. Elektronik sistemler ve cihazlar bu haramı daha kolay ve cazip hale getirdiği için haramlığı ve tehlikesi de daha büyük olmuştur. Normal kumar hangi zararı veriyorsa modern kumar kat kat onu vermektedir. Daha kolay ulaşılan, daha kolay oynanan elektronik kumar aileyi ve toplumu daha çabuk ifsat etmektedir. Kısa zamanda bağımlılık yapması da bunun göstergesidir. Büyükler, gençler hatta çocuklar bu illete dalıp gitmektedirler. Kumar oynayanların bir mekânda toplanıp oynamaları ile birinin bir kıtada diğerinin öbür kıtada olması da aynıdır. Bu kumar türünü daha sakıncalı hale getiren farklılıklardan biri de uluslararası şer şirketlerinin insanları sömürmesi ve sömürdüklerini insanlığın ifsadı için kullanmalarının daha yoğun olmasıdır. Gerçek bir para veya mal alıp verme şeklinde yapılmıyor olsa bile elektronik oyunların kumara benzeyen şekillerinden kesinlikle uzak durulmalıdır. Yarının açık bağımlılığı ve haramını bugünden hazırlayan ve kolaylaştıran bir oyun da haram kabul edilmelidir.
Oyun oynamak genel kurallar itibariyle mubahtır. Mubah demek ortada bir günah veya sevap olmadan yapılabilen bir şey demektir. Oyunun her çeşidi de böyledir. Mubah olan oyun batıla hizmet ettiriyorsa, ibadetleri ihmal ettiriyorsa, insani ve zorunlu görevleri ihmal ettiriyorsa, sağlık açısından risk oluşturuyorsa, kumar gibi bir harama sevk ettiriyorsa, avret teşhiri ve izlemesi gibi bir çirkinliğe sebep oluyorsa böyle bir drumda dijital veya genel oyunlar mubah olmaktan haram olmaya geçer, yapılması da caiz olmaz.
Kur'an’ımız, yakın zamana kadar sadece kâğıt üzerine yazılıyor ve kâğıttan okunuyordu. Elhamdülillah bugün dijital/elektronik ortamlarda da bulunmaktadır. Bunu bir nimet olarak kabul ederiz ve Rabbimize şükrederiz. Önemli olan Kur'an’ımızı tazim ile okumaktır. Kâğıttan veya başka bir levhadan olması bu temel kuralı değiştirmez. Yalnız şunu da tespit etmemiz gerekiyor: a. Telefonlar, ona benzer cihazlar daha yoğun bir şekilde eğlence ve malayani için kullanılmaktadır. Bir elektronik cihaz görüldüğünde akla gelen malayani şeyler olmaktadır. Böyle bir ortamda Kur'an’a gösterilmesi gereken tazimde eksiklik yapılmamalıdır ki, ibadet değeri eksilmesin yaptığımız işin. b. Elektronik dünyanın hilesi basılı dünyanın hilesinden çok daha fazladır. Karşımıza “Mushaf” olarak çıkarılan şeyin ne kadar güvenli olduğu, hangi mutemet baskıyı esas aldığı gibi endişeler gayet ciddi endişelerdir. Buna da dikkat edilmelidir. Türkiye şartlarında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu tür hizmetleri güven açısından en iyi durumdadır. c. Belki insanlık bir zaman sonra kâğıdı tamamen kaldıracak bir teknolojiyi sürdürmektedir ama bizim Mushaflarımızı bütünüyle elektronik olana dönüştürmek için meraklı olmamamız gerekmektedir. İyi güzel hatta mükemmel bir nimet ama hilesine ve olumsuzluklarına karşı henüz hazır olmadığımızı zannediyoruz.
Elbette söz edilebilir; Müslüman nerede ise akidesi oradadır. Akidemizin çizdiği çizgileri camide koruduğumuz kadar evlerimizde ve iş yerlerimizde de koruruz. Kesinlikle bizim evimiz akidemizi yansıtır. Duvarlarımız, banyomuz, koltuğumuz her şeyimiz farklıdır. Eğer, başkalarıyla benzeştiğimiz bir nokta varsa o, bizim ayrıcalıklı olmamızı gerektirmeyen nokta olduğu için öyledir. Her ne kadar evin tapusu bizim üzerimizde veya kirasını biz veriyor isek de nihayetinde evlerimizin ve evlerimizde barındırdıklarımızın emanetçileriyiz. Evlerimizin fiziki şekli ötesinde, ev kültürümüzün bu zamanda zedelenen bölümlerine şöyle işaret edebiliriz: - Evlerimize girişler ve evlerde oturmalar mahremiyet esası üzerine olmalıdır. Evde erkek yokken, kim olursa olsun namahrem biri eve girmemelidir. Evde ailece veya başka tür oturumlarda kesinlikle kadınlar ayrı mecliste, erkekler ayrı mecliste oturmalıdırlar. Evlerimizin yapısı bu hususa dikkat edilerek oluşturulmalıdır. Karma oturumların bilhassa kadınlar açısından oluşturacağı sakıncalara dikkat edilmesi şarttır. İnsanların ‘iyi niyet ve güven’ perdesine saklanmaları yanlıştır. - Müthiş bir fitne olarak televizyon ve bilgisayara karşı uyanık olmak gerekir. Her iki cihazın da kökten atılması bir çare olmayabilir. Aile büyüklerinin ittifak ederek oluşturacakları bir siyasetle bu iki fitneye karşı iyi bir siyaset güdülmelidir. Bu ikili fitneye telefonu da dâhil etmemiz mümkündür. - Evde namazı geciktirmeye neden olan ne varsa ona karşı gerekli tedbir alınmalıdır. - Kâfirlerin akidesini, onlara ait kültürü yansıtan şeyler de evlerimizde yer bulamamalıdır. - Canlı resmi evlerimizin duvarlarında bulunmamalıdır. - Sigara ve kola gibi bize ait olmayan hatta bizi eritmek için şeytanın içimizde yaydığı sakıncalılar listesi sürekli kolladığımız bir liste olarak önümüzde bulunmalıdır. - Evlerimizde zaruri olanı dışında köpek beslenmemelidir. - Evlerimizin müzeye dönüşmesi sakıncalıdır. Anormal süslemeler, gerekli gereksiz eşya, lüks addedilenler, dünyaya meyli temsil ettiği için sakıncalıdır. Duvardan duvara dünyaya meyli yansıtan görüntü, sabah namazına engel olan mantığı yerleştirir. Dikkatli olmak şarttır.
Aleykümselam. 1- Para kazanmak için oynanan oyunlar kumar olacağı için hiçbir şekilde o tür oyunlar caiz olmaz. 2- Kumar olmayan yani bir şey kazanmak için olmayan, teselli ve eğlence için oynanan oyunlar para ile satın alınabilir. 3- Gerek satın alma ve gerekse oynamada helal olması için en temel şart, oyunun bir haram ihtiva etmiyor olmasıdır. Haram ihtiva ediyorsa mesela erkek veya kadının bedenini çıplak gösteriyorsa veya benzeri bir haram söz konusu ise ne satın almak ne oynamak caiz olmaz. 4- Dinimiz sadece namaz dini değildir. Namaz, yapmamız gerekenlerden sadece biridir. Namaz gibi mesela anne babaya hizmet de bir görevdir. Bu görevlere farzlar adını veririz. Genel olarak farzlarda bir eksiklik olmuyorsa sözü edilen oyun caiz olabilir. 5- Bir başka önemli husus da sıhhat konusudur. Oynanan oyun başta göz olmak üzere sağlık açısından sakınca oluşturmamalıdır. Kısa veya uzun vadede insan sağlığını olumsuz etkileyen oyun oynanamaz.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Evet, yaşlılara saygı ve alaka dinimizin emridir. Tirmizî’de (1919) rivayet edilen bir hadiste deniyor ki: Yaşlı biri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi görmek için gelmiş ama orada bulunanlar ona yer açmamışlardı. Bunun üzerine aleyhisselam efendimiz şöyle buyurdu: “Küçüğümüze merhamet, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir.” Eğer bu büyük: • Açıkça günah işleyen bir fasık, • Ahlâksız, karaktersiz biri ise bu saygıyı hak etmez. Ona saygı göstermek vacip olmaz. Yine de onun hak etmediği ama bizim görevimiz olan düzeyi kullanarak onunla ilişkide oluruz. Bu da şu demektir: Seviyesine düşmemiş sözlerle ve tavırla ona karşılık veririz.
Sizin o iş yerindeki çalışma şartlarında belli şartlarda ve belli çevrelerde benzer işi yapmama gibi bir şarta evet demeniz söz konusu değilse orada yeni bir iş yeri açmanızda sakınca olmaz.
Erkeklerin de eşlerinin zevklerine dikkat etmeleri gerekir. En azından hakkaniyet gereği böyledir. Erkeklerin avret bölgelerini açmaları haramdır ama diğer bölgelerini açmaları ve eşi dışındaki insanlara karşı göze hitap edecek şekilde bulunmaları avret bölgelerini açmaları gibi bir haram değilse de Müslüman ahlâkı açısından sakıncalıdır. Ahlâk ise imanın ikizi gibidir.
Bu nikâha zarar vermeyebilir ama ahlak denen şeyi de yer bitirir.
Fotoğrafın asıl hâli yani canlı durumu açısından sakınca olmayınca fotoğrafta da bakma açısından sakınca olmaz ama bugünkü teknolojide böyle bir fotoğraf gönderme işleminin muhtemel rezaleti ve düşüreceği muhtemel günahına bakıldığında test edilmesi bile büyük bir tehlikedir deriz.
Önem sırasına göre yazıyorum: Mü'min mü'min ile evlenmelidir. Mü'min, haramlardan uzak bir eş adayı ile evlenmelidir. Mü'min ibadet tembeli olmayan biri ile evlenmelidir. Mü'min fiziğini beğendiği biri ile evlenmelidir. Mü'min ailesi ile ailesinin uyumlu olabileceği biri ile evlenmelidir. Mü'min ahlâk olarak örtülemeyecek açıkları olan biri ile evlenmemelidir. Mü'min, aşırı bir kültür farkı olmayan biri ile evlenmelidir. Mü'min ekonomik dengeleri gözetleyerek evlenmelidir. Ve mü'min evliliğinin hayırlı olması için çok dua etmelidir.