Fetva Meclisi
Soru
Hocam İslam’da erkeklerin de kadınları için bakımlı olma zorunluluğu var mıdır? Bir erkeğin göbek deliği ve dizi dışındaki alanları serbestçe açmasında bir sıkıntı var mıdır yoksa hayâ gereği kapalı tutması mı gerekir? Zorunlu durumlar dışında bunlara ne kadar dikkat edilmelidir?
Cevap
Benzer fetvalar
Kadının, göbekle diz kapağı arası kadına karşı da avrettir. Herhalükârda tıbbî gerekçeler dışında gösterilmesi haramdır. Temizliğin tıbbî bir neden sayılması ne kadar mümkündür bilemiyorum. Bu ancak, o bölgeye ait temizliğini yapması bir nedenle gerçekleşemeyecek kimseler için caiz olabilir.
Erkeğin insanların içine açık iken çıkamayacağı kıyafet bölgesi, göbek ile diz kapağı arasıdır; bu bölge örtüldü ise yeter ama bir de insanın şahsiyeti ve izzeti vardır, ahlâk diye bir ilke vardır. Ona da dikkat edilmesi gerekir.
Bayanın bayana haram olan bölgesi AĞIR AVRET bölgesidir. Bunu göbek ile diz kapağı arası olarak da tarif edebiliriz. Göğüs bölgesi, saçlar ve sırt bu ağır haram bölgesi değilse de o mesleğiniz sizi ahirette sıkıntıya sokacak bir meslektir. Çok dikkatli olunuz. Dikkat sıkıntınız varsa başka bir iş bulunuz.
Kadının kadınlar arasında erkeğin erkekler arasında tesettürü; göbekle diz kapağı arasının kapalı, tesettürlü olmasıdır. Dar bir kıyafet, teşhir olduğundan tesettür sayılmadığı kabul edilmektedir. Göbekle diz kapağı arasındaki bölgenin tamamen belli olmaması tesettürün şartıdır. Bu bölge kendi hemcinsleri arasında da olsa tamamen belli olmamalıdır. Allah Teâlâ, rızası doğrultusunda yaşayabilmemizi nasip eylesin.
Doğru olan kadınların ve erkeklerin ayrı bulunmasıdır. Böylesini tavsiye ederiz.
Kadının diz kapağı ile göbek deliği arasını (ağır avreti) nikâhlı eşi ve tıbbi bir vakada doktorun/ebenin dışındakilere göstermesi haramdır. Bunun erkek veya kadın, mahremi veya yabancısı gibi bir ayrımı yoktur. Başı, kolları, bacakları gibi organları kadınlar arasında örtülmesi şart olan yerler değildir. Babası, kardeşi, amcası gibi mahremlerinin yanında da bu bölgelerini örtmesi şart değildir. Göbekle göğüs arasındaki bölge de kadınlar arasında zorunlu örtülmesi gereken bölge olmayabilir ama dikkatli olunması gerekir. Kadın mahremlerine ve diğer kadınlara karşı “örtmeyebilir” denen bölgeleri normal durumlar içindir. Özellikle bir sakınca hissedildiğinde mesela genç ve dini hassasiyetleri zayıf bir yeğenin yanında (yeğen mahremi olduğu halde) tesettür gerekir. Fotoğraf/film çekmeye karşı dikkatsiz olan kadınların yanında da durum böyledir. Kadının, kadının yanındaki tesettürü konusunda ikinci kadının Müslüman olmaması veya olması arasında fark yoktur. Eğer ikinci kadın sapık akımlardan birine meyilli veya gördüklerini başkalarına aktarabilecek karakter zafiyeti olan birisi ise bu takdirde onu yabancı erkek gibi kabul ederiz. Normalde ise kadın, yanında baş, kollar ve bacakların örtülmesi gereken kişi değildir. Nûr suresinin otuz birinci ayetinde Allah Teâlâ yanlarında tesettür şart değildir dediklerini sayarken “kadınlar” ifadesini kullanmaktadır. Âlimler kadın deyiminin Müslüman olan veya olmayanı ifade ettiğini anlamışlardır. Bazı âlimler ise ayetteki bu ifadeden Müslüman olmayan kadınları çıkarmışlardır. Onlara göre ise Müslüman olmayan kadın yabancı erkek gibidir. Başka bir delil de Yahudi bir kadının Aişe radıyallahu anhanın yanına girmesidir. Aişe annemiz o kadına erkek muamelesi yapmamıştır. Zamanımızda fitnenin ve dini hassasiyet zafiyetinin yaygınlaştığını, çıplaklığın kanıksandığını dikkate aldığımızda ise Müslüman kadınların kendi yakınlarına karşı bile dikkatli olmalarının takva açısından daha doğru olacağı unutulmamalıdır.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Sizin o iş yerindeki çalışma şartlarında belli şartlarda ve belli çevrelerde benzer işi yapmama gibi bir şarta evet demeniz söz konusu değilse orada yeni bir iş yeri açmanızda sakınca olmaz.
Evet, yaşlılara saygı ve alaka dinimizin emridir. Tirmizî’de (1919) rivayet edilen bir hadiste deniyor ki: Yaşlı biri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi görmek için gelmiş ama orada bulunanlar ona yer açmamışlardı. Bunun üzerine aleyhisselam efendimiz şöyle buyurdu: “Küçüğümüze merhamet, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir.” Eğer bu büyük: • Açıkça günah işleyen bir fasık, • Ahlâksız, karaktersiz biri ise bu saygıyı hak etmez. Ona saygı göstermek vacip olmaz. Yine de onun hak etmediği ama bizim görevimiz olan düzeyi kullanarak onunla ilişkide oluruz. Bu da şu demektir: Seviyesine düşmemiş sözlerle ve tavırla ona karşılık veririz.
Şu andaki Batı kültüründe bin bir rezilliğe rağmen kimi ahlâk denebilecek değer kalıntılarının bulunmasına benzer bir durum o zamanki Arap toplumlarında da bulunuyordu. Doğru konuşma, misafire ikram, sözde durma, komşuluğa saygı, şecaat, sabır… vardı denebilir.
Bir hastalık yaşayınca hayatı terk ediyor muyuz? Elbette hayır. O hastalıktan iyileşmeye çalışıyor, yaşama gayretimizi de sürdürüyoruz. Şeytanın bir dönemi kazanması hayatın tamamını ona vermemizi gerektirmez. Yaşadığımız sıkıntıyı düzeltmeye çalışırken yeni bilgiler, ibadetler, heyecanlar elde etmeye de çalışacağız. Doğrusu böyledir. Yılıp yıkılan mü'min şeytana teslim olan mü'min sayılır. Şeytanı sevindirmek hiçbir zaman doğru değildir. Bin kere yıkılsak bile bin birinci kalkışımız ve Rabbimize doğru yürüyüşümüz zorunludur. İbadet de böyledir. İlim de böyledir. Ahlâk da böyledir. Sosyal ilişkiler de böyledir. Hayata bakışımız böyledir.
Önce şunu iyi bilmeliyiz: Şeytan işinde mahirdir. Herkese kafa numarasına göre bir külah uydurur. Mesela sizi o üyeliğe mahkûm ederken makul görülebilecek bir mantığa da ikna etmiş olabilir. Ateşin etrafında dönmenin akıllıca bir yanı yoktur. Uzak durmaktan başka her yol çıkmazdır.
Şüphesiz Allah’tan korkan bir arkadaşla oda paylaşman öyle biri ile paylaşmandan daha iyidir. Ama bu nedenle haram işlemiş olmazsın. • Sana ahlâk zafiyeti bulaştırmasına dikkat et. • Kardeşçe ve tatlı dille onu ikaz et. • Hiçbir hatasına destek olma. • Seni rahatsız etmesine izin verme. • Buna rağmen daha iyi bir arkadaşla değiştirme imkânın olursa onu değerlendir. • Sana olumsuz etki ettiğini anladığında da hiç durma ve onun yanından ayrıl.