Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben doktorum ve size doktorların görevlerini icra ederken yapmaları muhtemel hataların durumunu soruyorum içinde bulunduğum durumun hali de aşağıdaki şekilde. İmam-ı Azam’ın sözü olabilir; tababet ilminde doktorların yaptıkları hatalardan sorumlu tutulmaları halinde, bir daha kimsenin doktorluk yapamayacağını, doktorların yaptıkları hatalardan sorumlu tutulamayacağı sözünü duymuştum. Benim aklımdaki çetrefil doktorluğun memuriyete dökülmesi, makam işgal edilmesi, gelen hastaların; doktorun görevini yerine getirmek için asgari bilgiye ve donanıma sahip olduğu düşüncesiyle başvurması. İmkânların veya branşlaşmanın getirdiği noksanlıkları değil, bir hekimin sahip olması gereken bilgi ve donanıma sahip olmaması halinde durumunun ne olacağını soruyorum. Daha iptidai şartlar söz konusu olsa; doktor ben böyle biliyorum dese ve tedavi planlaması tavsiye niteliğinde kalsa, İmam-ı Azam’ın olduğunu zannettiğim söz uygun cevap olabilir. Ancak makam işgal edilip yeri geldiği zaman hastaya tedaviyi reddetme şansı tanımayan bir otorite olarak ilan edilmesi durumunda, bir doktorun sahip olması gereken asgari bilgi ve donanıma sahip olmaması halinde yapabileceği hatalardaki sorumluluğunun ne olacağını öğrenmek istiyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu şekilde düşünmenizin bir dayanağı yoktur. Size verilen maaşla size takdir edilen görev arasında denge kurabiliyorsanız, o maaş size helaldir. Bunun ilerisine geçerek, bulunduğunuz noktayı dine hizmete çevirirseniz, bulunduğunuz makamın da hakkını verecek bir düzeye gelmiş olursunuz. Bu da Allah'ın rızasını kazanmak demektir. İmamlık kurumu ne yazık ki basit bir memurluk seviyesine düşürüldü. Mademki bu denli ince düşünüyorsunuz, kalın orada da bir camide daha Allah'tan hayâ ederek namaz kıldıran bir imamımız bulunsun. Kendinizi fıkıh bilgisi açısından yetiştirin. Kur'an okumanızı ilerletin. Halkla ilişkilerde vakur durun. Siz büyük bir ribat görevindesiniz. Allah işinizi kolay etsin.
Selamünaleyküm. Bir kadının nafile bir ibadet için kocasının iznini alması şarttır. Kocasının malından nafile bir işe yani farz olmayan bir işe harcama yapması asla caiz değildir. Bu bir çeşit çalmadır. Kocasından helallik alması gerekir. Hastanedeki durum şöyledir: Doktor veya alt birimdeki erkek görevliden başkası yoksa işinizi görmenizde sakınca yoktur. Yalnız bu durumda onunla baş başa kalmamanız gerekir. Yanınıza ya sizden birini ya da bir hemşireyi aldırın. Bu kural için 'başka imkân yok' diyebilmeniz yeterlidir. Sizin bulunduğunuz bir ortamda erkek bir hastanın bulunması ise yasalar nezdinde de yasaktır zaten. Onu bir hak olarak kullanmalısınız. Allah geçmiş etsin, afiyetinizi iade etsin.
Selamünaleyküm. 1- Sizin asıl ve asîl vazifeniz, gayeniz saliha bir eş ve mükemmel bir anne olmak olmalıdır. Öğretmenlik ve diğerleri ikinci işlerdir. 2- Evlenmenin size farz olduğunu anlarsanız babanızın engeline takılmanız gerekmez. Babaların veya annelerin farzları engelleme hakları yoktur. Duygunuzu değil de aklınızı kullanarak böyle bir sürece girebilirsiniz. 3- Öğretmenliğin mübarek bir iş olduğunu tartışmaya gerek yoktur. Siz, sonuçları mübarek olacak diye yaparsınız, öyle bir ortamda bulunursunuz. Sonuç ise sizin elinizde değildir. Bütün ilimler için sizin endişeleriniz geçerlidir. Bilhassa kimya için geçerli değil midir mesela? 4- İHL'lerin ilk bölümleri sizin için uygun olabilir ama sizin de belirttiğiniz gibi orada da sıkıntılı durumlar olacaktır. Kız bölümünü tercih edeceksiniz ve kendinizi koruyacaksınız. Allah yardımcınız olsun. Size dua ederiz.
Selamünaleyküm. Bu şekilde düşünmenizin bir dayanağı yoktur. Size verilen maaşla size takdir edilen görev arasında denge kurabiliyorsanız, o maaş size helaldir. Bunun ilerisine geçerek, bulunduğunuz noktayı dine hizmete çevirirseniz, bulunduğunuz makamın da hakkını verecek bir düzeye gelmiş olursunuz. Bu da Allah'ın rızasını kazanmak demektir. İmamlık kurumu ne yazık ki basit bir memurluk seviyesine düşürüldü. Madem ki bu denli ince düşünüyorsunuz, kalın orada da bir camide daha Allah'tan hayâ ederek namaz kıldıran bir imamımız bulunsun. Kendinizi fıkıh bilgisi açısından yetiştirin. Kur'an okumanızı ilerletin. Halkla ilişkilerde vakur durun. Siz büyük bir ribat görevindesiniz. Allah işinizi kolay etsin.
Bir kere, içeriği helal olduğu sürece Müslüman olmayanlarla hediyeleşmede bir sakınca yoktur. Müslüman olan veya olmayan ayırmadan sosyal ilişkilerimizi sürdürebiliriz/sürdürmeliyiz de. Yeter ki içeriği helal olsun ve bir harama kapı aralamak için verilmiş/alınmış olmasın. Bunu böyle tespit edelim. Doktor, kendisine verilen hediye ile hastaya olan alakasını daha hasta lehine olacak şekilde değiştiriyorsa bu hediye sakıncalıdır. Özellikle de devlet hastanelerindeki doktorların “hediye öncesi ve sonrası” denebilecek muhtemel tavırları, söz konusu hediyenin helal olmayacağını gösterebilir. Bunun için şöyle bir kural oluşturabiliriz: Doktorun hasta üzerindeki işlemi bittikten sonra hastanın vereceği hediye sıradan bir hediye kabul edilebilir. Doktorun bir beklentisi yokken ona verilen hediye, doktorun tavrını da değiştirmiyorsa yani doktor olarak yapması gerekeni zaten yapıyorsa mesela o hastaya haksız olarak öncelik tanımıyorsa böyle bir hediyeyi normal kabul edebiliriz. Özellikle devlet görevlisi doktorların ve benzeri etkin meslek sahiplerinin hediye kabulünü esastan kaldırabilmeleri ise takvaya yakın olan daha güzel bir uygulama olur. Allah yardımcınız olsun.
Allah yardımcınız olsun. Şimdi bu durumda sizin üzerinize düşen, onun dediği gibi yapıp kendi başınıza doktora ve gidilmesi gereken yerlere gitmek olur. Zira siz, hatanızı itiraf ediyorsunuz ve kurtarmak istiyorum diyorsunuz. Sonunda kurtulmayacak olsa bile maazallah, siz onun iddiasını sonlandırmak için doktora da gidin, bakkala da gidin. Her yere gidin ve sonunda olumsuzluk çıkarsa maazallah, kalbiniz rahat eder ve huzur içinde olursunuz. Böyle yapmazsanız bir zaman sonra “keşkeler” sizi yiyip bitirebilir. Allah yardımcınız olsun.
doktor konusundaki diğer fetvalar
Geçmiş olsun. Böyle bir durum estetik değildir, hastalık vardır ve tedavi edilecektir, öyle görürüz. Kadın cerrah arayın, bulamazsanız erkeğe gidin. Allah Teâlâ afiyetinizi ihsan etsin.
Hastalıktan tedavi olmak meşrudur yani dini boyutu olan bir iştir. İstemeyen de tedavi olmayabilir. Genel olarak âlimlerin kanaati bu şekildedir. Söz konusu tedaviyi uzman bir doktor yapıyorsa kullandırdığı ilaçlarda yan tesirin bulunması o ilaçlarla tedaviye engel oluşturmaz. Yan etkisinin faydasından daha çok ve kesin olduğu bilinen bir ilacı kullanmak ise caiz olmaz. Dinimiz, zararı benzeri ile gidermeyi nehyetmiştir.
“Onay vermeniz” söz konusu olduğuna göre siz yetkiniz olduğu ortamda onay vermeyerek vebale girmezsiniz. Yetkiniz yok ise seyirci durumunda olduğunuz bir işten ötürü de inşaallah mesuliyetiniz olmaz. Aksi takdirde insanın en çirkin işlerinden birinin aracısı olmaya razı olmak gibi büyük bir vebale girmiş olursunuz. Dik durun ve insanca durun. Bu imtihanı kazanın ve sevabınızı artırın.
Bedenlerimiz bize Allah’ın emanetidir. Emaneti en iyi korumak üzerimize farzdır. Tıp Allah’ın nimetlerinden biridir. O bize o nimeti vermiştir. Tıbbı putlaştırmadan nimet olarak kullanmamız ve bununla emaneti korumamız bize görevdir. Yanlış yapıyorsunuz, muhakkak doktora gidin.
Hamilenin orucunu yasaklayan veya ısrarla emreden bir bilgi yoktur. Hamileye sıkıştığında İZİN VARDIR. Siz orucunuzu tutun. Baş dönmesi, kusma, halsiz kalma gibi durumlar olursa bozarsınız. Daha sonra o bozduğunuz orucu kaza edersiniz. Allah size afiyetler versin.
Tıbben yapılacak işler için bir zaruret vardır. Tıbbî olmayanlarda ise zaruret kuralları geçerli olmaz. Hacamatı bir doktor tavsiye ederse tıp için geçerli ruhsatları aynen onun için de uygularız. Bunun dışında hacamat için zaruret prensiplerinin geçerli olmayacağını düşünüyorum.