Fetva Meclisi
Soru
İslam’da boşandıktan sonra evlenmenin kuralları nedir? Hulle nedir, ayet ve hadislerle açıklar mısınız?
Cevap
Benzer fetvalar
Eşinden boşanmış olan bir kadının iki durumu vardır. Birincisi, boşanmanın tek talakla gerçekleşmiş olmasıdır. Tek talakla gerçekleşen boşanmadan sonra yeni bir nikâhla eski eşine dönmesi mümkündür. İkinci durum ise üç talakla boşanmış olmasıdır ki bu durumda eski eşine dönmesi mümkün değildir. İlla dönmek istiyorsa o zaman şöyle bir yol izlenecektir: Boşanmadan sonraki iddet beklenecek. Bu üç aydır. Başka bir erkekle tabii bir nikâh yapacaklar. Buradaki tabiilikten anlaşılan da şudur: Nikâh akdinde zaman söz konusu edilmeyecek yani boşanma tasarımı üzerine kurulu bir akit olmayacak. Bir de evlilik tam anlamıyla gerçekleşecek. Yani cima fiilen gerçekleşecek. Bu yapıldıktan sonra, kadının yeni kocası da onu boşamayı düşünür ve boşarsa kadın, yine üç ay bekledikten sonra hamile de değilse ilk kocasına dönebilir. Bütün bu süreci kâğıt üzerinden uyduruk bir şekilde yapıp, birinci kocaya dönmek için bu kuralı suistimal etmeye HÜLLE adı verilmektedir. Takdir edersiniz ki Müslüman, dini ile oynamaz. Allah'a emanet olun.
Kadını erkek boşayabilir. Kadının boşanması ise ancak mahkeme kararı ile olur. Erkek boşadığında üç hayız dönemi bekler. Boşama esnasındaki duruma göre de bir talak mı üç talak mı olduğu değişir. Yalnız bu durum erkek içindir, kadın boşama yetkisini kullanamaz.
Selamünaleyküm. 'Üç hayız' bir süreyi yansıtıyor. O süre ancak üçüncünün de dolması ile bitmiş olur.
Hanefîlere göre bâin talakla boşanmış bir kadına iddeti içerisinde koca tarafından başka boşama lafızları kullanılırsa ikinci ve üçüncü boşamalar da meydana gelir. (Zeylaî, Tebyîn, 2/219) Çünkü iddet içinde bulundukça kadının başka bir erkekle evlenmesinin helal olmaması, nafaka ve mesken gibi aralarındaki bağların devam etmesi nedeniyle kadının boşamaya konu olması devam eder. (Bilmen, Kâmus, 2/201) Cumhûra göre ise bu durumdaki eşe kullanılan ‘boşama’ lafzının bir geçerliliği yoktur. ‘Bâin talak’ ile aralarındaki zevciyet bağı sona erdiği için kadın boşamaya mahal/konu olmaz. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 7/331; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 9/6889) Din İşleri Yüksek Kurulu’nca benimsenen görüş de budur.
Selamünaleyküm. Kadın hayız hâlinde iken boşamak yanlıştır ama boşama olursa gerçekleşir. Dolayısıyla üç hayız geçtikten sonra boşanmış olursunuz.
Yeniden bir evlilik yapmanız durumunda yeni eşiniz çocuğunuzun babası gibidir. Kendi kızı ne ise sizin başka bir erkekten doğurduğunuz çocuk da onun için öyledir. Bu açıdan endişe etmeyiniz. Sadece onun başkasından erkek çocukları varsa o takdirde mahremiyet sorunu çıkar. Allah Teâlâ hakkınızda hayır olanı size ihsan etsin.
boşanmak konusundaki diğer fetvalar
İki durum var ortada. Birincisi, mahkemenin boşaması yani aradaki nikâh akdini feshetmesi durumudur. Elinizdeki evlilik cüzdanını kullanırken 'var' saydığınız devletin mahkemesi nikâhınızı 'kaldırdım!' dediğinde o nikâh kalkmış olur. O mercii muteber kabul etmek veya etmemek ise başka bir durumdur. Eğer o mercie itibarınız yok ise, bunu eşinizle ittifak ettiğiniz zamanda da konuşmuş olmanız gerekirdi. İkincisi, bir erkeğin kendisine bu süreci yaşatan bir hanımla bir arada olmayı istemesi meselesidir. Bunu da duygusallıktan uzak kalarak düşünmeniz halinde siz de benimsemeyeceksiniz. Elinizdeki dini bir fırsatı kullanarak onu bekletmenizin makul bir yanı yoktur. Siz de sözlü boşamanızı yapın, herkes yoluna devam etsin. Tavsiyem budur. Allah sabır versin.
Şunu düzeltin: Gizli nikâh olmaz! Nikâhın özelliği aleni olmasıdır; nikâhı zinadan ayrıt eden de şahitlerin huzurunda ve ebedilik ilkesi üzerine icra ediliyor olmasıdır. Eğer sözünü ettiğiniz kişi eşiniz olmayı hak etmiş ise bu durumda size karşı boşama hakkını kullanmış demektir. Bu da bir talak hakkını kullandığını gösteriyor. Size tekrar dönmeyi teklif ediyorsa dönebilir. İki hususu tekit etmemiz gerekir. Birincisi: Bu durumu, bir ilim adamına beraberce izah edin; onun niyeti ve sizin durumunuz daha net belli olsun. İkincisi: Biraz aklınız varsa zararın en kestirmesinden dönün. Bile bile kendinizi riske atıyorsunuz. Allah'tan korkun, kendinizi düşünün, daha akıllıca iş yapın.
Cinsel ilişki gerçekleştikten sonra mehir verilmelidir.
Evlilik imtihanını basit göremeyiz. Siz, bu konuda ilk değilsiniz. Pek çok evlilik bu şekilde sonlanmaktadır. Şöyle bir takvim izleyebilirsiniz: a- Eğer sizin anlattıklarınız doğru ise (Eşinizi dinlemeden sizin tam doğruyu söylediğinizi saymamız mümkün değildir.) eşiniz, sizi erkek olarak beğenmemiştir. Anne babası, yemek mazeretin görünen yüzüdür. Yapılacak bir şey yoktur; böyle bir evlilik uzun yıllar sürmez. Eğer eşinizin yaşı, yirminin altında ise bu bir çocukluktur. Nasihat ettirerek düzeltebilirsiniz. Ama annesi babası onu teşvik eder durumda ise bu da zordur. Ayrılmaya razı olacaksınız. Bırakın ayrılma dilekçesini o versin de bari mahkeme size nafaka cezası vermesin. b- Boşanma gibi ağır bir konuda sizin yaptığınız gibi maddi kayıplar düşünülmez. Sizinki de bir çocukluk. Hayatınızın en ağır darbelerinden birini yiyorsunuz ve şu kadar lirayı düşünüyorsunuz. Size şunu söyleyeyim: Uyuyacağınız tek bir huzurlu gece bile o yedi buçuk milyardan daha değerli olmalıdır sizin gözünüzde. c- İlerde pişman olmamak için yeteri kadar istişare edin; onun ve sizin aile büyüklerinizi devreye sokun. Aklı başında büyükleriniz sana bu evlilik devam etmez derlerse hiç tereddüt etme. Boşa ve yeniden evlenmeye çalış. Asla bekâr kalma. Erkeğin dul iken bekâr kalması tehlikelidir. d- Gerdek gecesini aştığınıza göre mehir kadının hakkıdır. Eğer siz zorlamadan bilezikleri yani mehri size iade etti ise onlar da sizin oldu demektir. Geri vermeniz gerekmez. Yaşınızı yazmadığınız için daha kısıtlı cevap vermek durumundayım. Sabırlı olun. Allah'tan korkun, aceleci ve istişaresiz karar vermeyin. Kadına ait hiçbir hakkı ezmeyin; sizden gitsin ama kimsenin hakkı sizde kalmasın. Ve kesinlikle sürüncemede bir gün geçirmeyin; istişare edin, kalbiniz rahat edince de karar verin. Sonra da yolunuza devam edin. Ve sıhhatinizi, iffetinizi, şerefinizi, erkekliğinizi parayla asla ölçmeyin.
Elinizde bir belge varsa, o belgeye istinaden hakkınızı isteyebilirsiniz. Bir belge yoksa o zaman, verme nedeniniz önemli olacaktır; verirken bir tür borç olarak verdiğinizi ispat edemezseniz, muhatabınızın insafına kalmış olacaksınız. Aranızda anlaşarak verdiğiniz karar, dinen sakıncası olmayan bir karardır. Uygun olan da anlaşmanızdır. Eğer erkek tarafı anlaşmaya yanaşmazsa ve siz de maddi bir hakkınızın bulunduğuna eminseniz, zaten mahkeme size belli bir hak verecektir. O hakkı helal bir şekilde alırsınız. Çocuğunuz için de aynı şeyler geçerlidir; anlaşmaktan başka huzurlu bir yolunuz yoktur. Çok geçmiş olsun diyorum, sabırlar diliyorum. Allah'a emanet olun.
Nikâh tereddüt götürmez bir iştir. Mahkeme sürecini beklemeleri akla ve dine daha uygundur.