Fetva Meclisi
Soru
İş yerinde cuma namazına sırayla gidiyoruz. İşi bırakıp cuma namazına gitmem gerektiğini biliyorum çünkü ilk önce ibadetle emrolundum. Ancak ben iş yerindeki yetkilileri dinler de cuma namazına gitmezsem şirke düşmüş olur muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Günlük işler, sanat ve meslekler, aile fertlerinin geçimini sağlamak için yapılan çalışma ve yolculuklar namazın geriye bırakılması için özür sayılmaz. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Öyle kimseler vardır ki, onları ne bir ticaret, ne bir alışveriş, Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyar. Onlar, dehşetinden kalplerin ve gözlerin ters döneceği günden korkarlar. ” (en-Nûr, 24/37) buyrulmuştur. İşverenin ya da iş yerinde sorumluluk alan kimsenin, namaz kılmak isteyen memurlarına ve işçilerine, cuma ve günlük dinî görevleri olan namazlarının hiç değilse farzlarını kılabilme imkânını sağlaması gerekir. Bununla birlikte işçinin ve memurun da namazı bahane ederek mesaisini suistimal etmemesi ve çalıştığı yerde namaz kılması için iş disiplini ve düzeni açısından işverenin veya amirlerin iznini alması lazımdır. İçinde bulundukları konum gereği cuma namazı kılma imkânı bulamayanlar o günkü öğle namazını kılarlar. Bu itibarla iş yerinde çalışanların sadece bir kısmına izin veriliyorsa izin verilenler cuma namazına giderler; diğerleri o günkü öğle namazını kılarlar.
Cuma namazı kesinlikle terk edilemez bir namazdır. Ne edin edin cumasını kaçırmaz bir işin işçisi olun. Allah yardımcınız olsun. Cuma namazını bir sebeple kaçırdığınız zaman ise öğlen namazını kılın.
Cuma namazı hür, mazereti olmayan ve mukim olan her müslüman erkeğe farz-ı ayndır (el-Cum'a, 62/9). Cuma namazının kuvvetli bir farz olduğu ve bu namazı özürsüz olarak terk etmenin büyük günah sayıldığı hususunda sahih hadisler vardır. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Önemsemeyerek üç cumayı terk eden kimsenin kalbini Allah mühürler.” (Ebû Dâvûd, Salât, 209 [1052]; Tirmizî, Cum‘a, 7 [500]); “Birtakım kimseler, ya cuma namazını terk etmekten vazgeçerler ya da Allah onların kalplerini mühürler ve artık onlar gafillerden olurlar.” (Müslim, Cum‘a, 40 [865]). Bu hadis-i şerifler, cuma namazını terk etmenin bir Müslüman için ne kadar sakıncalı olduğunu ifade etmeye yeterlidir. Hasta ve yolcu olanlarla, cuma vaktinde hayati önemi haiz görevleri icra edenler hariç, akıllı ve ergenlik çağına gelmiş her Müslüman erkeğe cuma namazı kılmak farzdır. İbadet hakkı, din ve vicdan özgürlüğü kapsamındadır. Bir dine inanan kimse, inanç özgürlüğünün devamı olarak, o dinin gereklerini yerine getirme hakkına da sahiptir. İşverenin, namaz kılmak isteyen çalışanlarına, Cuma ve beş vakit namazlarını kılma imkânını sağlaması gerekir. Çalışanlara farz namazlar için izin verilmemesi doğru değildir. Bu durumdaki çalışanlar hukuki haklarını aramalı ve diğer taraftan kendilerine alternatif bir iş bulmaya çalışmalıdırlar. Bu imkânı bulamayan ve başka türlü de geçimini sağlayamayan kişi için bu durum yeni bir iş buluncaya kadar geçici bir mazeret sayılır.
Selamünaleyküm. Böyle bir bereketsizlikle aile yuvası mı kurulur? Onurunuza ve namazınıza sahip çıkın.
Sadece cuma namazı değil, herhangi bir namazı kaçırmaya mani olacak bir işte bereket yoktur. Ancak bazı kritik görevler, namazın kazaya bırakılmasını ruhsatlandırabilir. Bu işin de itfaiye olması gerekmez. İşine ve pozisyonuna göre durum değerlendirilir.
Müslüman Cuma namazını terk edeceğini bile bile bir iş anlaşması yapamaz. Ancak açlık ve sokakta kalmak gibi bir AĞIR ZARURET durumunda öyle bir işte geçici olarak çalışabilir.
cuma namazı konusundaki diğer fetvalar
'Zuhriahir' olarak kılınan namazın ilk kitaplardan çok, sonraki dönemlere ait bir bilgi olduğunu söyleyebiliriz. Ve özellikle Hanefi mezhebine ait bir uygulamadır. Hanefi mezhebi içinde de görüş birliği ile uygulanmamaktadır. Kılınmasında sakınca olduğunu söyleyemeyiz. Kılmayan için de abes bir iş yaptı denmesi yanlıştır. Herkes niyetini tashih ederek ve mutemet bir ilim adamına uyarak hareket ederse doğruya daha yakın iş yapmış olur. Allah'a emanet olun.
Bu, sınavın niteliğine bağlıdır. Hayatî kıymeti olan sınav başka sıradan bir sınav başkadır.
Biliyorsunuz, Suudi Arabistan'daki Müslümanlar Hanbeli mezhebini taklit etmektedirler. Hanbeli fıkhında da Cuma namazından önce Sünnet namaz yoktur. Hanefi mezhebinde ise vardır. Siz de Hanefi iseniz ne yapacağınız bellidir.
Yaptığınız bir aşırılıktır. Papaza kızıp oruç bozuyorsunuz. Camileri terk ede ede o hale getirdik zaten. Camiye muhakkak gidilmelidir. Cumayı terk edip de o saatte hangi amelle meşgul oluyorsunuz ki şüpheli haliyle bile olsa Cuma namazından daha faziletli bir iş yapmış olasınız. Daha makul düşünmelisiniz. Fıkıh olarak bir tutanağı olmayan iştir yaptığınız. Allah'a emanet olunuz.
Şu Nasruddin hocanın misalindeki 'hiç mi hırsızın suçu yok!' sözünden hareketle bir şey sormak isterim: Cuma namazımızın kabul olmaması için mi çalışalım kabul olması için mi? Mesela sabah namazı için aynı titizliği gösterebiliyor muyuz? Sabah namazını evinde kılanların evlerini yakmayı isteyen peygamberimizin sünnetinden ne kadar nasibimiz var? Evet cuma namazının sıhhati ile ilgili bilhassa Hanefi mezhebi ulemasının ileri sürdüğü şartlar vardır. Bunlar da naslardan çıkarılmış dikkate alınması gereken hükümlerdir. Ama namazın terk edilmesini teşvik eder bir anlayış değildir onların anlayışı. Papaza kızıp yorgan yakmanın anlamı yoktur. Türkiye'de veya başka bir ülkede Cuma namazını kılmanın ittifak edilmiş bir engeli yoktur. Fukahanın ihtilafındaki rahmet de burada tecelli etmektedir. Allah'a emanet olunuz.