Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Türkiye’de cuma namazı farz mı? İmamlar hutbeden sonra bu devletin (tağutun) ayakta kalması için dua ediyorlar. Bazen bu devletin kurucusuna bile dua ediyorlar. Çelişki içindeyim, yaklaşık 3 senedir cumaya gitmiyorum. Cumaya gidince bu küfür sistemini kabul ediyormuşum gibi bir hisse kapılıyorum. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Cuma namazını salt namaz olarak görmeyin. Onun namazla birlikte taşıdığı siyasi, psikolojik ve sosyolojik anlamları da vardır. Dolayısıyla camiye gitme imkânınız varsa cumayı Müslüman kardeşlerimizle kılın. Oradaki Müslümanlardan ayrılmayın. Yani imkânlarınızı da biraz zorlamanızı tavsiye ederim. Cuma namazına gitmeniz sizin için ciddi bir sıkıntıysa öğle namazını bulunduğunuz yerde eda edersiniz.
Buna biz sadece “papaza kızıp oruç bozmak” diye bir cevap veririz. Allah’ın bir emrini ancak Allah kaldırır. Kıyamete kadar Cuma namazı kalacaktır, hiçbir gerekçe cumamızdan ve haccımızdan bizi koparamaz. O kişinin ne âlimi olduğu önemli değil ama dinimizi çok dar bir açıdan gördüğü önemli bir tespittir.
Durum şöyledir: Cuma namazı, cuma namazı kılınan bir şehirde yaşayan herkese farzdır. Şehrin neresinden olursa olsun oraya gitmelidir. Şehir dışında bulunan ise beş km mesafede ise cuma namazı kılınan camiye gitmek zorundadır. Sizin durumunuzdaki biri ise bu kuralın dışında kalmaktadır. Siz böyle bir durumda öğlen namazını kılarsınız. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.
Birkaç defa yazışmamızdan anladım ki daha önceki verdiğimiz bilgilerden tatmin olmamışsınız. Size açıkça ve yalnızca "Cuma namazına gitmeyebilirsiniz" ifadesini kullanma hakkımız yok. Bizim vazifemiz Cuma namazını düşüren ilkeleri nakletmek, sizin vazifeniz de bu ilkelere sizin uygun olup olmadığını kontrol etmektir. Sonrasında kalbinizle iç muhasebe yaparak doğru karara varmanızdır. Öncelikli çabanız uzak da olsa haftada bir Cuma namazında Müslüman kardeşlerimizle beraber namaz kılmak olmalıdır. Gerekirse o gün izin hakkınızı kullanın. Bu imkânlar elinizde değilse, Cuma namazına gitmek için farklı alternatifler de üretemediyseniz ve bahsettiğiniz şekilde de cami çok uzaksa öğle namazını kılarsınız. Üç Cuma namazını hiçbir mazereti olmaksınız terk eden kimsenin kalbinin mühürlendiği/İslami algılara kalbinin kapalı olduğu hadislerde yer almaktadır. Bu hadis Cuma namazını geçerli bir mazereti olmayan kimselerle ilgilidir. Öyle de olsa sakınma gayretinde olmalıyız.
Cuma namazı kadınlara farz değildir. Dolayısıyla bu bir erkek mümin sorunu olabilir. Avrupa'da cuma namazı farz olması da farklı mekânlara göre değişiklik kazanabilir. Bulunduğu şehirde Cuma kılınan bir cami bulunanlar için Cuma namazı farz olur. Uzaktakiler için olmaz. Bu da ikinci mesele. Üçüncü olarak da şunu bilmeliyiz: Önemsiz gördüğü için, hükmünü hafife aldığı için Cuma namazını üç defa art arda kılmayan aittir o kural. Bir zorunluluktan ötürü kılmayan için bu kuralın inşaallah geçerli olmamasını temenni ederiz. Netice olarak Cumayı öyle veya böyle kılamayan öğlen namazını kılar.
'Papaza kızıp oruç bozmak' diye bir deyim vardır. Camilerin durumu maalesef böyledir. Peygamber vekili olan imamların durumu ortadadır. Buna rağmen camileri terk etmekle iyi bir iş yapmış olmuyoruz. İmamlar, bizi uyandırması gerekirken biz onları uyandırarak yolumuza devam etme pahasına da olsa camilere devam etmeliyiz. Allah'a emanet olunuz.
cuma namazı konusundaki diğer fetvalar
Biliyorsunuz, Suudi Arabistan'daki Müslümanlar Hanbeli mezhebini taklit etmektedirler. Hanbeli fıkhında da Cuma namazından önce Sünnet namaz yoktur. Hanefi mezhebinde ise vardır. Siz de Hanefi iseniz ne yapacağınız bellidir.
Şu Nasruddin hocanın misalindeki 'hiç mi hırsızın suçu yok!' sözünden hareketle bir şey sormak isterim: Cuma namazımızın kabul olmaması için mi çalışalım kabul olması için mi? Mesela sabah namazı için aynı titizliği gösterebiliyor muyuz? Sabah namazını evinde kılanların evlerini yakmayı isteyen peygamberimizin sünnetinden ne kadar nasibimiz var? Evet cuma namazının sıhhati ile ilgili bilhassa Hanefi mezhebi ulemasının ileri sürdüğü şartlar vardır. Bunlar da naslardan çıkarılmış dikkate alınması gereken hükümlerdir. Ama namazın terk edilmesini teşvik eder bir anlayış değildir onların anlayışı. Papaza kızıp yorgan yakmanın anlamı yoktur. Türkiye'de veya başka bir ülkede Cuma namazını kılmanın ittifak edilmiş bir engeli yoktur. Fukahanın ihtilafındaki rahmet de burada tecelli etmektedir. Allah'a emanet olunuz.
Kılmamak için kalın kitapların arasından bir ruhsat aranacaksa cuma kılınmayabilir. Bunun dışında cuma namazı yeryüzünün her yerinde cuma namazıdır. Biz, kılmak için uğraşmalıyız. Allah'a emanet olun.
Bu, sınavın niteliğine bağlıdır. Hayatî kıymeti olan sınav başka sıradan bir sınav başkadır.
'Zuhriahir' olarak kılınan namazın ilk kitaplardan çok, sonraki dönemlere ait bir bilgi olduğunu söyleyebiliriz. Ve özellikle Hanefi mezhebine ait bir uygulamadır. Hanefi mezhebi içinde de görüş birliği ile uygulanmamaktadır. Kılınmasında sakınca olduğunu söyleyemeyiz. Kılmayan için de abes bir iş yaptı denmesi yanlıştır. Herkes niyetini tashih ederek ve mutemet bir ilim adamına uyarak hareket ederse doğruya daha yakın iş yapmış olur. Allah'a emanet olun.
Sevgili kardeşim, herhâlde ‘şirk’ kelimesinin içeriğini bilmiyorsunuz? Böyle ağır bir kavramı böyle bir iş için kullanmayın lütfen. Zira şirk, daha ilerisi olmayan en büyük cinayettir. Allah hepimizi ondan muhafaza buyursun. Müslüman olarak bizim imanımız, rızkımızı Allah Teâlâ’nın tekeffül ettiği şeklindedir. İş yeri sahiplerinize cuma namazı konusunda son sözlerini sorun. İzin vermeyeceklerse ayrılın, rızkınızı başka kapılarda arayın. Allah kolaylık versin.