Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben Antakya’dayım, evimizden, şehrimizden ve sevdiklerimizden olduk. Ben tesettürlü ve ibadet eden bir insanım ama eşim benim kadar değil. Bu afetten dolayı eşim çok dayanıklı ve tevekkül sahibi ki babasını, dört kardeşini ve yedi yeğenini kendi elleriyle defnetmiş. Ben öyle değilim, hep üzgün, hasret dolu ve her şeye ağlayan bir haldeyim. Benim imanım daha mı zayıf oluyor, o daha mı güçlü?
Cevap
Benzer fetvalar
Babanızla çatışarak hem bir şeyleri düzeltme ihtimaliniz düşer hem de kendinize verdiğiniz zarar artar. Babanızla şikâyetlerinizle tatlı bir dille konuşmanın yollarını arayın. Sorun ister çözülsün ister devam etsin, siz babanızla iyi geçinmenin yollarını arayın. Babanızın ebeveyni gibi görmeyin kendinizi. Onun yanlış hareketlerinden dolayı kınanacağınızdan endişe duymayın. Babanızı sahiplenip kabullenmeye çalışın. Onun daima size karşı şefkatini ve merhametini hatırlamaya çalışın. Hatalarını ve kusurlarını affedin. Bunun yanı sıra iyi bir çevreyle sosyalleşin. Yalnız kalmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Haklı olmanız veya olmamanız bir yana, sizin böyle bir meselede çözüm sahibi olmanız çok zordur. Sadece kendinizi yıpratmış olursunuz. Size tavsiyemiz şudur: Aile büyüklerinize karşı asi durumunda olmayın. Onların aralarındaki tartışmalara açık bir taraf olmayın. Evet, annenizin yanında olun, onu teselli edin ama bir savcı gibi de olmayın. Sabırla ve seviyenizi koruyarak olayı izlemeye bakın. Büyüklerinize sevgi beslemeyebilirsiniz, elinizden gelmeyebilir sevmek ama seviyesizlik de yapmamaya çalışın. Böylece ilerisi için size kazanç getirecek olanı yapmış olursunuz. Nefsinizin hoşuna gitmese ve zor da olsa seviyeli olan budur.
Bacı, beklentilerinde haklısın, bir itirazım yok ama iki çocuktan sonra önceliğini ailenin ayakta kalmasına vermelisin. Bu tartışmalar aileni bitirir hatta seni dininden bile soğutabilir. Direkt haram olan bir şeyi istemedikçe itiraz etmemelisin. İyi bir eş, gönül yapan bir kadın olursan zamanla eşin senin beklediğin gibi olabilir ama aksini düşünmeye bile gerek yoktur. Kanaatim bu şekildedir. Allah yardımcın olsun. Âmin.
Kumar bağımlılığına yakalanmış kimsenin arkasından borçlarını kapatma çabanız doğru değildir. Dünyanın tüm serveti sizin olsa dahi borçlarını kapatmakta yetiremezdiniz. Allah'ın lütfu en azından bir yerde durmasını bildiniz. Farklı daha büyük felaketlerle karşılaşabilirdiniz. Abinizle küsmeyin ama mesafe koyun; yüreğiniz sakinleşene kadar da uzak durun. Yuvanıza odaklanın. Geleceğe umutla bakarak kendinizi ve eşinizi motive edin. Beraber hayal kurun, sizi bu sıkıntıları hatırlatmayacak küçük seyahatler yapın. Tarihi camileri dolaşın, içinizdeki negatif enerjiyi dağıtacak yeni arkadaşlar edinin. Bu günleri atlatacaksınız. İçiniz rahat olsun. Yeter ki umudunuzu kaybetmeyin.
İnsan olarak sınanmak için bulunuyoruz bu hayatta. Dış düşmanlarla sınandığımız gibi insanlığımız ve imanımız bakımından iç dinamiğimizle de sınanacağız. Mü'min olduğumuzu söylediğimiz gibi o iddiamızın ne kadar yerleşik olduğu da görülecektir. Sizin yaşadığınız da budur. Şeytan size, bu yaşadıklarınızın çökme olduğunu söylerken sizin, içteki birikimin test edildiğini çökme olmadığını fiiliyatınızla söylemeniz gerekirdi. Yani kazanacağınız bir noktada kaybetmeye kayıyorsunuz. Tekrar algılamaya çalışın bu ince çizgiyi, rahat edeceksiniz biiznillah. İnsanların riyakâr olmaları veya olmamaları sizin için önemli olmamalıdır. Siz kendi kimliğinizle yaşayın. Siz dik durun, sabit kalın; çevrenize göre şekillenmeye kalkmayın. Bu da size güç katacaktır. İbadetlerinizde eksiklik olmasın. Bilhassa namazı ayakta tutun ki namaz sizi bu hayatın gelgitlerinden korusun. Kur'an okumaya bakın. İstikrarlı bir Kur'an okuma neticede sulanması ihmal edilmeyen bitki gibi içimizdeki iman hissiyatını aktif hâle getirecektir. Duanızı eksik etmeyin. Her gün binlerce kere güzel duaları tekrar tekrar dillendirin. Duanız kadar güçlü hissedersiniz kendinizi. Allah yardımcınız olsun.
Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Allah’ın mağfiret buyurduğu bir şeyi yeniden tazeletmeyin. Geçmişinize tevbeniz samimi ise o samimiyetin gereği olarak Allah’ın affına güvenmelisiniz. Şeytan sizi bir kere o bataklıkta batmış olarak gördükten sonra yeniden oraya dönmenizi istiyor. Sizi aynı delikten iki kere ısıracak o akrep, aklınızı kullanın. Bu tür düşüncelerden kurtulmak için yoğun bir gün yaşamanız gerekir. Vaktin size yetmeyeceği işler yapın. Derslere katılın. Sosyal faaliyetlere iştirak edin. Özellikle cinsel hayatınızı daha aktif duruma getirin. Eşinize beklediğinden fazlasını verir duruma gelmeye çalışın. Kitap okuyun. Zikirler yapın. Göreceksiniz, bu gereksiz sıkıntıdan biiznillah kurtulacaksınız. Allah’a emanet olun.
afet konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ tekrarından ve benzerinden muhafaza buyursun. Söz konusu Maraş merkezli deprem, o gün devletin bile yetişemediği olağanüstü şartları ortaya çıkardı. Kim zengin kim fakir belli değil, herkes ölümle burun buruna ağır bir durum yaşandı. Öyle bir ortam için de verilen fetvalarda bir aş pişirilsin ve insanlar açlıktan ölmesin denebilecek ortamdı. Şu anda Allah’a hamd olsun, öyle bir ortam yoktur. İmkânı olanlar bir yere yerleşmiş, lokantada yiyebilir duruma gelmiştir. İmkânı olmayan fakirler de benzer bir zorluğu yaşamaya devam etmektedir. O günkü fetvalar, güne acil fetvalardı. Şu anda zekât, keffaret ve fitre için bildiğimiz ölçülerle hareket edilmelidir. Fakir bulunmalı ve bizzat fakire temlik edilmelidir.
Bu yardım depremzede için gönderildiğine göre depremzedelerin hakkıdır. Onlar izin verirse tüketebilirler.
Allah’ın selam ve selameti sizinle olsun kardeşim. Uzaklardan da olsa sizi izliyoruz. Çaresizliğimiz ve sizin acılarınızı gideremiyor oluşumuz bizim de yüzümüzü karartıyor. Rabbim engin sabırlar ve selametler indirsin size. Kaybettiklerinizden daha güzelleri ile karşılaştırsın sizi. Kaybettikleriniz elbette değerli idi ama sizin kalan bir saatiniz sizin için daha değerlidir. Kırk kere düşsek bile kırk birinciye kalkacağız. Ne edelim böyle geldi bu dünya böyle gidecek ama biz direneceğiz. Sayılı günler çabuk geçer. İnşaallah çok geçmez selamete erersiniz. Sizin için hususi dualar ettiğimizi bilmenizi isterim. Üşüyerek, sızlayarak geçirdiğiniz her dakika, izlediğiniz acılar biiznillah sizin için kazanç olacak. Elbette bela istemezdik ama olan olduktan sonra yolumuza devam etmeyi de becermeliyiz. Dünya faniliğini ve sarsıcılığını size gösterdi. Siz de asıl sahibinize koşmaya bakın. Çok geçmiş olsun. Sabrınız kavi olsun. Selametininiz yakın olsun. Âmin. Sizi Allah’a emanet ederim. Sizler için dualar ederim.
Deprem, Allah’ın mülkünde Allah’ın kanunlarına göre ortaya çıkan ve bilimsel olarak izlenebilen bir gerçektir. Şu andaki bilimin onca derin bilimsel noktalar tespit edebiliyor olmasına rağmen zaman ve mekân olarak deprem hakkında bir tespiti ne yazık ki yoktur, olamamaktadır. Dini ve şahsi kimliği ne olursa olsun hiç kimsenin gayba ait bir konuda tahminde bulunup o tahmine bizi inandırması mümkün değildir. Maneviyat adamlarının vazifesi geleceğe dair tahminlerde bulunmak değil insanları geleceğe hazır hale getirmektir. Burada sözünü ettiğiniz tahminlerin hiçbir bilimsel ve dini değeri yoktur. Bir Müslüman olarak zihninizi bu bilgilerle meşgul etmeniz yanlış olur. İşinizle ve ibadetinizle meşgul olun. Bu konuda ne hocalardan ne de gazetecilerden bir şey öğrenmeniz gerekmez. Doktorlardan da öğrenmemiz gerekmez. Bu konuda uzman kim ise onu dinlemeliyiz. Onun uyarılarına kulak asmalıyız. Doğru olan böyledir.
O parayı güvenli bir kurumla deprem nedeniyle muhtaç birine ulaştırırlarsa nafile bir umreden daha sevaplı bir iş yapmış olurlar. İnşaallah umre de bir gün nasip olur. Umre nasip olmasa da niyetleri ile ecri nasip olur biiznillah.
Bizi yöneten devlet, vatandaşlarının belli bir dönem umreye gitmesinin yerinde olmayacağını, ekonomik olarak zor durumda bulunduğumuzu söylerse o zaman umrenin ertelenmesi şart olur. Allah’a hamd olsun öyle bir durum yoktur. Devlet bu olayın altından biiznillah kalkabilecek durumdadır. Bu nedenle de bir seferberlik hatta ek vergi yükü gibi bir ilan da yapılmadı. Şükürler olsun. Elbette, “gitmeyelim, kardeşlerimize destek olalım” şeklindeki bir düşünce yürekten takdir edilecek bir düşüncedir. Buna itiraz edilemez. Fakat büyük şehirlerde hayat, eğlence, keyif devam ediyorsa sadece umreyi kısmak kabul edilebilir değildir. Öyle veya böyle umre bir ibadet olarak yapıldığında kabul olur biiznillah. Sadece iyi bir umre olur mu olmaz mı onu konuşabiliriz. Allah kabul buyursun. Âmîn.