Fetva Meclisi
Soru
Hocam kardeşim kanserlilere yardım yapan küçük bir dernekte yardım toplama görevlisi olarak çalışıyor. Yaklaşık on beş çalışan var. Bunlar köylere gidip makbuz karşılığında yardım topluyorlar. Fakat toplanılan bu yardımların ciddi bir bölümü çalışanlara maaş olarak veriliyor ve derneğin çeşitli masraflarına sarf ediliyor. Kanserli hastalara toplanılan yardımların yarısı yardım olarak ulaşıyor. Yardım yapanların bu durumu bildiğini düşünmüyorum. Şimdi buradan kazanılan para haram mıdır? Bizi aydınlatırsanız seviniriz.
Cevap
Benzer fetvalar
Bir hayır kurumuna yapılan yardımlardan pay almak ancak o yardımı yapanların, yapılan yardımlardan belli bir pay alındığını bilmesi ve bunu kabul ederek yardım yapması durumunda caiz olur. Aksi durumda maaş dışında pay almak caiz olmaz.
Şöyle bir ayrıntıya girmeliyiz: Müslüman kardeşlerinizi size yardım niteliğinde bir çeşit sadaka vermişlerse elinizdeki parayı rahat bir şekilde istediğiniz yerde kullanabilirsiniz. Size para verenler gösterdiğiniz hastanın tedavisinde kullanılma şartı ile verdilerse hastanız iyileştikten sonra geri kalan kısmını başka işlerde kullanamazsınız. Genel olarak bu tür vakalarda insanlar şartı olmayan genel bir yardım olarak vermektedirler. Umarız kullanılmasında sakınca olmaz. Size özellikle o ayrıntı ile vereni biliyorsanız onu sahibine iade edersiniz.
Selamünaleyküm. Siz bir haram işlemiyorsunuz ama işlenen harama yani devletten hileli bir şekilde para alınmasına aracı oluyorsunuz. Bunda rızanız varsa vebale ortak olursunuz. Bunu kabul etmeyin.
Ateşle benzini bir araya getirmekten ne kadar risk doğacaksa sizinki en az o kadar riskli olacaktır. Yardım da yapmayın, bankayı da ihya etmeyin. Allah'a emanet olun.
İnsanlardan belli bir hayır işini göstererek yardım toplayan o insanların o hayırdaki vekili gibidir. Vekil, kendisine vekâlet verilen işteki sınırlara bağlı kalmak zorundadır. İnsanlardan hayır isterken “bu hayrın yüzde şu kadarını ben alacağım” demediğiniz sürece aldatmış olursunuz. Aldatanın kazandığı helal olmaz. Asla böyle bir iş yapmayın.
Bir para kesin olarak haram diye biliniyorsa o para, ne yemek yemede ne de tuvalet suyu faturasında kullanılamaz. Haram her yerde ve her zaman haramdır. Haramı kendimize göre hileler üreterek helal duruma getiremeyiz. Elimizdeki para helal ise zaten onu helal olarak tüketiriz. Bir paranın haram olduğunda şüphemiz varsa şüpheli şeyler için geçerli olan kural onun için de geçerlidir. Şüpheli şeyler için konmuş en mühim kural, şüpheliden uzak durmanın takvaya daha yakın olacağıdır. Bankaların, kurumların maaşları onların üzerinden ödemesine karşılık vermiş olduğu promosyon denen şey bir faiz değildir. Faizci bir kurumun hediyesidir. Bu en azından şüpheli bir durum demektir. Uzak durmanız, aldığınızı bir derneğe vermeniz takva bakımından daha uygundur, deriz.
dernek konusundaki diğer fetvalar
Su ile zehir bir arada bulunmaz. Bulunursa su gider. Allah için bir iş yapmak, Allah’ın haramlarından birini çiğnemeye sebep olursa o su ile zehrin birleşmesi gibi olur. Bunu kabul edemeyiz. Bunun adı hizmet olmaz.
Vakıf yetkilisinin size “hibe” ettiği eşyanın mülkiyeti sizindir. Kullanabilir, satabilir veya bir başkasına hibe edebilirsiniz. Özel bir engelleyici kayıt olmadıkça durum böyledir.
Haricilik esasen bir mezhep değil bir karakter yansımasıdır. Evet, dönem dönem mezhep gibi algılanacak noktaya gelmişlerdir ama bu algı, Müslüman toplum içinde karakterleri açısından birbirine benzerlerin bir araya gelmişliği olarak ortaya çıkmıştır. Bugün de benzerleri görülmektedir yarın da görülmeye devam edecektir. Özellikle devlet otoritesinin zayıf kaldığı zamanlarda bunların örgütlenebileceğini söylememiz mümkündür. Hariciliği mezhepten çok bir karakter olarak görünce onların kimi zaman bir tarikat, vakıf, dernek, oluşumlardan bir oluşum olarak önümüze çıkmasını beklememiz de doğal olacaktır. Bu da her zaman ve her yerde var olabileceklerini ispat eder. Haricilerde temel karakterleri şu başlıklar altında tespit edebiliriz: Kur'an anlama incelikleri yoktur. İbadet ederler, dünyaya tenezzül etmezler ama itikatlarını kendi kafa yapılarına göre şekillendirirler. Kâfilerden çok din kardeşleri ile uğraşırlar. Küçük yaşta büyük sözlerin sahibi olmaktan çekinmezler. Elbise ve tıraş şekillerini önemserler. Bu konuda aykırı olmayı bir meziyet olarak görürler. Ortalama anlayışları yoktur. Tek renktirler ya evet ya hayır. Ya beyaz ya siyah. Kaba sözlü ve kaba tavırlıdırlar. Ayrıntılarla uğraşamazlar. Kendilerine muhalif gördüklerine hayat hakkını kısarlar. Düşüncelerine ve tavırlarına güvenleri adeta sonsuzdur. İnatçıdırlar. Öncelikli ve önemli ayrımı yapmazlar; her şeyi hemen ve nasıl yaparlarsa öyle uygun bulurlar. Tartışmaktan lezzet alırlar.
Devlet bazlı işlerde veya münferit uygulamalarda mü'min insanların işlerini üç kategoriye ayırmaları gerekmektedir. Bu dini bir zorunluluktur: Zorunlu işler, Gerekli işler, Güzel işler. Bu sıralamayı dünyevi işlerimizi icra ederken uyguladığımız gibi ibadetlerde de uygularız. Mesela namaz ile nafile orucu bir tutmayız. Namaz zorunludur, nafile oruç ise güzeldir. Tıpkı su ile hoşafı insanın ihtiyacı açısından karşılaştırdığımızdaki durum gibidir bu. Vakıf/dernek kuracaksanız, temel dinamiğinizi bu üç ilke üzerine oturtarak tüzük oluşturun. Mesela insanların aç gezdikleri bir ülkede Kur'an kursu projesini ihtiva eden vakıf yerinde bir proje değildir. Vakıf projenizin mantığını dininiz ve yaşadığınız ortamın ortalaması üzerine oluşturun. Bu ortalamayı belirlerken zihin mantığınız itibariyle ahiretinizi dünyanıza, dünyanızı da ahiretinize ezdirmeden yapacağınızı yapmak zorundasınız. Dini bir numara, insanı iki numara, aklı üç numara, iffeti dört numara ve malı beş numara yaparak proje üretin. Böyle bir projelendirme için de farklı birikimlerin sahipleri ile istişare etmesini ve istişare sonuçlarını değerlendirmeyi becermek zorundasınız. Kuruluş aşamasında iken istişare zafiyeti gösterilen bir oluşum, yürüyüşü esnasında istişareye hiç önem vermeyecektir. İstişaresiz büyüyen bir proje için de “İslamî” denmesi zordur. Gayet açık bir ifade ile söyleyebiliriz ki, bir vakıf/derneğin kuruluşu iki yıllık, üç yıllık bir inceleme/istişare sonrasında olabilir. Bu o vakfın/derneğin bereketini gösterir. Elbette şunu da bilmelisiniz: Vakıf kurmanız gerçekten gerekli bir iş midir yoksa bir hevesi mi tatmin ediyorsunuz? Bunu da istişareler sonucunda hiç değilse tespit etmiş olmalısınız. Hiç çekinmeden, mevzubahis projenin ne kadar ehli ne kadar da naehli olduğunuzu incelemelisiniz. Mü'minlerin emelleri üzerinde zaman ve umut israfı çirkindir. Bir başka tavsiyemiz de şudur: İnsanların muhtemel katkılarına güvenerek vakıf kurulmaz. Vakıf mevcut mala dayalı bir oluşum olmalıdır. Allah yardımcınız olsun.
Müslüman fakirlerin hacca gönderilmesi için vakıf veya dernek kurmayı olduğu gibi hayır ve bereket olarak görmek durumundayız. Yalnız farklı bir iki hususu bilmek gerekir: Müslüman, başkasının parasıyla hacca gidebilir. Dolayısıyla FAKİRLER HACCETSİN diye toplanmış hayırlarla böyle bir hizmeti yapmakta sakınca yoktur. Vakfa veya derneğe genel olarak bağışlanmış yani belli bir şart koşulmadan verilmiş paralarla fakirlerin haccetmesi sağlanabilir. Buna prensip olarak sakıncası olmaz deriz ancak; Şartlı verilmiş malların sadece o şarta ait noktalarda kullanılabileceğini bilmeliyiz. Fakirlerin bulunduğu bir toplumda haccetmekten daha önce gelebilecek ihtiyaçların aşılıp aşılmadığının da iyi incelenmesi gerekir. Mesela farz olmayan bir hacdan çok daha öncelikli genç kızların ve erkeklerin evlenmesi olabilir. Veya bir gıda aciliyeti söz konusu olabilir. Vakıf/dernek yönetimi böyle bir kararı verirken kırk kere ölçüp bir kere biçmelidirler. Tam anlamı ile kaş yaparken göz çıkarma riski ihmal edilmemelidir. Vakfın veya derneğin kullanacağı para zekât parası ise şöyle bir ayrıntıya dikkat edilmelidir: Hacc ibadeti tek başına zekât harcama alanlarından biri değildir. Ulemanın önemli bir bölümü bu maksatla zekât parasının harcanmasını sakıncalı bulmuşlardır.
Siz kurum olarak talep ettiğiniz ücreti “sadece şurada kullanacağız” diye daralttığınız bir hibe olarak almıyorsunuz. Bir ücret niteliğinde alıyorsunuz. Dolayısıyla onu şeffaf bir şekilde benzer yerlerde kullanmanızda sakınca olmaz.