Fetva Meclisi
Soru
Hocam, son zamanlarda bir dijital uyuşturucu konuşuluyor. Bu konuda neler söylenebilir?
Cevap
Benzer fetvalar
İman ve küfür, insanın ilk günlerinden beri azalıp çoğalmaktadır. Kimi zaman iman kimi zaman da küfür yükselir ama hiçbiri tamamen bitmez. Bu dünyanın düzeni böyledir. İnsanların dinin bütününe ve dinin kimi emirlerine soğuk bakmaları yeni bir durum değildir. Bu zamanda dikkatimizi çekmesi iletişim imkânlarının çok yüksek oranda yayılması sonucu her şeyin birdenbire büyüyor gibi bir algı oluşmasından dolayıdır. İnsanların Allah’a imana, dinin hükümlerine bağlılığa yanaşmamalarının sebebi kişiden kişiye değişken olabilir ama bir genelleme yaparak bu sebepleri şöyle sıralayabiliriz: İnsanların yaşadıkları toplumların etkisinde kalmaları, toplumların dış etkileri içine sızdırıp hayat tarzı haline getirmeleri, hak ile batılın karışması gibi toplumsal sorunların etkisi ile Kişilerin şehvetlerinin etkisinden sıyrılamamaları, Doğruyu bildiği halde iman ve ibadeti ötelemeleri, Allah’ın kaderine sığınma basitliği, Günahlarda ısrarcı olma, tevbeye yanaşmama, Dini ve hakikati yüzeysel anlamada inatçılık, Zenginlik ve varlık, fırsat şımarıklığı...
Kardeşlerim, sakın ilahiyat okuyorsunuz diye kendinizi din hakkında ulu orta konuşmaya yetkili zannetmeyin. Din hakkında en zor konuşması gerekenler ilim adamlarıdır. Çünkü ilim adamları bilerek ve sonucunu kabullenerek konuşur/konuşmalıdır. Cahil ise aklına geldiği gibi konuşur. Sizin farkınız olsun. Dikkatli olun. Muhakkak inceleyin. Eskilerin deyimiyle KIRK ÖLÇÜN BİR BİÇİN. Allah yardımcınız olsun. Sizin için dua ederim. Evet, dinimiz başta domuz ürünü, alkol ve necis saydığı şeyler olmak üzere bazı mamullerin kullanılmasını normal hayatta yasak etmiştir. Bunun münakaşa edilecek bir bölümü yoktur. Domuz ve alkol başta olmak üzere necis kabul edilen şeyler haramdır. Ömrümüz oldukça biz, bizden sonraki bütün nesiller bu ilkeyi koruyacağız biiznillah. Bir başka ilkemiz de şudur: Dinimiz normal hayattaki durumlarla zaruri durumları aynı tutmamaktadır. Normalde haram olan şey zaruret durumunda zarureti giderecek kadarı ile helal olur. Bu da önemli bir kuraldır. Üçüncü bir durum da şudur: İnsanlık sanayisinden ilacına kadar ilerleyip dururken biz Müslümanlar olarak bugün “bu bizimdir” diyebileceğimiz bir katkı sağlayamadık bu ilerlemeye. İlaç da bu, geri kalmışlığımızın en çok yansıdığı alanlardan biridir. Ne yazık ki böyledir. Müslüman olmayanlar ilaç üretince de onlar için sakıncalı olmayan her şeyi içine koydular. Günlük hayatlarında su gibi tükettikleri alkolü ilaç yaparken bir endişe taşımadılar. Biz şimdi “böyle olmaz” diyebilecek durumda değiliz. İlaç sanayimiz yoktur. Onların ürettiklerini test edebilecek laboratuvarlarımız bile yoktur. Siz gençler, umarız bu açığımızı kapatacak gayretler içinde olursunuz. Allah yardımcınız olsun. İçinde haram nesne bulunan ilaçların kullanılmasına gelince ulemamızın ve özellikle de Hanefi ulemasının görüşü şudur: Müslüman uzman bir doktorun, gerekli gördüğü bir ilacın helal olan alternatifi yoktur diyorsa, o ilaca muhtaç olan hasta içeriğinde haram nesne bulunsa da onu kullanır. Bunda bir sakınca yoktur. Yeter ki, bir suiistimal ve önemsememe durumu olmasın. Bu kural ilaçlar için, aşılar için ve diğer tıbbi malzeme için geçerlidir. Size sıhhat ve afiyetler dilerim.
Şu dünya hayatında insanın önünde bulunan her şey bir fırsattır. Bu fırsat dairesine yılan bile dâhildir. Yılan bile insan için onu faydalı bir işte kullanmaya yönelik projede değerlendirmek veya yılandan zehirlenmek arasında bir tercihi vardır. Teknolojik gelişmeler de böyledir. İnsan onu kendisi ve yaşadığı evren için yararlı pozisyonda kullanmak veya günümüzde olduğu gibi insanı kendi ürettiği teknolojinin harap ettiği bir mahlûka dönüştürmek arasında kötü bir tercihe mahkûm bırakılmıştır. Bugün gelinen noktanın özeti budur. İnsan ürettiği teknoloji ile kendi hemcinsini bile parçalayabilecek bir canavara dönüşmüştür. En basit örneklerden biri olarak bugün, mutfaklarda veya ofislerde kullanılan pek çok yararlı eşyanın aslında askeri maksatlarla üretildiğini ama zamanı geçince ya da rakipler de benzerini üretince sivil kullanıma verildiğini ne yazık ki gözlerimizle müşahede ediyoruz. İlaç sektöründe de benzer şeyden söz edilebilir. İnsan ürettiği ile insanlığını geliştirmeli ama ilahlaşmaya kalkışmamalıdır. Dinsiz ve ahlâksız bir teknolojinin sonunda nereye götürebileceğini çok açık bir şekilde izliyoruz.
Alakanıza teşekkür ederim. Bir kere daha tekrara gerek yok zannederim, biz bu sitede ilmi bir çalışma yapmıyoruz. Doğru bildiğimizi HALK KÜLTÜRÜ DÜZEYİNDE mü’min kardeşlerimize taşıyoruz. Şunu bilmelisiniz: Verilen kaynağı anlayacak düzeyde olan birinin bu sitede verilecek bir bilgiye zaten ihtiyacı yoktur. Kaynak inceleme imkânı olmayan için ise o kaynaklandırma sadece yer ve zaman israfı niteliğindedir. O kardeşlerimiz, bu siteden bilgi edinmek mecburiyetinde değildirler. Zaten ilmi manada bir site de değildir. Herkes kendine uygun olanı bulmalıdır. Bu siteden dini için istifade edenlerin düzeyi budur, biz onların duasını alıyoruz. Kendimize bunu vazife bildik. Bir diğer kardeşimiz de o kardeşlerimizin ihtiyacı olanı hazırlar, böylece de herkes vazifesini yapmış olur. Allah yardımcımız olsun, duanızı beklerim.
Evet, bu tür bilgiler dolaşıyor ama ne kadar güvenli olduğunu bilemiyoruz. Bu sebeple biraz daha bulutların dağıldığı günlerde fikir adamlarımızın tavsiyelerini öğrenerek ne yapabileceğimizi tespit ederiz inşaallah. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Bu çağın önümüze getirdiği elektronik oyunların hayatımızda ciddi bir yer işgal ettiği açıkça görülmektedir. Küçük bebeklerden aile reisi insanlara kadar bir hastalık boyutunda toplumu etkisi altına alan salgına dönmüştür ne yazık ki. Uzun zaman geçmeden eşler arasında ayrılma nedenlerinde ilk sıralara bile taşınabilir diye endişelerimiz yok değildir. Bu tür oyunlar için söylenecek ilk söz mübah olmasıdır. Mübah, farz değil haram değil demektir. Yani serbest bir konudur. Bu temel kuraldan sonra ayrıntılara göre bu oyunların hükmü de değişebilir: • Zarar ve fesat kavramı devreye girdiğinde bu oyunlar için sakınca da devreye girer. Söz konusu “zarar”, ekonomik, dini, ahlâki veya sağlıkla ilgili olabilir. Hangisi olursa olsun zarar veren giderilir. Kural böyledir. • Bu konuda karar verileceği zaman genel duruma bakılır. Mesela genel olarak sakıncasız ama bir iki kişinin oynamasında bir sakınca var diye, umumi bir yasak olmaz. Aynı şekilde, genelde zararlı ama bir iki genç o oyunları yararlı işlerde değerlendiriyor diye de müspet bir karar verilemez. Karar yoğunluğa göre verilir. • Söz konusu oyunlar akidemiz açısından zarar veriyorsa mesela kâfirlerin sempatik olmalarını sağlıyorsa, onların dinlerinin veya sistemlerinin reklamını yapıyorsa, haramlardan bir haramı göz önüne çıkarıyorsa; ahlâk erimesine neden oluyorsa; avret teşhiri, kadın erkek avreti hassasiyetini yıpratmaya neden oluyorsa; öğrencilerin derslerini, iş sahiplerinin işlerini etkiliyorsa; sağlık açısından sakıncalar oluşturuyorsa, insanların akıllarını donduruyorsa; mal israfı nedeni oluyorsa; aile düzeni açısından risk oluşturuyorsa… Bu oyunların oynanmasına haram bile diyebiliriz. Bunun dışında genel hüküm mübah olmalarıdır.
alkol konusundaki diğer fetvalar
Şarap sirkesi ile ne kastettiğinizi anlayamadık. Kendisi şarap ama adı sirke gibi bir şey ise o haram bir nesnedir. Tüketilemez, tüketilen sofrasına oturulmaz. Hayır, şaraptan dönüşmüş ve fiili bir sirke ise o haram değildir. Ne kadar öyle olduğuna bakarız bu sefer. Gerçekten sirkeleşmiş ise bir sıkıntı yoktur. En iyisi ise bu tür bir riski almamaktır.
Bir markette et ürünleri ve alkollü mamuller sakıncalıdır. Diğer ürünlerde de sıkıntı olabilir ama öncelikli bunlardır. Alkollü ürünlerde nispeten tespit kolay olmaktadır. Etlerde ise sizin de belirttiğiniz gibi büyük bir haram olma riski bulunuyor. Şöyle yapabilirsiniz: - Sahibini bildiğiniz ve sizin hassasiyetinizi gösteren market bulun. - Bu mümkün olmuyorsa ciddi markalar tespit edin. O markaya güvenin. - Marka da mümkün olmuyorsa helal belgesi sunanların sunumlarındaki ciddiyeti inceleyin. Kalbiniz rahat ediyorsa tüketebilirsiniz. - Bunların hiçbiri mümkün değilse balıkla yetinin. Allah yardımcınız olsun.
Burs verecek aileye bu bilgileri vermelisiniz. Tercihi onlar yapsın. Bursu alacak genç ne durumda ise öyle karar verin. Babasının vebalini ona çektirmeyeceğimiz gibi babasının kopyası olmasına da yardım edemeyiz.
Sigaranın hükmü bellidir. İnsanı kemiren bir şey için helallik yoktur. Sigara fabrikasında ancak aç kaldığınızda çalışabilirsiniz. Milyonlarca insanın hastalanmasının günahına ortak olmayın.
Ne yazık ki şu ana kadar alkolden uzak ilaç üretimi sağlanabilmiş değildir. Kullandığınız ilaç olduğu sürece içinde alkol bulunmasının sakıncası yoktur. Süslenme gibi bir maksatla kullandığınızda ise alkollü nesneyi yıkamadan namaza durmayın.
Bu konumda şunu bilmelisiniz: Siyasetten ziraata kadar tam bir şeytan kuşatması altındayız. Hangi noktada ayağımıza basılıyorsa sadece orada acı hissediyoruz. En büyük sorun da burada zaten. Yalnız bir noktaya kilitlenip kalınca maazallah insanın aklı bile oynayabilir. Biraz daha itidalli ve gıda gündemini; - Helal, - Mekruh, - Riskli, - Tehlikeli, - Çok tehlikeli, - Haram! Şeklinde sıralamalıyız. Aksi takdirde kendi kendimizi yer bitiririz maazallah. Şeytan da bir taşla iki kuş vurmuş olur. Bu konuda internette dolaşan bilgilere itimat edemeyiz. Uzman olmayanların görüşlerine uyduğumuzda psikiyatrik vakalara alet olabiliriz. Bir başka ifadeyle dinimizin geniş bıraktığı alanı daraltmanın da anlamı yoktur. Bilhassa bazı hanım kardeşlerimizin esasen gerekli olan bu gıda titizliğini, varsa yoksa hayatın tek gündemi gibi tuttuklarını izleyebiliyoruz. Daha dengeli olmak şarttır. Allah yardımcımız olsun.