Fetva Meclisi
Soru
Hocam nişan yapmadan önce dini nikâh ve sonra direkt resmi nikâh yapılması uygun mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Nikâhın geçicisi, evrak üzerinden olanı olmaz, nikâh nikâhtır. Bu nedenle belediyede kıyılmış şekliyle de olsa nikâhlı gibi olmaları ihtiyata uygun olan olur.
Selamünaleyküm. Nikâh, son noktadır. O noktadan sonrası yoktur. Bu da şu anlama gelir: Nikâhtan sona, düğün olsun veya olmasın karı-kocalık mümkündür. Böyle kabul edilmiyorsa o nikâh nikâh değildir. Doğru olan, zifaf gecesinden bir gün öncesinde veya ona yakın bir zamanda nikâh yapmaktır. Öncesindekinin sulanmaya neden olması muhtemeldir.
Düğünden en fazla bir hafta önce olabilecek bir nikâha yanaşın. Bile bile kendi aleyhinize olan bir iş yapmış olursunuz aksi tekdirde.
Nikâh ya nikâhtır ya da değildir. Eğer nikâh ise ebedîdir, zaman onu aşındırmaz. O dönemdeki nikâh, ihtiyaten yani yedek dursun mantığı ile yapılıyorsa o nikâh olmayabilir.
Yapmak istediğiniz şeyin bir sakıncası yoktur, fıkıh kuralı olarak yapılabilir. Ancak size tavsiyemiz nikâhı düğüne bir iki gün kala yapmanızdır. Çünkü nikâh, son karar demektir. Nişan ise ilk karar hükmündedir. İlk günden son sözü söylemek sakıncalıdır. Allah'a emanet olun.
Nişandan önce veya sonra ya da herhangi bir zamanda akdedilen 'nikâh' eğer Şeriat'ın ölçüleri dikkate alınarak akdedilmiş bir nikâh ise onun ötesi yoktur. On yıllık karı koca olmuş bir aileden farkları olmaz. Buna böyle inanılmıyorsa o akdedilen şeye nikâh neden densin?
dini konusundaki diğer fetvalar
Hiçbir şekilde bunun nikâha zararı olmaz, bunu unutun ve yok kabul edin. Ama bu durumu doktorla da muhakkak görüşün ve tedavi önerirse tedavi olun.
Hanefi mezhebi fukahası dışındaki fakihler, nikâh sözleşmesinin “tabii bir engel yoksa eğer” sözlü olarak icra edilip daha sonra yazılı hale getirilmesini şart koşmuşlardır. Buna göre sözlü onay olmadan yazı ile nikâhı kabul etmek yeterli değildir. Hanefi fukahası ise diğer sözleşmelerde olduğu gibi nikâh sözleşmesinde de yazılı olan da geçerlilik için yeterlidir.
Eşinle mutluluğunu esas al, önceliğin aile mutluluğun olsun. Diğer çalışmanı buna göre genişlet veya daralt. Rüyalara itibar etmene gerek yoktur. Sen çalış ama her şeyi çözeceğini zannetme. Karınca gibi yol almaya bak. Bir kişiyi az görme, bin kişiye de güvenme. Gayretine güven, bereketi Allah’tan bekle.
Şeytana aranızda fitne olacak bir sebep ürettikten sonra sizi hangi taahhüt koruyabilir ki? Böyle vaatlere değil insanlığınızdaki kaliteye güvenseniz daha iyi edersiniz. Daha tabii ve daha gerçekçi olmaya bakınız. Allah kolay etsin.
Allah için yapılacak işlerden hatta ibadetlerden biri de insanların dini anlamalarına yardım etmektir. Herkes bilgisi ve imkânı kadar bu işle görevlidir aslında. Bu bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi bunun da en temel şartı ihlastır. İhlas bir işi sadece Allah için yapmak demektir. Yalnız Allah için yapılan bir işten Müslüman’ın mutluluk hissetmesi sakıncalı değildir. Yeter ki riya ve gösterişe dönüşen bir sonuca gidilmesin. Genelde insanların takdiri ve övgüsü ihlası azaltır ama işi yapanın kalbi kaymadığı sürece övgü ve takdir bir engel değildir. Bilakis övgü arttıkça gayret de artıyorsa bu güzel bir durum kabul edilir. Şüphesiz şeytanın ve nefsin kışkırtması açısından riskli bir durum oluşur ama genel olarak bunu bir sakınca göremeyiz. Kendimizi test edeceğimiz ölçü olarak şunu belirleyebiliriz: Allah için olan niyetimiz ve maddi beklentiden uzak kalışımız devam ediyordur. İnsanların takdiri olsun veya olmasın biz aynı heyecanla devam edebiliyoruz. Bunu sağlayabildiğimizde sakınca da yok demektir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme sorulan benzer bir soruya verdiği cevap bizim için çok önemlidir: “O mü'mine bu hayattaki bir müjdedir!” İnsanların takdir etmesini ve bu takdirin mü'mini mutlu etmesini ahiretteki sevaptan önce dünyadaki bir müjde olarak görmüştür aleyhisselam efendimiz. Elbette insanın hoşlanması, övgü beklemesi belki de kendisine şöhret yolu açılması kalbin ifsadı açısından tehlikedir, kişinin uzak kalma gayreti içinde olması gerekir ama bu durum tek başına bir kötülük değildir. Kişiden kişiye ve konudan konuya farklı bir sınav olarak anlaşılmalıdır. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Kur'an’ımızdan başka SIFIR SIKINTILI bir kitap olmaz. Elbette vardır sıkıntısı, eksiği, tartışılır tarafı. Ancak o sıkıntı bir ihanet veya yabancı etkisi olduğu zaman kaçınmak gerekir. Diyanet ilmihali ortalama bir ilmihal kitabıdır. Biiznillah, onunla amel edenin ibadetlerinde sıkıntı olmayacağı kanaatindeyiz. Allah yardımcınız olsun.