Fetva Meclisi
Soru
Allah haramda şifa yaratmamıştır ya. Çoğu ilaç da helal değil. Bir hastalığın tedavisini sadece ilaç olarak öğrenen doktorun şüpheli veya haram olduğunu bildiği halde o ilacı yazmasında vebal var mıdır? Ve de kılavuzda öyle yazıyor ve faydası var gibi düşünüldü diye ilaç haram olsa da o kılavuza uymak, Allah'ın kurallarını değil de o kılavuzu kabul etmek gibi olur mu? Tedavisini o şekilde yapmayınca da hastaya bir şey olunca dava açılma olasılığı var çünkü.
Cevap
Benzer fetvalar
Bir tedavide helal yöntemlerin tamamen yok olduğu tıbben sabit ise günlük hayatta haram olan bir yöntem TEDAVİ SINIRLARI İÇİNDE kullanılabilir. Bu tedavilik kesinlikle tıp adamlarınca belirlenmiş olmalıdır.
Babanız, doktorun kararı ile hasta ise ve doktor ona o ilacı yazdı ise ilacı bir yolla ona vermeniz görevinizdir. Doktorun yazdığı resmi bir ilaç içinde alkol bulunması da alternatifi aynı etki oranında bulunmadıkça sakınca oluşturmaz.
Allah teala annenize şifalar indirsin. Uzman bir doktorun yazdığı, Helal olarak alternatifi bulunmayan bir ilacın muhtevasında domuz yağı katkısı bulunsa bile onu kullanmanızda sakınca yoktur. Geçmiş olsun.
Bir hastalığın tedavisi için helal olan başka maddelerden elde edilmiş bir ilaç henüz üretilmemiş ya da üretilen bu ilaca ulaşma imkânı yok ise haram olan bir maddenin veya bundan üretilen bir ilacın, meslekî ehliyet ve dürüstlüğüne güvenilen uzman bir doktor tarafından tavsiye edilmesi hâlinde, kullanılmasında dinen bir sakınca yoktur. Çünkü “Zaruretler yasakları mubah kılar.” (Mecelle, md. 21) Zaruret ortadan kalkar ve başka helal maddelerden yapılan ilaçlar bulunursa, o zaman helal olanları kullanmak gerekir. Çünkü “Zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur.” (Mecelle, md. 22)
Burada bir hata varsa -ki, hata var görülüyor- bu, sizin değil doktorun hatasıdır. Çünkü kullanma yetkisi doktora aittir. Siz, görüş belirtmişsiniz. Sizin hatanız, kastınız olmadığından geçilebilir hatadır. Allah iyi işler yapmaya bizi muvaffak kılsın.
Allah sizden razı olsun. Pek iyi ettiniz yazmakla. Yazınızdan ve uyarınızdan istifade ettiğimi söylemeliyim. Kendimce not aldım. Yalnız bir noktaya itirazım var, lütfen onu da siz kabul ediniz: Yaptığım tıpla alakalı derslerin başlığı “Müslümanca Bakış” olarak konmuştur. Dersleri iyi dinlediyseniz bir bütün olarak orada doktorların mesleklerini put edinmelerine karşı kulluk görevlerinden biri olarak değerlendirmeleri uyarısı vardır. Görsel ve yazılı notlarımda defalarca “tıp ve tıbbın alt tabakaları” şeklinde bir ifadeyi kullanmışımdır. Sizin ifadeniz Tıp=Eczacılık sonucuna geliyorsa bunu bu dünyada kimseye kabul ettiremezsiniz. Hayır, eczacılık, tıbbın vazgeçilmezidir demek istiyorsanız tamamen haklısınız. Bu noktaya itirazımı biliniz, gerisinde müttefikiz. Zannedersem siz, eczacılığın genel sıkıntılarını bana boşalarak giderme yolunu seçtiniz. Bir başka husus olarak da şunu biliniz: Eczacılığı, ilaç satmak olarak görüyor ve bu savunmayı onun için yaptı iseniz burada müttefik olamayız; ilaç üreten laboratuvardaki eczacı tıbbın iki numarası olur. İlaç satan için bunları söylediyseniz herhalde bebekler için mamaların satıldığı marketler, insanlara peynir üreten çiftlikler eczanelerden daha değerlidir. Öyle veya böyle uyarınızdan memnun oldum, teşekkür ederim size. Vaktiniz olur ziyarete gelebilirseniz bir gün, bunları daha geniş değerlendirebiliriz. Allah’a emanet olunuz.
doktor konusundaki diğer fetvalar
Çocuğa sünnet müdahalesinin erkek tarafından yapılmasını genel bir ilke olarak söylemeliyiz. Bunun ötesinde: Yedi yaşına kadar çocuk çocuktur. O yaşa kadar bayan bir cerrah da müdahale edebilir. Daha ileriki yaşta ise bir zorunluluk durumu mesela tıbben gerekli ve alternatif o durumda bulunamıyor durumu izin nedeni olabilir.
Doktorun reçetesine uymakla vebale girmezsiniz. Allah Teâlâ ona afiyet size de sabır ihsan etsin.
Doktorlar eğer hediye aldıkları firmaları, hastanın ve ona maaş veren devletin aleyhine olacak şekilde kolluyorsa veya böyle bir kollamada kendisini kontrol edemiyorsa aldıkları rüşvet niteliğinde olur. Değilse hediye kabul edilebilir. Tavsiyemiz ise doktorların o tür hediyelere tenezzül etmemeleridir.
Bir insanın organlarının o öldükten sonra başkasına aktarılabilmesinin üç yolu olur: a. Kendisi sağlığında vasiyet eder, bağışlar. Tıbben ölümü gerçekleşince de alınır. b. Bu yapılmamış ise VARİSLERİ kimlerse onların onayı ile alınabilir. c. Kimsesi olmayan biri ise devlet onayı bunun için yeterli olur.
Dinimiz, insanın günah işlememesini, işlerse tevbe etmesini ve işlediğini gizlemesini esas olarak önümüze koymuştur. Bu nedenle günahların işleyeni de olmamalı, şahidi de olmamalıdır mümin. İnsanın işlediği günahı ve çirkinlikleri anlatmakta sakınca görmemesi de bir günah çeşididir. Âlimlerimiz, - Kadıya, - Doktora, - Fetva verecek olan müftüye kişinin işlediği günah olan eylemi anlatmasının ve onun da anlatılanı dinlemesinin bir hatayı düzeltme niteliği taşıdığı için caiz olacağını belirtmişlerdir. Bugünün dünyasında psikologlar tıbbın bir alt dalı niteliğinde iş görmektedirler. Bu sebeple psikologlar insanların hatalarını dinlemeli ve dinlediklerinde emin olmaları mesleklerinin zaruretlerindendir. Böyle bir dinleme vebal olmayacağı gibi kişiyi vebalden kurtarmanın en muhtemel yolu olduğu için biiznillah ecir kazanılacak bir iş olarak görülmelidir. Bu şekilde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Mevcut kurallara aykırı olarak yapılan bir işlem helal olmaz. Aldığınız ilacın bedelini bir yere sadaka olarak verseniz iyi olur.