İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam bazı hocalardan Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) “Sakalları bırakın, bıyıkları kısaltın.” diye bir hadisi olduğunu duydum. Burada emir kipi olduğu için vacip olduğunu söylüyorlar. Peygamber Efendimiz'in buna benzer “Namazı nalın ile kılın, Mecusilere muhalefet edin.” diye bir hadisi ve bir de “Saçınızı sakalınızı boyayın, Mecusilere muhalefet edin.” diye emir kipi ile gelen hadisleri de var. Bunlar da mı vacip oluyor? Bir de Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadiste “On şey fıtrattandır.” deyip sayıyor. Buradaki on şeyin hepsi vacip mi, yoksa sadece sakal mı vacip, diğerleri sünnet mi?

Cevap

İslam hukukunda emir kipi her zaman farz veya vacip anlamına gelmeyebilir. Âlimler, emir kipini bağlayıcı bir hüküm ifade edip etmediğini, bağlamına ve delillerin geneline bakarak değerlendirir. Sakal bırakmak, vacip kabul edilmiştir. İmam Ebû Hanife ve öğrencileri, bu hadisi emir olarak almışlardır. Bıyıkları kısaltmak da bu çerçevede vacip görülmüştür. Peygamberimiz aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Nalın ile namaz kılınız. Çünkü Yahudiler ve Hristiyanlar ayakkabısız kılarlar.” (Ebû Dâvûd, Salât, 90). Bu hadiste geçen emir, bağlayıcı bir farz veya vaciplik ifade etmez. Âlimler, bu emri Peygamberimizin o dönemdeki Yahudi ve Hristiyanlara muhalefet etme tavsiyesi olarak değerlendirmişlerdir. Bu nedenle nalınla namaz kılmak, mübah bir amel kabul edilir. Peygamber Efendimiz aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Yahudi ve Hristiyanlar saç ve sakallarını boyamazlar. Siz onların aksine hareket edin.” (Buhârî, Enbiyâ, 50). Bu emir de vacip olarak değil, müstehap olarak değerlendirilmiştir. Saç ve sakal boyamak, bir zorunluluk değil, sünnete uygun bir tercih meselesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Fıtrat on şeydir: Bıyığı kısaltmak, sakalı bırakmak, misvak kullanmak, burun temizliği, tırnak kesmek, parmak boğumlarını yıkamak, koltuk altı tüylerini gidermek, kasık tüylerini temizlemek ve su ile taharetlenmek.” (Müslim, Tahâret, 56). Bu on şeyin tamamı, fıtrat yani insanın yaratılışından gelen temizlik ve güzel davranışlarla ilgilidir. Bıyığı kısaltmak, sakalı bırakmak vaciptir; kasık tüylerini temizlemek, koltuk altı tüylerini almak, tırnakları kesmek sünnettir ama kasıtlı olarak terk etmek haramdır; misvak kullanmak, burun temizliği ve parmak boğumlarını yıkamak sünnettir; su ile taharetlenmekse farz, vacip ve sünnet olmak üzere duruma göre değişmektedir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sevgili kardeşim, keşke babanla böyle bir konuyu tartışmasa idin. Hiçbir saç şekli babanın rızasından değerli olamaz. Dediğin gibi sünnet olsa bile saç uzatmak, babanın gönlünü alman farzdır. Cevabımız sana ne olursa olsun bu tartışmayı bitir ve babanın ellerini öp. Peygamber aleyhisselam efendimizin saçlarını omuzlarına kadar uzattığı bilgisi doğrudur. Ama saç uzatmak öğlen namazının sünnetini kılıp ecir kazanmak gibi bir sünnet değildir. Peygamber aleyhisselam: • Saçlarını uzattı. Bazı durumlarda saçı kulak yumuşaklarına kadar uzar, omuzlarına doğru sarkardı. Genel manzarası böyle idi. • Ne uzatana ne kısaltana sevap vaat etmedi. • Saçı olanın saçına bakım yapmasını, dağınık tutmamasını emretti. • Hac ibadeti esnasında saçı ustura ile kesmeyi ise teşvik buyurdu, sevap vaat etti. Bu durum, o günün örfü açısından da bakılması gereken bir durumdur. Hicri 463 yılında vefat eden büyük âlim İbnu Abdilberr, et-Temhid isimli eserinde (İmam Malik’in el-Muvatta’ isimli eserinin şerhidir) bu saç konusunu izah ederken çok güzel bir tespit yapmış. Hem konumuz olan saçı hem mü'min için hayatı anlama ölçülerinden birini izah ediyor. Allah ona rahmet etsin. Senin için onun sözlerini buraya nakledeyim, sen de kendine, ona göre çeki düzen ver. Diyor ki: “Bizim zamanımızda askerlerden başka saç uzatan kalmadı. Onların da uzun ve topuzlu saçları var. Salih kimseler ve ilim adamları ise uzun saçı terk ettiler. Saç askerlerin simgesi durumunda kaldı. Saçı topuz yapmak bugün sefihlerin (düşük tabakanın) işi oldu. “Bir gruba benzeyen onlardandır” denmiştir bize. (…) Sana, bu yeter. Salihlere her durumda uymak gerekir. Saçı uzatmak veya kesmek kıyamet günü bir işe yaramayacak. O gün niyetler ve ameller karşılık bulacak. “Nice saçı tıraşlı, saçı uzundan hayırlı olacak. Ve nice saçı uzun da salih biri olarak dirilecek.”

Hocam, saç konusunda babamla anlaşamıyoruz. Saçlarımı uzatıyorum diye bana hippi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kimin emrettiği konusunda bir tereddüt yoktur. Zira Allah Teâlâ ve Peygamber aleyhisselamdan başkası bir şey emretmez, edemez. Farz, vacip, Sünnet ve diğerleri; hepsinin kaynağı aynıdır. Bu üç emir türünde kaynak açısından sıkıntı yoktur. Bu emirlerin bize ulaşmasında bir puanlama farkı olabilir. Mesela sahih hadis/zayıf hadis örneğinde olduğu gibi. Bir başka neden de bilhassa vacip ifadesinde emrin açık bir şekilde ne kadar ve nereleri kapsadığı hususunda anlama zorluğu olursa, o emir için farzdan bir alt puan olan vacip kavramı kullanılır. Çünkü farzdaki katiyeti oluşturacak net beyan anlaşılmamış olur. Bu ayrıntı Hanefî mezhebi müçtehitlerine aittir. Diğer ulema ya direkt farz gibi görmüşlerdir ya da direkt Sünnet gibi görmüşlerdir. Fıkıh ölçülerinde Hanefî müçtehitlerinin daha fakîh bakışlı olmalarının bir tezahürü olarak anlaşılabilir mesele. Allah'a emanet olun.

Bir şeyin ‘vacip’ olmasının şartı nedir? Allah açıkça emretse farz olurdu, peyga
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hz. Peygamber (s.a.s.) sakal bırakmayı fıtrata uygun davranışlar arasında saymıştır. (bk. Müslim, Tahâret, 56 [261]; Buhârî, Libâs, 64-65 [5892-5893]) Nitekim kendisi de sakal bırakıp güzelce bakımını yapmış (Tirmizî, eş-Şemâil, 50 [33]), sakalını eninden ve boyundan kısaltmış (Tirmizî, Edeb, 17 [2762]), ashâbına da gerekli bakımı yapmalarını tavsiye etmiştir. (Muvatta', Şaʿr, 7 ) Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sünnetine tâbi olma hususundaki titizliğiyle bilinen sahâbeden Abdullah b. Ömer de sakalının bir tutamdan fazlasını kesmiştir. (Buhârî, Libâs, 64 [5892]) Bu ve benzeri rivâyetlerden hareketle bazı âlimlerimiz, sakalın bir tutamdan fazlasını kesmenin müstehap olduğunu söylemişlerdir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/417-418, 550; 6/407; el-Fetâva’l-Hindiyye, 5/358; İbn Hacer, Fethu’l-bârî, 10/350) Ayrıca Hz. Ömer’in (r.a.) de sakalını uzatanlara bir tutamdan fazlasını kesmelerini tavsiye ettiği rivâyet edilmektedir. (Aynî, Umdetü’l-kârî, 22/46-47) Konu hakkındaki hadisler ile sahabe uygulamalarını dikkate alan İslâm âlimleri sakal bırakmanın, yerine getirilmesi istenen doğal (fıtrî) bir fiil ve yapılması tavsiye edilen bir sünnet olduğunda ittifak ederken sakalı tamamen kesmenin hükmü konusunda ise farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bazı âlimler bunun haram olduğunu söylerken (Desûkî, Hâşiye, 1/90, 422-423) bazıları tahrîmen mekruh, diğer bazıları ise tenzîhen mekruh olduğunu söylemişlerdir. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-bârî, 10/350; Dimyâtî, Hâşiye, 2/386; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 1/462) Genel olarak benimsenen “bir şeyin haram olması için onunla ilgili yasaklayıcı delilin sübût ve delâlet açılarından kati yani ihtimale kapalı olması gerektiği” yönündeki usûl kuralı, sakalı tamamen kesmenin mekruh olduğunu söyleyen görüşün daha isabetli olduğu sonucunu vermektedir. Buna göre Hz. Peygamber’e (s.a.s.) uymak maksadıyla sakal bırakan ve sakalının sünnete uygun bir şekilde bakımını yapan kişinin bu amelinden dolayı sevap alacağını, ancak herhangi bir sebeple buna imkân bulamadıkları için sakalını tıraş edenlerin ise sünnete aykırı düşmekle birlikte bundan dolayı günaha girmeyeceğini söylemek mümkündür.

Sakal bırakmanın ve kesmenin dini hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Her mü'min bilir ki Allah’ın vahyi bir Kur'an şeklinde bir de Kur'an’ı tefsir eden sünnet şeklinde elimizdedir. İlk gününden bu zamana kadar Allah’a ve ahiret gününe iman eden her mü'min böyle inanmıştır. Bu asırda kâfirlerin sinsi planlarına takılan bazı gaflet Ehl-i sünnet’i bir tarih birikimi gibi görmeye başlamışlardır. Daha da garip olan durum, bu fitneyi “Kur'an’a hizmet, onu yüceltmek” gibi bir maske ile yapıyor olmalarıdır. Bu bir savaştır. Bu savaşta gafil yakalanan her mü'min için imanını tehlikeye atmak söz konusudur. Allah muhafaza buyursun. Kimin bilerek bunu yaptığını kimin anlamadan yakalandığını bilemeyiz ama şunu biliriz: Peygamber aleyhisselamın sünnetine dil uzatmak ona dil uzatmaktır. O günden bugüne mü'min olarak sünnete sarılıp yaşayan milyarlarca Müslüman’ı saf, aldanmış, kendilerini akıllı görmektir. Meseleyi bir savaş meselesi olarak görmelisiniz. Hadis âlimlerinin siyasetçilerden etkilendiklerine dair dedikodunun yüzde bir bile ihtimali olmayan bir dedikodu olduğuna tarih şahittir. Bunu söyleyenin tarih bilgisi hiç yok demektir ya da yalancıdır. Hadislerin toplanması, okutulması, kitaplaştırılması saraylardan tamamen uzak mekânlarda gerçekleşmiştir. Özellikle hadis âlimleri saraylardan uzak yaşamayı bir iman meselesi olarak görmüşlerdir. Hadisin en büyük imamı olan Buharî, sarayda kitabını tanıtmayı ve okumayı reddettiği için yaşadığı şehirden sürülmüş ve hicret yolunda ölmüştür. Buharî gibi bir âlimin “hadis sarayda değil camide okutulur” mantıklı tavrı bir destan. Bunun bir benzerini hatta daha da kapsamlısını yine ilk hadis imamlarından olan Ahmed bin Hanbel’de görebiliriz. Ne gariptir ki, bugün aynı fitneyi yürütenler hadis ehlini saraylardan uzak yaşamayı tercih ettikleri için “radikal, uç adamlar…” gibi vasıflarla anmaktadırlar. Gerçek odur ki, hadis âlimleri bu ümmetin en zahidleri, lüksten en uzak duranlarıdırlar. Allah onlardan razı olsun. Ömürlerini değil saraylarda kendi evlerinde bile geçirmemiş kimselerdir onlar. Diyelim ki, Emevi veya Abbasi halifeleri hadis âlimlerine müdahale ettiler ve hadis uydurttular. Siyaset ve sarayla ilgili bütün hadis kitaplarında kaç hadis vardır ki? Yöneticinin lehine bir tavır oluşturmaya destek olacak hadis sayısı kaçtır ve bütün hadislerin ne kadarıdır onlar. Binde bir bile denmesi mümkün değildir. Siyasetle bağlantılı konuların hadislerini etki ile yazdıklarını var sayalım, gerisine neden hürmet etmiyorlar? Demek ki meselenin aslı başka bir dosyada gizlidir. Bu bir projedir. Ümmetimizi içinden parçalama, dinimizi köklerinden çürütme projesidir. Böyle bakalım, buna göre tedbir alalım. O tür bir ders halkasında bulunmaktansa evde çocuklarla oyun oynamak daha isabetlidir biiznillah.

Hocam, küçük bir şehirde yaşıyoruz. Aradığımız zaman dersine katılacağımız bir h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kişinin temiz, bakımlı ve düzgün görünümlü olması, dinimizin tavsiye ettiği hususlardandır. Saç, sakal ve bıyık bakımı bu bağlamda değerlendirilmelidir. Saçı temizlemek, yıkamak, koku sürmek, taramak ve boyamak, Hz. Peygamber’in teşvik ettiği hususlardandır. (Buhârî, Ehâdîsü’l-enbiyâ, 50 [3462]; Libâs, 67 [5899]; Müslim, Libâs, 80 [2103]) Buna göre, başkalarını yanıltma kastı olmaksızın saç, sakal ve bıyık boyanabilir. (Mübârekfûrî, Tuhfetü’l-ahvezî, 5/353-361 [1752-1753]) Erkeğin saçını, siyah dışındaki kına rengi gibi renklere boyaması caiz ise de siyah renge boyaması mekruh görülmüştür. Mekke’nin fethi günü, Hz. Ebû Bekir’in yaşlı babası Ebû Kuhâfe’nin saçlarının beyazlaştığını gören Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Bu beyaz saçın rengini değiştiriniz ve siyahtan sakınınız.” (Müslim, Libâs, 79 [2102]) Ancak saçı beyazlaşan kimse genç olursa, siyaha boyamasında da bir sakınca görülmemiştir. Çünkü bu durumda siyaha boyanan saç tabiî hâline dönüşmüş olacaktır. Nitekim Sa’d b. Ebî Vakkâs, Ukbe b. Âmir, Hasan, Hüseyin ve Cerîr gibi sahabîlerin bunu uyguladıkları nakledilmektedir. (Şevkânî, Neylü’l-evtâr, 1/154-155 [143]) Kadınlar için ise bir sınırlama yoktur. Bu konuda dikkat edilmesi gereken husus, kadının saçını ve vücudunun diğer mahrem yerlerini yabancı erkeklere göstermemesidir. Boya, saç üzerinde kimyasal bir tabaka oluşturup suyun temasına engel olmadıkça guslü ve namaz abdestini engelleyici bir unsur değildir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/154)

Kadınların ve erkeklerin saçlarını boyamaları caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bıyıkta asıl olan bugünkü ifadelerle iki üç numaraya kadar kısaltılmasıdır. O şekilde kısaltılmadıktan sonra belirttiğiniz şekiller arasında çok fark yoktur. Özellikle kâfirlerin simgesi olmuş bir şekil olmasın yeter, önceliği böyle belirleyiniz. İnşaallah ileride daha sünnete uygun duruma gelir.

Hocam, arkadaşım sünnete göre sakal bırakıyor fakat bıyığı ile ilgili bir türlü

farz konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namazın sünnet rekâtlarını terk etmek, mekruh bir davranıştır ve sevap kaybına yol açar. Bu nedenle sünnetlere devam etmeye özen göstermek, hem Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sünnetine bağlılık hem de farzların manevi eksikliğini telafi için önemlidir. Farzları terk etmek kadar büyük bir günah olmasa da, manevi hayatımızdaki gevşekliklere zemin hazırlayabilir. Yani sünnetleri tembellik veya üşengeçlik sebebiyle terk etmek, kişinin ibadet hayatında bir gevşeklik işaretidir. Bu durum, zamanla farz namazların da terk edilmesine yol açabilir. Bu nedenle niyet ederek ve sabırla sünnetleri kılmaya devam etmek manevi açıdan kişinin yükselmesine ve güçlenmesine katkı sağlar.

Hocam keyfi olarak, sırf üşengeçlik nedeniyle namazın sünnet rekâtlarını bırakıp
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şöyle biliniz: Biz Allah'ın kullarıyız. Peygamber aleyhisselam da Allah'ın kulu idi. Ona farz olan ne ise bize de o farz oldu. Bundan sadece nübüvvetin gerektirdiği sorumluluklar istisna olur.

Hocam Hz. Âdem'den itibaren tüm peygamberler ümmetlerine aynı iman esaslarını te
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ravza, Medine mescidinde Peygamber aleyhisselam efendimizin evi ile minberi arasındaki yerin adıdır. Orayı bizzat kendisi cennet bahçelerinden bir bahçe olarak tarif etmiştir. Bunun için de orada namaz kılmak ayrı bir fazilete sahiptir. Orada daha çok rahmet iner ve daha çok sevap kazanılır. Bu nedenle orada namaz kılmak teşvik edilmiştir. Müslümanlar orada namaz kılmaya rağbet etmişlerdir. Yalnız bu fazilet oradaki nafile namazlar içindir. Farz namazlarda ise ilk safta olmak en faziletlidir. Başkalarına eziyet etmeden orada nafile namaz kılmaya gayret etmelisiniz. Eziyet vererek kılmaktan ise mescidin başka bir yerinde kılmanız daha evladır.

Hocam Allah izin verirse umreye gideceğiz. Medine ziyaretimizde mescitte kılacağ
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Haccın farz olması için şart olan ekonomik imkân kuraya yazıldığı sene için yeterli olurken bir sonraki sene yeterli olmayabilir. Burada bir niyet karışıklığı olmadığı sürece sıkıntı da yoktur. Son hac fiyatları artmış olabilir, kişi elindeki parayı başka bir zaruri ihtiyacına harcamış olabilir. Hacca gitmeye niyeti devam eder, ilk fırsatta da gider. Böyle bakmak daha evla olur.

Hocam geçenlerde hac kurası yapıldı. Bunun üzerine hac farz olmuş birkaç akrabam
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Vakit namazını sınırları içerisinde kılındıktan sonra namaz tamamdır/olmuştur. Ancak kılınan namaz ne kadar ilk vaktine yakın olursa o kadar faziletlidir. Vaktin sonuna doğru kılınan namazın da fazileti azalır. Öyle de olsa namaz, vakit içerisinde eda edilmelidir.

Hocam farz namazımı, işim dolayısıyla sünnetlerini terk ederek son on dakika kal
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir mü'min, yaşadığı hayatın hesabını vereceğine inanan insandır. Bu hesabın konusu genel hatlarıyla hayatıdır. Yaşadığı hayatı ilk anından son nefesine kadar gündem olacaktır. Ayrıntılarıyla bakıldığında ise; İman, Allah’ın farz kıldığı şeyler, Allah’ın haramları, Kul hakları hesabın ayrıntılı başlıklarıdır. Ahirete gitmeden önce insan imanına şirk bulaştırıp bulaştırmadığını, farzlarda eksiği olup olmadığını, haram işleyip işlemediğini, üzerinde kul hakkı var mı yok mu vs. bunları düşünür. Eğer bir sıkıntı varsa o sıkıntıyı giderir. Bu giderme, tevbe etmek ve tevbeye sadık kalmak, eksiği kaza etmek ve haklardan helalliği sağlamak şeklinde olur. Kul, bunu yaparken kendi aldatıyorsa, olanı hatırlamamak veya önemsememek gibi bir tutum içine giriyorsa zaten ahirete gitmeden önce ahiretteki sorun burada kendisini göstermiş demektir. Şüphesiz böyle bir muhasebeyi yapabilmek için ilim gerekir, bunu ikaz eden dost ve arkadaş çevresi gerekir. Çevresi bu mantıkta olmayanın ve öğrenmeye önem vermeyenin ya da hoşuna gideceklerle sınırlı bir öğrenmeyi yeterli bulanın hesabı çetin olur maazallah.

Hocam Hz. Ömer Radıyallahu anh’tan rivayetle; "Hesaba çekilmeden önce nefsinizi

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.