İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam Hz. Ömer Radıyallahu anh’tan rivayetle; "Hesaba çekilmeden önce nefsinizi hesaba çekin. Ahiretteki hesap ancak dünyada nefsini hesaba çekmiş olanlar için hafif ve kolay olacaktır." buyruluyor. Kişinin nefsini hesaba çekmesi nasıl olur? Bunun yolu nedir, defter mi tutalım ya da kendimizde o denetimi nasıl oluşturalım ben bilmiyorum. Sizler bu konuda ne tavsiye edersiniz? Bizlere bu başlıkla bir ders yapsanız ne güzel olur. Dönüşünüzü bekliyorum, Allah'a emanet olunuz.

Cevap

Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir mü'min, yaşadığı hayatın hesabını vereceğine inanan insandır. Bu hesabın konusu genel hatlarıyla hayatıdır. Yaşadığı hayatı ilk anından son nefesine kadar gündem olacaktır. Ayrıntılarıyla bakıldığında ise; İman, Allah’ın farz kıldığı şeyler, Allah’ın haramları, Kul hakları hesabın ayrıntılı başlıklarıdır. Ahirete gitmeden önce insan imanına şirk bulaştırıp bulaştırmadığını, farzlarda eksiği olup olmadığını, haram işleyip işlemediğini, üzerinde kul hakkı var mı yok mu vs. bunları düşünür. Eğer bir sıkıntı varsa o sıkıntıyı giderir. Bu giderme, tevbe etmek ve tevbeye sadık kalmak, eksiği kaza etmek ve haklardan helalliği sağlamak şeklinde olur. Kul, bunu yaparken kendi aldatıyorsa, olanı hatırlamamak veya önemsememek gibi bir tutum içine giriyorsa zaten ahirete gitmeden önce ahiretteki sorun burada kendisini göstermiş demektir. Şüphesiz böyle bir muhasebeyi yapabilmek için ilim gerekir, bunu ikaz eden dost ve arkadaş çevresi gerekir. Çevresi bu mantıkta olmayanın ve öğrenmeye önem vermeyenin ya da hoşuna gideceklerle sınırlı bir öğrenmeyi yeterli bulanın hesabı çetin olur maazallah.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'min şeriatına göre yaşar. Şeriata göre yaşayınca da dininin teminatı altında olur. Biiznillah sorunsuz ve güçlü bir hayatı olur. Bunun için de temel ölçü olarak helaller/haramlar dairesinde kalır. Helalleri aşmamayı haramlara bulaşmamayı ilke edinmek böyle bir teminat verir. Bu da şu demektir: İmanlı insan olmayı hayatın anlamı olarak bileceksin. İmandan sonra en büyük vazifen tek bir haram da olsa haramdan uzak kalmak olacak. Haramla bulaşık kalmaktan ise hicret etmeye razı olmak demektir bu. Allah’ın farzlarından eksiğin olmayacak. Zira farzları eksik bırakmak da bir haramdır. Nafile ibadetlerden konumun, kabiliyetin ve fırsatların doğrultusunda yapabildiğini yapacaksın. Mü'min bir çevrede olmayı ilke edineceksin. Telefondaki arkadaş listenden çay içtiğin insanlara kadar seçici ve korunmuş kalma ilkeni bozmayacaksın. İnsanî ilişkilerin iyi olacak. Başta ebeveynin ve ardından akrabaların sende Allah’ın emaneti olarak bilinecek. Diğer insanlarla da mesafeli ama saygılı olmayı bileceksin.

Hocam hesap gününde nefsimizin bize şahitlik edeceğini biliyoruz, bu hususta nef
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İman eden her insan, namazın karşısına hiçbir engeli çıkarmayacağına söz vermiş sayılır. Rabbimizin kuluna ilk hesabı namazdan olacaktır. Namazın hesabı verilmeden de diğer amellerimiz ne kadar iyi olursa olsun geçilmeyecektir. Namaza karşı gevşekliğin, -Allah korusun- dinden soğumaya bile götürebileceğini unutmamak gerekir. Kaldı ki yabancı bir ülkedesiniz ve bu sizin daha da hassas ve ciddi olmanızı gerektirir. Ortam ve çevre olarak namaz ehli olanların daha az bulunduğu hayatı yaşıyor olabilirsiniz. Ancak bu asla bir mazeret ve gereçle değildir. Çok acil olarak tevbe edip geçmişi de kaza etmeye karar verin. Namaz üzerinden tartışmaya bile yanaşamayız. Zaten her genç namazını kılar, ihmal etmez diye bakarız. Çünkü iman ettik, namazı da kılmaya söz verdik demektir. Bu hassasiyeti kazanabilmek için; 1.Namazlı arkadaş grubu: Böyle arkadaşlar size hatırlatıcı ve toparlayıcı olacaktır. Eğer böyle bir kişi etrafınızda yoksa bile Allah’tan bunun için yardım isteyin. 2.İlim Meclisi: Muhakkak iyilerle, namaz ehli insanlarla beraber olup haftalık hadisi şeriflerle ihya olmak iyi gelecektir. 3.Dillendirmemek: “Namazımı kılamıyorum, aksatıyorum” gibi sözleri kendinize bile itiraf etmeyin. Bunu zihninizde normalleştirmekten de Allah’a sığının. 4.Dua: Şeytanla girilen her mücadelede düştüğümüz yerden kalkmayı becermek zorundayız. Yılmadan, usanmadan bu mücadeleye devam edeceğiz. Allah-u Teâla’dan namazda ölene kadar devamlı olmak için bolca dua edin. Çünkü her ibadet ancak Rabbimizin dilemesiyle gerçekleşecektir. 5.Tevbe: Düştüğünüz bu hatadan dolayı mümkün olduğunca kendinize hatırlatmada bulunun ki bu durum sizi tevbeye sevk etsin. İhmalkârlık ve kazaya bırakmış olmak en büyük tevbeyi gerektiren önemli hususlardandır. Rabbim namazı dosdoğru kılanlardan eylesin bizleri.

Hocam, ben yurt dışında bir üniversitede eğitim görüyorum. Bazen namazlarımı aks
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Allah o gün yardımcımız olsun; karşılaşalım veya karşılaşmayalım, durum ağırdır. O kişiyle karşılaşsan o ağır, onu yaratan ile karşılaşsan o daha ağır. Kul hakkını düzeltip ahirete gitmekten başka çaremiz yoktur.Evet, orada da helalleşmek mümkündür ama bu bizim ibadetlerimizden öbürüne verilmek yoluyla olacaktır. Allah Teâlâ bir yolla onu râzı edebilir ama böyle bir garanti yoktur, umuttur o sadece. Karşımızdakinin zararı telafi edilebiliyorsa açıklamaya gerek olmayabilir. Allah yardımcımız olsun.

Hocam bu dünyada helal edilmemiş bir kul hakkı için öbür tarafta o kişiyle hesap
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü’min olarak dünya hayatımızı cenneti kazanmak için yaşıyoruz. Rabbimiz de bizi dünyada güzel işler yapmak için, imtihan olmamız için yaratmıştır. Cenneti istememizi, isterken de Firdevs cennetini istememizi vurgulamıştır. Bir yarış yerindeyiz âdeta, kulluk yarışı. Farzları yapar, haramlardan kaçınırız ve nafileler ile yarıştaki yerimizi belirleriz. Böyle bir kulluk sınav yerindeyken hatalarımız karşısında Rabbimize sığınır tövbe ederiz ama kul hakkı olunca orada da helallik devreye girer, girmeli. Tövbe ederiz hatamızdan dolayı ama maddi veya manevi birisine zarar verildiyse tövbenin yanında helallik alırız ki ahirete kalmasın. Bu helallik durumu ahirete kalmamalı. Ahirette herkes kendi derdine düşecek, bir “subhanallah” daha fazla söyleseydim diye derdimiz olacak amellerimiz için. Zerre kadar yaptığımız iyilik veya kötülük hesabı yapılacakken kul hakkını ahirete bırakmak tehlikeli olacaktır. Kul hakkına girilen kişi ahirette bizi affeder mi bilemeyiz. Bildiğimiz şey; hakkına girilen kişi ile helallik ahirette önce yaptığımız sevaplarımızı ona vermek, eğer yeterli gelmezse onun günahlarını yüklenmek olarak olacak maazallah. Bu sebeple dünyada ne yaparsak yapalım helallik alarak bu dünyadan ayrılalım. Helallik alamadan karşı taraf öldüyse maddi ise hak; mümkün ise ailesine bu maddiyatı teslim etmeli, onun adına sadakalar vermeli. Manevi bir hak ise onun adına dua etmek, istiğfar etmek, sadakalar vermek de yapılabilir. Rabbim o çetin gücün azabından bizi korusun, kul hakkı olmadan Rabbimizin huzuruna gitmek için mücadele edelim. Rabbim yardımcımız olsun.

Hocam, dünya hayatında gıybetini ettiğimiz veya bir şekilde manevi hakkını aldığ
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ahirete ait işleri akıbetimizi merak ettiğimiz için öğreniriz, bir film izler gibi öğrenmeyi ise yanlış buluruz. Bunu böyle bilelim. Soruya gelince: İnsanlar önce iman açısından ayrılacaklar. Mü'minler ve mü'min olmayanlar olacak. Mü'min olmayanlar cehennemde ebedi kalacaklar. Mü'min olanların da hesabı görülecek. Bu hesap, her insanın iyi/kötü amellerinin tartılması demektir. İyiliği çok gelenler cennete girecek. Kötülüğü çok gelenler ise Allah’ın affını bekleyecekler. Affedilen cennete girecek, affedilmeyen de cehenneme girip takdir buyurulan kadar cezasını çekecek. Büyük günahlardan kulun tevbe etmiş olarak ahirete gelmesi gerekir. Tevbe etmeden gelenin durumu ise o büyük rahmet ve mağfiret umuduna kalmıştır artık. Hangi günahın ne kadar sevaba denk geleceğini bilemeyeceğimiz için sizin sorunuza net bir rakamlı cevap veremeyiz. Allah Teâlâ o gün yardımcımız olsun.

Hocam sevaplarımız ağır bassa bile yaptığımız günahları çekecek miyiz?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

1- İnsan olarak hataya müsait yaratıldık. Bütün insanlar hata edebilirler, etmektedirler de. Sadece Allah Teala'nın nebileri bundan korunmuşlardır. Bu durumda biz hata işlemekten ötürü değil de hata işlemeye karşı laubalilikten ötürü sıkıntıya girebiliriz. Kul olarak, hangi çeşidi olursa olsun hatadan sakınmalıyız, tekrarlamamaya gayret etmeliyiz. Ama işlenen bir hata kesinlikle işimizin bittiğini, artık rahmet kapılarının bize kapandığını göstermez. Bilakis işlenen her hata rahmete daha çok muhtaç olduğumuzu gösterir. Bir yandan hata ederken bir yandan da vazifelerimizi yapmaya çalışıyorsak işte tam anlamıyla insanız demektir; yapacak bir şey yoktur, yola devam edeceğiz. Hedefimiz, iyiliklerle kötülüklerin mizana konduğu gün iyiliklerin çok gelmesi için çalışmaktır. Unutmayalım ki, bir tek iyiliğin fazla gelmesi kazanmamız, cennete girmemiz demektir. Hedef belli, sorun belli, çare bellidir. 2- Tevbeden bıkmak, tevbeyi sulandırmak diye bir şey yoktur. Bin kere, milyon kere de olsa başka bir yol yoktur. Nefes alır verir gibi tevbe yolunu kullanırız. 3- Günahlar konusunda dikkat edilmesi gereken hassas noktalardan biri çevre meselesidir. İnsan tek başına yaşayamadığına göre kendisine iyi bir çevre oluşturmalıdır. İyiyi bulamayan ise en az kötü olanı aramalıdır. Eğer bir günahta ısrar ediliyorsa bu, o günaha teşvik eden çevrenin etkisinin giderilmediğini gösterir. Önce çevre temizliği için çalışmak şarttır. Salih kullarla oturup kalkmak, gıdadan göz temizliğine kadar her alanda helale yönelmek zorundayız. Allah'a emanet olunuz.

Hocam günahta ısrar ettiğimizin farkına nasıl varabiliriz? İşlediğimiz günahta,

farz konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Vakit namazını sınırları içerisinde kılındıktan sonra namaz tamamdır/olmuştur. Ancak kılınan namaz ne kadar ilk vaktine yakın olursa o kadar faziletlidir. Vaktin sonuna doğru kılınan namazın da fazileti azalır. Öyle de olsa namaz, vakit içerisinde eda edilmelidir.

Hocam farz namazımı, işim dolayısıyla sünnetlerini terk ederek son on dakika kal
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Haccın farz olması için şart olan ekonomik imkân kuraya yazıldığı sene için yeterli olurken bir sonraki sene yeterli olmayabilir. Burada bir niyet karışıklığı olmadığı sürece sıkıntı da yoktur. Son hac fiyatları artmış olabilir, kişi elindeki parayı başka bir zaruri ihtiyacına harcamış olabilir. Hacca gitmeye niyeti devam eder, ilk fırsatta da gider. Böyle bakmak daha evla olur.

Hocam geçenlerde hac kurası yapıldı. Bunun üzerine hac farz olmuş birkaç akrabam
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ravza, Medine mescidinde Peygamber aleyhisselam efendimizin evi ile minberi arasındaki yerin adıdır. Orayı bizzat kendisi cennet bahçelerinden bir bahçe olarak tarif etmiştir. Bunun için de orada namaz kılmak ayrı bir fazilete sahiptir. Orada daha çok rahmet iner ve daha çok sevap kazanılır. Bu nedenle orada namaz kılmak teşvik edilmiştir. Müslümanlar orada namaz kılmaya rağbet etmişlerdir. Yalnız bu fazilet oradaki nafile namazlar içindir. Farz namazlarda ise ilk safta olmak en faziletlidir. Başkalarına eziyet etmeden orada nafile namaz kılmaya gayret etmelisiniz. Eziyet vererek kılmaktan ise mescidin başka bir yerinde kılmanız daha evladır.

Hocam Allah izin verirse umreye gideceğiz. Medine ziyaretimizde mescitte kılacağ
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir namazın vaktinin çıkmasına kalan vakit sadece farzı kılmaya yetecek kadar ise farzı kılmak, sünnetleri bırakmak gerekir. Rahat rahat sünnetler de kılınabilecekse sünnetleri kılmak evla olur. 45 dakika yeterli ve geniş bir vakittir, sünnetler öyle bir durumda kılınmalıdır. 15 dakika kadar kaldı ise sadece farz kılınmalıdır.

Hocam ikindi namazına kırk veya elli dakika kala öğle namazının farzı kılınıp sü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam hukukunda emir kipi her zaman farz veya vacip anlamına gelmeyebilir. Âlimler, emir kipini bağlayıcı bir hüküm ifade edip etmediğini, bağlamına ve delillerin geneline bakarak değerlendirir. Sakal bırakmak, vacip kabul edilmiştir. İmam Ebû Hanife ve öğrencileri, bu hadisi emir olarak almışlardır. Bıyıkları kısaltmak da bu çerçevede vacip görülmüştür. Peygamberimiz aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Nalın ile namaz kılınız. Çünkü Yahudiler ve Hristiyanlar ayakkabısız kılarlar.” (Ebû Dâvûd, Salât, 90). Bu hadiste geçen emir, bağlayıcı bir farz veya vaciplik ifade etmez. Âlimler, bu emri Peygamberimizin o dönemdeki Yahudi ve Hristiyanlara muhalefet etme tavsiyesi olarak değerlendirmişlerdir. Bu nedenle nalınla namaz kılmak, mübah bir amel kabul edilir. Peygamber Efendimiz aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Yahudi ve Hristiyanlar saç ve sakallarını boyamazlar. Siz onların aksine hareket edin.” (Buhârî, Enbiyâ, 50). Bu emir de vacip olarak değil, müstehap olarak değerlendirilmiştir. Saç ve sakal boyamak, bir zorunluluk değil, sünnete uygun bir tercih meselesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Fıtrat on şeydir: Bıyığı kısaltmak, sakalı bırakmak, misvak kullanmak, burun temizliği, tırnak kesmek, parmak boğumlarını yıkamak, koltuk altı tüylerini gidermek, kasık tüylerini temizlemek ve su ile taharetlenmek.” (Müslim, Tahâret, 56). Bu on şeyin tamamı, fıtrat yani insanın yaratılışından gelen temizlik ve güzel davranışlarla ilgilidir. Bıyığı kısaltmak, sakalı bırakmak vaciptir; kasık tüylerini temizlemek, koltuk altı tüylerini almak, tırnakları kesmek sünnettir ama kasıtlı olarak terk etmek haramdır; misvak kullanmak, burun temizliği ve parmak boğumlarını yıkamak sünnettir; su ile taharetlenmekse farz, vacip ve sünnet olmak üzere duruma göre değişmektedir.

Hocam bazı hocalardan Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) “Sakalları bırakın, bıyıkl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namazın sünnet rekâtlarını terk etmek, mekruh bir davranıştır ve sevap kaybına yol açar. Bu nedenle sünnetlere devam etmeye özen göstermek, hem Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sünnetine bağlılık hem de farzların manevi eksikliğini telafi için önemlidir. Farzları terk etmek kadar büyük bir günah olmasa da, manevi hayatımızdaki gevşekliklere zemin hazırlayabilir. Yani sünnetleri tembellik veya üşengeçlik sebebiyle terk etmek, kişinin ibadet hayatında bir gevşeklik işaretidir. Bu durum, zamanla farz namazların da terk edilmesine yol açabilir. Bu nedenle niyet ederek ve sabırla sünnetleri kılmaya devam etmek manevi açıdan kişinin yükselmesine ve güçlenmesine katkı sağlar.

Hocam keyfi olarak, sırf üşengeçlik nedeniyle namazın sünnet rekâtlarını bırakıp

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.