Fetva Meclisi
Soru
Canım hocam, ben imam hatipte okuyorum. Babamla saç konusunda anlaşamıyoruz. Ben saç uzatmak sünnettir diyorum. Babam o gavur işidir diyor. Sonunda Nureddin hoca ne derse öyle yapacaksın dedi. Nasıl yapayım?
Cevap
Benzer fetvalar
Sevgili kardeşim, keşke babanla böyle bir konuyu tartışmasa idin. Hiçbir saç şekli babanın rızasından değerli olamaz. Dediğin gibi sünnet olsa bile saç uzatmak, babanın gönlünü alman farzdır. Cevabımız sana ne olursa olsun bu tartışmayı bitir ve babanın ellerini öp. Peygamber aleyhisselam efendimizin saçlarını omuzlarına kadar uzattığı bilgisi doğrudur. Ama saç uzatmak öğlen namazının sünnetini kılıp ecir kazanmak gibi bir sünnet değildir. Peygamber aleyhisselam: • Saçlarını uzattı. Bazı durumlarda saçı kulak yumuşaklarına kadar uzar, omuzlarına doğru sarkardı. Genel manzarası böyle idi. • Ne uzatana ne kısaltana sevap vaat etmedi. • Saçı olanın saçına bakım yapmasını, dağınık tutmamasını emretti. • Hac ibadeti esnasında saçı ustura ile kesmeyi ise teşvik buyurdu, sevap vaat etti. Bu durum, o günün örfü açısından da bakılması gereken bir durumdur. Hicri 463 yılında vefat eden büyük âlim İbnu Abdilberr, et-Temhid isimli eserinde (İmam Malik’in el-Muvatta’ isimli eserinin şerhidir) bu saç konusunu izah ederken çok güzel bir tespit yapmış. Hem konumuz olan saçı hem mü'min için hayatı anlama ölçülerinden birini izah ediyor. Allah ona rahmet etsin. Senin için onun sözlerini buraya nakledeyim, sen de kendine, ona göre çeki düzen ver. Diyor ki: “Bizim zamanımızda askerlerden başka saç uzatan kalmadı. Onların da uzun ve topuzlu saçları var. Salih kimseler ve ilim adamları ise uzun saçı terk ettiler. Saç askerlerin simgesi durumunda kaldı. Saçı topuz yapmak bugün sefihlerin (düşük tabakanın) işi oldu. “Bir gruba benzeyen onlardandır” denmiştir bize. (…) Sana, bu yeter. Salihlere her durumda uymak gerekir. Saçı uzatmak veya kesmek kıyamet günü bir işe yaramayacak. O gün niyetler ve ameller karşılık bulacak. “Nice saçı tıraşlı, saçı uzundan hayırlı olacak. Ve nice saçı uzun da salih biri olarak dirilecek.”
Selamünaleyküm. Kâfirler açısından onların itikatlarını ve sosyal kimliklerini simgeleyecek duruma gelen şeylerin bizim açımızdan ihtiyatla ele alınması gerektiği konusu doğrudur. Saç meselesine gelince bunu yer yer uygulayabiliriz bu kurala. Şu anda ise her iki tarafa da uyması zor bir durum vardır. Buna göre de mü'min kişi, kendine göre bir değerlendirme yapabilir. İlke olarak saç konusunda her iki tarafı da olabilir kabul ederiz ama mü'min, çevresine ve genel görüntüye de dikkat ederek uygulama yapmalıdır.
Selamünaleyküm. Tespitiniz doğrudur; saç uzatmak da Sünnet'tir. Ancak şu iki şeyi bilmeniz gerekir. Birincisi, sakal emredilmiş bir Sünnet'tir. Saç ise emredilmemiş serbest bırakılmıştır. Takdir edersiniz ki ikisi arasında çok fark vardır. İkinci durum ise, serbest olan bir meselede, kâfirlere benzeme endişesini esas alarak saç kesmeyi tercih eden ulemamız bir taktik savaşı gütmüşlerdir. Allah hepsine rahmet etsin.
Allah’ın emrini ihlal etmeyi emretmeye kimsenin hakkı yoktur. Anne babanın böyle bir emri olamaz. Olursa da o emre itaat edilemez. Nazik bir şekilde itaat edemeyeceğinizi söyleyin.
Bu bir cahilliktir. Ondan kendinizi korumalısınız. Eşinizi veya başka birini uyarırken de başınıza iş açabileceğinize dikkat edin.
Selamünaleyküm. Mühim bir Sünnet'i yapmamayı emretmek kimsenin haddi değildir. Böyle bir emre itaat edilmez.
erkek konusundaki diğer fetvalar
Şalvar denen kıyafetin geçmiş örfümüz ve dinimizin emrettiği tesettür bakımından en güzel kıyafet olduğu şüphesizdir. Şalvar dışındaki diğer kıyafetler dinimize aykırıdır sözü ise doğru olmaz. Önemli olan tesettürü sağlamaktır. Özellikle bedene yapışık olup bir nevi tesettürü sağlamaktan uzak olmadıkça diğer kıyafetlerle de tesettür emri yerine gelmiş olur.
Kadın ve erkeğin aynı havuzu kullanması ve bunun sözüm ona ‘muhafazakar ortam’ da olmasını, namaz kılan müslümanların da bu sahneyi dinin kayıp gitmesi olarak görmemelerini sadece kıyamet alametlerinin göze batanı olarak yorumlayabilirim.
Müstehcenlik veya fitneye düşürecek özel bir durum olmadıkça bayanın erkeği izlemesinde bir sakınca yoktur.
Müslüman bir erkek ya Müslüman bir kadınla evlenebilir ya da Hırsitiyan veya Yahudi kadınla evlenebilir. Dini olmayan ya da kökeni beşeri olan bir dine mensup olanla evlenemez. İslam dindir, din de insanları tatmin için değildir, insanların uyması ve teslim olması içindir.
Miras, keyfe göre dağıtılmaz. Sen veya diğerleri payınıza düşen kadarını adaletli bir şekilde alırsınız. Bu mirasta (dört kardeşinden başka mirasçınız yoksa) kız çocuğu olarak senin payın % 11.11 olur. Gerisini erkek kardeşlerin paylaşır. Bu payı nasıl alacağın ise bilirkişi tarafından tespit edilebilir.
Müslüman bir bayanın bir erkeğe “benimle evlenir misin?” demesinin günah olan bir tarafı yoktur ama bunun direkt bayan tarafından yapılması toplumumuzda bir eksiklik gibi görülebilmektedir. Bir başkası üzerinden yapılması tercih edilmelidir. Sosyal medya üzerinden evlilik teklifi yapılması ise günah olmasından önce mide bulandırıcı bir iştir. İnsanlığın biriktirdiği bütün çirkefliklerin neredeyse buluşma noktası durumundaki bir sistemde Müslüman bir bayanın evlenme teklifi makul olamaz. Bu bir çöküş ve eriyişin göstergesidir. Allah’a sığınırız.