Fetva Meclisi
Soru
Selamun Aleyküm, hocam bir sorum olacaktı size .Hocam bir erkek , hanımının cinsel ihtiyacını karşılayamaması durumunda kadının ne gibi hakları vardır ve bu durumda ne yapılmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Aile içi ilişkide, yatak odası ihtiyacı erkekle kadın arasında aynıdır. Kadın da erkek kadar o ihtiyacı hisseder. Meselenin sadece erkeklere mahsus gibi bilinmesi yanlıştır. Kadının, erkeğinden yılda yüz defayı düşmeyecek bir ilişki talebinde bulunması hakkıdır. Bu hakkını karşılamayan eşinden boşanmayı talep etme yani mahkemenin nikah akdini feshetmesini istemesi hakkıdır. Erkeğini ilim tahsili gibi bir mazeret makul mazeret değildir.
Selamünaleyküm. 'Karıkoca olamamakla' kastettiğiniz şey, cinsel ilişkide bulunamamak ise durum şudur: a- Erkek ve kadının evlilikte en önemli haklarından biri belki de en önemli hakkı cinsel ilişkidir. Nikâh öncelikle bunu helalleştirmek için vardır zaten. Bu hakkı kullanmamak, ya da kullanılmasına mani olmak iki taraftan birinin diğerine zulmetmesidir. Eğer eşlerden birinin böyle bir hakkı kullanmamasına, kullandırtmamasına diğerinin itirazı yoksa böyle bir durumun nikâha zararı yoktur. Bu da şu demektir: Aradan yıllar bile geçse cinsel ilişki yapılmadığı/yapılamadığı için nikâh zarar görmez. Öyle veya böyle nikâh devam ediyordur. b- Böyle bir durumda eşlerden birinin ayrılmayı talep etmesi kesinlikle günah değildir. Zira evlilik bunun içindir. Eşlerden biri 'cinsel ilişki yoksa ben ayrılırım senden' demekle günaha girmez. Belki bir süre verip o süre zarfında sabretmesi beklenir. O süre de asla beş yıl olamaz. En fazla bir yıl beklenebilir. Bu bir yıl da tıbben yapılacak bir tedavi sürecini beklemek için olabilir. c- Sizin ve eşinizin yaptığı hatadır. Bu duruma razı iseniz, birbirinizin aleyhinde iş yapmayın. Geçin evinize hayatınızı yaşayın, halinize şükredin. Razı olmayan ise ayrılmayı talep etsin. Erkek boşasın. Boşamadığı takdirde kadın boşanmanın diğer mubah yöntemlerinden birini kullansın. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Kadının eşi üzerindeki hakkı mehir ve günlük nafakadır. Bunun dışındaki haklar bizim fıkhımızda yoktur. Herkesin mevcut teamülü kabullenmesi ise özel bir durumdur. Namazı inkâr etmedikçe kılmamanın nikâha bir zararı yoktur.
Selamünaleyküm. Farzı ayın bir durum olmadıkça kadının eşine karşı görevi dışarıdaki bütün görevlerinden daha önemli ve önceliklidir. Bir erkek böyle bir durumda farzı ayın olmayan ya da mubahlığında tereddüt ettiği işlere katılmasına karşı eşine engel getirebilir. Bunun fıkıh boyutu böyledir.
Selamünaleyküm. Erkek, nikâhı elinde tutuyorsa yani elindeki nikâh sahih bir nikâh ise onu boşamadığı sürece boşama gerçekleşmez. Mahkeme nikâh ı feshedebilir. Bu da bir talak hükmündedir şüphesiz ama bu feshin bir zulme veya makul bir sebebe binaen olması gerekir. Ayrıca 'hangi mahkeme?' sorusunun cevabı da bizim işimiz değil elbette. Buna göre meselenin baştan ele alınması gerekmektedir. Önceki durumlarda ne konuşuldu, ne sonuçlandı, önce onların bilinmesi gerekiyor.
Selamünaleyküm. Bu mesele yani, Müslümanların kendi Şeriat'ları dışında bir sistem üzerinden nikâh ve talak gibi hükümleri icra etmeleri, çözülebilmiş sorunlarımızdan değildir. Çözülme bir kenara git gide de derinleşmektedir sorun. Endişenize katılmamak mümkün değildir, dediğiniz doğrudur ancak bazı sıkıntıları da yok sayamıyoruz. Bilhassa erkeklerin zalim durumunda oldukları bilindiği hâlde, kadını ellerindeki talak silahı ile tehdit edip boşamadıkları durumlar da olmaktadır. Bu ve benzeri durumlarda mahkeme bir karşı güç olarak kullanılabilmektedir. Esasen Müslümanların böyle meselelerini kendi aralarında çözmeleri gerekir ama ne yazık ki ele güne muhtaç olabiliyoruz. Her hâlde sizin endişenizin şu durumda çözümü yoktur zannederim. Dua edelim, ufkumuz açılsın.
boşanma konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu toplumun ahlak anlayışına göre boşanma gerçekleşmeden evlilik için görüşme yapmak yakışa kalmayan bir iştir. Kardeşiniz uygun olanı yapmış.
Gayet hassas bir çizgi üzerinde değerlendirme yapılması gerekiyor. Erkeğin iman etmiyor olması başka şey, günahkâr olması başka şeydir. İman etmemiş olmasını da zanla belirleyemeyiz. Eğer kati olarak mü'min olmadığını bilirsek öyle bir nikâh muteber olmaz. nikâhı yok kabul ederiz. Günahkâr ise durumu ıslahı için gayret edilmelidir.
Dinimiz yalanı, hile ve tuzağı yasaklamıştır. Düşmandan ve kâfirden mal kaçırılır. Çok özel bir sebep olmadıkça mü'min bu tür hilelere tevessül etmez.
Siz bir fitne üretip boşanmalarına sebep olmadı iseniz sizin vebaliniz olmaz. seviniyor olmanız da insan yapısı gereğidir. Yalnız dikkat edin bu duygusallık sizi kör bir evliliğe itmesin.
Mesajın hukuki nitelik taşıdığı bir zamandayız. Nikâhlınız size mesajla boşadığını bildirdi ise size en azından bir bain talak/nikâhı bitiren talak vermiş olur. Bunu daha sonra yalanlar ya da başka bir mazeret üretirse belki bir çözüm konuşulabilir. Sizin de basiretli davranıp bu durumdaki bir eş adayının peşinden ağlamamanız gerekir. Daha basiretli düşünün.
Önce oldu dediğiniz nikâhın ne kadar doğru bir nikâh olduğunu bilemediğimiz için olmuş kabul ederek cevap veriyoruz. Siz varlıklı da olsanız sizinle nikâhlanan sizin maddi ihtiyaçlarınızı ve cinsel arzunuzu makul bir şekilde tatmin etmek zorundadır. Bunu yapmayanın nikâhından mahkeme yöntemi ile çıkabilirsiniz. Sizin mahkemeye müracaatınız mümkün olmayacağına göre mahkeme gibi iş görebilecek bir yöntem bulabilirsiniz. Onunla sizi boşaması için açıkça konuşun. Ağırlığınızı koyun ve bu yükten kurtulun.