Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben otuz beş yaşında, beş vakit namaza yakın zamanda başlamış biriyim. Maddi durumum şükürler olsun iyi ve özel bir şirkette yöneticilik yapıyorum. Ancak evlenmek istiyorum ama henüz uygun bir eş bulamadım. Çevremdeki insanlar, "Yakışıklı, boylu, poslu, maddi durumu iyi, kariyeri olan bir adamsın, nasıl evlenemiyorsun?" şeklinde şaşkınlıkla karşılıyorlar. Aile üyelerim de bazen aracı olup tanışmalar sağlıyor fakat bir şekilde olmuyor. Ya karşımdaki kişiyi fiziksel olarak ya da eğitim ve kültürel açıdan beğenmediğim için, ya da iletişim anlamında sıkıntılar yaşadığım için evlilik olmuyor. Ben ve çevremdeki insanlar bazen, on yıl önce yaşadığım bir ilişkinin ahı mı ya da bir büyü mü var, diye düşünmeye başladık. Evlenmeyi gerçekten çok istiyorum ama bir türlü olmuyor. Bu durumda ne yapmalıyım? Benim gibi olanlar için tavsiyeleriniz neler olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Yaşınız evlilik ihtimali olmayan bir yaş değildir. Hiçbir yaş evlenemez hükmü verdiremez insana. Evlilik, kaderdir. Allah'ın kaderidir. Evliliği istemek, günlerce, aylarca, yıllarca bu isteği Rabbine dile getirmek bir ibadettir. Dua ediyor olmak arz talep meselesi olmaktan çok uzak bir kulluk pozisyonudur. Bu pozisyonla iftihar ediniz. Evliliği düşünüyor, istiyor, ihtiyaç duyuyor olmanız tabidir, doğaldır. Bu doğallığı aman şeytanın vesveseleri ile bozmayınız. Sabredin, sabretmeye devam edin. Bu duyguların sizi harama sürüklemesine izin vermeyin. Unutmayın Allah'ın kaderinden umut kesmek de günahlardan bir günahtır. Allah'a emanet olun.
Evlenmek istemek fıtri bir durumdur, kardeşler olarak bunun hayırlısını istemeniz çok güzel. Evlilik hayırsız bir eş olduktan sonra evlenerek hem dünyanızı hem de ahiretinizi kaybetmeniz daha mı iyi; Rabbim böyle evlilikten herkesi korusun. Siz en güzelini yapıyorsunuz, sakın çevrenizin dediklerine kulak asmayın. Evliliğin yaşı yok ki evlilik yaşı geçmiş olsun. Evlilik kişinin tercihiyle yapılır şüphesiz ama Rabbimizin kaderi olduğunu da unutmamak gerekir. Allah her kulunu her an görür, duyar. Biz hayırlısını isteyelim, kalbimiz ile razı olalım, başımıza ne gelirse gelsin hayırlısı buymuş diyerek teslim olalım. Bakın o zaman nasıl da kalbimiz huzurlu olur. Onlar istemediğiniz dua etseler bile âmin demeyin, sizin duanız olmasın. Rabbimiz ile bağınızı hiç koparmayın. Dikkat edin, şeytan kulluğunuzu unutarak evlilik konusunu sizin çıkmazınız yapmasın. Kendinizi geliştirmeye bakın, güzel çevreler edinin, evlilik konusunda büyüklerinizden yardım isteyin ve istişarede bulunmayı ihmal etmeyin onlarla. Bekârlık da bir imtihan, evlilik de; sakın unutmayın! Cenneti kazanmak için bize verilmiş olan dünya hayatını güzel değerlendirelim. Rabbimizden hayırlısını ve vereceği her şeye kalbimizin de razı olmasını istemeyi ihmal etmeyelim.
Kızım, biraz kendini sıkıştırıyorsun, dert ettiğin için de üzerindeki baskısı daha ağır duruma geliyor. Kendini kaderin kanatlarına sal, rahat edersin. Üzerine üzerine gitme, o sana gelecektir biiznillah.
Kıymetli kardeşim, öncelikle daha kendilerini bile tanımakta aciz ve yetersiz insanların senin hakkında gelişigüzel söyledikleri sözlere inanıp neden bütün hayatını silebilecek kadar büyük bir düşünceye gidiyorsun. Bu kadar ehil olmayan insanların, öylesine konuşmuş olmak için konuşup söyledikleri sözlerin senin hayatında bu kadar önemli bir yer alabilmelerine asla izin verme. Öncelikle bu işlerde uzman olan biriyle özgeçmişinle beraber bir istişare yap. Neleri eksik yaptığını öğren, nerelerde yetersiz olduğunu öğren, neyin yanlış olduğunu öğren. Bunları hallettikten sonra yapman gerekenleri en güzel şekilde yapıp gerisini tamamen Allah'a bırak. Allah'a tevekkül et. O senin için hayırlı olanı sana nasip edecektir. Ne bilirsin belki de istemekte acele ettiğin şey senin için hayır değil de şerdir ve bu yüzden Allah azze ve celle seni bu işten uzak tutuyordur. Zamanı gelince belki sana da içini ferahlatacak kapılar açacaktır. Bunların bir imtihan olup senin bu imtihanlardan güzelce geçmen gerektiğini unutma. Ve kendine, etiketleyici ve umut kırıcı değil de umut verici, yol gösterici saliha arkadaşlar edinmeye önem ver. Dualarını da Allah'tan yardım istemeye, hidayet istemeye, rahmet istemeye göre yap. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Hem “hayırlı bir evlilik” istiyorsunuz hem şu anda evli olmamaya takılıyorsunuz. Bu bir çelişki değil mi? Hayırlı olan sizin için evlenmemiş olmak ise kabul etmeyecek misiniz? Evet, evlenmek istemeniz tabii bir arzudur, muhakkak evlenin de. Allah Teâlâ sizin için ne yazdı ise onu bulursunuz, hiç merak etmeyin. Nice evli hanımlar, evlendikten iki gün sonra keşke ömürlerinin sonuna kadar evlenmemiş olsalardı diye ahlanıyorlar, onları görmüyor musunuz? Acele etmeyin, kendi kuyunuzu kazar gibi tavır içinde olmayın. Belaya dönüşen bir evlilikten ise bekâr yaşayıp gitmek daha hayırlıdır. Bir de böyle düşünün. İbadetlerinizi yapın, kendinizi boşlukta bırakmayın, bir kabiliyetinizi öne çıkararak kendinize yoğunluk üretin. Sılayırahime önem verin. Ve sabredin. Size yazılan sizi bulacaktır. Yazılmayan ise gelmez, boşuna uğraşmanız gerekmez. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. İş takıntısının bir anlamı yoktur; hangi işin ebedi garantisi vardır? Aile oturmuşluğu hususunda haklı olabilirler. Sizin eş adayınız iyi ama ailesi seviyesiz olabilir. Maddi değerler dışında kalan ölçüleri düşük aileden biri ile evlenmeniz doğru olmaz elbette. Bunların haricinde, sizin evlenmeniz zaruri durum almaya başlamış ise bunu ailenize iletin. Size o gençten daha ideal birini göstermelerini söyleyin. Gösteremezlerse evlenin. Onların iznini beklemeyin.
beddua konusundaki diğer fetvalar
Bir kişiye ısınamadığınızda veya uyum sağlamadığınızda, bu hislerinizi açıkça ifade etmek doğru bir yaklaşım olur. Evlilik sadece sevgi ve uyum üzerine değil aynı zamanda Allah'ın rızasına uygun bir karar olmalıdır. Eğer bir kişiyle duygu ve düşünce anlamında uyum sağlamıyorsanız evlilik kararını ertelemek ya da reddetmek en iyisidir. Bu, hem sizin hem de karşı taraf için daha sağlıklı bir durumdur. Evlilik uzun vadeli bir karardır ve sadece duygusal baskılarla sağlıklı bir evlilik temeli atılamaz. Kararınızı doğru bir şekilde açıkça dile getirmeniz, zamanla ailenizin de sizi anlayıp desteklemesine yardımcı olabilir. Birinin kötü dua etmesi, o kişinin kendisine zarar verir, başkalarına zarar vermez. Yani, eğer birisi size kötü dua ederse, bu dua sizin üzerinizde herhangi bir olumsuz etki yapmaz. Bu süreçte Allah’a dua edin ve sabırla karar verin. Allah size en hayırlısını nasip etsin.
Geçmişi karıştırarak kendinize zarar vermeyin. Şeytanın bu konuda seni tahrik etmesine de müsaade etmeyin. Yûsuf aleyhisselamın kardeşleriyle ilgili "...şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra..." (Yûsuf Sûresi 100. âyet) ifadesini düşünmeni rica ediyorum. Yaşadıkların içini mutlaka acıtmıştır. Belki yüreğindeki acı tam iyileşmemiştir. Doğru ama içindeki acı en azından hafifleyinceye kadar ilişkileri zayıf tutabilirsin. Fakat sana ihtiyacı olduklarında mutlaka yanlarında bulunmalısın. Allah seni görüyor. Senden en doğru davranışı göstermeni istiyor. Sen sana yakışanı yap.
Burada iki durum var. Birincisi, anlaşılan işin eksik yapılması yani ortadaki eksikliğin giderilmesi veya ücretten kısılmasıdır. Buna yerine getirilmeyen hakkın alınması da diyebiliriz. İkincisi de ustanın cezalandırılmasıdır. Önce ikinci durumu netleştirelim: Mahkeme dışında kişilerin kendilerinin manevi zararı tazmin, hatayı cezalandırma gibi uygulamalar yapması yoktur, helal değildir. Bunu ancak mahkeme yapabilir. Birinci duruma gelince yani eksik bırakılanı isteme durumunda ise ustanın eksik bıraktığı ama ücretini de istediği bölümü vermeme durumunda şöyle yapabilirsiniz: Aynı işi yapan/yaptıran iki kişi ile görüşüp onlardan sözleşilen ile yapılan arasındaki farkı tespit ettirirsiniz. Bunlar bilirkişi konumunda olmuş olurlar. Aradaki eksik bırakılan farka karşılık olan miktarı yapmanız gereken ödemeden kısabilirsiniz. Yalnız bunu yaparken hak yiyen duruma düşmemeniz için; Yazılı sözleşmenizi ölçü almalısınız. Bilirkişi durumundakileri yönlendirmemelisiniz. Yasal yollarla zararınızın tazmini mümkün ise bunu kendiniz yapmamalısınız. İlave bir kesinti yapmamalısınız. Sadece ortadaki zararı alabilirsiniz. Mesela sözleşmede bulunduğu halde kapıyı takmadı ise o kapıya karşılık olan ücreti kesebilirsiniz. Fıkıh kitaplarımızda bunun örnekleri vardır.
Bir erkekle görüşmeyi ölçüsüz yapan biri tevbe eder. Tevbesini korur. Ölçülü bir görüşme yaptı iseniz zaten sorun yoktur. Onun eşinin sana beddua etmesinin de bir anlamı yoktur.
Sorunuz tam anlaşılamıyor; yani kocası beddua ettiği için kadın boşanmış mı olur diye soruyorsanız, öyle bir şey olmaz. Beddua/lanetle boşanma olmaz. Durumu düzeltmek için uğraşmak gerekir.
Allah yardımcınız olsun. “Boşadım” gibi bir söz sarf edilmedi ise nikâhınız açısından bir sorun olmaz. Hakka gelince siz suçlu olacak işler ve sözler yapmadıkça endişe etmenize gerek yoktur.