Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben yirmi dört yaşında genç bir kızım. Ailemden uzakta yüksek lisans yapıyorum. Üniversite bittikten sonra hayatıma nasıl devam edeceğimi bilemediğim için ve ailemin evine geri dönmek de istemediğim için okumaya devam etmeye karar verdim. Bu zamana kadar kendimi haramdan ve zinadan hep uzak tuttum. Uzun süredir evlenmek istiyorum ama hayırlı bir talibim çıkmadı henüz. Yaşım ilerledikçe evde kalma korusu başlıyor. Genç anne olmak isterken hiç anne olamamaktan korkuyorum. Ayrıca rüyalarımda sürekli cinsel ilişkiye girdiğimi görüyorum. Bu genelde tanımadıklarımla oluyor. Çok utanıyorum ve uyanınca çok ağlıyorum. Kendimi gerçekten zina etmiş sanıyorum. Hayatımda daha bir kere bile bir erkeğin elini tutmamışken böyle rüyalar görmek beni çok utandırıyor. Bu yüzden yanlış veya haram bir yolla eş aramaktan korkuyorum. Nefsime mağlup olmaktan korkuyorum. Asıl takıldığım nokta ben neden böyle rüyalar görüyorum? Benim evlenmek istememin amacı kesinlikle bu değil. Ben hayırlı bir evlilik kurup hayatımı eşimle Rabbimin davasına adamak istiyorum. Allah’ın razı olacağı cennette de devam edecek bir evlilik istiyorum. Bana bir yol gösterin hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Rabbim evliliğinizi yeni bir hayatın başlangıcı olarak size yaşatsın ve tevbe etmiş olduğunuz günahlardan sizi arınmış kılsın. Tebrik ederim sizi. Güzel bir anne, örnek bir eş olasınız. Geçmişte yapmış olduğunuz günahınızın farkındasınız, bu farkındalığı asla kaybetmeyin. Ama tevbe etti iseniz bir daha dönüp o günahın size etki etmesine izin vermeyin. Günahın büyüklüğünü bilin ömür boyu pişmanlığını çekin ama kimseye anlatmayın. Rabbimizin en büyük rahmeti, tevbe ile bizi temizliyor olmasıdır. Ne büyük kapı ne büyük bir temizlik sürecidir, elhamdülillah! Nişanlınız size önceki hayatınızı, kendisinden öncesini sorsa bile yalan söylemeyin ama sakın anlatmayın da. Allah'ın kapamış olduğu konuları kimseye açmayın. Fıkhen de anlatmak zorunda değilsiniz. Sorduğunda cevap vermek zorunda değilsiniz. Tekrar tevbenizi hatırlayın, Allah'ın affına sığının ve düğününüze hazırlanın. Şeytanın en mutlu anınızda sizi kandırmasına izin vermeyin. Allah'a emanet olun.
Şunu bilesiniz: Siz yaratılmadan önce kaderiniz yazıldı. Eğer Allah size eş yazmadı ise kâinatta bir eş bulmanız mümkün değildir. Eğer Allah size bir eş yazdı ise dağlar birleşir ve siz o eşe kavuşursunuz. Şeytan sizi gereksiz yere yıpratıyor. Ne çevrenize bakın ne de içiniz sizi kemirsin. Rabbinize yönelin. İbadet yapın, çok Kur'an okuyun. Göreceksiniz, Rabbinizin sizi sizden çok daha iyi düşündüğünü anlayacaksınız. Yaşınız henüz çocuk denebilecek bir yaştır. Nereden ürettiniz bu düşünceleri. İnsanların ne dediğine bakmayın kızım. Bir başka husus da bu düşünceleri derinleştirirseniz bu sefer şeytan size haram olan işleri mubah gibi göstermeye yeltenir ve sizi iki yönden helak eder maazallah. Çok dikkatli olun, basiretli davranın. Allah yardımcınız olsun.
Sorudaki sıkıntının nedeni “evlenmekten uzak kalma kararı” değildir. Senin için evlenme vakti gelmemiştir de sen bu duyguların etkisi altındasın. Bunu dert etmemelisin. Vakti geldiğinde göreceksin ki bu duyguların yerine önce “şu olmaz, bu olabilir” hissiyatı alacak. Ardından da “şu olsun” diyeceksin biiznillah. Dert edilecek bir durumun yoktur. Derslerine bak. İbadetlerini ihmal etme. Sılayırahimi başta ebeveynin olmak üzere koru. Çok Kur'an okumaya çalış. Gereksiz yere endişelenme. Senin gibilerin sıkıntısı şundan kaynaklanıyor: Kızlar umumiyetle yirmi iki yaşlarında nişanlanıyor, evleniyorlar. Senin de yaşın ona yaklaştı, henüz evlenemedim. Bu gereksiz bir düşüncedir. Senin için evlilik yaşı belki yirmi beştir, sen yersiz bir arayış içinde olursan vakti gelmemiş meyveyi ısırman gibi bir durum oluşur. İşine bak, kaderine teslim ol, huzurlu ol.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Selamünaleyküm. Kesinlikle kendinizi 'evde kalmış' görmeyin. 'Olgunlaşmaya daha yakın' biri olarak görün. Yaşınız bitmişliği gösteren bir yaş değildir. Bir kere evleneceğiniz kişide arayacağınız vasıfları azaltın. On şartınız varsa bunları yavaş yavaş azaltarak pazarlığa girin. Böylece kendi yolunuzu tıkamış olmazsızın. Bir de çevrenizi değiştirin. Bir vakıf, dernek faaliyetine katılın. Yeni bir çevre edinin. Bulunduğunuz çevre sizin için ölü çevre olmuş olabilir. Özellikle de yatmadan önceleri kendinize boş vakit bırakmayın; tam yorgun olarak yatağa girin. Gün içinde de işler üretin kendiniz için. Namaz ve zikir dışında bir on dakikanız kalmasın boş olarak. Zaten dua da ediyorsunuz. Sabredin, aradığınızdan güzeline nail olun.
Bırak onu bunu ve hemen büyük bir tevbe ile Rabbine koş. Önce tevbe et. Temiz mümin ol. Kendi temizliğini öncelikle. Sonra onunla ilgili endişelerini hesapla. O da böyle yapsın. Ve hemen evlenin, hemen.
aile konusundaki diğer fetvalar
Bir nimetten istifade etmek için bir yere kilitlenmiş olmak ancak Haccetmek için Mekke’ye gitmek şeklinde olabilir. Cuma namazı için camiye gitmek olabilir. Namaz gibi bir ibadet bile evde dahi kılınabilmektedir. Evla olanla, olabileceği karıştırmamalısınız.
Bu tartışmada bir abartma boyutu vardır. Efendimiz aleyhisselam, “çocuklarını kimseye muhtaç olmayacak şekilde bırakman daha hayırlıdır” buyurmuştur. Esas olan budur. Bunu putlaştırma ve sen bırakmasan öleceklermiş gibi telakki etme yani onların yaratanını yok sayma düzeyi olursa onun için bir yanlış söylemden söz edilebilir. Allah yardımcımız olsun.
Ailene bir şey diyemem ama sana PARA BİRİKTİREREK ailene, evlenebilir bir genç olduğunu ispat etmenden başka ikna edici bir çaren olmadığını söyleyebilirim. Kendini ispat edecek gayreti göster. Allah yardımcın olsun.
Allah mübarek etsin, bereketli ve huzurlu bir hayatın olsun. Eşin, senin iffetin olacağına göre belli şeylere dikkat etmesi gerekiyor elbette. Çok özet başlıklar olarak şunları tavsiye edebiliriz sana: - Haram yemeyecek, yedirmeyecek. - Evinden ayrılmayacak, senin izin verdiğin yere ve izin verdiğin kadar gidecek. - Mahremi olmayan erkeklerle oturup kalkmayacak. - İbadetlerini yapacak. - Tesettürlü olacak. - Çocuk doğurmayı yani anne olmayı asıl görevi bilecek. - Yatak odasını sorun etmeyecek. Allah yardımcınız olsun.
Evlilik bir düğünle sınırlı tutulamaz. İlerisini de düşünmek gerekir. Bu tavırlar da ilerisi açısından size sinyal veriyor olabilir. Nazik bir şekilde daha geniş konuşun, anlaşmaya çalışın.
Allah senden razı olsun. Allah seni de eşini ve çocuklarını da korusun. Tamam, haramlardan uzak duracaksın. Sen de eşin de hepimiz haram duracağız. Biraz hata edersek hemen Allah’a döneceğiz, istiğfar edeceğiz ama asla umutsuz olmayacağız. Ailemizden biri hata eder, söz dinlemez ise ona da rica edeceğiz, küsmeyeceğiz, kavga etmeyeceğiz. Sabredeceğiz ve kazanacağız. Sabır var, kaçmak yok. Sabır var, küsmek yok. Sabır var, kavga yok. Tamam mı?