Fetva Meclisi
Soru
‘Domuz yağı ve katkıları yoktur’ ibaresi olan bir gıda ürününü almış isek fakat bilmediğimiz halde bu ürünün içinde mezkûr katkı maddeleri varsa yine de mes'ul tutulur muyuz? Bu ibare bizi kurtarır mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Muhtevasında domuz mamulü katkısı bulunduğunu öğrendiğiniz bir şeyi atmanız en doğru olanıdır.
Bu yapılan iş yasalara da aykırıdır. Yasalara aykırılık bir sakıncadır. İnsanların aldatıldığı bir işte sizin imzanızın olması sizin de vebale girme nedeniniz olur. Eğer, iş yerinin üretiminde bu ürün çok küçük kalacak nitelikte ise oradan kazandığınız haramdır diyemeyiz ama toplam üretimin belli bir yüzdesini oluşturuyorsa sizin kazancınızda da haram karışımı vardır.
Sizin vebaliniz yoktur bunda.
Böyle bir şeyi yapmak makul değildir, asla yapmayın.
Bizim bu sitedeki hizmetimiz bir devlet hizmeti değildir. Allah rızası için bilebildiğimizi, becerebildiğimizi kardeşlerimize aktarıyoruz. Her şeye cevap yetiştirmek görevimiz olmadığı gibi takatimiz da yoktur böyle bir işe. Becerebildiğimiz kadarını yapıyoruz. Eksiğimizi ve hatamızı kabul ederiz, daha iyisini yapmak için uğraşırız ama haddimizi bilmek zorundayız. Dua edin Rabbim daha iyisine muvaffak etsin.
Müslüman olmayan ülkelerden getirilen yiyecekler konusunda domuz eti ve alkol endişesi taşımamız gerekmektedir. Ancak acı bir gerçekle karşılaştık; bizim yaşadığımız yerlerde de satılan gıda mallarının oralarda üretilip, bizim şartlarımızla ambalajlanarak marketlerimize getirilmediğinden ve bunu sahibi Müslüman olan bir firmanın yapıp yapmadığından emin değiliz artık. Çok dikkat edeceğiz. Gıdamız dinimiz ve sağlığımız için son derece önemlidir. Eşinizin getirdiği yiyecekleri alkol ve domuz ürünleri açısından inceleyebildiğiniz kadar incelersiniz; ayrıca bir laboratuar çalışması yapmanız gerekmez. Allah'a emanet olunuz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kur'an bize Allah'tan sabır istemeyi öğretmektedir. Allah'tan en çok istenecek şeylerden biri sabırdır. Hadislerde de bunun onlarca örneği vardır. Sabır istemek ne bela istemektir ne de tembelliği kılıflandırmaktır. Sabır, gelen sıkıntılara karşı Allah'ın yardım etmesi için sebep olan dayanma gücünü istemektir. Böylece kul, içinde bulunduğu imtihanda Allah'ın rızasını ve yardımını kazanmış olur.
İbadetlerde birilerine göre ibadet yapmak olmaz. Eğer Sünnet'te bir aslı varsa yapılır, değilse ibadete ilave ve eksiltme yapamayız. Namazdan çıkmak için telaffuz edilen selamla alakalı şu ayrıntıları zikredebiliriz: a- 'es-Selamü aleyküm' demek namazdan çıkmak için yeterlidir. b- 'es-Selamü aleyküm ve Rahmetullah' demek en iyisidir. c- 'es-Selamü aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatüh' demek konusunda farklı görüşler vardır. Buna göre B şıkkı ile yetinmek evla olmaktadır.
Haram olan bir şeyi ikram edemezsiniz. Baştan söylemeli idiniz: 'Ben helal olan şeyleri ikram ederim!' bunu söyleyemeyecek iseniz o zaman Müslüman olmayanla bir arada durmayın.
Bir tacirin, ay sonu kâr ve zararını hesaplaması ne ise müminin nefis muhasebesi de odur. Önce din nedir, onu öğrenir mümin. Ardından da mesela bir hafta boyunca yaptığı ve yapmadığı işlerden dine ne kadar uygun yaşadığını hesap eder. Ortaya çıkan sonuç da onun çalışma programını oluşturur. Gerekiyorsa da bir ehlinden bu hususta destek alır. Nefis muhasebesinin özeti budur.
Kıyamet gününde herkes hak arayışında olacaktır. İki tarafın da hak ihlali bir tür denkleşme nedeni olmamalıdır. Kimin ne kadar suçlu/haklı olduğu ahirette belli olacağına göre bir nebze haklı olan orada helallik yolunu açabilir. İşi burada bitirmek daha akıllıcadır.
Mürşit, insanı hayra sevk eden kişi demektir. Mürşidin erkek veya bayan olması değil, irşadı hakkıyla yapıp yapmaması önemlidir. Yalnız bir erkeğin bir bayandan bu tür uygulaması erkek/kadın ilişkileri açısından risk taşıyabilecek irşat desteği alması doğru değildir.