İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Peygamberimizin güreş yaptığı, güreşin bu yüzden sünnet olduğu söyleniyor, doğru mudur?

Cevap

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin güreş yaptığına dair rivayetler vardır. Ancak bu güreş, bir spor kulübüne üye olup, spor yapma şeklinde anlaşılırsa gülünç olur. Yeri geldi karşısındakiyle güreş tuttu, o kadar! Şeriatın temel prensipleriyle çelişmeyen herhangi bir spor türü en azından mubahtır. Bedene sıhhat kazandırması, ‘güçlü mü’min’ mantığına destek vermesi itibarı ortaya çıktığında ise, türü ne olursa olsun o spor yeri gelir sünnet olur, yeri gelir farz bile olur. - Dinç kalmayı sağlayan, - Sıhhate katkısı olan, - Rakiplerinin önünde güçlü tutan, - Vakit israf ettirmeyen, avret açtırmayan, fırkalaşmaya sürüklemeyen, kumara alet olmayan, yüze vurmak gibi haram bir fiili işletmeyen spor mübarektir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabı bizim, bilip yaptığımız sporları yapmadılar. Öyle bir ihtiyaçları da olmadı. Çünkü onlar, akşam namazından sonra mescitte yatsı namazını beklerken uyuyakalacak kadar bahçelerinde, iş yerlerinde çalışıp, yoruluyorlardı. O ağır iklim şartlarında, aylarca yol yürüyüp, cihad meydanlarında kılıç sallıyorlardı. Kendi hizmetlerini görüyor, alınlarının teriyle yaşıyorlardı. Özel lokantalarda, şişinceye kadar yemeye ne imkânları vardı ne de öyle bir iştah taşıyorlardı. Evleri nerede olursa olsun, beş defa mescide kadar yürüyüp ibadet ediyorlardı. Bir anlamda hayatları sportif bir hayattı. Spor, maaşla geçinenlerin, hazır yiyenlerin ihtiyacıdır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Doğrunun etrafına sarmalanmış eğrilerdir bunlar.

Peygamber efendimiz sallalahu aleyhi ve sellem dünyadan ahirete göç edecekleri z
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimiz, insan bedenine yararı olan sporu teşvik etmiştir. Hatta güçlü beden sahibi olma bakımından sporu fazilet bile saymıştır. Müslümanlık tarihinde de bu anlamdaki sporun yeri vardır. Sporun bir mesleğe ve ona bağlı olarak da büyük bir ticari sektöre dönüştüğü zamanımızdaki spor için direkt “yapılabilir” demek mümkün değildir. Bugün spor, iktidarlar kurup sallayabilecek çapta bir gücün adıdır. Bu güç de kimin elindedir belli değildir. Kumar ve hayvanlara eziyet söz konusu olan sporları ise spor olarak görmeyiz. Kâfirlere benzeşmeyi getiren her ne ise o zaten makbul olmaz. İkinci bir insana eziyet üzerine kurulu spor da spor değildir. Spor gaye değil vesile olmalıdır. Spor, ömürlerin tüketildiği bir iş değil bedenlere sıhhat kazandıran bir iş olmalıdır. Özellikle kadınlar açısından baktığımızda ise spor için şu çizgiyi çizebiliriz: Kadın, kadınlığına uygun bir spor yapmalıdır. Kadının yapacağı spor; yürüme, yüzme ve jimnastik gibi kadın ve erkek için faydalı sporlar olmalıdır. Boks gibi vahşete dayalı spor, kadın için de erkek için de caiz olmaz. Profesyonel ve yoğun bir sporun kadın sağlığı açısından uzun vadede bile olsa sakınca getirebileceği için o mantıkla yapılan sporu akıllıca bulmayız. Bu noktada her kadın spor yapmadan önce doktoruna danışmalıdır deriz. Kadın, spor yüzünden mahremiyet ve tesettür sorunu yaşamamalıdır. Bu da erkek olmayan bir ortamda ve kadın kadına da olsa tesettürün gerekenine dikkat ederek spor yapması demektir. Aynı şekilde kamerasız ortamlarda olmalıdır spor. Spor yapılan merkezin sağlık görevlisi bile kadın olmalıdır. Kadının eşlik ve anneliğini yıpratabilecek bir spor da kabul edilebilir olmaz. Bu ölçülerle yapabiliyorsan spor yapabilirsin.

Ben kendimi spor yapmaya yatkın görüyorum ve yapmak istiyorum. Babam çok sert te
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şu gerçeği unutmayın, hem de hiç unutmayın: Biz her gün biraz daha kıyamete yaklaşıyoruz. Her gelen gün, bizi bir adım daha, deccale, büyük sarsıntıya, fitnelere, azgınlıklara yaklaştırmaktadır. Bu da gösteriyor ki, bizim her geçen gün kendimizi biraz daha fazla Allah’a yaklaştırmamız gerekiyor. Şeytan saldırısını büyüttükçe bizim de Allah’a yakınlaşmamız büyümeli ki, açı kapanmasın ve biz helak olmayalım. Daha da büyüklerini ve ağırlarını görmeye de hazır olacağız. Çare yok, burası dünyadır. Dünya da böyle olması için vardır. Ümmet olarak biz ise bu kargaşanın ortasında Allah’a imanımızı korumakla mükellef bulunuyoruz. Dertleri ve sıkıntıları sayıp durmak bir ibadet çeşidi değildir. Elinden geleni yapmak ise bir ibadettir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin “din garip başladı, yine garip olacak...” sözünü unutamayız. Dinin en garip hâli de, kendi toprağında garip düşmesidir. Bid’atlerden, içini oyma girişimlerine kadar binbir sorun bizim gerçeğimizdir. Toplumu, beceremezsek mü'min kardeş çevremizi, onu beceremezsek ailemizi, onu da beceremezsek kendimizi koruyacağız. Her birimiz, Medine’de Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının başlattığı o mübarek yürüyüşün son yürür ayakta adamı olmaya hazır olacağız. Bunun başka çaresi yoktur. Belki kaba bir örnek olacak ama lütfen müsamaha edin. Şu atasözü ile teselli bulabilirsiniz: “İt ürür kervan yürür.” İtler ürüyecek ama bizim iman kervanımız biiznillah yürüyecektir. Bundan hiç şüphemiz yoktur. Tek kişi bile kalsak bu böyle olacaktır. Bizim röntgenimizi melekler böyle görüntülesinler.

Hocam, başımıza büyük bir bela olarak bu salgın geldi. Bir yandan can derdine dü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, hadis kitaplarımızda böyle bir hadis grubu vardır. Birden fazla lafızla rivayet edilmiştir. Size bu hususta şunları özetleyebiliriz: a- Bu konudaki hadisler, hadis âlimlerinin olduğu gibi kabullendiği hadislerden değildir. Bu hadislerin bir kısmı için ‘olabilir’ diye bakanlar bulunduğu gibi bunları kökten yok kabul edenler de vardır. b- Bu tür kulların varlığını bu hadislere binaen kabul ettiğimizde hiç tereddüt etmeden şunu söylememiz gerekir: Bunlar yüzde yüz kuran ve Sünnet üzere yaşayan mü'minlerden oluşmuştur. Zira bizim VELİ olarak bildiklerimiz şu mü'mindir: Takva üzere yaşayan, Allah’ı seven ve kendini onun dinine hizmete adayan, Şeriat’ı yaşama mücadelesi yapan mü'mindir. Farklılığı ve kabiliyeti ne olursa olsan neticede o da Allah’ın bir kuludur. Kulluk sınırlarını zorlama gibi bir meyli yoktur. Veli olma yolu da farzları hakkıyla yerine getirmek ve nafile ibadetlerde yorulmadan koşuşturmaktır. c- Filan şehirde filanlar o kullardır şeklinde bir özelleştirme yapmamız da mümkün değildir. Bu anlama gelecek şekilde filancaların hastaları iyi ettiği veya yapılamaz işleri isteğinde yapabildiği şeklinde bir itikat açısından aşırılığı da kimseye mal edemeyiz. d- Bu konuları, ümmetimizin mevcut haline bakıp dururken gündem yapmayı da en azından uygunsuz bir iş olarak görmek zorundayız.

“Ebdaller kırk kişi olup Şam’da ikamet ederler. Onlar sayesinde yağmur yağar, on
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Erkek çocuklarımızın Sünnet ettirilmeleri, Şeriat'ımıza dair olan işlerdendir. Böyle işlerin dostlar arasında sevinç paylaşımına vesile olacak şekilde icra edilmesi esasen sakıncalı değildir. Sıradan bir toplantı ve israfa kaçmayan bir yemek programı yapılabilir. Fıkıh kitaplarımızda bunu teşvik eden veya yeren bir hüküm yoktur. Ne vaciptir diyebiliriz ne de mekruh! Sözünü ettiğiniz şekilde mübalağalar ise kör taklitten ve çoğunlukla riyadan başka bir şey değildir. Ne derse desin insanlar tabii olmak en güzelidir.

Selamünaleyküm hocam. Benim çocuğumun sünnet yaşının geldiğini düşünüyorum; 5 ya
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Fıkıh ilmi, en iyinin araştırıldığı ilmin adıdır. Bu en iyiye ulaşırken de temel kaynak Kur'an ve Sünnet'tir. Kur'an ve Sünnet, bir yandan bize ulaşması açısından araştırılırken bir yandan da en açık nasıl anlaşılır şeklinde de araştırılmaktadır. Böylesi daha yakın duruyor tersindeki idraklerden de mezhep farklılıkları çıkmıştır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yaptığı işlerle ilgili iki hususu kaydetmeliyiz. Birincisi, o ne yaptı ise bizim için onun yegâne ölçü olduğudur. Bunu tartışmayız. İkincisi de, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin farklı zamanlarda farklı işler yaptığı gerçeğidir. Onu sorgulayamayacağımıza göre, ne yaptı ise onunla amel edeceğiz. İki türlü bilgi varsa ikisini de yapmamız mümkün olmadığı durumlarda, hangisi daha öne çıkanı tarzında bir inceleme yaparız. Mezhep imamlarının yaptığı da budur. Ellerin kaldırılması meselesini buna kıyas edebilirsiniz. Bir yanlışlık yok, yapılmaması gerekip de yapılan yoktur. Allah'a emanet olun.

Bir hadiste Efendimizin (s.a.v) rükuya giderken ellerini kaldırdığı diğer bir ha

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Duyu organlarının ilgi alanında olmayan, Allah Teâlâ inanmamızı emrettiği için inandığımız konuların bütününü ‘gayb’ adıyla anmaktayız. Melekler, cinler, ahiret gibi konular bu tür bilgilerdendir. Gayba iman etmek, imanda esası oluşturmaktadır. Gözle görünene inanmaktan ibaret olan bir iman zaten herkesçe kavranabilecek, zorlanmaya gerek bırakmayacak bir imandır. Ölüme inanmak çok kolaydır. Her yer ölüyle ve ölüm adaylarıyla doludur. Ama öldükten sonra dirilmenin gözlerimizle gördüğümüz bir örneği yoktur. Buna rağmen öldükten sonra dirilmeye inanan için mü’min kavramı kullanılmaktadır. Ruhları kabzedip, ölümü yaratan Allah zaten gözler önündedir. Ölüleri diriltecek olan Allah’a iman etmek asıl imandır.

Gayb ne demektir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İşimizin çok, vaktimizin az olduğu doğrudur. Yaşayan bütün insanlar bu ölçülerle yaşadı. Kimseye özel bir fırsat tanınmadı. Biz, tatil yapmak için gönderildiğimiz bir âlemde değiliz. Gecemiz, gündüzümüz imtihandır. İmtihandaki şartların bizim zevklerimize göre oluşturulmayacağı gayet tabii bir gerçek olarak bilinmelidir. Taştan su çıkarmak, suyla ateş tutuşturmak yapmamız gereken işin adıdır. Zaman bize saniyelerle ölçülerek verilmiştir. Onu kullanma tarzımız ve elde edeceğimiz sonuç, tartışmaya gerek bırakmayacak sonucumuzu oluşturacaktır. Az zamanda çok iş yapmak kesin hedefimizdir. Bu hedeften taviz vermeyeceğiz. ‘Vakit az, iş çok’ ebedi kuraldır. ‘Zamanı iyi kullanan kazanacak’ kuralı da ebedi olarak kalacaktır. Meseleyi ibadet penceresinden inceleyerek şöyle bir değerlendirme yapabiliriz. Bir mü’min bir dakika’ya neler sığdırabilir? Bu sorunun cevabı, tembel için sadece HİÇ’tir. Halbuki, hesabını bilen için bir dakika cennet kadar değerlidir. Yapılacak o kadar önemli ve kolay işler vardır ki! İşte birkaç örnek: Bir dakikada üç kere Fatiha suresi okunabilir. Bir Fatiha suresi okunduğunda sekiz yüz hasene elde edilir. Bir dakikada yirmi defa İhlâs suresi okunabilir. İhlâs suresi bir defa okunduğunda Kur’an’ın üçte birine tekabül eden sevap kazandırır. Günde bir dakika ile yirmi defa okunan İhlâs suresi ayda altı yüz defa okunmuş olur. Yılda ise yedi bin iki yüz defa eder. Ortalama bir sayfa Kur’an okunabilir. Üç kelimelik bir ayet ezberlenebilir. Tesbihattan herhangi biri elli-yüz defa tekrar edilebilir. Yirmi beş defa salavat getirerek, Allah Teâlâ’dan iki yüz elli rahmet yolu açılabilir. Telefonla sılayı rahim yapılabilir. Bir kişiyle musafaha ederek en büyük ecir kaynaklarından birini elde edebiliriz. Yolda eziyet veren bir taşı, cam parçasını kaldırarak, imanın yetmiş küsür şubesinden birini ihya edebiliriz. Bunların hiçbiri için abdest almak, kıbleye yönelmek gibi ağırlık verecek şartlar da yoktur. Yürürken yapılabilir, araç kullanılırken eda edilebilir şeylerdir. Bir dakika asla az değildir. Bir dakika ölüm veya hayat denecek kadar değerlidir. Bir dakika içinde bir cümle olan Kelime-i Tevhidle iman ehli olup cennete giren oldu. Bir dakikalık gergin haliyle cehennemlik iş yapıp helak olan oldu. Asıl sorun vakit azlığı değil, vakit kıymeti bilememektir. Televizyon seyretmek, malayani ile uğraşmak, kıymet bilmez arkadaşla oturmak gibi illetlerden korunulduktan sonra biiznillah vakit bereketlenir. Onca teknolojik imkânlara rağmen vakit yetmezliğine melekleri inandıramayız.

Şöyle bir tereddüt yaşıyorum: Okuduğum kitaplarda ve dinlediğim sohbetlerde, yap
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şükrü eda edilmeyen bütün nimetler alınır. Hilafetin bir ırkın elinde olması, Allah’ın o insanlara lütfettiği en büyük nimetlerden biridir. Kıymetinin bilinmesi, hakkının verilmesi gerekir. Osmanlı’nın bugünkü düzenlerle kıyaslanamayacak kadar güzel yönleri ve uygulamaları olmakla beraber, tenkit edilecek tarafları da vardı. Osman Gazi’ye nispet edilen, Mushafın asılı bulunduğu odada uyumama titizliği, Viyana seferinden sonra görülmedi. Titizlik gitti, Allah’ın yardımı da gitti. Bu sözler genel ifadelerdir şüphesiz. Sanayi devriminin gerisinde kalmak, iç kargaşa, yabancı güçlerin karıştırmaları ve benzeri bir sürü sebep ileri sürebiliriz. Sıralanması halinde onlar çoğalır. Her bir sebep için de bir mazeret üretilebilir. Sonuç değişmeyecektir. Allah Selçuklulara vermişti, hakkını veremediler, geri aldı. Osmanlılara verdi, kıymetini bilip değerlendiremediler, aldı.

Osmanlı neden yıkıldı, Hilafet neden Türklerin elinden kaldırıldı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şeriatın kurallarına uygun olan ve yapanın Allah’ın rızasını umarak yaptığı her iş ‘salih ameldir.’ Bu kurala göre salih amelleri, ibadetlerle sınırlamak doğru değildir. Belli bir rakamla tahdit etmek de doğru olmaz. Allah’a iman ve Allah’a imanın gereği olarak iman edilmesi gerekenlere iman, vaktinde kılınan namaz, kabul olunmuş bir hac, ana-babaya itaat, bütün çeşitleriyle cihad, Allah için sevmek-buğz etmek, Kur’an tilaveti, az bile olsa yaptığında süreklilik sağlamak, emin olmak, insanlara karşı affedici olmak, konuşmada doğruluk, infak, insanlara zararsız bir Müslüman olmak, yemek yedirmek, selamı yaymak gibi işler salih amellerin en belirgin örneklerindendir.

‘Salih amel’ kavramını çok sık duyuyoruz. Zihnimizde bir şeyler canlanıyorsa da
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yalan haramlardan bir haramdır. Bir mü'min, bir harama karşı kendini frenleyemiyorsa o mü'minin imana dair konularda zafiyeti olabilir. İmanınızı güçlendirecek Kur'an ve hadis dersleri dinlemelisiniz. Kitaplar okuyun. Mesela İhyauulumuddin isimli kitaptan okuyun. Yalan bölümünü okuyun. Namazlarınıza dikkat edin. İyi bir namaz yalan dahil bütün kötülüklere karşı korur.

Hocam ben 24 yaşındayım, tesettürlü ve namazlarına dikkat eden biriyim ama bir z
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadim kitaplarımızda böyle bir ikaz vardır. Yeni zamanların uleması ise sizin belirttiğiniz ayrıntıya işaret etmektedirler. İhtiyaten oruçlunun taharette bu dikkati kaçırmamasını tavsiye ediyoruz.

Oruçluyken normal şekilde su ile taharet yapılsa oruç bozulur mu? Taharetlenirke

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.