Fetva Meclisi
Soru
Hocam internette okuduğum bir yazınıza göre hafızlık yapan çocuklar Kur’an’ı abdestsiz tutabilir demişsiniz. Bu reşit olanlar için de geçerli midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kur'an, abdestsiz okunabilir. Tutulmasına gelince, bu hüküm sadece çocuklar için geçerlidir. Hafızlık yapanlar veya küçük çocuklar abdestsiz Kur'an tutabilirler.
Çocukların bilhassa ezber yaparken abdestsiz mushafa tutmaları caiz görülmüştür. Allah'a emanet olunuz.
Telefona yüklenen Kur’an-ı Kerim, Mushaf gibi değildir. Bu sebeple Mushaf’a abdestsiz tutmama kuralı Kur’an yüklenmiş ama o esnada Kur’an sayfaları açık olmayan cihazlar için geçerli değildir. Ancak ekranda Kuran-ı Kerim olduğu zaman cihaz abdestsiz tutulmamalıdır.
Telefon cihazı Mushaf hükmünde değildir. Ondan abdestsiz de okuyabilirsiniz ama Kur'an okumaya karşı beden ve ruhumuzu hazır tutmamız daha uygundur.
Mesleğiniz gereği kullanıyorsanız onları sizin için ruhsat vardır. O abdestle kılabilirsiniz. Mesleğiniz gereği değil de bir kereliğine kullandı iseniz abdestiniz yenilenmelidir. Bu yenilenme ise abdestiniz bozulmadı ise sadece o tutkallı yerin yıkanması ile olur.
Aleykümselam. Çocuklarımızın abdeste alıştırılmaları önemli bir görevdir. Bir kere ABDESTE ALIŞTIRMAK diye bir görev bilincimiz olsun. Kur'an okumaya giden beş yaşındaki bir çocuk için abdest sadece bu alıştırma sürecinden ibarettir. Sürekli abdest alması gerekmez. Abdestlerine teyemmüm bile gerekmez. Sabah evden çıkarken bir abdest aldırma gibi alıştırma uygulamaları yapın.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Onları mest değil de bir sargı yani alçıya alınmış bir ayak sargısı gibi görebilirsiniz. Ayağı örten kısmı, ayağın tamamı ise çorabı mest gibi kullanabiliriz. Ayağın belli bölümü açık ise o açık olan bölümü yıkar gerisini mesh edersiniz. Bir ayağınıza giyiyorsanız onu, ikisine de giyiyorsanız ikisini bu şekilde değerlendirin. Akşam evde rahat konumuna geçince çıkarırsınız ve ayağınızı yıkarsanız. Geçmiş olsun, Allah Teâlâ size sabırlar versin.
Eğer namazla kastınız farz namazlar ise büyük bir hata ediyorsunuz. Sizden başka milyonlarca mü'min kadın/anne bebek büyüttüler o esnada tarlalarında çalıştılar. Evlerinin ve büyüklerinin hizmetlerini gördüler. Akşamları da ev halkının kazaklarını ördüler… Evet, bilhassa ilk çocuğunuz ise epeyce yorulacaksınız ama namazı geciktirmek yani o vakitte kılmamak düzeyinde hiçbir mazeretiniz olamaz. Belki dördüz filan büyütseniz bir anlam verebilirdik. Aynı şeyleri gusül için de söyleyebilirim. Bile bile siz yavrunuzun bereketini gideriyorsunuz ve ona zarar veriyorsunuz kendinizden önce. Lütfen bu yanlış düşüncenizi terk edin. Namaza sarılın ki vaktinize bereket gelsin, kalbiniz huzur dolsun, yavrunuz afiyet görsün.
Evet, böyle bir hadis vardır ve bu hadis sahihtir. Hadisin emri de şöyledir: Pişmiş bir yemek yiyen abdest alsın. Bugünkü durumda ne anlamamız gerektiğine bakacak olursak durum şöyledir: Bu emir, sofraya oturup pişmiş yemek yiyenler için “hoş olma, güzel olma” niteliğinde bir emirdir. “Farz olma” niteliğinde bir emir değildir. Bunu ağzınızı ve ellerinizi yıkamalısınız şeklinde anlayan âlimler de olmuştur. Raşit halifeler dönemindeki uygulama bu özetlediğimiz şekildedir.
Buna MEZİ denir. Mezi, gusül gerektirmez. Abdesti bozar, çamaşırı kirletir. Çamaşırınızda onun değdiği yeri yıkayıp temizleyin. Abdestinizi alın. Başka bir şey yok.
Sürekli gelen bir akıntı, özür sahibi olmayı gerektirir. İki namaz arası durmayacak kadar sürekli gelen akıntı için özürlü akıntısı deriz. Sıkıntıya gerek yoktur. Akıntıya rağmen abdest alıp namaz kılar. Her ezan vaktinde abdest alması yeterlidir.
Guslün sünnetlerinden biri öncesinde normal abdest almaktır. Bu şekilde alınan bir gusülden sonra abdest gerekmez. Böyle alınmayan yani öncesinde abdest alınmayan gusül, eğer cünüplükten sonra ise onu da abdestli sayabiliriz. Diğeri için abdest alınması gerekmektedir. Havuz meselesinde size söyleyebilecek sözüm yoktur. Hepimiz ahirette zevklerimiz dinimizle çelişince ne yaptığımıza göre hesap vereceğiz. Onu düşünün.