Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim ufak bir bebeğim var. Evde yalnız olduğum için çoğu zaman namazım geçiyor kılamıyorum. Çok nadir guslü de geciktiriyorum onunla ilgilendiğim için. Bir günahı var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Bunu abartmanıza gerek yoktur. Tam bir banyo yapmanız gerekmez. Hızlı bir duş da yeterlidir. Bütün bedeninizin ıslanmasını ölçü alarak girin banyoya. Normal bir banyo/gusül yirmi dakika ise yeterli olacak kadar gusül beş dakikayı geçmez. Ürkerek bakmanıza gerek yoktur. Bir başka husus da şudur: Bu istek sürekli değildir merak etmeyin. Bir süre sonra ikiniz de bu isteğinizde gevşeyeceksiniz, ara vereceksiniz.
Namaz, farzların en büyüğüdür. Ama aynı zamanda dinimiz insana merhamet eder. Ayakta kılamayana oturarak, oturamayana yatarak, hatta göz işaretiyle kılma ruhsatı verilmişse, bu bize bir şey anlatır: “Allah senden az da olsa kul olmanı istiyor, hiç kopmamanı istiyor.” Senin durumun, bu ruhsatların verildiği zorluk hâllerine çok yakın hatta içindedir. Serumla beslenmek, mide bulantısından hiçbir şey yiyememek, neredeyse baygınlık hâlinde yaşamak… Bunlar fıkhen de “mazeret” sayılabilecek şeylerdir. Fakat bu mazeret, namaz tamamen terk edilsin diye değil, namaz hafifletilmiş şekilde eda edilsin diye verilir. Bu durumda senin yapacağın şey kılamadığın namazları kaza etmektir. Tevbe edeceksin: “Bir daha böyle olursa bile seni bırakmam Ya Rabbi!” diye bir söz vereceksin. O namazları kaza ederken “Her biri sana olan sevgimin ispatı Ya Rabbi!” diyeceksin. O zaman kazaya kalmış bir yük değil, sevapla dolu bir yol olur. Günah noktasında içini kemiren şey şu olabilir: “Ben namazı kılamadım acaba namaz kılmayan biri gibi mi oldum?” Hayır, bu senin gibi pişmanlıkla dolu, kalbi Allah’a bağlı bir anne için geçerli değil. Allah Teâlâ kalpleri de bilir, niyetleri de. Namazı umursamayanla, “Kılamadım Rabbim affet!” diyen bir olur mu? Şunu unutma, Allah seni bırakmaz. Bu süreçten güçlenerek çıkacaksın. Hem anne olmanın sorumluluğu hem de kulluğun ağırlığı seni bir zirveye taşıyacak inşaAllah.
Bu durumlarda namazın sünnetlerini kılmayabilirsin. Bebeği de önüne koyup gözünün önünde tutarak sadece farzları kılarsın. Endişelenme, biiznillah kısa bir zamanda bu sıkıntı geçer. Allah Teâlâ size de yavrunuza da afiyetler versin.
Rabbim sağlık ve afiyetle evladınızı kucağınıza almanızı nasip eylesin. Hassasiyetiniz için ayrıca sizi tebrik ederim. Doğum sancıları doğum evrelerine göre kişiden kişiye değişmektedir. Öncelikle bilinmesi gereken ilk husus, doğum başlama nişanesi olan doğum suyu veya doğumdan önce gelen kanama ile lohusalık başlamaz. Çocuğun yarısından fazlasının ya da tamamının dışarı çıkması ile lohusalık başlar. Dolayısıyla, namaz vakti girdiğinde doğum suyu ya da kanaması gelen kadın, doğum gerçekleşmediği takdirde o namaz vakti ile sorumludur, kılması üzerine farzdır. Doğum gerçekleşmeden doğum suyu ya da kanaması gelen kadın, vakti giren namazı kılmak için abdest almalıdır. Çünkü gelen sıvılardan dolayı kadın özür sahibi olmuş olur. Doğum sancısı, çıldırtan, baygınlık seviyesinde de olabilir. Bu durumda kadın kendinde olmadığı takdirde onun namazı eda etmesi sağlıklı birinin namazı kılması gibi olmayacaktır. Namazı sonradan kaza etmesi bile söz konusu olabilir. Ancak bunun tıbben çok istisnai bir durum olduğu bildirilmektedir. Namazın böylesine bir konumda bile ihmalinin söz konusu olmaması sizi henüz hamileliğin başında iken tefekküre götürmelidir. Şimdiden doğum sancıları eşliğinde kılacağınız namazın huşusunun kim bilir nasıl da fazla olacağını hayal etmelisiniz. Sancının seviyesine göre namazın farzlarını yerine getirecek şekilde namaz eda edilmelidir. Güç yetirilebiliyorsa namaz tamamı ile güç yetirilemiyorsa sadece farzları ile kılınmalıdır. O anki takatiniz bunu belirleyecektir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi istisnalar hariç tıbben de kadının böylesine hassas bir anda namazını eda etmesine engel bir durum söz konusu değildir.
Namaz vakitli olarak farz kılınmıştır. Namazı kendimize göre değil kendimizi namaza göre ayarlamaya çalışalım. Allah yardımcınız olsun. İşiniz zor. Zorlandığınız vardiyada saatinizi sabah namazına göre ayarlayıp istirahat edin. Kalkmaya çalışın. Kalkabilirseniz kılın. Kalkamazsanız kazasını kılarsınız. Fakat her hâlükârda sabah namazına kalkma mücadelenizin olması gerekir.
Allah yardımcınız olsun. En mühim ibadetlerimizden birisi, yavrularımızı secde ehli olarak yetiştirebilmektir. Becerebilir ve onları secde ehli yapabilirsek bu demek olur ki, biz ölsek de mezarda iken onlar bizim için çalışıyor gibi olacaklar. Yalnız buna ulaşmak kolay değildir. Sabredeceğiz. Şeytan bıkacak biz bıkmayacağız. Dediğiniz gibi bir planlama yapmanız güzel olur. Şöyle düşünün: Aklında namaz zevki ve ağırlığı bulunsun ama ufak tefek kaçamakları da olsun. Namazı sevmiyor ama sizden ötürü de aksatmıyor ise bu iyi bir sonuç değildir. Babası ile aranızda bu hususta münakaşa olmamasına dikkat edin. Sabredin ve kazanın.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Küçük çocuklar için böyle bir ruhsat vardır ama reşit insan için yoktur. Abdestsiz Mushaf tutulmaz, muhakkak tutulacak ise bir kılıfla tutulabilir, mesela eldivenle olabilir.
Onları mest değil de bir sargı yani alçıya alınmış bir ayak sargısı gibi görebilirsiniz. Ayağı örten kısmı, ayağın tamamı ise çorabı mest gibi kullanabiliriz. Ayağın belli bölümü açık ise o açık olan bölümü yıkar gerisini mesh edersiniz. Bir ayağınıza giyiyorsanız onu, ikisine de giyiyorsanız ikisini bu şekilde değerlendirin. Akşam evde rahat konumuna geçince çıkarırsınız ve ayağınızı yıkarsanız. Geçmiş olsun, Allah Teâlâ size sabırlar versin.
Buna MEZİ denir. Mezi, gusül gerektirmez. Abdesti bozar, çamaşırı kirletir. Çamaşırınızda onun değdiği yeri yıkayıp temizleyin. Abdestinizi alın. Başka bir şey yok.
Evet, böyle bir hadis vardır ve bu hadis sahihtir. Hadisin emri de şöyledir: Pişmiş bir yemek yiyen abdest alsın. Bugünkü durumda ne anlamamız gerektiğine bakacak olursak durum şöyledir: Bu emir, sofraya oturup pişmiş yemek yiyenler için “hoş olma, güzel olma” niteliğinde bir emirdir. “Farz olma” niteliğinde bir emir değildir. Bunu ağzınızı ve ellerinizi yıkamalısınız şeklinde anlayan âlimler de olmuştur. Raşit halifeler dönemindeki uygulama bu özetlediğimiz şekildedir.
Sürekli gelen bir akıntı, özür sahibi olmayı gerektirir. İki namaz arası durmayacak kadar sürekli gelen akıntı için özürlü akıntısı deriz. Sıkıntıya gerek yoktur. Akıntıya rağmen abdest alıp namaz kılar. Her ezan vaktinde abdest alması yeterlidir.
Normal şehirlerde giyilen çorapların üzerine mesh olmaz. Ayakkabılara mesh edilebilmesi için ayakkabının mest gibi büyük olması yani mesh edilebilir nitelikte olması ve abdestli olarak giyilmiş olması şarttır. Mestlerin altında çorap olması veya olmaması sonucu değiştirmez.