Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben hâkimlik ve savcılık sınavlarına girmemiştim. Bu alanda da çalışmayı düşünmüyordum ama etrafımdaki insanlar sürekli eğer bu alanda bir şey yapmazsam büyük vebal alacağımı ve ümmetin hakkına gireceğimi söylüyor. Şeriat düzeninin olmadığı bir ortamda, ülkenin geleceği için hâkim veya savcı olmam ne kadar doğru ve benim girmeyip boş bıraktığım alanı ülkenin geleceğini tehlikeye sokacak birinin yerleşmesi ihtimali ile ümmetin vebalini almış olur muyum? Bunun yerine bir vakfın kız öğrenci yurdunda idareci olarak işe başlama ihtimalim var. Çalışma ortamından dolayı bunu tercih ederek okuduğum bölümün hakkını vermemiş mi olurum?
Cevap
Benzer fetvalar
İslam ile idare edilmeyen yerlerdeki meri hukuk ilminin öğrenilmesi ve ardından da elde edilen diplomanın verdiği hâkimlik ve benzeri mesleklerin icra edilmesi meselesini bu asırdaki ilim adamlarımızın ihtilaf ettiği konular arasında görüyoruz. Tamamen reddedenlerin yanında, değerlendirilebilir bulanlar da vardır. Erkek veya kadın ayrımı yapmadan önce bu yönünü ele almamızda yarar vardır. Şahsi kanaatimiz; itikat açısından kabul etmiyor olmamıza rağmen, şerden emin olmak açısından bu bölümlerin, dinine vâkıf gençlerimiz tarafından tahsil edilmesi ve diplomasının da kullanılması yönündedir. Evet, ortada bir risk vardır ama bu risk belki de camideki imam efendi için de vardır. Hiçbir meslek, İslam’ı merkeze almayan böyle düzenlerde el kol sallanarak icra edilebilir nitelikte değildir. Kadınların hukuk tahsilini ve tahsilin neticesi olarak hâkimlik ve savcılık gibi meslekleri icra etmelerini ise risk içinde risk taşıyan bir alan olarak görüyoruz. Çok özel yetiştirilmiş, koruma altında tutulmuş, mü'min çevresinden hiç koparılmamış ve orada bulunma maksadını imanı ile alakalı gören bir kadın için “ümmet adına kullanılmış bir zaruret” olarak değerlendirebiliriz. Avukatlık ise biraz daha olabilirliği bulunan bir alandır. Dikkat ederseniz ağır bir sorumluluğun ifadesi olan şartlardan söz ediyoruz. Bu da herkesi imanı ile baş başa bırakıp karar vermeye sevk etmektedir. Allah Teâlâ rızasına muvafık amellere hepimizi muvaffak kılsın. Yine Nureddin Hocamızın benzer bir soruya vermiş olduğu cevabı da sizinle paylaşayım; Evet, hukuk alanı “içeriği itibariyle” risklidir. Yaşadığımız ülkedeki durum itibariyle bir kere daha risklidir. Üçüncü bir risk de kadının o dikenlikte çekeceği mesleğe mahsus sıkıntılar olacaktır. Buna rağmen imanını ve Müslümanca duruşunu koruyabilen ve iyi bir çevrede kendini muhafaza edebilen bir hanım için “o işi yapamaz” diyemeyiz ama kim neye güvenerek o riski alabilir onu herkes kendi takdir etmelidir.
Birincil gayeniz kendinizi korumak ve o ortamlarda erimemek olsun. Siz sağlam kalırsanız o kalışınız biiznillah ümmetinize hayır getirir. Bunun ötesinde de şeriatımızın temel haramlarını gözeterek yaşamayı ilke edinin. Erkeklerin bulunduğu bir ortamda da zorunlu bir durumda ders verebilirsiniz mesela. Bu dersinize çıkarken sizi izleyecek erkeklerin gözüne cazip gelmeyecek bir kıyafetle çıkarsınız ve adeta sokakta yürür gibi olan kıyafetinizle bunu yaparsınız ve sorun olmaz. Bu da şüphesiz birincil göreviniz olması gereken kendinizi koruma ciddiyetinizle sağlanabilir. Devam edin ve çalışın. Onların fikirlerinden korkmayın, muhtemel kendi gevşekliğinizden korkun. Allah yardımcınız olsun.
Bu doğru bir söz olmasına doğrudur ama uygulanışında böyle olmamaktadır. Bu maksatla yıllardır müminler kızlarını ve erkeklerini okutuyorlar. Sonunda ise herkes kasasını ve menfaatini koruyor. Az bir kısım mümin belki bunun istisnasıdır. İkinci olarak da kadınların asıl vazifelerini ihmal ettirecek hiçbir görev mukaddes olamaz. Dengeli bir şekilde ortayı bulabilenler için ve kendini zayi etmeyenler için doğru olabilir bu söz.
Allah yardımcınız olsun. Her Müslüman muhakkak bir işin görevlisidir, Allah Teâlâ kimseyi boş ve gereksiz yaratmamıştır. İnsan kendi ağırlığının oturacağı yeri bulamayınca gereksiz ve yersiz gibi kalır. Siz de bulunduğunuz yeri bu mantıkla değerlendirmeye bakınız. Asıl vazifeniz ve sorumluluğunuzun ÖNCE KENDİNİZİ iman ve ahlâk olarak muhafaza etmek olduğunu bilmelisiniz. Bulunduğunuz ya da bulanabileceğiniz yer şeytanın erkeği ile kadını ile insanı parçaladığı bir yer olabiliyor. Zaman ahiret zamanı denebilecek bir açılım içindedir, bu bir risk. Makamın getireceği rehavet ve “gereğini yapmaya mecbur kalma ezilmişliği” bir risktir. Bu risklere karşı adeta mücadele ederek bir ömür geçireceksiniz. Kendinizi bir an bile boşlukta bırakırsanız şeytan o anı sizin kayma anınız olarak yakalar ve bir daha geri dönmeniz olmayabilir maazallah. Size şunları tavsiye edebilirim: a- Önceliği kendiniz olarak görün. Dünya ve ahiretiniz olarak siz siz olmadıkça kime ne yararınız olacak da kalbiniz ondan huzur bulacak? Mum gibi eridikten sonra vereceğiniz mini bir ışık için “aydınlatma” demenin anlamı yoktur. b- Evliliğinizin bir iş uğruna heba olmasına izin vermeyin. Fıtratla ters düştüğünüz yerde kesin kaybedersiniz. c- Bulunmanız muhtemel görev neticede bir beşerî düzeni besleme görevi olacaktır. Dikkat edin, ahireti verip dünyayı almayasınız. Kerhen ve bin bir tedbirle bulunun orada. d- Bir bayan olarak erkeklerle bulunabileceğiniz ortam, çarşı pazarda bulanabileceğiniz kıyafet ve şartların ortamı olacaktır. Bu ciddiyetinizi asla gevşetmeyin. e- Beşerî bir sistemin ayrıntılarını öğrenirken dininize ait bilgileri ihmal etmeyin. f- Açık bir şekilde şirk veya haram olan sözler, teoriler ve benzeri sakıncalarla karşılaştığınızda imanınız sizi hareketlendirsin. En azından kalbinizden “Allah’ım ben bu sözleri, teorileri, maddeleri beğenmiş değilim, reddediyorum, ben senin dininden yanayım, beni affet” deyin. g- Bulunduğunuz noktada en iyiye talip olun, sürekli öğrenin. Orada bulunmanıza değecek bir gayret ve çalışma içinde olun. h- Bir istişare edilir kimseler listeniz olsun. İstişare etmeye çekinmeyin. Fıkıhta, Kur'an ilimlerinde veya benzeri ilimlerde istişare ederek kendinizi canlı ve aktif din bilgisi ile ayakta tutmaya çalışın. i- Çok dua edin. İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Mü'min bir hanım nerede bulunursa bulunsun imanı ve ahlakı ile bulunur. İmanını ve ahlakını koruma mücadelesi içerisinde bulunur. Karma ortam, senin imanını ve ahlakını zedelememelidir. Tükendiğini hissettiğin yer neresi ise orası senin bulunacağın mekân değildir. Bunu bilerek kabiliyetine göre tercih yapabilirsin. Din eğitiminde kabiliyetin varsa hafızlığı ve fıkhı, tıp eğitiminde kabiliyetin varsa tıbbı tercih edebilirsin. Kabiliyetine, ilgi alanına göre bir alan belirleyip tükenmeden, erimeden yol almak esas olandır. Allah'a emanet olasın.
Aleykümselam. Mü'min olarak nerede dik durabilecekseniz, para ve makamın önünde eğilmeyecekseniz onu yapın. Hiçbir meslek sıfır sorunlu değildir. Her mesleğin sorunu kadar külfeti, külfetinin ağırlığı kadar da sorunu olabilir. Siz, mesleğe değil iradenizi ne kadar kullanabileceğinize bakın. Dininizi her an yanınızda bulundurabilecekseniz en yüksek puanlı olana girin. Yoksa hiçbir işe girmeyin, tarlada çalışın.
avukat konusundaki diğer fetvalar
Kadınlar için hukuku anlamlı bulmuyoruz. Erkekler o boşluğu doldurmalıdır. Psikoloji kadınlar için daha makuldür kanaatindeyiz.
Faiz konusunda şunu bilmelisiniz: Direkt veya dolaylı, faize destek olan herkes vebal altındadır. Bu nedenle sadece faizli işleri yürüterek yaptığınız işten elde ettiğiniz kazanç da helal olmayı kaybeder. Bazı dosyalar itibariyle işlemin adı veya yürütülmesi faiz hükmü dışına kayabilir ama bu bir istisna dairesinde kalır. Alternatifsiz kaldığınızda o işi bırakmalısınız. Allah yardımcınız olsun.
Sözleşme ile beraber, sözleşmedeki hukuk belli bir tarih veya belli bir işten sonrasına diye kayıt konmamış ise imza anından itibaren caridir. Sözleşmedeki cezai müeyyide de muteberdir. Meşru bir gerekçeye dayanmadan cayan cezayı öder. Cezanın niteliği de çökertecek çapta olmamalıdır.
Evet, hukuk alanı “içeriği itibariyle” risklidir. Yaşadığımız ülkedeki durum itibariyle bir kere daha risklidir. Üçüncü bir risk de bayanın o dikenlikte çekeceği mesleğe mahsus sıkıntılar olacaktır. Buna rağmen imanını ve Müslümanca duruşunu koruyabilen ve iyi bir çevrede kendini muhafaza edebilen bir hanım için "o işi yapamaz" diyemeyiz ama kim neye güvenerek o riski alabilir onu herkes kendi takdir etmelidir.
Mazlumun günahkâr biri olması ondan zulmün kaldırılması için destek olmayı engellemez. İşlediği günaha yönelik ona destek olmak caiz değildir. Bir de şunu bilmelisiniz: Mazlumluk iddiasının yanlış olduğunu anladığınızda yani onunla ilgili iddialar gerçek olduğuna ikna olduğunuz anda desteğinizi geri çekmelisiniz. Allah yardımcınız olsun.
Alacağınız olan miktara ilave yapmanız caiz olmaz. Alacağınızı tahsil etmek için yaptığınız, avukat masrafı, mahkeme harcı gibi ilave masrafları borçludan tahsil edebilirsiniz. Mahkemenin size takdir ettiği ilave rakamdan bunları alabilirsiniz.