Fetva Meclisi
Soru
Zamanında dedelerimiz ölüleri tarlaların kenarına ya da ortasına defnetmişler. Şimdi oralar çok kıymetlendi. Tarlanın neresinde ölü var onu da bilemiyoruz. Buraları ziraat için kullanabilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Müslümanlar olarak genel teamülümüz Müslümanlara ait bir mezarlığın bulunması ve Müslüman olarak ölenlerin oraya defnedilmesidir. Böylece pek çok Müslüman’ın bir arada olması duadan istifade bakımından en iyi olandır. Belirttiğiniz şekilde bir ailenin veya belli bir simge etrafında toplananların özel bir alanı mezarlık edinmelerinin sakıncalı olduğuna dair bir bilgiye rastlamadık.
Selamünaleyküm. Bu her halde o yörenin toprak yapısı ile alakalı bir durum olsa gerek, esas olan toprağa bitişik olarak gömmektir. Tabutla gömülmesi de caizdir, tabutun içini de toprakla buluşturabiliriz.
Selamünaleyküm. İkinci ve üçüncü durum, sakıncadan söz edilemeyecek bir durumdur. Birinci durum ise örfe bağlıdır. Bu şekilde yapılmasını o yöre insanları çalma olarak görmüyorlarsa sakıncası yoktur. Arıcılar arasında böyle bir şey yanlış kabul ediliyorsa o takdirde yapılan yanlış demektir.
Bir arazinin sahibinin izni olmadan o arazi kullanılamaz. İlgilenmeyişi yılları veya daha uzun bir zamanı bulsa bile hüküm böyledir. Arazinin uzun bir zaman kullanılamaması veya varisi olmadan sahibinin ölmesi durumunda arazi devlete geçer. Bu da izin verecek olanın devlet olması demektir.
Mezardaki ölünün üzerine dizilen tahtaların esasının sünnette varid olan LAHD uygulamasından kaynaklandığını zannediyorum. Bu nedenle de esası var olan bir uygulama olacağı kanaatindeyim. Tahta değil de kerpiç olmuştur belki ilk uygulaması. Mü'min bir insanın mezarı bir insan boyu kadar kazılır. Sağ omzuna meyilli bir şekilde konduğunda yüzü kıbleye gelecek hâlde bırakılır ölü. Sağ omzunun gireceği kadar da bir cep açılır en alttan, o cephe doğru meylettirilir. Üzerine direkt toprağın gelmesi yerine bizdeki örneğinde olduğu gibi tahtalar veya benzeri bir şey dizilebilir. Sonra toprak doldurulur. Mezarın üzerine beton veya benzeri mermer gibi yapılar yapılmaz. Sade bırakılır. Başı belli olması için bir taş konabilir.
Selamünaleyküm. Bu hususta örf muteberdir. O yöre de gelen geçene helal edilmiş bir meyve yenebilir.
arazi konusundaki diğer fetvalar
Devletin arazisi normalde şahısların arazisi gibi kullanılamaz. Sorumlu yönetici, o arazinin vatandaşlar tarafından geçici olarak kullanılmasında sakınca görmüyorsa “izinli” olarak kullanılabilir. Babanızın yaptığı da ihtimal bu “izinli” yani üst kurumun müsamahası üzerine yapılmaktadır. Böyle bir izne de yetkili merci hak sahibidir. İnşaallah bu işte bir sakınca yoktur.
O arkadaşınız sadece suiistimal ediyor. Dini de buna katıyor. Gerisini konuşmaya gerek yoktur.
Size arazi satacak olan kişi aklı başında reşit biri ise ve bir kaçak durum görmüyorsanız yani siz de bir hileye alet olmuyorsanız ticarette sakınca yoktur. Allah kolay etsin.
Satılık bir gayrimenkul zekât malıdır yani zekâtı verilmelidir. Yalnız bir yerin sadece tapusunun size ait olması (sizin arsanızın örneğinde olduğu gibi) tasarrufunun da sizde olması için yeterli olmayabilir. Tapusu sizin de olsa tasarruf hakkınızın olmadığı bir yer zekâtını vermeniz gereken bir mal değildir. Bu durumda zekât vermeniz gerekmez. İleride belediye söz konusu engeli kaldırır da siz satma kararını sürdürürseniz, o engelin kalkma anından sattığınız ana kadar yıldan fazla bir zaman geçerse her yıl için zekâtını verirsiniz.
İnsanın arsasının tamamını veya bir bölümünü kendi rızası ile yol olmak üzere terk etmesi bir vakıf yapmadır. Yapılan vakıftan dönmek caiz değildir. Kaldı ki siz, babanızın malı üzerinde söz sahibi değilsiniz.