Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben kendi çapımda okumalar yapmaya çalışıyorum. Riyâzü’s Salihîn isimli eseri şerhsiz şekilde bitirdim. Râmûzü’l-eḥâdîs isimli eserden biraz ilerledim ama o da yine şerhsizdi. Diyanet ilmihalini okumaya çalıştım. Safvetü't-Tefâsîr okuyorum ama ne kadar doğru ilerliyorum, nasıl devam etmeliyim bilmiyorum. Aynı zamanda Sahihi Buhari’yi okumayı çok istiyorum ama hangi tercümesini alacağımı da bilmiyorum. Hocam yeterli olsam da olmasam da bu eserin kitaplığımda olmasını çok istediğimden bana bir tavsiyede bulunursanız çok sevinirim. Arapçam yok öğrenme imkânım da pek görünmüyor maalesef. Günlük olarak ilim seviyesinde neleri okuyarak devam etmeliyim? Hangi eserleri önerirsiniz? İlim yolunda nasıl adımlar atmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ sizi razı olacağı işlere muvaffak kılsın. İlim başlığı altında size şunları tavsiye edebiliriz: a- Bir ilmihal kitabını kavrayacak şekilde okumalısınız. Onu okumadan Kur'an okumanız bile yerini bulmamış olabilir. Diyanet'in ilmihali güzeldir, okuyabilirsiniz. Okuduktan sonra da temel kaynağınız olarak başucu kitabı şeklinde yanınızda olmalıdır. b- İkinci olarak da Riyazussalihin hadis kitabını şerhi ile beraber okuyabilirsin. Erkam Yayınları arasında çıkan şerh sizin için ömür boyu yeterli olur. c- Tefsir olarak da M. Toptaş'ın Şifa tefsiri size yeterli olur. d- Mesleğinizle alakalı olarak yapacağınız karşılaştırmalar için binlerce kitap yerine size tavsiyem şu olur: Kendinize bir ilim danışmanı bulun. Onunla yazışın, görüşün. O sizi fıkıh dünyasına taşısın. Daha rahat ve daha kalıcı bir yöntem olur bu. Allah yardımcınız olsun.
Kıymetli kardeşim, böyle bir derdin varsa sen zaten büyük bir yoldasın demektir. Şimdi sana yorgunluk yapmayan, ama gelişmene destek olan bir yol haritası çizeceğim. İnşallah istifade edersin. Kıvam arayışı, dağınıklıkla değil istidamla olur. Senin sorunun bilgi eksikliğinden değil bilgi iştahının yönünü belirleyememenden kaynaklanıyor. Bu da çok doğal bir merhale. Şu anda Kur’an, hadis, siyer, tefsir, fıkıh her şeyi istiyorsun. Ama dikkat et, bu bir tabak yemeği pişirmeden diğerine geçmeye benzer. O yüzden ilk tavsiyem “Her şeyi biraz biraz değil, bir şeyi özümseyerek öğren.” Günde 1 sayfa tefsirli kur’an – ruh gıdan olsun. Her gün, tertemiz bir vakitte (sabah veya yatsı sonrası) 1 sayfa meal ve kısa tefsir oku. Kur’an-ı Kerim ve Meali (Diyanet veya Ömer Çelik Meali) Tefsir olarak: “Tefsîr-i Safvetü’t-Tefâsîr” (kısa ve öz) Okuyup geçme; 1-2 ayet de olsa üzerinde düşün. Bu zikir gibidir, kalbi işler. Siyer ve hadis için bir program oluştur. Haftanın 3 günü, Siyer: Fıkhu’s-Sîre (Ramazan el-Bûtî); Riyâzü’s-Sâlihîn (İmam Nevevî) – kısa kısa, şerhli okuyabilirsin. Günde 15-20 dakikayı yeterli gör. Ama istikrarlı ol. Fıkıh ve günlük hayat için bir kaynak seç. Haftada 2 gün “İslam İlmihali” (Diyanet) ve Nureddin Yıldız Hoca’nın “Gençlik Fakültesi” ve “Fıkıh Okumaları” derslerini dinleyebilirsin. Not tut, tekrar et, tatbik et. Her gün 3 satır not al: Bugün ne öğrendim? Beni en çok etkileyen cümle neydi? Bununla hayatımda neyi düzeltebilirim? Zira bilgi not alınmazsa uçar; Bir bilgi, hayatımıza uygulanmazsa (yani amele dönüşmezse), kalpte bir tesir bırakmaz, yerleşmez. Son olarak, zikirsiz kalma. Günde 100 kere “Estağfirullah” ve salavat seni içten kuvvetlendirir. Kitap yorgunluğu hissettiğinde sohbet dinle. Diri kalırsın. Ayda bir kez mutlaka bir mü’min kardeşinle öğrendiklerini paylaş. Bu seni pekiştirir. Gelişim yarışın olsun, gösterişin değil. Başkasıyla değil, dünkü halinle yarış. Allah seni Kur’an’a ve sünnete dost, fıkha sadık, siyerle yaşayan bir mü’min eylesin. Unutma kardeşim: “Bir sayfa okuyarak istikrarlı ilerleyen, her gün kitap karıştırıp yorulandan daha çok yol alır.” Dua eder, dua beklerim.
Kızım, ilimlerin farzıayın olanı var kifaye olanı var. Size farz olan iyi bir ilmihaldir. İlmihal konusunda tam ve açık bir bilgi sahibi olmadan başkası ile meşgul olursanız yanlış yapabilirsiniz. Önce ilmihal okumayı bitirin. Bir üniversite imtihanına hazırlanır gibi ilmihal okuyun. Sonra Kur'an’dan gerekli ezberleri bitirin. Elli kadar hadisi şerhi ile hazmedin. Sonra ne okursanız okuyun.
Allah sana da bana da muradımızı nasip etsin. Sana hususi dualar ederim güzel kardeşim benim. Önce şunu tavsiye edeyim: Değerli olduğuna inandığın kitapları; - Altını çizerek en az iki kere okumayı ilke edin. Bir kere oku, okuduktan bir yıl sonra mesela tekrar oku. O zaman kitabın seninle konuştuğunu göreceksin. - Mümkün olduğunca okuduğun kitabı ya yazarı ile ya da onu anlayan biri ile tartış ya da konuş en azından. İkinci olarak da şunları söylemeliyim: - İlmihal kitabı farz bir kitaptır. Onu muhakkak oku. - Riyâzu’s Salihîn’i şerhi ile beraber okumadan ve içindeki hadislerden şöyle yüz tanesini ezberlemeden Rabbine gitmemeyi ahdet. - Bir bileninden şöyle yüz ayetin tefsirini öğren. - Ve unutma: İKRA’ ümmetiyiz. Bizim için okumak Kur'an demektir. Kur'an oku ve oku. Seni misafirim olman için İstanbul’a davet ediyorum. Gel seninle kitap muhabbetleri yapalım. Gelemezsen, kargo adresini bildir sana kitaplar göndereyim. Seni Allah’a emanet ederim.
Kur'an’ımızdan başka hiçbir kitap başkasını aratmaz kitap değildir. Bu heyecanınızı Kur'an ezberine verin. Sonra da bir ilmihal kitabını o dediğiniz gibi hazmedin. Riyâzu’s Sâlihîn’den mealiyle beraber yüz hadis ezberleyin. Ondan sonra dilediğiniz kitabı dilediğiniz kadar okursunuz.
Senin yaşlarında bu tür sıkıntılar olabilir. Geçicidir bunlar. Şu hususlara dikkat etmelisin: - Namazlara önem ver. Her namaz senin için yeniden şarj olma gibi olsun. - Muhakkak günlük Kur'an okumaları yap. Az da olsa sürekli Kur'an okumalısın. - Belli bir zikir ekseni oluştur. Mesela her gün on kere salavat getir. Yüz kere kelime-i tevhid getir. - Makale yazmaya çalış. En az yüz makale denemesi yap. - Anne babanla bağlantını taze tut. - Gıdana dikkat et. Helallik şüphesi bulunan şeylerden uzak dur. - Uyku düzenin çok önemlidir: Hergün aynı saatte olmak şartıyla yedi saat uyku düzeni kur. O düzeni de bozmamaya çalış. - Riyâzu’s Salihîn’in kısa hadislerinden yüz hadis ezberleme planı yap. Haftada iki hadis ezberleyerek başla. Üçe ve dörde çıkararak rakamı büyüt. - Erkek arkadaşlardan arındır kendini. Kız arkadaşlarından da haram kokusu almayacağın bir ortam oluştur kendine. Zaman zaman camiye cemaate giderek namaz kılmaya çalış. - İstişare etmen gereken konular olunca istişareden kaçınma. - Sakın acil ve hesapsız bir evlilik sürecine girme. Bugünleri de ararsın sonra. - Dua önemlidir. Çok önemlidir. Namazların ardından, özel vakitlerde sık sık duaların olsun. Allah’a emanet ederim seni.
alim konusundaki diğer fetvalar
Unutmak, yaşlanmak gibi insanidir. Nasıl insanın zamanla derisi buruşabiliyorsa zekâsı ve ezberi de zayıflayabilir. Hafızlar ve hadis âlimleri genelde zekâlarından bir şey kaybetmeden ölürler. Aksi olması da muhtemeldir. İnsanın yaşı veya geçirdiği hastalıkları sebebiyle Kur'an’dan ezber bildiklerinden bir kısmını ya da Allah muhafaza buyursun tamamını unutması bir kötü insan olma işareti değildir. İnsan, ihmal eder, ilgilenmez ve boş verir de unutursa o büyük bir vebaldir. Bunun için istiğfar etmek gerekir. Allah yardımcımız olsun. Kur'an’ımızı nefesimiz, gözümüz, kulağımız gibi sahiplenmeyi bize müyesser kılsın.
Mucize, peygamberlere mahsustur. Keramet ise Allah’ın salih kullarına ihsanıdır. Mucize, yaymaya, duyurmaya dayalıdır. Herkesin onu bilmesi istenir. Keramet ise sahibi ile gizli kalır umumiyetle. Yayılması istenmez. Mucizede meydan okuma vardır. Keramette ise bu meydan okuma yoktur. Mucizenin yararı insanlara ulaşsın istenir. Kerametin yararı ise sahibi ile sınırlıdır. Mucize bütün olağanüstülükleri ihtiva ederken keramet daha sınırlı bir noktadadır. Mucizede peygamberler iman etmeyenleri etki altına almak isterler. Keramette ise salih kullar nefislerini tatmin etmektedirler.
Böyle bir tespit isabetli değildir. Herkes hoca olmadığı gibi her hocanın çocuklarının da hoca olması gerekmez. Allah Teâlâ herkesi bir iş için yaratmıştır. İnsanların işlerinin çocukları üzerinden devam etmesine yönelik bir beklenti hiçbir meslek için doğru değildir. Hocalar da neticede insandır, onların da aileleri var; eşleriyle, çocuklarıyla özel bir hayat yaşamaktadırlar. Biz âlimlerin/hocaların şahıslarına değil ilimlerine ve bize tuttukları ışığa bağlıyız. Kim o işi icra ederse onu izleriz. Evet, keşke âlimlerin çocukları da âlim olsa deriz ama bunun yaygın bir iş olmasını beklemek mümkün değildir.
Evet, özellikle hadis âlimlerinin yani hadis rivayetinde adı geçenlerin ölümü ne zaman ve nerede yaşadıkları hadis ilminin önemli konuları arasındadır. Kesin olarak bilinemiyorsa da yaklaşık tarihlerin bilinmesi önemsenir. Böylece âlimlerin/ravilerin tabakaları belirlenmiş olur. Bu şu anlama gelir: Kim hangi zamanda yaşamış, arkadaşları, hocaları, talebeleri, hadis öğrendiği tarih ve neticede o âlimin/ravinin ilim adamlığı açısından kimliği (adaleti) tespit edilmeye çalışılır. Hocası olduğunu söylediği isimlerle buluşma imkânı, kim kimin talebesi olduğu hatta sahabiler arasındaki seviye farklılıkları bilinmiş olur. Hadislerin hangisinin daha önce veya sonra söylendiği anlaşılmaya çalışılır. Bir karışıklık varsa o çözülmeye uğraşılır. Bunun neticesinde de hadisin bize ulaşma sürecine bir nevi puan verilir. Hadisler için kullanılan sahih, hasen, zayıf ve mevzu gibi kavramların çıkışında bu bilgi büyük oranda etkili olur. Bu hadis ilmi içinde bir ilim başlığıdır. Özel eserler yazılmıştır bu konuda. Kim ne zaman doğdu ne zaman öldü sorularının cevapları aranmıştır.
Âlimlerimiz bunu “İbadette meşakkat yani zorluk/sıkıntı arttıkça sevap da artar mı?” şeklinde bir soru ile sorup cevaplamışlardır. Bir Müslüman bir ibadeti yaparken o ibadetle alakalı olarak ne kadar fedakârlık yapıyorsa o fedakârlık kadar da sevap kazandığı konusunda bir tereddüt yoktur. Fakat tek başına “sıkıntı/meşakkat” bir ibadet çeşidi değildir. Tabii olmayan yollarla sıkıntıyı artırmakla sevap elde edilemez. Özellikle de filan işi yaparken ilave sıkıntı/zorluk oluşturmak bir anlamda asıl görevlerde eksikliğe neden oluyorsa bunda kerahetten bile söz edilebilir.
Kur'an-ı Kerim’deki âyetler bizzat Peygamber aleyhisselam efendimiz tarafından dizilmiştir. Hatta bu dizme bizzat Cebrail aleyhisselamın yönlendirmesi ile olmuştur. Yani bir surenin içindeki ayetlerin sıralamasında sahabilerin hiçbir katkısı yoktur. Bu konuda âlimlerin görüş birliği vardır. Âyetlerdeki anlam bütünlüğü, mucizevi beyan da bunu gerektirmektedir. Bunun aksini düşünmek Kur'an-ı Kerim’deki kutsiyeti tartışmaya açabilecek sıkıntılar getirebilir. Kur'an ayetleri başka yere taşınıp yazılırken de o sıralamaya uyulması zorunludur. Âlimler âyetlerin sıralaması ile oynanarak dizilmesini abes bir iş ve gerekli tazime aykırı olacağı için haram görmüşlerdir. Âlimlerin önemli bir bölümü surelerin tertibinin de bizzat Peygamber aleyhisselam tarafından yapıldığını söylemişlerdir. Âyetlerdeki gerekçeleri sureler için de söylemişlerdir. Fıkıh imamlarının da içinde bulunduğu başka bir görüşe göre de surelerin sıralamasında sahabenin uygulaması da bulunmaktadır ama genel olarak Peygamber aleyhisselam tarafından yapılmıştır. Fukaha namazda surelerin sıralamasına uymadan okuma yapmayı mekruh görmüştür. Elimizdeki mevcut Mushaf’ta bulunan sure ve âyetlerin tertibine sahip çıkmamız ve aykırı bir uygulamayı yapmamamız kesinlikle kitabımıza tazim bakımından gerekli olandır.