Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben insanlara tebliğ yapmakta zorlanıyorum. Bir Müslüman’ı davet etme noktasında bana nasihatte ve öneride bulunur musunuz?
Cevap
Benzer fetvalar
İnsanın nefes aldığı her yer bizim için tebliğ ve davet mekânıdır. Allah rızası için kullanacağımız her kelime bizim için sevap vesilesidir. Allah Teâlâ hiçbir iyiliği zayi etmez. Sonuçları biz değil Allah görecek şuuru ile çalıştıktan sonra cami, vakıf, stat, sokak, dükkan.. Her yer aynı olabilir.
Bu tür sosyal iletişim alanları “din tebliği açısından” güvenli ve etkili bir alan olarak görülmemektedir. Sahipsiz ve kuralsız bir meydan gibi durmaktadır. Orayı tebliğ alanı gibi görmemenizi tavsiye ederiz. Getireceği ile götüreceği arasında oran belli değildir. Kendinizi yetiştirin, çevrenize etki etmeye çalışın.
Tebliğ yapmak bir mesaj atıp görevini bitirmek değildir. Geniş bir zamana dengeli bir yayma ile yapılabilecek bir görevi tebliğ olarak anlamalıyız. Sıkmamaya çalışmak, sabırlı olmak, tekrarları sempatik duruma getirmek bizim görevimizdir. Şu kadar ki, karşımızdaki olumsuz tepkiye doğru kayıyorsa kendimizi biraz geri çekebiliriz. Aksi takdirde hayat devam ettikçe ve biz Allah’ın mü'min kulları olduğumuz sürece onun dinini yaşayacak ve yayacağız. İyiliği emredecek kötülüğü engelleyeceğiz. Bu şartla Müslümanız, elhamdülillah.
Nazik ve tatlı konuşarak tebliğ yaparız. Üzmemeye çalışırız ama yağcılık yapmayız. Kalpler Allah'ın elindedir; O, dilediğini hidayete erdirir. Ancak biz, tebliğ yapmamız halinde daha kötü bir duruma sebep olacaksak tebliği erteleyebilir ya da daha iyi bir fırsat kollayabiliriz.
Allah'ın haram ettiği bir işi yapan insan Allah'a asi bir insandır. Allah'a isyan edilmesine karşı bütün mü'minler ikaz etme, eliyle, diliyle, en azından yüreği ile tepki göstermek zorundadırlar. Bu tepki türlerinden hangisine kudreti yeterse onu yapar. Allah Teâlâ kimseye kudretinin yetmeyeceği şeyi yüklemez. Göstereceğimiz tepkilerden biri de O HARAMI İŞLİYOR DURUMDA İKEN selam vermemektir. Alkol satan büfenin içinde iken o kişiye selam veremeyiz; o anda haram işlemektedir. Büfesinin dışında iken ise haram sahibi ama haram işleme mevkiinde olmayan biri olduğu için sosyal ilişki açısından selam verilmesinde sakınca olmaz.
Böyle bir endişe taşıman bile güzel, sen düzeltmek için değil, düzeltmeye çalışan biri olmak için gayret edeceksin. Kalpler Allah'ın elindedir. O dilediğini hidayet eder. Sen vazifeni yap, gerisine takılma.
davet konusundaki diğer fetvalar
Her şeyden önce biz mümin olarak yaptığımız ücretli veya ücretsiz her işimizde Allah’ın rızasını ararız. Bunu aramak imanımızın gereğidir. Sosyal hizmetleri bir kurum olarak gerçekleştirdiğimizde veya birey olarak adına sosyal hizmet denebilecek bir iş gerçekleştirdiğimizde şu sonuçların dünyada iken önümüze çıkmasını isteriz: Allah’ın mükerrem kıldığı insanı mükerrem duruma getiririz yani insan mahlûkatın içindeki en şerefli konumunda olur. Dinimizin insanı kollamadaki temel çizgilerini sabitleştiririz: İnsan için onun dinini, canını, aklını, neslini ve malını koruruz. İnsanın maddi ihtiyaçlarından elden geldiği kadarını karşılarız, muhtaçlığı gideririz. Böylece yaşadığımız toplumun parçalanması veya zayıflamasını engellemiş oluruz. Bu da Müslüman Toplum-Müslüman İnsan profilini gerçekleştirir. Toplumsal barış güçlü olur. Bu ruh ve görüntüdeki Müslüman Toplum, İslam dinini yaymaya biiznillah muktedir olur.
İslam’ın asılacak sancağı değil örnek gösterilecek Musab gibi davetçileri olur. Davetçiler kendilerini örnek olarak vitrine koyamayınca sancak ve flamalar asılmaya başlandı. Allah için, onun dini ve o dinin devleti için iş yapacak olanlar kendilerini “İşte Yesrib’teki Musab!” denecek konuma getirmelidirler. Sancağı melekler de dikerler biiznillah.
Kâfirlere dini anlatmak kapasite ve imkân meselesidir. Bir hoca ile siz aynı olmazsınız sorumlulukta. Bir de sizin yasal olarak nasıl görüleceğinizi de dikkate alarak baktığınız pencereden sorumlu olursunuz.
Elbette Allah’ın daveti üzerine kulları hacca veya umreye giderler ama bu bir yerden gelen bir sese kulak verip gitmek şeklinde anlaşılamaz.
Bu konudaki incelik şudur: “Fakirleri sofraya uygun bulmama” mantığına dayalı olarak sadece zenginlere mahsus bir sofrada bereket olmaz. Siz sofranıza öyle bir ayrım yapmadan herkesi çağırdığınız sürece bir sıkıntı yoktur. Rahat olunuz.
Bizim asıl vazifemiz dinimize hizmet etmek, davamıza katkıda bulunmak değildir. Biz önce kendimizi korumak, iyi bir mü’min olmak için varız. İyi bir mü’min olmadan başkalarının dindar olmasına hizmet etmek bir tuzak olabilir. Siz önce bu hedefi gerçekleştirin. Böyle bakmazsanız kendinizi kandırmış olursunuz. Bunun için de namaz başta olmak üzere ibadetlerin hakkının verilmesi, Kur'an başta olmak üzere iyi okumaların yapılması, belli zikirlerin günlük uygulama içine yerleştirilmesi önemlidir. Bu açıdan bakmaya çalışır ve ilkeli bir uygulama yapabilirseniz takılıp kaldığınız konuyu da çözmüş olursunuz biiznillah.