İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

İrşad ile tebliğ arasındaki fark nedir? İrşad veli zatlara, tebliğ ise Peygamberlere mi hasdır?

Cevap

Selamünaleyküm. Yüzeysel olarak bakıldığında ikisinin de ulaştığı nokta aynıdır: 'Dini anlatmak.' Ayrıntıya girilecek olursa tebliğ, bir bilgiyi ulaştırmak anlamınadır. İrşad ise, aydınlatma, izah etme demektir. Diğer tafsilat ise çok ileri bir ayrıntıdır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu farkı öyle de söylenebilir böyle de söylenebilir şeklinde anlamalısınız. Sizinki asla yanlış değildir. Onlarınki de söylenebilir.

Bugüne kadar kelimeyi şahadet-i şu şekilde biliyordum; Eşhedu enla ilahe illalla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Bu kanaat, bazı kitaplarda vardır. Hadis ilmi açısından itibar edilebilecek bir bilgi değildir. Bu konuda sahih ve sarih bir hadis yoktur.

Selamünaleyküm hocam. Ettahiyyatu bir çok kişinin dediği gibi miraçta Allah (c.c
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Tebliğ, yanlışı düzeltmek, iyiyi yaymak içindir. Her yerde her zaman yapılır ama mü'min kimliği zedeleyecek şekilde yapılmaz.

Selamünaleyküm. Sayın hocam meyhanede tebliğ yapmanın bir hükmü var mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Lafzai celalin telaffuzunu tam olarak Türkçe karakterle tekrarlamak zordur. Bu nedenle Türkçe karakterler kullanarak bunu size izah edemiyoruz ama öyle bir hata esasen namazı ifsat edecek hata değildir. Bunu söyleyebiliriz.

Selamünaleyküm. Camilerimizin bazılarında hocalarımız tekbir alırken ellahu ekbe
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bizim isteğimiz temennimiz anlamınadır. Allah Teâlâ’nın istemesi ise emretmesi, kader olarak yazması şeklinde anlaşılmalıdır. Kelime benzerliği olarak anlayabilirsiniz.

Selamünaleyküm Hocam. Allah’ın isteğini anlayamıyorum. Bizim ve Allah’ın isteği
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Peygamberlerden birinin adının sıradan bir insan gibi anılmasının abes olacağı her mü'minin bilebileceği bir meseledir. Muhakkak bir saygı ifadesi kullanılmalıdır ki, onların imanımızla alakalı bir isim olduklarını beyan etmiş olalım. Yalnız şunu da bilmeliyiz: Nasıl saygı göstereceğimizi biz belirlersek o saygı olmayabilir de. Ulemamızın izlediği yol ne ise biz de onu izlemeliyiz. HAZRET ifadesi, bu ümmetin ilk neslinin kullandığı bir ifade değildir. Bilhassa Arap olmayan halkların kültürleri içinde oturmuş bir kavramdır. Kelime olarak sakıncalı bir kelime değildir şüphesiz. Ne var ki, bu kelime SAYIN; MUHTEREM gibi anlamlar için kullanılırken bariz bir hataya neden olmaktadır. Allah Teâlâ, peygamberlerden biri, sahabelerden biri, meşayıhtan herhangi biri için kullanılırken bu isimlerin her birini eşit duruma getirmektedir. Bunu kabul etmemiz mümkün müdür? Yaygındır diye bir hatayı neden sürdürelim? Allah ve Mevlana kelimeleri için eşit anlam ifade eden bir kavram kullanılabilir mi? Siz de takdir edersiniz ki, ulemamızın edebine uygun olanı kullanmak daha makuldür. Allah için Teâlâ, Peygamber aleyhisselam efendimiz için aleyhisselam veya sallallahu aleyhi ve sellem, diğer peygamberler için aleyhisselam, sahabeden biri için radıyallahu anh, onlardan sonrakiler için de rahmetullahi aleyh kullanmak edebe en uygun olandır. Bunların hepsi için ismin başına bir HAZRET takmanın ne kadar kalbi rahat ettireceğini ise buyurun siz düşünün. Allah’a emanet olunuz.

Selamunaleykum hocam. Programlarınız çok güzel. Yalnız, ben peygamberler hakkınd

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Zekât vermenizi gerektiren bir durum yoktur.

Selamünaleyküm. Zekât verme hususunda bir sorum olacak. Ben 2 çocuk babası özel
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm, Okuduğunuz kitap, Siret-i Nebi alanında çok değerli bir kitaptır. Fıkıh alanında ise değindiği meseleleri umumiyetle Hanbelî fıkhını esas alarak yazmaktadır. Buna dikkat ederek okumanız gerekir. Her ne kadar Hanbelî fıkhını yazması, bizim açımızdan adeta bir yabancı görüşü beyan ediyor gibi algılanmıyor ise de neticede farklı içtihatların bulunduğu iki ekolün arasında dinimizi yanlış anlamaya sebep olacak hatalar yapmamalıyız. Namazda iftitah tekbiri dışındaki yerlerde ellerin tekbir esnasında kaldırılması meselesinde iki görüş vardır. Bunların birincisi, İmam Şafii'nin ve Ahmed bin Hanbel'in görüşüdür ki, bu görüşe göre rukü’ye giderken ve kalkarken de eller kaldırılır. Bu hususta başta Buharî olmak üzere pek çok muhaddisin yirmiye yakın sahabeden rivayet ettiği hadisler vardır. İkinci görüşe göre ise, sadece iftitah tekbiri esnasında eller kaldırılır. Bu görüşü de destekleyen Ebu Davud ve Nesaî'nin Abdullah bin Mesud radıyallahu anhtan rivayet ettiği hadisler vardır. Birinci görüş sahipleri ikinci görüş sahiplerinin dayanağı olan hadislerin zayıf olduğunu söylemişlerdir. Netice olarak Ebu Hanife (r.a.) aleyhin, kendi zevkine göre bir iş yapması söz konusu değildir. Mezhebinde büyük oranda etkisi bulunan Abdullah bin Mesud radıyallahu anh’ın rivayeti ile amel etmektedir. Bize düşen, bu tür konularda tartışma yerine, amelimizi ihlâsla ve sürekli yapmaya çalışmaktır. Bir de, asırlardır tartışılmış ve üzerinde yığınla eser yazılmış meseleleri yeni keşfetme heyecanı ile ortaya atılmamak olmalıdır. Allah'a emanet olunuz.

Selamünaleyküm hocam. Ben şu an İbn-i Kayyım'ın yazmış olduğu Zadul Mead isimli
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm, Oğul ehliyete sahip ise neden geçmesin? Önemli olan nasıl birinin ümmetin başında olduğudur. Birine kâfir demek için ya çok cesur olmak gerekir ya da aklında kıtlık olması gerekir. Tenkit ederiz, sevmeyiz, sitem ederiz ama kâfir sözü pek ağırdır.

Selamünaleyküm hocam. İki sorum olacak. Birincisi; Babadan oğla geçen halifelik
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm, Sana ilk ve en önemli nasihatimiz şu olsun: Şu fani dünyada ne memurluk ne de başka bir iş, insandan daha değerli değildir. Memurluğun put edildiği bir zamanda yaşıyoruz. Üniversite veya başka bir yerdeki memurluk nedir ki sen o uğurda canınla ilgili şeyleri düşüneceksin? Bu anlayış, mü'min anlayışı değildir. Biz cennet için yaşarız, cennet için yaşadığımızı iddia ederken de cennetin yanında bir hiç olan dünyanın bütünü için bile bir tırnağımızı feda etmeyiz de üç günlük memurluk için neyimizi feda edebiliriz? Yazıklar olsun, yeni nesilleri memurluğa taptırarak yetiştirenlere! Ne kötü bir şey, candan değerli memurluk; olmaz olsun! İyi etmişin de, onurundan değerli olabilecek bir yerden kurtulmuşsun. Şimdi kendine, geleceğine bak, daha fidan gibi gençsin, önünde uzun yıllar var inşallah. İyi bir mü'min olmak için uğraş. Güzel bir yuva kur. İlimse eğer gayen ilim, kimsenin tekelinde değildir. Rızık ise zaten Allah'ın elinde. Memurluk da meraklısının olsun. Sen onurlu bir mü'min olarak yaşamana bak. Zillete düşmeye değmez, hiç değmez hem de, hiç, hiç! Elindeki parayı da al, senin olsun. Harcayabilirsin. Çalmadın, hile yapmadın. Devletin onu senden istemesi durumu olursa o zaman geri verirsin. Sana dualar ediyor, sıhhat ve afiyetler diliyorum. İyi haberlerini bekliyorum.

Hocam ben bir üniversitede araştırma görevlisiyim. Tezim ile ilgili bir konuda y
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Kurumunuz, size özel bir kayıt getirmedi ise bu sizin şahsi hakkınızdır, dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz.

Selamünaleyküm. Hocam ben bir kamu kurumunda çalışmaktayım. Kurum işleri nedeni
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Yellenmeden ötürü taharet gerekmez.

Selamünaleyküm Hocam. Namazı bozan hallerden sayılan arkadan yel çıkması sonucu

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.