İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Genç bir kız veya evli bir kadın kimseye sormadan parasını harcayabilir, yatırım yapabilir mi?

Cevap

Genel kural şudur: Canlı olarak doğan her insan bütün haklarının sahibi olarak doğar; yaşı, cinsiyeti, idraki bu hakları etkilemez. Var olması hakkının da var olması demektir. Çocuk olması, akli melekesinin bulunmaması gibi bazı durumlarda bu haklarının kullanılması kısıtlanır ama cinsiyeti yani kadın veya erkek olması bu kısıtlama nedenlerinden biri değildir. Kadın buluğ ve rüşd ile beraber bu haklarının tamamını kullanma hakkına da sahip olmuş olur. Bekar iken babasının kadının malını kullanmasına izin vermemesi gibi bir hakkı olmaz. Sadece Müslüman bir insan olarak babaya karşı gerekli saygıyı aşma nedeni olarak elindeki malı kullanması yanlış olur. Baba zulmediyorsa böyle bir hakkı da zaten yoktur. Evlendiğinde de kadın kendi malının sahibidir. Dilediği gibi kullanmakta, üretmekte serbesttir. Malını kullanması kadınlık vazifelerini aksatma nedeni oluyorsa bu ayrı bir mesele olarak görülmelidir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ hepimizi razı olacağı işlere erdirsin. Kadın, Allah’ın kulu olarak erkekten farklı değildir. Fıtratının gereği farklı olduğu birkaç alan dışarıda tutulursa kul ve insan olarak kadınla erkek aynıdırlar. Temelde böyle görülmelidir konu. Ümmetimizin bütün âlimleri, sahip olma ve tasarrufta bulunmada erkekle kadının aynı olduklarına ittifak etmişlerdir. Kadını bu hususlarda farklı gören bir âlim yoktur. Çünkü mesele Kur'an boyutunda aynı tutulmuştur, kimse farklı bir iddiada bulunamaz. Kadının mal ve para konusunda ne durumda olduğunu şu başlıklarda özetleyebiliriz: a. Kadının mirastan, hibeden, mehrinden ve çalışıp kazandığından birikimi olabilir. Bu birikim nakit para da olabilir diğer helal kullanılabilen menkul veya gayrimenkul yatırımlar, işletmeler olabilir. Malı olan bir kadın hiçbir engel olmadan malı üzerinde tasarruf edebilir. b. Müslüman kadın öğretmenlik, tıp, el sanatları, ticari işletmelerin bayanlar bölümü, din hizmetleri gibi alanlarda çalışabilir. Kadınlığı ve anneliği eritmeyen helal alanlarda çalışmasında sakınca olmaz. Yeter ki bu çalışma beraberinde harama hizmet, halvet gibi sakıncalar getirmesin. Tesettüründen taviz vermeden, velisi ve eşinin ön izni ile çalışırsa bu çalışması onu asi kul olmaya götürmez. Erkek veya kadın herkes her yerde her zaman Allah’ın şeriatına göre olmaya zaten mecburdur. c. Kadının geçimi açısından mali kaynak ele alındığında ise evleninceye kadar babasının onu geçindirmeye mecbur olduğunu bilmemiz gerekir. Anne olarak da geçimi çocuklarının üzerine görevdir. Eş olduğunda da kocası onu geçindirecektir. Kadının yuva yıkıcı, aile dağıtıcı bir durumu olmadığı sürece bu geçindirme ilkesi dinin teminatı altındadır. Hatta kadın normal çalışan bir kadın olduğunda bile eşi onu geçindirmek zorundadır. Boşanmış durumunda da iddeti bitene kadar eşi onu geçindirir. Baba, eş ve evlat sahibi olmayan kadının geçimi onun miras bağı kurulabilecek akrabaları üzerinedir, yine kadın boşlukta değildir. d. Kadın, olağanüstü ihtiyaç durumundaki çocukları, anne babası ve dede ninelerinin geçimini üstlenebilir. e. Kadının malına eşinin hiçbir şekilde müdahale hakkı yoktur. Erkeğin KAVVAME hakkı içinde kadının malına karışma maddesi yoktur. Kadın malını harcarken bir harama, israfa harcamıyorsa bir başkasına danışmaya mecbur değildir. Bu sormama kuralına eşi de dâhildir. Kadın malı ile alakalı konularda eşine karşı bir eksiklik oluşturmadığı sürece izni dâhilinde iş yapmak zorunda olmaz. Genel kurallar bu şekildedir. Allah Teâlâ erkeğimizle kadınımızla hepimizi helal ve bereketli mal sahibi olmaya kavuştursun.

Hocam, bir grup hanım arkadaş olarak sizden bize KADIN VE MAL konusunda bir ders
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Erkeğin evinin yani eşinin ve çocuklarının ihtiyacı yöre ve zamanın şartlarına göre karşılaması görevidir. Bu görevini ihmal ettiğinde ise eşinin ondan mahkeme yoluyla da olsa ihtiyaçlarını karşılamasını istemesi de hakkıdır. Bu hakkı onun malından izin almadan kullanması durumunda da vebale girmez. İki önemli noktaya çok dikkat etmesi gerekir: a. “İhtiyaç” başka şey “arzu etmek” başka şeydir. Şöyle bir örnek verebiliriz: Çocuk bezi bir çocuk için ihtiyaçtır ama oyuncak onun gibi bir ihtiyaç değildir. Bez almayan bir baba ile oyuncak almayan bir babayı aynı tutamayız. Aynı şekilde kadının kıyafet/gıda/ısınma/kira/su/gaz gibi ihtiyaçları zorunludur ama makyaj öyle bir ihtiyaç değildir. Bu çizgiyi yaşanan yöre ve zaman etkili bir şekilde belirler. b. İhtiyacı karşılamakla intikam almak da aynı şeyler değildir. Dinimiz bu meselede kadının tabii haklarının giderilmesindeki aksaklığı gidermek için izinsiz de olsa parasını harcamaya ruhsat vermiştir. Bu ruhsatı ise “ihtiyaç” ile sınırlamıştır. İntikam ile ihtiyaç benzetilirse ortaya vebal girer. Bu iki çizgiye dikkat edilmesi gerekir. Zira eşlerden biri de olsa kimse kimsenin malı üzerinde tasarruf hakkına sahip değildir. Ne kadın erkeğin malında ne de erkek kadının malında tasarruf hakkına sahip olmaz.

Kocam çok cimri bir insandır. Kendisine bile harcamaz. Malı olmasa dert etmeyece
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimiz, insanların malını korunaklı bir mevkide tutmaktadır; kimse kimsenin malından alamaz. Genel kural böyledir. Bunun tek istisnası babanın evladının malından almasıdır. O da sınırsız bir alma değildir. Baba muhtaç ise evladı da ona vermiyorsa alabilir. Bu alma evladını zora sokacak şekilde olursa caiz olmaz. Bir çocuğundan alıp diğer çocuğuna verirse yine caiz olmaz. Siz eğer babanız sebebiyle mesela evinizi geçindiremez duruma düşüyorsanız babanızın da aslında aciliyeti yoksa vermeyebilirsiniz. Beddua etmesinin anlamı yoktur. Bunun haricinde, sabredin ve kazanın.

Hocam, Allah affetsin beni. Babamla bir sorunu çözemiyoruz. Ben çalışıyorum kaza
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kişinin hayattayken malını paylaştırmasına miras değil hediye ismi verilir. Miras ise kişi öldükten sonra malının paylaşılmasına denir. Bir kimse hayattayken malını paylaştırmak isterse tüm çocuklarına eşit bir şekilde dağıtım yapmalıdır. Ancak engelli olan çocuğunu muhtemel mağduriyetini önlemek amacıyla ona diğer kardeşlerine göre daha fazla hibe/hediyede etmesinde âlimler sakınca görmemişlerdir. Babanıza hak/ölüm vaki olur ve geride mal kalırsa; -Eğer mirasçılar kendi aralarında anlaşarak paylaşırlarsa (rızâî taksim) sakıncası yoktur. Fazla hakkı olanlar daha az hakkı olanlara hediyede bulunmuş sayılır. -Eğer kendi aralarında anlaşmazlarsa miras hukukunun yargı boyutu devreye girer. Buna göre de mirasçılar tespit edilip hakları verilir. Bize yazdıklarınıza göre erkeğe iki, kıza bir şeklinde taksim edilmelidir. Belirttiğiniz mallar üzerinde anlaşamazsanız tüm mallarınız satılığa çıkar ve iki erkek bir kız şeklinde taksim edersiniz.

Hocam babamın yatırımlık bahçesi, iki evi, arabası ve bankada parası var. Bir ab
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bizim fıkhımızda kimse kimsenin malına ortak olmaz. Evlilik malda da ortaklığı gerektirmez. Eğer ortaklığı gerektiren bir beraberlik varsa o ayrı bir durumdur. Helalleşmek uygun bir tavırdır ama kimse hakkını helal etmek zorunda değildir. Helallik vermek de mecburi değildir. Boşama ve boşanma bir suç değildir, geçinememek nedeniyle boşanma ortaya çıkacağından, ne boşayan ne boşanan vebale girmez. Bu arada başka haklar devreye girerse onu düşünmek gerekir. Geçmiş olsun, sabırlı olun.

1- Yasalara göre evlilik döneminde edinilen malda kadın ve erkek eşit hakka sahi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mevcut paylaşım dine uygun değildir. Bir insan sadece evlilik sebebiyle eşinin malının ortağı olamaz. Bu ancak rıza ile olabilir. Henüz ortada nikâh bile yokken böyle konuların eksene alınmasını evliliğin geleceği bakımından sakıncalı buluruz.

Kıymetli hocam bana hiç bilgim olmayan alandan soru geldi. Beni bu noktada aydın

aile konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Size ve eşinize şunları not edebiliriz: Anne baba başta olmak üzere akrabalarla sılayırahim bağını koparmamanın Allah’ın emri olduğunu yani dindarlığımızla ilgili olduğunu tartışamayız. Bu böyledir. Evlenmek bir kadın için baba evinden koca evine geçmektir. Bunu da kabul etmek zorundayız. Hem evli hem babasının evinde gibi olmak kabul edilemez. Dinimiz kadınların evlendikten sonra anne babalarını ziyaret etmeleri konusunda gün ve şekil belirlememiştir. Bu konu esnek bırakılmıştır ki herkesin şartlarına uygun olanı aile bireyleri kendileri tayin etsinler. Anne babanın evinin yakınlığı veya uzaklığı, kadının ve eşinin evindeki imkânlar ve şartların yönlendirmesi gibi belirleyicilerin ortalaması bulunarak bir uygulama yapılabilir. Aynı semtte yaşayanlar için haftada bir gün olabilir, biraz uzakta olanlar için ayda bir olabilir. Veya eşler kendi şartlarına uygun olabilecek bir süre belirleyebilirler. Gün içinde görüntülü görüşme ile bağlantı kurulduğu halde haftada birkaç gün ziyaret için anne baba evine gitmek ancak ağır hasta bir baba ile ilgilenme zorunluluğu ya da afet sonrası gerekenler gibi bir durumda doğru olabilir. Daha ilerisi eşlerin henüz yuva kuracak kıvamı yakalayamadıklarını gösteren bir işaret olabilir. Bunun sonu da her ikisinin de baba evine dönmek şeklinde gelebilir. Bu konuyu olmazsa olmaz düzeyinde tartışan bir eş muhakkak aile danışmanı veya bir psikologla görüşmelidir. Asıl mesele içerideki başka bir takıntı olabilir. Üçüncü bir kişinin tavsiyelerine uyularak orta bir yol bulmaya çalışılmalıdır.

Hanımım bıraksam her gün annesinin yanına gidecek ve orada kalacak. Bu nedenle d
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ hepimizi mağfiret buyursun. Bilmeyerek, istemeden düştüğümüz hatalar biiznillah af kapsamında kalır. İstiğfar ettiğinize ve bundan sonra dikkat etmeye azimli olduğunuza göre mesele yok demektir. Eşinizin aklını karıştırmanızın da gereği yoktur. istiğfar ettiğiniz hatalarınızı unutun gidin.

Ben 26 yaşında evli bir hanımım. Eşimi kapıdan uğurlarken babam yaşlarında olan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah’ın cennetine girmek isteyen herkes anne babasının hizmetinde bulunmak zorundadır. Evli veya bekâr olmak bu kuralı değiştirmez. Çünkü bu bir ibadettir, ibadet herkesin sorumluluğudur. Böyle bir ayrıma gitmeden herkes namaz kıldığı gibi ebeveyninin rızasını kazanmaya da gayret etmelidir. Gücünün yetmediği bir noktaya gelen elbette güç yetiremediğinden sorumlu olmaz. Sizin durumunuzda da anne-babanıza hizmet edebilmek niyetiyle bulunduğunuz şehirde kalabilmeyi istemeniz makul bir durumdur. Ancak evlilik ihtiyacınızın sizi sıkıştırdığını hissedip şehir dışına dahi razı olacak bir duruma gelmenize rağmen hâlâ şehirde kalmak istiyorsanız kaş yaparken göz çıkarmış olursunuz. Üzerinize düşen vazifeyi yaptıktan sonra kendi ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurmanız gerekmektedir.

Hocam evlilik için bazen çevre şehirlerden söyleyenler oluyor, ben ise sadece ya
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir eşin diğerine “namus” konusunda ithamda bulunması ağırdır ve kalpte yara açar. Ama burada hemen “boşanma”yı ilk çare görmek doğru değildir. Bu durumda öncelikle eşinizle sakin bir ortamda konuşarak, “Böyle bir şüphe nasıl oluştu?” sorusunun cevabını anlamaya çalışmalısınız. Şüphe, çoğu zaman yanlış anlaşılma, evham ya da dışarıdan gelen fesat sözlerden doğar. Şayet bu evham ise sizin güven verici, net ve vakur tavrınız, onun yersiz endişesini dağıtacaktır. Biraz sabır gösterin, eşiniz özür dileyecek ve bu konuyu kapatacak, ailesi de fitneye kapı aralamayacak. Herkes kendi payına düşen fedakârlığı yaparsa, bu evlilik yara almadan yola devam eder. Boşanma, bütün imkânlar tüketildikten, güven tamamen yok olduktan sonra düşünülecek en son yoldur. Şu an, altı aylık bir evlilikte hâlâ tam oturmamış güveni inşa etmek yerine yıkmak çok daha kolaydır. Kolay olana kaçmayın. Yuvanız için fedakâr olun. Allah evinize huzur versin, gönüllerinizi birbirinize ısındırsın.

Altı aylık evli bir kadınım. Eşim namusundan şüphe duydu ve beni sorguya çekti.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir genç kızın yemesi, barınması, giyinmesi kendisinden sorumlu olan babanın görevlerindendir. Bir ailede baba veli konumundadır, bu sebeple evini geçindirmek de kendisine aittir. Bu süreçte farklı bir durum olmadıkça bir evladın çalışmasına gerek olmamaktadır. Ailede olağanüstü bir durum vardır ve ailece maddi bir kalkınma ile mücadele edilecek bir durum olmuşsa ise o zaman uygun şartlar altında gerekirse tüm aile çalışarak destek verilir. Sizin durumunuza gelince elhamdülillah ki çalışma zorunluluğu olan bir durumda değilsiniz, maddi bir sıkıntı yaşamıyorsunuz. Bu durumda ailenizin sizden çalışmanızı talep etmesi söz konusu olmaması gerekir. Belki maddi destek için değil de babanız çevresine kıyas ederek “benim de kızım çalışsın” der duruma gelmiş, çevresinden etkilenmiş olabilir. Sizi üzmeyi kasıtlı yaptığınızı düşünmeyin öncelikle ki şeytan aranıza soğukluk sokmasın. Bundan sonraki süreçte; - Kendinizi geliştirecek farklı meşguliyetler bulabilirsiniz, aileniz bundan memnun olabilir. - Onları asla incitmeyin ve bu durumu işinden çıkılmaz olağanüstü bir durum olarak görmeyin. - Onları mutlu etmek istediğinizi hissettirin, kullandığınız yumuşak dil size karşı muameleyi de farklılaştıracaktır. - Sonunda çalışmak zorunda bir durum söz konusu olursa kendinizi geliştiren, Rabbimizin razı olacağı ortamları tercih etmeye çalışın. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Dua eder dua beklerim.

Hocam, ben bekâr bir genç kızım ve ailemle birlikte yaşıyorum. Çok şükür maddi d
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah senin bu gayretini, gözyaşını, dua dolu kalbini zayi etmez. Her cümlenden imanın diriliği, sabrın güzelliği ve bir Müslüman kadının ailesi için duyduğu derin merhamet okunuyor. Allah seni razı olduğu yolda daim eylesin, işini kolaylaştırsın, kalbini ferahlatsın. Ne yapabilirsin? Önce kendi kalbini koru. Şeytan bazen en çok "Acaba Allah kabul eder mi?" diyerek seni yoldan döndürmeye çalışır. Unutma: Yaptığın her doğru hareket, Allah içinse kıymetlidir. Senin yolunu açan da O’dur, adımını gören de O’dur. Eşini zorlamadan, örnek olarak devam et. Namaza kaldırırken sertlik değil, sevgi ile yaklaşman; bazen sadece yanında kılman bile çok etkili olur. Namazı öğrenmesi zaman alır ama öğrenme isteği varsa bu bile çok büyük bir işarettir. Tarikat meselesinde içini rahatlatayım: Tarikatlar İslam’ın dışında yapılar değil ama her tarikat doğru usulle gitmez. Gittiği yeri dinle, usullerine bak, şeriat ölçüsünde mi, değil midiye ölç. Eşini sadece sohbete yönlendirmen, niyetin temizse, sorun değildir. Ancak rahatsızlık duyduğun, kalbine oturmayan bir durum varsa uzak kalmakta haklısın. Zaten namazı, Kur’an’ı öğrensin istiyorsan, bu temel ihtiyaçlarını sade kaynaklarla da öğrenebilir. Kardeşin için: Genç yaşta harama bulaşmış ama sen onun elini bırakmamışsın. Bu büyük bir sevap. Namaz kılmasa bile onu namaza kırmadan çağır. Belki onunla gönül diliyle konuşmak, nasihat etmekten daha tesirli olur. Yaptığını anlat, değişimin faydasını paylaş, suçlama. Dua etmeye devam et. Babanla ilgili geçmiş acılar sende yaralar bırakmış ama sen hâlâ aileyi bir arada tutuyorsun. Bu çok büyüklüktür. Allah seni rahmet sebebikılmış olabilir. Kırmadan, küsmeden ama sınırını da bilerek davran. Ailenin iyiliği için çalış ama kendini yok sayma. Kardeşim, senin bu yükün ağır gibi görünse de her sabrın sonunda bir “ferahlık kapısı” vardır. Sen yolun başındasın, sabırla devam et. Bu aile senin dualarınla ayağa kalkacak inşallah. Unutma, Allah niyeti samimi olanı destekler. Sen anlatırsın, O hidayet verir. Sen kaldırırsın, O ayağa diker. Dualarım seninle. Vazgeçme. Sen çok kıymetli bir yoldasın.

Hocam, benim eşim namaz kılmayı bilmiyor. Az bir bilgiyle sabahları onu namaza k

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.