Fetva Meclisi
Soru
Bazı ibadetler kadın açısından düşünüldüğünde kocasından izin almadan yapamaz deniliyor. Bunun mantığı ne olabilir? İbadet Allah için yapılıyorsa neden kocadan izin gerekiyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Kadın ve erkek herkes Allah’ın kuludur, yaşayan Allah için yaşar, ölen Allah için ölür. Kimse kimsenin kulu olmaz/olmamalıdır. Şu var ki insanlar olarak birbirimize karşı sorumluluklarımızı ibadet kalkanı altında ezemeyiz. Allah’ın hakkını Allah’a, kulun hakkını kula vermeye mecburuz. Bugün yaşamaya mecbur edildiğimiz batı kaynaklı aile hayatında eşler arasında sözde bir eşitlik ihdas edildiği için dinimizin bazı emirleri ve kuralları anlaşılamıyor, mesele budur. Kadın, evlendikten sonra onunla nikâhlanan erkeğe karşı bazı sorumluluklar üstlenmektedir. Erkek de ona karşı bazı sorumluluklar üstlenir. Bunun sonucu olarak da her şeyde serbest olamama gibi bir kural oluşur. Temel çizgileri itibariyle konu şöyledir: 1. Kadın, Allah’ın emrettiği farzları yaparken kimseye sormaz, sorması gerekmez. Namaz, farz olan hac, zekât böyledir. 2. Kadının kendi özel malını kullanırken de kocasına bir şey sorması gerekmez. 3. Nafile olarak namaz kılacağı zaman, eşinin onunla sıcak ilişki içinde olmak gibi bir arzusu varsa namazı araya engel gibi koyma hakkı yoktur. Namaz nafiledir ama o esnada aile saadetinin gerekleri acildir. 4. Erkeğin aile içi ilişkilerle alakalı özel beklentilerinin bulunduğu bir günü NAFİLE oruçla geçirmeye kadının hakkı yoktur. Böyle bir kalkan durumuna geçirilmiş nafile oruç tahrimen mekruh oluşturur. Eşinin evde olmadığı bir zamanda ise nafile oruçla alakalı bir sıkıntı yoktur. Ya da eşinin bu konularda hassasiyeti olmadığını bilen bir kadın için de sorun yoktur. 5. Aynı kural i’tikâf ibadetinde de vardır. Kadının eşine rağmen i’tikâf yapması bir kaçamak ve ibadeti kaçamağa sığınak yapmak olacağından caiz görülmemiştir. Bu örnek kurallardan anlaşılıyor ki dinimiz, aile içi huzuru nafile ibadetlerin de üstünde görmektedir. Erkeğin, şeytanın kışkırtmalarına fırsat oluşturabilecek mazeretler bulmaması için kadına nafile ibadetlerde bu dengeyi gözetmesi emredilmiştir. Konuyu bu şekilde anlamalıyız.
Selamünaleyküm. Müminler olarak farz ibadetlerde birbirimizi ikaz eder, hataya müdahale ederiz. Nafilelerde ise sıkıştırmak, baskı kurmak nafilenin kendi mantığına aykırıdır. Bilhassa eşler birbirlerini bu hususta kırmamalıdırlar. Şeytan işi inada sürükleyebilir. Bunun sonucu da kaş yaparken göz çıkarmak olur.
Selamünaleyküm. Nikahlı bir kadın, FARZ İBADETLER DIŞINDAKİ NAFİLELER için eşinden izin almalıdır. Maksat Allah rızası ise hüküm budur. Erkek de bu hususu cahiliye inadına bindirmemelidir.
Tam haram denebilecek bir pozisyonla karşılaşırsanız ne nafile ne de farz bir iş o harama mazeret olamaz. Riskten söz ederseniz o risk her yerde bulunabilir. Kendinizi koruyacaksınız. Başka türlü bu ülkede bir iş yapılamıyor. Allah yardımcınız olsun. Size dualar ederim, sizden de dualar beklerim.
Dinimizde farz olan ibadetler, gerekli şartları taşıyan kadın-erkek herkesin yapması gereken bireysel ibadetlerdir. Bu ibadetleri yapması için eşlerin birbirlerine engel olması caiz değildir. Bununla birlikte Hanefî ve Hanbelî mezheplerine göre haccın farz olması için gidip gelinceye kadar yeterli maddî imkânın yanı sıra kadının yanında bir mahreminin de bulunması gerekir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/419; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/230) Şâfiîlere göre üç veya daha fazla güvenilir kadın, yanlarında eş veya mahremleri olmasa da hacca gidebilir. Mâlikî mezhebine göre ise bir kadın, güvenilir bir grup içerisinde olması hâlinde tek başına hacca gidebilir. Ancak kadınlardan oluşan bir grup içinde olması tavsiye edilir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/216; Desûkî, Hâşiye, 2/9-10) Bu itibarla Hanefî mezhebine göre evli bir kadının kendisiyle birlikte gideceği bir mahremi yoksa hacca gitmesi uygun değildir. Ancak kocasının iznini ve rızasını alan bir kadın, güvenilir bir hac organizasyonuyla Şâfiî ve Mâlikî mezheplerini taklit edip mahremsiz olarak hacca gidebilir. Haccın gerekli şartlarını taşıyıp yanında bir mahremi olan kadının farz olan hacca gitmesine eşi engel olamaz. Buna hakkı yoktur. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/231) Umre farz olmadığı için yanında mahremi olsa bile kocasının izni olmadan bir kadın umreye gidemez.
Kadın, evlendikten sonra eşinin izni olmadan evden çıkamaz mı? Kadın, meşru bir gerekçe ile evden çıkabilir ve akraba veya arkadaşlarını ziyaret edebilir. Ancak kocasının izni olmadan gereksiz yere sürekli dışarı çıkması doğru görülmemiştir. Ancak burada "izin" kelimesi yanlış anlaşılmamalıdır. Kadın, anne-babasını ve mahremlerini ziyaret etme hakkına sahiptir. Kadının sosyal hayatı tamamen kısıtlanamaz. Eş, kadının İslam’a uygun olan arkadaşlıklarını tamamen yasaklayamaz. Bir erkek, eşinin akraba veya arkadaşlarıyla görüşmesini ancak şu durumlarda sınırlayabilir: 1) Eğer o çevre, evliliğe zarar veriyorsa eşinin arkadaşları veya ailesi, evliliğe fitne sokuyorsa, yanlış yönlendiriyorsa, koca bu konuda hakkaniyetli bir şekilde önlem alabilir. Örneğin: Eğer eşinin arkadaşları sürekli ona evliliği kötülemeye, kocasına karşı doldurmaya çalışıyorsa, burada bir denge kurulması gerekir. 2) Eğer gittiği yerler haram veya şüpheli ortamlarsa kadın, İslam’a aykırı bir ortamda vakit geçiriyorsa (dedikodu, haram olan eğlence vb.), koca bunu engelleme hakkına sahiptir. Ama İslam’a uygun bir arkadaş çevresi varsa, bu kısıtlama olmaz. 3) Ev içindeki denge bozuluyorsa, kadın, sürekli dışarı çıkıp evi ihmal ediyorsa, koca bu konuda uyarıda bulunabilir. Ama kadın, eşinin ve çocuklarının hakkını gözetiyorsa, kısıtlama gereksiz olur. Evlilik öncesinde bu konuları açıkça konuşun. Eş adayın, akraba ve arkadaş ilişkileri konusunda katı mı, esnek mi olduğunu bilmek çok önemli. Allah hayırlı kapılar açsın, gönlünüze huzur versin.
evlilik konusundaki diğer fetvalar
Evliliğin vakti var, o vakit gelince onu kimse erteleyemez. Sen üzerine düşeni yap, sabret ve gevşeme.
Mesele tevbenin nasıl olduğu meselesidir. Gerçek ve samimi bir tevbe (kendini aldatmak için söylenmiş sözler değil) günah sahibini günahsız duruma getirebilir. Eğer tevbe samimi ise kul temizlenmiş demektir. Öyle biri ile de evlenmekte sakınca yoktur.
Peygamberimiz aleyhisselam evlenecek bir erkeğin evlenmek istediği bayana bakmasını emretmiştir. Buradaki bakmayı emretme MENDUP (yapılmaması durumunda sakınca oluşturmayacak emir) DÜZEYİNDE bir tavsiyedir. Farz veya vacip değildir.
Kızım, Allah seni tam bir belanın eşiğinden kurtarmış iken böyle mi yapman gerekirdi? Kendine gelmelisin. Gerekiyorsa tekrar psikoloğa git. Telefonunu değiştir. Ona tekrar bağlantı kurarsa polise bildireceğini söyle. Kendini yoğun işlerle meşgul et. Çokça Kur'an oku, kitap oku. Gıdanı kontrol et. Ve ilk fırsatta temiz biri ile evlenmeye bak. Sabret kızım sabret ve kazan bu çileli dünya sınavını. Allah yardımcın olsun.
Geçmiş için istiğfar etmek yeterli bu durumda. Duygularımıza hâkim olamayız ama tavırlarımıza hâkim olabiliriz. Ebeveynin rızasını esas alarak yol almaya bakın ki bereketli bir hayatınız olsun.
Şunu unutmayın: İnsanlar yüzde yüz denebilecek bir sevgi ve sempati ile girdikleri evlilik süreçlerini bile kötü sonlandırıyorlar. Siz onca tereddütten sonra nasıl mutlu olacaksınız?