Fetva Meclisi
Soru
Bu sene tanıştığım bir kız arkadaşımız var. Bu arkadaşım kendisini erkek gibi hissediyor, görüntüsü de tam olarak erkek gibi. Biz bu arkadaşımıza yardımcı olalım diye ara ara evimizde misafir ediyoruz fakat bize misafir olduğu zamanlarda erkek gibi hissettiğini fazlaca anlıyoruz. Bir kız arkadaşının da olduğunu öğrendik. Biz bu durumdan şüphe etmeden önce bu durumu güvendiğimiz bir hocamıza sorduk; hocamız da bize, bu durumda bir şey olmadığını ve kız olduğundan bir sakınca olmadığını söyledi. Fakat benim içim rahat değil hocam. Bu arkadaşa nasıl yaklaşmalıyız ya da bu durumda nasıl davranmamız gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Önce kendinizi koruyun. Sonra da onu bir doktora sevk edin. Kesinlikle önce kendinizi düşünmek zorundasınız. O hastalık bulaşıcıdır. Dikkatli olun.
Evlenmek, şu andaki riskli durumdan kurtulmak anlamında seni ileriki dönem için rahatlatacak ise acilen evlen. Hayırlı çıkarsa ne güzel. Değilse makul bir gerekçe ile kurtulursun. Yalnız şunu unutma: TEVBE ET VE TEVBEN CİDDİ OLSUN!
Kızım, Bu bir hastalık gibidir; iyi olmasını beklemen ve iyi olması için çalışman gerekir ama ne zaman ve nasıl iyi olacağını kestiremezsin. Bilhassa senin gibi taze beyinler bu hususta çabuk yıpranabilir. Sana tavsiyem seni etkilememesi açısından onunla bağlantını mesafeli duruma getirmendir. Özellikle onu çok önemsediğini anlarsa bir tür zevk için sana karşı inatlaşır. İtibar etmediğini ve onu kendi hâline bıraktığını anladığında ise en azından inatlaşmayacak ve daha çabuk aklını başına alacaktır. Sadece öğrenmek için sorduğu soru olursa ona cevap ver ama tartışmaya girme onunla. Allah sizin neslinize yardım etsin kızım, bu tür felaket haberlerine hazırlıklı olun. Sana dualar ediyorum.
O kişinin ne yaptığını ve ayrıntısını bilemediğim için onun yaptığı hakkında bir yorum yapamam ama sizin yanlış olduğunu bildiğiniz bir şeyi yapana tavır koymanız ve bu tavrı ileriki hayatınız için bir dönüm noktası yapmanız doğru olandır. Aranızda bir idrak farkı varsa bu fark en azından sizin ona karşı karar verme aşamasını erteleme gibi bir sonucu getirmelidir. Yarın başınıza gelebilecek bir sıkıntıdan önce bugünden tedbir almanız bunu gerektirir.
Birincil gayeniz kendinizi korumak ve o ortamlarda erimemek olsun. Siz sağlam kalırsanız o kalışınız biiznillah ümmetinize hayır getirir. Bunun ötesinde de şeriatımızın temel haramlarını gözeterek yaşamayı ilke edinin. Erkeklerin bulunduğu bir ortamda da zorunlu bir durumda ders verebilirsiniz mesela. Bu dersinize çıkarken sizi izleyecek erkeklerin gözüne cazip gelmeyecek bir kıyafetle çıkarsınız ve adeta sokakta yürür gibi olan kıyafetinizle bunu yaparsınız ve sorun olmaz. Bu da şüphesiz birincil göreviniz olması gereken kendinizi koruma ciddiyetinizle sağlanabilir. Devam edin ve çalışın. Onların fikirlerinden korkmayın, muhtemel kendi gevşekliğinizden korkun. Allah yardımcınız olsun.
Biz sadece kendimizi kötülük yapmaktan alıkoymakla iyi Müslüman olamayız. Kötülük yapanlara tepki göstermek ve onlarla aramıza mesafe koymak, bu uğurda arkadaşlıklara çizgi çekebilmek de Müslüman olmamızın gereklerindendir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bocalamaya gerek yoktur. Evliliği yediğimiz rızka da benzetebilirsiniz. Rızık da evlilik kadar önceden yazılmıştır. Biz onu temin etmek için nasıl mücadele ediyorsak evlilik için de aynısını yapıyoruz/yapmalıyız. Felsefesi ile vakit geçirmek gereksizdir. Ekmeğinize benzetin evliliği ve gerekeni yapın. Fırında seyretmekle ekmeği karnınız doyuyorsa önünüze çıkan kısmetleri de seyredin ve bekleyin.
Rabbimiz bu dünya hayatında birbirimize zulmetmemizi haram kılmıştır. İnsan, cin ve hayvan bütün mahlukat zulme karşı her şeyin adaletle hüküm altına alınacağı bir güne karşı ikaz edilmiştir. Orada tam anlamıyla adalet gerçekleşecektir. Buna göre şu incelikleri mü'min olarak zihinlerimize nakşetmeliyiz: a- Dünyada yapılan zulümler asla karşılıksız kalmayacaktır. Kıyamet gününde Allah Teâlâ yüzde yüz adaleti gerçekleştirecek mizanını kuracaktır. b- Kıyamet günü adaleti gerektirecek zulüm, en ağır işkenceden bize göre en basit zannettiğimiz kırıcı bir kelime veya harfe kadar her şeyi ihtiva etmektedir. Tarla işgalinden gıybete varıncaya kadar her şey bu zulüm kavramına dahildir. c- Allah Teâlâ'nın kıyamet gününde adaleti ile düzelteceği zulüm kimden olursa olsun, mazlum kim olursa olsun kural aynıdır. Buna göre de mazlum mü'min bir insan veya kâfir bir insan, cin veya hayvan olabilir, hüküm aynıdır. Zulmeden kâfir zulüm gören de mü'min ise adalet işler. Zalim mü'min, mazlum kâfir ise adalet işler. O kadar ki, iki hayvan arasında bile adalet işletilecektir. Elbette iki hayvan arasındaki adalet, insanlar arasındaki adalet değil Allah Teâlâ'nın azametinin ispatı cihetinde anlaşılabilecek bir adalet olur. d- O günkü adalete dosya ertelememek gerekir. Büyük küçük demeden herkes, ikinci bir insandan veya hayvandan hak geçirmeden üzerine ahirete gitmelidir. Eğer bir hak varsa burada helalliği muhakkak alınmalıdır. Orada hak sahibinin mü'min mi kâfir mi olduğuna bakılmayacağına göre burada kâfir bir hak sahibinden bile helallik alınmalıdır. e- Ahirette helalleştirilme yani adaletin nasıl sağlanacağı konusunda ayrıntılı bilgimiz yoktur. İnsanların ibadetlerinden alınıp verileceği veya günahlarından yüklendirileceği şeklinde temel bir bilgimiz vardır ama bu mü'minler arasındaki helalleşme içindir. Kâfirlerle orada nasıl helalleşileceğine dair açık bir nas bilmiyoruz. Helalleşme kesin ama şekli meçhuldür. Bu da bizim kâfirlerden hak taşıma riskimizi daha dikkatli düşünmemizi gerektirmektedir. f- Kâfirler iki grupta ele alınabilirler. Birinci grup, bizimle savaşan, bize karşı kastı bulunanlardır. Onlarla aleni bir savaş içinde bulunuyorsak doğal olarak savaş şartları ile onlara muamele ederiz. Dinimizin savaş şartları hakkındaki talimatları açıktır. İkinci grup ise bizimle bir savaşı olmayan ve bize karşı kastı bulunduğuna dair bir bilgimiz bulunmayanlardır. Onlarla ilişkilerimiz tam anlamı ile bir insanî ilişki niteliğinde olur. Bilhassa bunların hakkının üzerimizde kalması kesinlikle ağır bir vebaldir. Onların kâfir olmaları haklarının ihlal edilebilmesi neticesini getirmez. Gerekiyorsa onlarla burada helalleşme yolunu buluruz, ahirete kaldığında ise onların hakkı bizden muhakkak alınır. Allah'a emanet olunuz.
Toplamı için bir defaya mahsus ardı ardına altmış gün, artı yirmi gün tutmanız inşaallah yeterli olur. Allah kabul etsin.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabında görmediğimiz işler ve sözlerdir bunlar.
Nisa suresinin ayeti size direkt olarak bu hakkı tanımaz. Evlenirken yani nikâh akdi esnasındaki anlaşmanızda konuşulmuş olması veya serbest bırakılmasına göre bu kararı verebilirsiniz. Siz, İstanbul’dan bir kızla evlendi iseniz normaldi onu, İstanbul gibi büyükşehir olan bir yere götürebilirsiniz. Mesela Niğde’den evlendi iseniz o düzeyde bir şehrin altına götürmemeniz gerekir. Size şöyle bir ikazımız olsun: Bir ailede bu tartışmanın başlaması çok riskli bir başlangıçtır. Aile fertlerinin birbirleri için bu kadar bir fedakârlığı yapamamaları sakıncalı bir gidişatı gösterir. Eşinizi böyle bir konuda ikna edebilecek düzeyde olmalı idiniz. Aranızdaki muhabbet bu düzeye yükselmelidir. Bunu biliniz. Allah yardımcınız olsun.
Katılım bankalarının yaptığı işlem TEVERRUK âlimlerin önemli bir bölümünün caiz gördüğü bir işlemdir. Sözünü ettiğiniz kurumlar bunu ne kadar ve nasıl uyguladıklarını bilmiyorum.