Fetva Meclisi
Soru
Hocam, öncelikle hocam şükürler olsun halimiz yerinde. Hac ile ilgili bir cemaatten ablamız kalabalıktan dolayı mahremiyete dikkat edilmediği için umreye gittiklerini, Hacca gidemediklerini söylediler. Bu dediği ne derece doğru? Ne yapmamız lazım? Haccın zamanından beri izdihamla yapıldığı bilinen bir gerçektir. Hatta hac için meşakkat kelimesi bile kullanılmıştır. Buna rağmen bayanların izdihamdan kaynaklanan bir nedenle haccetmeyecekleri kadim ulemamızın kayıtları arasında yoktur. Evet, bir meşakkat vardır ama bayanların mahremiyete dikkat edemeyecekleri, etseler de muhakkak vebale girecekleri şeklinde bir tespit doğru değildir. Bayan olarak haccetmelerine mani bir durum yoksa bu belirttiğiniz nedenle haccı ertelemelerinin vebal olacağını düşünürüz. Bir tür evhamla söylenmiş söz olmalıdır bu.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Mikat dışından Mekke'ye girecekler HAC VEYA UMRE YAPACAKLARSA mikattan ihrama girmelidirler. Mikattan ihrama girmeden Mekke'ye girenler, hac veya umre yaparlarsa kurban cezası vermeleri gerekir. Bazı alimlere göre bu sadece hac ve umre yapan için böyledir. Ancak cumhuru ulema yani alimlerin ağırlıklı görüşüne göre Mekke'ye girmenin şartı budur. Siz ise Cidde'de ikamet ettiğinize göre Mikat sınırları içinde bulunuyorsunuz. İhrama girmeniz için mikat dışına çıkmanız gerekmez. Bulunduğunuz yerden ihrama girerek umre yapabilirsiniz. Özel durumunuza gelince sizin Mekke'ye girişiniz, Mikat içinden olduğuna göre ve yoğun giriş çıkış yaptığınızdan her seferinde ihrama girip umre yapmanız gerekmez biiznillah. Haremi şerife girdiğinizde yapacağınız en büyük iş, onun azametini ihlal edebilecek bir hata yapmamak olsun. Tavaf yapmaya çalışın. Bir sahifede olsa Kur'an okuyun orada. Çalışırken bile zikir yapın. Dünya kelamını azaltmaya çalışın. Kul hakkına azami riayet edin. Oradaki işinizi Mekke'ye, Haremişerife ve mü'minlere hizmet niyeti ile yapın, yaptığınız ebedi size ecir kaynağı olsun. Ve dua edin, dua edin, dua edin; kendinize, ailenize, isteyenlere ve bu kardeşinize..
Değerli kardeşim: Biz bir ümmetiz; iyilerimiz ve kötülerimiz, çalışkanlarımız ve tembellerimiz, sadıklarımız ve hainlerimiz hep bir arada ümmetiz. Hayal üzerinden değil, gerçekler üzerinden yaşamak zorundayız. Sizin şikâyet ettiğiniz durumu bir camide de bulabilirsiniz. Camiyi mi terk edeceksiniz? Madem biz bir ümmetiz, bir arada olmaya mecburuz. O zaman bir arada olmanın gerektirdiği zorunluluklara da katlanacağız. Her terslik gören bırakıp giderse ne olur ümmetimizin hâli? Şöyle yapmanızı tavsiye ederim: Ortada açık bir haram varsa hiç tereddüt etmeyin; hemen ikaz edin. Düzelirse ne ala, düzelmez ve haram devam ederse terk edin. Bir gün bile beklemeyin. Ortadaki haram değil de hata denebilecek şeyler ise siz yine ikaz edin, doğru bildiğinizi söyleyin. Düzelirse ne güzel, düzelmezse iki seçenekten birini uygulayacaksınız: Söz konusu yanlış, ciddi bir zarar ve vebal oluşturacak noktaya kayıyorsa siz oradan uzaklaştırılma veya pasifiz edilme pahasına da olsa yanlışı yapmayın, yapılmasına izin vermeyin. Bu düzeyde değilse vebali onlara ait olacak şekilde işinize devam edin. Gerektiğinde şerh koymayı bilin. Fitneci ve her şeye itiraz eder duruma düşmeden gördüğünüz yanlışı düzeltebileceğini zannettiklerinle konuş, toplantılarda konuş. Faydası olmasa bile sen vebale iştirak etmemiş olursun. Yalnız ikaz etmek dedikodu üretmek veya iştirakçisi olmak değildir. Hatalı gördüğün alanın dışındaki işlerde bir aksatma veya gevşeklik yapmamalısın. Neticede siz kişilerle değil hata ile uğraşıyorsunuz. Yayacağınız sözlerin ve ortaya koyacağınız tavırların bir vakıftaki hatayı düzeltme amacı ile başladıktan sonra ümmetinize, yarınlardaki Müslümanlığa ne kaybettirebilir olduğunu da düşünmeniz gerekir. Düzeltmeye çalışırken yaralamaya sebep olmamalısınız. Şunu unutmayınız: Namaz, dinimizin direği, Müslümanlığımızın göstergesidir. Camide cemaatle kılınan namaz ise bunun yirmi beş katı daha değerlisidir. Bir camide mesela bir Cuma namazı bir Müslüman için dini ve hayatı demektir. O namazı kıldıran ise bu oranda büyük bir konumda durmaktadır. Bütün bu büyük gerçeğe rağmen dinimiz, “kötü adam” nitelikli birinin arkasında kılınıyor olsa bile camiyi/cemaati/namazı/bir arada olmayı terk etmememizi emretmektedir. Her şeye rağmen, her duruma rağmen… Çünkü biz ümmetiz, meleklerden oluşmuyoruz, insanlardan oluşuyoruz. Böyle başladık böyle devam edeceğiz. Bizden öncekiler böyle kazandılar biz de böyle kazanacağız biiznillah.
Bu noktada eşin yüzeysel olarak da olsa doğruyu söylüyor. Sizin faaliyet isteğinizi zamana yayarak inatlaşmayı engellemenizi tavsiye ederim. Aksi takdirde şeytan yuvanızı dağıtmak için iyi bir fırsat yakalamış olur maazallah, dikkat edin. Aileniz ve huzurunuz faaliyetlerinizden daha öncelikli olmalıdır. Kanaatim budur.
Hayır, bu konu hadislerde vardır. Uygulamadaki içtihatlar da sizin belirttiğiniz gibidir. Farklılığın temelinde ise bu hükme kaynaklık eden hadisi Şafii ulemasının yorumlamasındaki gerekçeleridir. Bir müçtehidin böyle bir yorum yapması ise Şeriat'ımız açısından mümkündür. Hanefi olanlar hükme uyduklarında hadislerin bizzat özüne uymuş olurlar. Şafiiler hükme uyduklarında ise içtihatla açılmış bir kapıyı kullanmış olurlar. Biiznillah ikisinde de dine uymak ve onu yaşamak vardır. Bu da ümmet için bir rahmettir.
Aleykümselam. Nasihatinizi yapın, gerisinin vebaline inşaallah ortak olmazsınız.
Selamünaleyküm. Sizin bekar olmanız veya onun bekar olması durumunda evlenebileceğiniz derecede olan bir kadınla aynı evde, onun ev kıyafetleri içinde iken beraber olmanız doğru değildir. Evet, sizin veya onun şu anda zihin olarak bir sıkıntısı yoktur belki. Hatta birbirinizi kardeş gibi görüyorsunuzdur ama vakti gelince de evlenen evleniyor. Bu nedenle böyle karma bir ortam İslamî değildir. Niyetlerin, samimiyetlerin iyi olması hükmü değiştirmez. Şeriat'ımız, fertlerin özel durumlarına göre değil yaratılışımızın gerektirdiği genel yapımıza göre hüküm verir. Sizin evinizin mesela bayram ortamındaki tatlı manzaranın yıllarca devam etmesi, dedenizin o zevki yaşaması da iyi bir şeydir. Dolayısıyla sizin bir orta yol bulmanız gerekir. a- Kadınlar ve erkekler, evli olsun bekar olsun mümkünse ayrı salonlarda otursunlar. Yemekler ayrı yensin. Tuvalet, banyo ihtiyaçları müstakil bölümlerde giderilsin. b- Bu ölçüyü kurmak fiziki mekân olarak mümkün değilse, bayanlar bedenlerinin rahatlıkla incelenemiyeceği bir kıyafetle evde dolaşsınlar. Bu kıyafet, bir çeşit sokak kıyafeti olsun. Ama dikkat edildiğinde bir erkeğin zevk alacağı incelik ve dikkat çekicilikte olmasın. c- Böyle bir ortamı oluşturamıyorsanız, belki de bunu isteyen ayıplanıyorsa o takdirde Allah'tan korkan biri orada zorunluluk kadar bulunacak, tatilini başka bir yerde geçirecek. Hoş bir ortamda üç gün duracağız diye Rabbimizin gazabına muhatap olamayız.
hac konusundaki diğer fetvalar
Hacca vekil olarak giden hacı, hac esnasındaki keffaret gerektiren hatalarının cezasını kendisi öder.
Önceki dönemlerde haccın kura ile yapılmasına yönelik bir uygulama yoktur. Müslümanlar hac ibadetini çok zor şartlarda ve az sayıda denebilecek kişi ile yapıyorlardı. Allah’a hamd olsun, artık Mekke sokakları bile kalabalığımızı kaldıramayacak kadar büyük bir hac etmek isteyen Müslüman sayımız vardır. Bu durumda haccın oluşturduğu izdiham nedeniyle defalarca can ve mal güvenliği riski oluşmuştur. Hac gibi bir ibadetin cana mal olmasına karşı elbette tedbirler alınacaktır. Bir yandan mekân ve işleyiş tedbirleri alınacak diğer yandan da hacı sayısına kota getirilecektir. Bu tabiidir ve gereklidir. Adil olmak ve Suudi vatandaşlarının da kuraya katılması şartı ile kura ile haccedilmesi normaldir, gereklidir. Bunda bir kasıt aramanın anlamı yoktur.
Saç tıraşı umrenin bir parçasıdır. O olmadan umre ihramından çıkılmaz. Birinci umrenin tıraşını olmadan yapılan ikinci umre olmamıştır. İkinci umreden sonra tıraş olunca esasen birinci umre tamamlanmış olmuştur.
Tavaf bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi, eda edildikten sonra biiznillah hâsıl olan sevap şu veya bu mü'min kardeşe bağışlanır. O bağışlama ile de ona hayır gideceği umulur. Genel kaide bu şekildedir. Başkasının adına niyet ederek ona özel tavafa dair açık bir delil yoktur. Tavaf edip sevabını bağışlamayı tercih edin.
Mekke’ye ihramsız girilmez. Girenin geri çıkıp tekrar ihramla girmesi gerekir. Yapmazsa ceza olarak kurban keser. Mikat sınırları dışında olanlar veya mikattan iç kısımlarda bulunanlar bulundukları yerden ihrama girerler. Mekke’de bulunan ise umre ihramı için Harem bölgesi dışına mesela Ten’im’e çıkar, oradan ihrama girer. Mekke’ye kâfirlerin girmemesi ile ilgili hüküm Medine Harem’i için geçerli değildir. Oraya yerleşmelerine izin verilmese de geçici girişlerine mani yoktur. Kudüs için de hüküm böyledir. Evet, Medine’nin de bir harem bölgesi vardır.
Hileyle bir tür kazanç elde etmek haramdır. Haram kazançtan ötürü ibadetler kabul olmaz demek yerine ibadetlerin ecri, sevabı gidebilir deriz. Hileden, yalandan ve haramdan korunmak zorundayız. Müminiz, mümin olmak bunu gerektirir.