Fetva Meclisi
Soru
Ben namaz kılan birisiydim, hiç kaçırmazdım. Birkaç aydır namazlarımı hep yanlış/yarım kıldığımı hissettim. Kaç rekât kıldığımı ve hangi süreyi okuduğumu şaşırıyordum. Herhangi bir ses konsantrasyonumu bozuyordu. Sessiz bir odaya geçtiğimde bu sefer aklıma olur olmaz şeyler geliyordu. Bir haftadır ise hiç namaz kılmadım. Ne yapmalıyım, ne tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu durum sizde hastalığa dönüşmüş. Siz böyle olunca olmamış gibi devam edin namazınıza. Zihniniz bu olmamış gibiyi kabul etmiyorsa en azı imiş gibi kabul edip ilave yapın namaz içinde ama namazı bozup tekrar kılmayın. Sonra da sehiv secdesi yapın. Bir zaman sonra düzelir biiznillah.
Namazınızı bozmadan devam edin. En az üç ay bozulsa da namazınızı bozmayın ve devam edin.
Doktor ol, tedavi et. Sabret, yıllarca beklemeye hazır ol. Ondan değil Allah’tan bekle, ihlaslı ol. Çok konuşma, konuştuğun değersiz olmasın. İyi tarafları unutma, artı ve eksi ortalaması yap ki adil olasın.
Siz Müslüman bir çevre ile dininizi yaşamaya bakın. Namazı hiç bırakmadan kılın. Gerisi zamanla kendiliğinden gelecektir ama acele etmeyin.
Şeytanın ibadet üzerinden de bizi ezmeye çalışabileceğini unutmamalıyız: Farzları eksiksiz yapın. Namaz dışındaki farz görevlerinizi mesela evli iseniz eşe karşı görevlerinizi, ebeveyne karşı görevlerinizi yerine getirin. İnsan olarak onurlu bir hayat için gerekenleri yapın. Kur'an okumak, ilim öğrenmek gibi ihtiyaçları karşılayın. Artan vakitte de nafile kılın ama bu abartılı olmasın, şeytanın işini kolaylaştırmayın.
İçinizden gelse de gelmese de namaz kılmaya çalışacaksınız. Bazılarının ne dediği önemli mi? Allah diyeceğini demiştir. Kendinizi zorlayın. Bir süre sonra şeytanı yendiğinizi göreceksiniz. Bir süre için sünnetleri terk edebilirsiniz. Ama asla, hiç kılamam yönünü tercih etmeyin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Geçmiş olsun. Başına gelen günahlarına kefaret olsun. Onun için namaz ancak, aklı başından gidince düşer. Abdesti ve temizliği önemli değil. Ne kadar temizlenebiliyorsa temizliği o kadar olacak. Abdesti de ne kadar alabiliyorsa, gerekiyorsa teyemmüm eder. Namazı da oturarak, yatarak nasıl kılabiliyorsa öyle kılacak. Sadece farzları kılarak devam etsin şimdilik. Aman dikkat edin, şeytan onu son anında yakalamaya çalışıyor..
Bundan sonrasına dikkat et. Günahları söylemek bir hata ise eğer o hatanın da tevbesi vardır yavrum. Ondan da tevbe edersin biter biiznillah.
Size şöyle ortalama bir hesap tarif edelim: Elinizde seksen bir gram altın alabilecek para ne zamandan itibaren vardı? Mesela geçen yılın Ramazan ayının birinde ya da bu kurban bayramı arefesinde.. İşte o günü senin mali miladın yap. Her sene o gün bak elinde birikmiş paran seksin bir gram altın değerinden fazla ise sen zekât vereceksin. O altın mesela on bin lira ediyor. Senin elinde de yirmi bin lira var. Yirmi bin liranın yüzde iki buçuğunu zekât vereceksin. Rakam on binin altına düştü ise o sene vermezsin. Dükkânları çalıştırman veya kiraya vermen fark etmez. Sen dükkânların değil elindeki paranın zekâtını veriyorsun.
Anne ve babalarımızın önünde bizim elimiz ve kolumuz, hatta gözümüz, kulağımız bağlıdır. Onlara muhakkak itaat edecek, her ikisinin gönüllerini almaya çalışacağız. Bilhassa yaşlanıp, aciz hale geldiklerinde bu yükümlülüğümüz yoğunlaşmaktadır. Allah’ın kesin emirlerinden biri budur. Arkadaş, eş, iş gibi nedenlerle onları üzemeyiz. Allah korusun, bir anne veya baba ahı bütün hayatımızı zehir edebilir. Bir “ah” yıllar sonra karşımıza çıkıp bizi kahredebilir. Özet olarak şunu bilmeliyiz: Biz anne babalarımızın huzurunda yokuz, onlar ne istiyorsa öyledir. Ancak anne babamızdan ve herkesten önce üzerimizdeki en büyük hak Allah’ın hakkıdır. Allah’ın hakkı önüne hiçbir hakkı geçiremeyiz. Mesela, namaz vakti geldiğinde namaz kılmamız Allah’ın emridir. Bu emri aşabilecek başka bir emir olamaz. Aynı şekilde Allah’ın yasaklarından birine karşı, o yasağı işlememizi emredebilecek bir makam da yoktur. Önce Allah’ın emri geçerlidir. Sonra da O’nun emir ve yasaklarıyla çelişmeyen diğer emirler geçerlidir. Babamızın bizi sigara satın almaya göndermesi, bir günaha alet olmamız anlamına gelmektedir. Sigara, insanlığın topluca nefret ettiği bir pisliktir. Babamızın ona müptela olması, bizim de alet olmamızı gerektirmez. Babamızın o emrine itaat etmeyiz. Ama ona karşı nezaketimizden de geri durmayız. Nazik ve hassas bir şekilde sigara almaya gidemeyeceğimizi ifade eder, ondan özür dileriz.
Gittiği bir yerden ne zaman döneceği belli olmayan, orada seferi olarak kalır. On beş günden fazla kalacağını kararlaştırırsa o zaman seferiliği biter.
Tespitiniz doğrudur; siz kendinizi korusanız da haramla bir arada bulunmuş olacaksınız. İki tehlikeden birinin bulunmaması tek olan tehlikenin zararı olmayacağını göstermez. Evet, haramın büyüklüğü açısından bir nebze hafifleme olmuş olur, o kadar.