İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Bir Müslüman’ın zor bir ölüm yaşaması onun iyi bir Müslüman olmadığını mı gösterir?

Cevap

Asla böyle bir şeyi göstermez. Çok iyi kullar da zorlu bir ölüm yaşayabilirler. Bu onların, kötü olmalarını göstermekten çok Allah Teâlâ’nın onların günahlarını temizleyerek ruhlarını almak için öyle yaptığını da gösterebilir. Ya da sevaplarını arttırmak istemiştir Allah Teâlâ.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayır, böyle bir kural yoktur. Elbette Allah Teâlâ yaptığının benzerini yaşamadan kulunun ruhunu almayabilir. Bu bir ceza çeşidi olabilir ama kural değildir. Hata eden, ettiği hatadan tevbe etmelidir. Eğer hata bir insanla ilgili ise yani kul hakkı dediğimiz durum varsa tevbe ile alakalı olarak ilave bir durum daha oluşur; o kişi ile de helalleşmek gerekir. Hak sahibi yaşarken sadece tevbe etmek yeterli olmaz.

Kul, yaşattığını yaşamadan ölmez mi? İnsanlar yaptıkları kötülüklerin aynısını y
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah’ın rahmet etmeyeceğini bildirdiği ve bunu Kur'an’da kesin bir dille bize öğrettiği biri için nasıl rahmet dilenebilir? Bilmeden ise bu yapılan bir yanlış yapılmış olur. Bilerek yapılıyorsa Allah’ın hükmüne ne cüretle karşı çıkılabilir?

Müslüman olmadığı kesin olan biri öldüğünde arkasından "Allah rahmet etsin" dene
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kesinlikle yanlış bir düşüncedir bu. Kimin nasıl gittiğini bilemeyiz, iyilik temenni ederiz sadece. Önemli olan bir gün fazla yaşayıp o günde bir nefes daha fazla Allah’ı zikredenlerden olabilmektir.

Genç yaşta ölen kişiye Allah bizden çok sevmiş demek doğru mudur? Allah sevdiği
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dürüstlükten ne anladığına bağlı; yaratanına karşı dürüst olmayan birinin nesi dürüst olacak? Bir de bir iki başlıkta iyi olmak her şeyde iyi olmayı gerektirmiyor. Herkesin penceresi farklı, herkes aradığını görmek ister.

Hocam Müslüman olmayan bir kişi için "bizim insanlardan daha dürüst" deniyor. Bu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman, yaşadığı toplumun içinde eriyip giden biri olmayacağı gibi toplumdan habersiz biri de olamaz. Bu zor dengeyi kurabilen Müslüman, Allah'ın rızasına daha yakın Müslüman'dır. Dinini korur, korurken de yayar. Yaşadığı toplumda, dininin hükümlerinin, uygulanan kurallar olması için nasıl mücadele edilecekse, o mücadeleyi yapmaya çalışır. Mubahları değerlendirir, haramlardan kaçınır. İbadetlerini ihmal etmez.

Sosyal Müslüman nasıl olmalıdır, sınırlar nelerdir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman iyi insan ise camide ölür diye bir kural yoktur. Şeytan sizi babanız hakkında evhama düşürmek istemiş siz de ona alet olmuşsunuz. Babanız hakkında isabetli olmayan düşünceye dalmışsınız. Müslüman’ın nerede ve nasıl öldüğü bizim için onun hakkında yönlendirici bir bilgi kaynağı değildir. Elbette secdede ölmek veya şehit olarak ölmek bir emeldir ama mühim olan Allah’a imanın içini dolduran bir hayat yaşamak, ihlaslı işler yapıyor olmaktır. Tuvalette ölmek veya ölmemek insanın tercih edip etmeyeceği işleri arasında değildir ki ondan ötürü bir mesuliyeti oluşsun, iyiliği veya kötülüğüne delalet etsin.

Hocam babam tuvaletini yaparken kalp krizi geçirdi ve öldü. Kardeşler olarak bab

ahiret konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kardeşim, bir kadına zina ettiğini söylemek ahireti batırabilecek kadar ağır bir iddiadır. DÖRT ŞAHİT ile ispatlanmayan veya kendisinin itiraf etmediği bir zina isnadı dünyanızı ve ahiretinizi bitirebilir. Dört şahit bulmak ise neredeyse imkânsız gibidir. Zira bu konudaki şahitler sıradan bir şahit gibi tutulmazlar. Size tavsiyemiz şudur: Böyle bir şeyi gündeme getirmeden, başka sebeplerle ayrılmanın bir yolunu bulun. Siz de kurtulun o da ve muhtemel çocuklarınız da geleceğinizi bulandırmaktan kurtulsun, herkes kurtulsun. Ama şunu unutmayın: Zan üzerine bu iddiayı yaptı iseniz bile bile kendinizi helak ettiniz gibi bir şey yaşarsınız. Allah yardımcınız olsun.

Hocam eşimden şüpheleniyorum. Mahkemeye versem nasıl ispat edeceğim, vermesem ne
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayır, aksine daha çok derdi olur kimi zaman, derdi olmaz sözü geçerli değildir. Fark olarak ne olur? O salih insan, asıl hayat olarak ahireti hedeflediği için, dünya hayatının başına getirdiği acılar ve sıkıntılardan dolayı çökmez. Şöyle anlamaya çalışın: Evinden çıkıp iki km yürünecek bir yola gidenin yorulacağı nokta kaç metredir, iki yüz km yürümek için evinden çıkan birinin yorulacağı nokta kaç km olur? İkisi de aynı yolu aynı bedenlerle yürürler ama biri, iki yüz km gitmek için girdiği yolda beş yüz metrede iken mola vermez. Verse yolu bitmez. Ama iki km gitmeyi planlayan, her iki yüz metrede bir çay molası verebilir. Bizim durumumuz aynen böyledir. Rabbi ile buluşmayı, Firdevs cennetinde olmayı samimi bir şekilde arzu eden için ara yerlerdeki levhalara takılmak olmaz. Elbette mü'min, “ben dünyada kalmak istiyorum” diyen insan değildir, herkesin derdi cennette olmaktır ama Allah’ın bazı kulları bu arzularını adeta evlerinin duvarlarına bile inandırdılar, bazı kulları da kendileri bile ne istediklerinin farkında değildirler. Allah yolunda iken bu dünyanın çilelerine takılıp kalmak veya yola devam etmek böyle bir şeydir. Bu da bir eğitim meselesidir. Ve çok yüksek oranda bir çevre meselesidir. Kimlerle oturup kalktığından, soluduğun havaya kadar her şey buna etki eder. Rabbim hepimize kolay etsin.

Hocam, derslerinizde sürekli Allah dostlarından ve peygamberlerden örnekler veri
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsanlarla alay etmek haramdır. Haram bir günah olarak tevbe edilmedikçe kıyamet günü ateşle karşılık bulacaktır. Bu işi yapan biri muhakkak o kimseleri bulup onlarla helalleşmelidir. Onları bulamaz veya helallik vermezlerse çok istiğfar edip çok dua etmeli, onlar için çok sadakalar vermelidir. Bu bir kul hakkıdır, ahirete taşınırsa helalleşmek ibadetler üzerinden olacağı için durum vahimdir, bu biline!

İnsanlarla (arkadaşları ile) çok alay eden biri aklı başına gelince ne yapacak?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Köpeklerin dolu olduğu bir alanda aval aval dolaşana köpeklerin saldırması kadar tabii ne vardır? Allah’ın rızasını kazanmak için çırpınan bir mü'min böyle şeylerle uğraşmaz, ilgilenmez, alaka göstermez. Siz elinizi uzatırsanız onu ve kolunuzu hatta sizi kaparlar. Basiretli olmak gerekir. Bizim vazifemiz Mehdi aramak değildir. O ne zaman gelirse zaten onun sesi ve kudreti hissedilecektir. İnternetten çağrı yapan Mehdi olmaz. Kendimizi hafif rüzgârlara bile kaptıramayız. İmanımız yerleri ve gökleri dolduracak bir iman olmalıdır. Siz boş bulunduğunuz için size dadanıyorlar. Dik durun. Gaflet görüntüsü vermeyin. İbadetlerinizi yapın. İşinizi yürütün. Çokça Kur'an okuyun. Çokça zikir yapın. Birilerini aramayın, yüreğiniz boşlukta bulunmasın. Allah’a emanet olun.

Hocam, İstanbul’da Mehdi (as) geldiğini söyleyen bir grup beni aylardır rahatsız
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, nemime/dedikodu ahlâk eriten, ahirette azap getiren bir felakettir. Ne yazık ki mübah iş durumuna getirilmiş ve günlük sakız gibi çiğnenir olmuştur. Allah Teâlâ hepimizi muhafaza buyursun. Nemimeye karşı şunları yapabiliriz: a. Nemime yapanı tasdik etmeyiz, onun dinlenebilir olmadığını ona hissettiririz. b. Ortamın ve ilişkilerimizin boyutuna uygun bir dil ve düzeyde ona yaptığının mü'mince olmadığını söyler, uyarırız. c. Ona Allah için buğz ederiz. d. Onun ilettiği bilgiyi yok kabul ederiz. e. Onun ilettiği bilgi üzerinden bilgi doğrulama sürecine girmeyiz ki, onun nemimesi başarılı olmuş olmasın. f. Kınadığımız nemimecinin maksadını gerçekleştirecek bir iş olarak “bana dediğine göre..” diye başlayan bir sözle nemime zincirine katılmayız.

Hocam, NEMİME yani dedikodu çokça yaygın. Neredeyse her dini sohbette kötülüğünd
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayatı yanlış anlamak, baştan hata ile yol almak gibidir. Biz bu dünyada, bir nevi tatil yapmak için bulunan kimseler değiliz. Kâfirler öyle anlayabilir ve bize de onu aşılamaya çalışabilirler ama hayat öyle bir şey değildir. Hayat olduğu gibi imtihandır. İmtihan da onu yapanın iradesine göre gerçekleşir. Bizim irademize göre bir imtihan olmasını nasıl bekleyebiliriz? İmtihan bir kere, ana rahmi gibi bir yerden hayata başlamamızla kendini gösteriyor. O bile başlı başına bir derstir anlayabilen için. Yaşayabilmek için verdiğimiz mücadele bir imtihandır. Bizim gibi insan olanlarla hatta yakınımız olanlara olan geçinme mücadelemiz bir imtihandır. İbadet yapıp ahireti kazanma gayretimiz bir imtihandır. Sağlığı korumak bir imtihandır. Mal kazanmak, mala esir olmamak bir imtihandır. Hayat namına ne biliyorsak o bir imtihandır. Ve biz, bu imtihan için varız burada, sadece ve sadece bu imtihan için! Gerçeği görmezden gelmek kimseye bir şey kazandırmaz, kabul etsek de etmesek de gerçek budur. Allah Teâlâ büyük oranda imtihan sonuçlarını ahirete ertelediği için biz, kâfirleri keyfi yerinde görüyoruz. Eğer hayat, bu yedi kıtalı dünyadan ibaretse diyecek bir şey yoktur. Hayat asıl bu yedi kıtadan sonra başlayacaksa o zaman kâfirler sonsuzluğa kadar battı, bitti demektir. İmanın ne büyük bir nimet olduğunu takdir etmemiz lazımdır. Allah Teâlâ haşa, kullarının yaptıklarından gafil değildir, görüyor ve biliyor. Ama her şeyi hesap gününe erteliyor. Aman dikkat edelim de şeytan dalgın bir anımızı yakalamasın. Aman ha!

Hocam, söyler misiniz ne oluyor üzerimizde, kâfirler bizden daha rahat iken bizi

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.