İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

İnsan ömrünün uzun olması için dua ederse bu dua sanki dünyevileşme olarak anlaşılacağı için yanlış bir şey olur mu?

Cevap

İnsanların ömür ve amel bakımından şu şekilde tasnif edilmesi mümkündür: Ömrü uzun salih ameli çok, Ömrü kısa salih ameli çok, Ömrü uzun salih ameli az, Ömrü kısa salih ameli az. Bu türler içinde en değerlisinin birincisi olduğu şüphesizdir. Aslında ömrün uzunluğu direkt istenen değildir, olmamalıdır da. Uzun ömre büyük salih ameller yerleştirmek için ömür uzasın istenir, istenmelidir. Bu da Allah'ın nimetlerinden bir nimettir. Bu nimeti herkes istemeli ve gereğini de hakkıyla yapmalıdır. Bereketli ve salih amellerle donanmış biri ne hoştur; Allah teala hepimize nasip etsin.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Mü'min için asıl olan, Allah'ın razı olacağı amelleri yapmasıdır. Haramlardan kaçınmak ve farzları eda etmek en büyük yatırımdır. Dua da ilk sıradaki ibadetlerdendir. Duayı, kişinin kendi Salih amellerine dayandırması evla olandır. Dua eden mü'minin: 'Peygamber aleyhisselamın hürmetine…' şeklindeki duası etrafında tartışma olmuştur. Bunu insanların, asıl yapmaları gereken işlerin yerine oturtmaları ve görevlerini ihmal etmelerine sebep olan bir vesile kılma hatalı bulunmuştur. Netice olarak, ortada ulemanın farklı yorumladığı bir mesele var. Biz bu meselede şöyle bir tatbikat yapabiliriz: Bu şekilde dua eden bir mü'mini şirk ve benzeri ağır ithamlara maruz bırakmak makul değildir. Ortada cinayet yoktur, kasıt yoktur. Böyle dua etmeyi uygun bulmayana da namaz kılmayan biri muamelesi yapmak yanlıştır.

Dualarda efendimizi vesile kılmak doğrumudur? Ya da caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kıymetli kardeşim bu tür korkular ve kaygılar, insanın sevdiğine olan bağlılığından ve onu kaybetme endişesinden kaynaklanabilir. Ve kuvvetle ihtimal bahsettiğin şeyler vesveseden ibaret. Öncelikle şunu bilmelisin ki, ölümün ne zaman geleceğini yalnızca Allah bilir. İnsanlar bazen kötü bir hisse kapılabilirler ancak bu, mutlaka bir şeyin habercisi değildir. Eşinin de benzer duygular yaşaması, ikinizin de bu dönemde duygusal olarak daha hassas olduğunuzu gösterebilir. Bu tür düşünceleri beslemek yerine, dua etmek, tevekkül etmek ve anın kıymetini bilmek daha faydalı olacaktır. Ömür, dua ve sadaka ile bereketlenir. Peygamberimiz aleyhisselam, sadakanın belaları def ettiğini ve ömrü uzattığını bildirmiştir. O yüzden, bol bol dua etmeye, hayır yapmaya ve Allah’a sığınmaya devam et. Unutma ki kaygılarla vakit geçirmek yerine, sevdiklerinle güzel anılar biriktirmek daha değerlidir. Allah eşine ve sana sağlıklı, huzurlu, hayırlı uzun ömürler nasip etsin. Allah'a emanet olun.

Hocam ben normalde çok vesveseli biri değilim ama bir süredir eşimi kaybetmekten
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şeriatın kurallarına uygun olan ve yapanın Allah’ın rızasını umarak yaptığı her iş ‘salih ameldir.’ Bu kurala göre salih amelleri, ibadetlerle sınırlamak doğru değildir. Belli bir rakamla tahdit etmek de doğru olmaz. Allah’a iman ve Allah’a imanın gereği olarak iman edilmesi gerekenlere iman, vaktinde kılınan namaz, kabul olunmuş bir hac, ana-babaya itaat, bütün çeşitleriyle cihad, Allah için sevmek-buğz etmek, Kur’an tilaveti, az bile olsa yaptığında süreklilik sağlamak, emin olmak, insanlara karşı affedici olmak, konuşmada doğruluk, infak, insanlara zararsız bir Müslüman olmak, yemek yedirmek, selamı yaymak gibi işler salih amellerin en belirgin örneklerindendir.

‘Salih amel’ kavramını çok sık duyuyoruz. Zihnimizde bir şeyler canlanıyorsa da
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tıpkı namaz ve oruç gibi ’emribilmaruf ve nehyi anilmünker’ kıyamete kadar Rabbimizin emri olarak kalacaktır. İlerleyen zaman hiç bir Kur’an emrini eskitemez. Müminler olarak böyle iman etmek zorundayız. Batı kültürü içimize sindikçe ortaya çıkan hastalıklardan biri de ‘kendi hayatı, özel durumu, yasal hakkı’ türünden savunmalarla insanların haramların işlenmesine sessiz kalmaları ve farzların eksik bırakılmasına karşı tepkisizlikte sakınca görmemeleri olmuştur. Bu bir batı hastalığıdır. Önceki milletlerden de bize sirayet etmiştir. Bazı Müslümanların namazı ihmal etmesine ne diyebilirsek buna da onu diyebiliriz. Kesinlikle yanlışa karşı tepkili, iyiliğe karşı teşvik edici olacağız. Dinimiz böyle bir dindir. Şüphesiz eksiğimiz de olacaktır, insanız neticede. Biz a konusunda eksiğiz diye b konusundaki yanlışı düzeltme vazifemizi ihmal etmeyeceğiz. Hatta aynı yanlışı biz yapıyor olsak dahi durum böyledir, ‘bu yanlıştır’ demeye mecburuz. Yalnız şu ince ayara dikkat etmeliyiz: Yapacağımız düzeltme vazifesi mevcut hatadan daha ağırını oluşturacak veya o hataya daha da derinleştirecekse geri durabiliriz, durmalıyız da. Bunun ötesinde kapasitemiz ve imkânlarımızla ölçülü olarak vazifemizi yaparız. Müslümanlık böyle bir dindir.

Hocam, tebliğ konusunda size sorum olacaktı. Emribilmaruf nehyi anilmünker herke
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu hususta başlangıç olarak doğru düşünüyorsunuz. Netice olarak ise şunu bilmemiz gerekir: Rabbimiz bizi gücümüzün yetmeyeceği bir şeyle sınamaz. Bizden istenenler gücümüzün yettiği şeylerdir. Hayallerimiz, iç kuruntularımız, sevgi ve nefretimiz yüzde yüz hâkim olabileceğimiz şeyler olmayabilir. Bizim, insan olarak yapmamız gereken şey niyetlerimizin etki altında kalacağı çevreyi düzgün oluşturmaktır. Mesela Ramazan gününde oruç tutan bir mü’min, Allah için oruçlu olmaya niyet eder ama bir büfenin önünde saatlerce beklerse niyeti ile niyet ettiği ibadetin etki altında kalacağı çevre arasında çelişki bulunmuş olur. Bize düşen, gücümüzün yettiğini yapabilmektir. Bir başka örnek olarak da sizin durumunuzu ele alalım. Siz Allah için süren bir hayat yaşamak istiyorsunuz. Bunun için çevre de oluşturmanız gerekir. Çevrenizin etkisinden sıfır oranda kurtulamazsınız. Avrupa'da ikamet ederseniz bu niyetiniz sizi yalanlayabilir. Ya da siz niyetinizi yalanlamış olursunuz. Hayatî bir gerekçe olmadıkça Avrupa sınırlarında kalan birinin niyet oluşturma sıkıntısı araması makul olmaz. Bunu sadece bir örnek olarak size söylüyorum. Meselemiz nerede yaşama meselesi değildir. Bir başka husus da başta Kur'an'ımız olmak üzere bilgi kaynaklarımızı sürekli enerji oluşturacak şekilde tazelememiz gerekmektedir. Bir de duanın en önemli silahımız olduğunu unutmayalım. Allah yardımcımız olsun.

Ameller niyetlere göredir deriz ve bununla ilgili de hadisi şerif var fakat beni
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmemiz Kur'an’ımızın emridir. Bu şekilde İbrahim aleyhisselamı anarak ya da teşbih yaparak salavat getirmemiz ise bizzat Peygamber aleyhisselamın emridir. Dolayısıyla bu salavatta akılla veya beceri ile oturtulmuş bir şey yoktur. Emir böyledir böyle yapılmaktadır. Tam olarak hikmetini de ancak Allah Teâlâ bilir. Bildiğimiz makul gerekçe ise şudur: İbrahim aleyhisselam, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dedesidir. Allah Teâlâ İbrahim aleyhisselamın evine rahmet etmiş, bereket vermiştir. O bereketin aynısını bizim Peygamberimiz için de talep etmiş olmaktayız. Burada İbrahim aleyhisselamın Muhammed aleyhisselamdan üstün olmasını gerektirecek bir durum da yoktur. Zira teşbih bereket/rahmet üzerindendir isimler üzerinden değildir. Rabbim ibadetlerimizi kabul buyursun. Peygamber efendimize, ehlibeytine, ashabına salat ve selam etsin.

Her namazda Salli ve Barik dualarını okuyoruz. Anlamına baktığımızda “Allah'ım!

dua konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Vird müminin kendisine adet edindiği okuma veya zikir için seçtiği şeylerin bir arada bulanan şeklidir. Şu kadar Kur'an, şu dualar, şu zikirler gibi belirlenmiş seçme okumalara verilen isimdir. Genelde bir nafile ibadettir bu. Her müminin bir virdi az veya çok olmalıdır. Zira bu okumalar zaten okumakla emrolunduğumuz şeylerdir. En azından tavsiye edilmişlerdir. Kapasitemiz veya imkânlarımıza göre miktarını ve zamanını biz belirlemiş oluyoruz. Aşağıdaki linke bakabilirsiniz: https://fetvameclisi.com/fetva/zikirleri-vird-edinirken-temel-ilkelerimiz-neler-olmalidir

Vird veya evrad ne demektir? Bizim bir virdimiz olmalı mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dua, kul ile Rabbi arasındaki en samimi bağdır. Kimi zaman uzun uzun, kimi zaman kısa bir şekilde dua edebilirsin. Allah Teâlâ ne dediğini de bilir, niyetini de bilir, kalbinden geçeni de bilir. Senin yaptığın bu “toptan dua” şekli, Kur’an’a ve sünnete aykırı değildir. Yalnız şunu unutmamanı tavsiye ederim: Her bir dua, kulun Rabbine yakarışıdır. Onu alışkanlık hâline getirip sadece “toptan” dua ile yetinmek doğru olmaz. Dolayısıyla dua ederken yaşadığın hali dikkate alarak zaman zaman tek tek, zaman zaman da geçmişte yaptığın duaya gönderme yapabilirsin. Bu şekilde hem sünnete daha uygun olur hem de kalbindeki canlılık korunmuş olur. Allah dualarını kabul etsin.

Bazen çok uzun dua ediyorum. Birçok şeyi rabbimden istiyor, birçok şeyden de rab
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Senin içini bilen, kalbini gören, dualarını işiten Rabbimizdir. Çok samimi, çok dertli bir yüreğin var. Ama bil ki duası kabul olmuyor gibi hisseden herkes, aslında Allah’a en yakın olanlardandır. Dua Ettim, Olmadı... Ne Yapmalıyım? Evvela şunu bilelim: Dua eden bir kul asla kaybetmez. Çünkü dua ya hemen kabul edilir ya daha iyisi verilir ya da ahirete saklanır ve orada öyle büyük sevaplara dönüşür ki, kul o gün şöyle der: “Keşke dünyada hiç duam kabul edilmemiş olsaydı da bu mükâfatı burada toplasaydım!” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: " Allah’a dua eden herhangi bir insanın/müslümanın duası mutlaka kabul edilir. Günah işlemediği, yakınları ile ilişkisini kesmediği ve isteğinde acele etmediği sürece Allah ona ya dünyada istediğini hemen verir veya isteğini ahirete bırakır ya da duası nispetinde günahlarını bağışlar. Sahabe, “Ey Allah’ın elçisi! Nasıl acele edilir? diye sordular. Hz. Peygamber, “Kulun, Rabbime dua ettim de duama icabet etmedi, demesidir” buyurur. (Tirmizî, De’avât, 13) “Allah’ım Sana Küsüyorum” Demen... Kardeşim… O anda kalbin kırılmış, çok sıkılmışsın. Bu söz imanla söylenmiş bir isyan değil, bir sitem olmuş. Ama yine de böyle cümleler kurmak uygun olmaz. Niçin mi? Çünkü sen Rabbine küsersen nereye gideceksin? Sığınacak başka bir kapı var mı? Yaralarına merhem olacak kim var? Ama üzülme… Sen kötü niyetle söylememişsin belli ki. Zaten sonra pişman olmuşsun. Bu da tevbedir. Allah-u Teâlâ buyuruyor: "De ki: Ey kendilerine zulmeden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar." (Zümer sûresi, 53. âyet) Küsme… Sitem etme… Ağla ama terk etme. Zaten Allah şöyle diyor: "Bana dua edin, duanıza karşılık (icâbet) vereyim." (Mümin sûresi, 60. âyet) Senin duanı kabul etmeyişi belki de seni daha çok dua eden, daha çok Allah’a sığınan bir kul yapmak içindir. Ne Yapmalısın? Namazdan sonra dua etmeye devam et. Ama “illa şu olsun” diye değil, “Hayırlıysa ver Allah’ım” diye… Sabırla bekle. Dualar bazen gecikir ki kul olgunlaşsın. Peygamberlerin dualarını hatırla. Yakup aleyhisselam yıllarca Yusuf’una kavuşamadı ama asla küsmedi. Allah Sana Yakın! Senin yüreğindeki o sızı, Allah’ın seni terk ettiğinin değil seni işittiğinin alametidir. Duan kabul olmuyor gibi görünse de sen hâlâ dua ediyorsan bu zaten bir kabul işaretidir. Sakın bırakma, sakın küsme, sakın darılma. Allah duaları kabul eder. Ama zamanı O seçer. Allah’a emanet ol kardeşim. Her sıkıntının sonunda bir kolaylık var. Rabbim sana iç huzuru, kalbinde ferahlık ve duasında sabır versin. Sen yalnız değilsin. Allah seninle…

Ben çok dua ediyorum ama duam kabul olmuyor, bu da çok zoruma gidiyor. Ne yapaca
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Her ikisini söylemenizde de bir sakınca yoktur. Nitekim Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisi şerifinde Yahudilere hitaben “Allah size hidayet versin ve aklınızı ıslah etsin” buyurmuştur. Islah, düzeltmek, iyileştirmek manasına gelirken hidayet ise doğru yolu göstermek, hakk olana sevketmek manasındadır. Kötü davranışları olan bir insan için her ikisini kullanmanızda onun için aynı güzelliktedir.

Hocam, karşımızdaki bir insanın kötü davranışları varsa onun için dua ederken "A
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bahsettiğiniz durumlar “vesvese” içerisinde olduğunuzu gösteriyor. Bu yüzden Allah’ın izniyle atlatabileceğiniz bir durumdur. Bunu sizde zaten inanarak söylemediğinizi kabul ediyor, aklınıza gelen hızlı bir düşünce olduğunu ifade ediyorsunuz. Öncelikle tavsiye edilmesi gereken bir durum: - Eğer bu durum devam eder ve kökleşirse, bir psikologdan destek almanız, durumun daha fazla ilerlemeden uzman yardımıyla bu süreci kısa sürede atlatmanıza yardımcı olacaktır. OKB durumunuzdan dolayı muhakkak bir psikolog ile hareket etmeniz de gerekmektedir. -Uzmana görünene kadar ise bu tarz konular üzerinde durmayın, çok fazla araştırma ve zihninizde döndürme yoluna çok gitmemeye çalışın. Namazınızı da bozmadan devam ettirmeniz daha iyidir. Böyle bir durumda sürekli namazdan çıkmaya başlarsınız, bunu yapmayınız. Böyle yaparsanız namazınızı bırakmaya başlayabilirsiniz. Aman böyle bir durum daha sancılı olur. Aklınıza gelen kötü şeyler başınıza gelmez Allah’ın izniyle. Siz Allah’a sığının ve o esnada işinizi yapmaya devam edin, bırakmayın. -Aklınıza böyle düşünceler geldiğinde euzubesmele çekin, hiç aklınıza gelmemiş gibi kabul edin. Kuran okuyun, Felak, Nas Sureleri, Ayet el-Kürsi’yi her gün bolca okuyun. Dua etmeyi ihmal etmeyin. Boş kalmamaya özen gösterin. Çünkü meşguliyetleriniz size doğal süreçte bu vesveseleri unutturacaktır Allah’ın izniyle… Allah’a emanet olunuz.

Hocam, ben dua ederken bazen istemeden aklıma kötü şeyler geliyor ve bu düşüncel
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sünnette var olan bu duayı hayatınızın birçok alanında okuyabilirsiniz. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir adamın bu duayı ettiğini duyduktan sonra “Ona hayran kaldım. Cennetin kapıları ona açıldı.” diye buyurmuştur. Bunu duyan İbni Ömer -sahabe- bir daha bu duayı hiç terk etmediğini söylüyor. Siz de bunu hayatınıza işlemeye çalışabilirsiniz. Rabbim yardımcınız olsun.

Hocam, ben bir rüya gördüm ve hâlâ etkisinden çıkabilmiş değilim. Rüyamda, suret

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.